Drogba geldi sırada Pato var!

Perşembe, Şubat 12, 2009 zaman: Perşembe, Şubat 12, 2009

2. lig'e yükselmeyi kafasına koyan göztepe, transferin son gününde süpriz bir şekilde chelsea'li oyuncu "drogba" u renklerine bağladı.. adebayor "ben zaten doğuştan göz gözlüyüm" açıklaması yaparken, kafasının kıyak olduğu gözlerden kaçmadı.. haberin aslı ve devamı için buradan...

İzmir Halkı Futbol'a Aç

Perşembe, Şubat 12, 2009 zaman: Perşembe, Şubat 12, 2009


ne zaman bir milli maç yapilsa, ne zaman bir istanbul takimi izmirde gelip maç yapsa duyulacak terane budur "bakin tribunler tiklim tiklim, izmir halki futbola aç".. akabinde de direk tespit yapilir "bir takimin artik süper lig'e cikmasi gerekiyor.." bunu soyleyen izmirlilerin en azindan bir futbol takiminin, 11'ini az buz sayabilmelerini beklerim ben.. altay'in mesela 15000 kisiye oynamasini beklerim, karsiyakanin 30 bin'e oynamasini beklerim.. genc beylerimiz, genc hanimlarimiz kendi takimlarinin maclarina gitmezler, ama istanbuldan gelince gençler hop akarlar giderler maçlarina.. sonra da aynı terane calinir "izmir halki futbol'a aç" yok efendim izmir halki futbol'a aç falan degil.. izmir halki istanbuldan gelen cocuklara aç..

bir şekil anlayabiliyorsunuz tabi. şu göztepe'nin karşıyaka'nın altay'in cevval gençleri, bir şekilde kendi aralarinda yillar yili kavga edip, tribunlerden soguttular halki.. bir de bir şekilde izmirde futbol seviliyorsa bu izmir ataturk stadi'na ragmen bir şeydir.. hiç bir takim taraftarinin "mabedimiz" diyecegi bir yeri yok ki şu izmir çukurunda.. altay'in bile zor maçları olduğunda, direk atatürk'e taşınıyor hadise..

izmir futbol'a aç maç değil efendiler.. futbol duruyor burada.. gelin hafta sonlari saat 2 civarinda alsancak'a, gidin buca'ya takimlarinizi destekleyin önce, o çok sevdiğiniz, yollarini gözlediğiniz istanbullu beyler de izmir'e gelirken bir iki kere düşünsünler, sivas'a gittikleri gibi gitsinler..

bir de bu hadise izmir halkinin kaliteli futbola acligina indirgeniyor bazen ki o daha fena.. kaliteli futbol denen sey de fenerbahce, galatasaray, besiktas ha.. nasil artik kaliteli futbolsa.. görmüyoruz sanki.. fenerbahce'nin büyüksehir deplasmanlarini, ne bileyim efendim besiktas'in konyasini.. süperlig'e cikinca sanki izmir'de chelsea ile barcelona maç yapacak da ona bakip izleyecegiz.. delpiero forma verecek icabinda ne bileyim, henry deniz atında bira içecek, ronaldo gül sokakta karı kız kesecek..

yok öyle bir şey. süper lig dedigin sabri, ibrahim üzülmez, uğur boral gibi isimleri içeren bir hadise. istanbul takimlarinin bir farki yok aslen altay'dan, karşıyaka'dan, buca'dan.. daha neyin tatavasını yapiyorsanız.. stadina bir kere gitmemişsin, ama acaip koyu galatasaraylisin. olmuyor öyle.. hayir ben de galatasarayliyim eyvallah, ama önce altay'liyim yahu.. zira ben bağırmışım alsancakta "sehmuz ofsayttasin" diye, ne bileyim "erdi facebook'una eklebeni, cannavaro musun" demisim, duymus beni gülmüş etmis..

bu güzellikler varken nasil aç kalıyor izmir futbol'a anlamiyorum ben..

chelsea'yi 2 haftada şampiyon yaparım

Salı, Şubat 10, 2009 zaman: Salı, Şubat 10, 2009


ismini vermek istemeyen bir blog yazari, yilmaz vural ile çay içtiğini, tecrübeli hocanın "bi cigara ver bakalim" dedikten sonra "bu chelsea'yi 2 ayda şampiyon yaparim" dediğini ortaya attı.. yilmaz hoca adına yaşanacak gelişmeleri buradan dile getireceğiz.. fotograf www.yilmazvural.com adresinden..

Mesut Yoksa Hayko Var

Salı, Şubat 10, 2009 zaman: Salı, Şubat 10, 2009


Mesut Özil'in Alman milli takımını seçmesinden sonra asılan yüzler, gelen mutlu haberle tekrar güldü.. ismini vermek istemeyen bir milli takım yetkilisi "Mesut Almanya'da büyümüş, orada arkadaşlar edinmiş, her şeyini oraya borçlu bir genç evladımız. Alman takımını seçmesinden doğal bir şey olamaz. Ama biz de "Vah vah mesut almanya'da oynuyor" diyip oturmak yerine yapıcı hamlelerde bulunduk. Mesut yerine "Hayko Cepkin"'i oynatacağız. Bir kaç sene içinde de bir Almanya musabakası organize edip, forma değiştirme sırasında gerçek Mesut ile Hayko'yu değiştireceğiz.."

Yetkililere "ehehe" diyoruz.

fotograf bobiler.org dan geliyore.. (jargon bu)

Scolari Samsunspor'da?

Pazartesi, Şubat 09, 2009 zaman: Pazartesi, Şubat 09, 2009


Haftasonunda Ercüment Dere'nin şok istifasi ile sarsılan samsunspor camiasi, chelsea'den kovulan scolari'ye kancayı taktıklarını acıkladı. "samsunspor chelsea'den büyük bir camia, scolari'nin bizi önce süper lige sonra da intertoto kupasına ulaştıracağını umuyoruz" diye konuşan ismini vermeyen bir samsunspor yetkilisi taraftarın yüzünü güldürdü.. samsunspor'a başarılar diliyoruz..

61. dakika

Pazartesi, Şubat 09, 2009 zaman: Pazartesi, Şubat 09, 2009

"beşiktaş deplasmanından sonra, denizlispor ile içerde oynayacağız. eğer her şey istediğimiz gibi giderse 61. dakikada uzaya adam göndermeyi planlıyoruz.. trabzonspor'un şanına yakışanı da budur"

ambulans

Pazar, Şubat 08, 2009 zaman: Pazar, Şubat 08, 2009

maç yazısında bahsettik.. bu da görsel destek olsun.. fotonun alındığı yer http://www.footballove.com/ süper bir blogmuş acaip sevdim..

8 şubat 2009 altay güngören belediyespor

Pazar, Şubat 08, 2009 zaman: Pazar, Şubat 08, 2009

(ercan'in çok kötü oyunu neticesinde 20. dakikada oyuna alınan mesut bulduğu su birikintilerine basarak rakibin üstünü başını ıslatmaya çalışmaktan başka bir performans sergileyemedi)

yagmurlu bir izmir gününde, insanlar "yagsin yagsin bereket yahu, suzu kaldik" demeyi birakip "allahin gücüne gitmesin ama yeter lan.. ingiltere mi burasi? watford mu?" demeye baslamislarken, izmir alsancak stadinda oynanan, bir o takimin, bir bu takimin öne geçtiği ve nihayetinde altay'in 3-2 kazandığı musabakadir..

maçtan evvel izmirde kahvaltilar boyoz ile yapiliyor, çaylar içiliyor, 13:30 daki maç için evden çıkılıyordu.. federasyonun gün be gün maç saatleri geriye almasi alcak seslerle kınanıyor, "9 da yapilsin oldu olcak" veryansinlari çalınıyordu.. zirveden gitgide uzaklaşan altay'i yagmurda izlemeye nereden baksan bir 5000 kişi gelmişti. bu 5000 kişinin 3000'i açığı doldururken, alsancak stadının havuza dönen tribunlerinde ufak bir çocugun boğulmak üzereyken kurtarilmasi üzerine altay baskani, taraftarlarin isterlerse kapaliya gelebilecegini işaretle belirtti. bunu firsat bilen slumdog millionare kivamindaki cimentepe tayfasi kapaliya dolarken bir avuc taraftar güngeren belediye taraftarlarini gözden kaybetmemek için yerlerinde kalıyorlardi.. güngören belediyeyi destekleyen tam olarak 17 taraftar ve 22 polis bulunmaktaydi.

her zaman olduğu gibi altay ilk yarida apartman tarafindaki kaleye oynayacakti. gökhan kaleyi koruyacak, ileri uçta sehmuz, burak sagda yasin solda molina gol arayacakti.. mustafa kamil abitoglu'nun baslama düdügü ile birlikte yagmur siddetini arttirmis, açık tribundeki "çimentepe" afişi yerinden çıkmış, bir kaç yaşlı altay taraftari direk grip olmuştu..

altay ev sahibi bir takim gibi atak oynarken, güngören'in 1.50lik 10 numarasi yanılmıyorsam turgut çamura saplanıyor, cannavaro erdi onu camurdan çıkartiyordu.. tribunde su sıçratmaya yönelik çirkinlikler, naylon posetlerle yapilan maymunluklar yasanirken sehmuz ceza yayının oradan çektigi bir şutla takimi öne geçiriyordu.. tribunler delirmiş tipik karşılıklı "büyük altay" tezahuratini yapmaya baslamislardi.. kapali büyük diye bagirdiktan sonra tam açık altay diye bağıracakken tüm stat kompile "büyük hasiktir" çekiyordu.. güngören beraberliği sağlamıştı..


güngören bir kere gelmişti ve golu atmişti.. dakika 40 gibi bir kere daha gelmeye karar verdiler ve yine benzer bir şutla,yunus topu gökhan'in yanından aglara gönderiyordu.. güngören'in bir avuç ama gür sesli taraftari delirmişti.. özel seçim deplasmana gelen taraftarlar alsancak stadını inletiyorlardi.. dakika 45'i gösterirken güngören belediyeli adem gayet manyak bir şekilde ayagini yerde topa hakim olan gökhan'in burnuna ekleştiriyor, ve gökhan'in burnu kırılıyordu.. gökhan'i almak için gelen ambulans çamura saplanınca "beyler el atalim beyler" cagrisina bordo mavi formalar içerisinde güngören belediyesporlu oyuncular geliyor ve ambulansi iktiriyorlardi..

alsancak stadinda her maçin devre arasinda olduğu gibi öfke hakimdi.. hakem'e ve güngörenli adem'e yapilan galiz küfürler "gökhan için güngörene koy" tezahuratlarina yerini birakirken güneş yüzünü belli etmeye başlıyor, altay bu sefer duvar tarafindaki kaleye gol atmaya karar veriyordu..

(bunlarin cümlesi açık bileti ile girdi buraya.. ama noldu? orada da ıslandılar.. yaaa efendi.. )

ikinci yarinin hemen başlarında kaleyi döven merter topu direğe nişanlıyordu.. tahir kaptan takima cesur bir oyun oynatiyor, çok geçmeden de yiğitcan kornerden gelen topu ağlara birakiyordu.. maç 2-2 olmuştu ama tahir kaptan alenen galibiyet istiyordu.. feyyaz olsa 2-2 nin üstüne yatacakken, molina oyundan cikiyor, yerine can giriyordu.. ben bu noktada tribunden 15 yaşındaki cocugunu sahaya atmaya calisip "can kim? candan forvet mi olur? cani aliyorsun oyuna.. bunu sok oyuna (cocugunu kastediyor) daha iyi" diyen babaya katilmiyorum. can'in oyuna girmesi tüm oyunculara "bak gol ariyoruz" mesaji veriyordur bence..

her neyse dakikalar 77'yi gösterirken sahadaki 5 uzun sacli altaylidan biri olan burak, penalti noktasinda düşe kalka topa vuruyor, top da kalecinin solundan aglara tingir mingir giriyordu.. maçın tartismasiz yildizi burak taraftarlara "nasil siktim nasil siktim" diyerek kosarken taraftarlar kendilerinden geciyor, golden sonraki atraksiyon olan kosarak ön sıralara inme eylemini yapmaya calisan 3 taraftar yagmur nedeniyle islanan koltuklarda kayarak canaklarını catlatiyorlardi..

velhasil son dakikalardaki güngören baskisi ve taraftarin "güngörene nasil koyuyoruz" tezahuratlari sonuç getirmeyince (ehehe) maçta baska atraksiyon olmadan maç bitiyordu.. kesinlikle tahir kaptan altay'a 3 puan'i kazandiriyor manisa'nin ve kasimpasanin malubiyetleri ile altay yine "acaba?" diyordu..

maç sonrasi roportajlar:

çekirdekçi tayfa: altay bugun çok istekli çok arzulu oynadi.. ambulans'in bile çamura battığı bir sahada nasil oldu da galip gelmeyi başardınız. ne diyeceksiniz?

tahir karapinar (altay): ''Geriye düşmemize rağmen futbolcularım aslanlar gibi mücadeleyi bırakmadı. Çok bir galibiyet aldık. 4 haftadır devam eden beraberlik serimiz vardı. Bunu kırdığımız için psikolojik olarak da rahatladık. Güngören Belediyespor'u da kutluyorum. İyi mücadele oldu. Taraftarlarımızın çok zevkli bir maç izlediğini düşünüyorum. Önümüzde Manisaspor maçı var. Galibiyetlerimizi sürdürüp yukarılara tutunmak istiyoruz.''

çekirdekçi tayfa: yine bir deplasman malubiyeti?
turhan öz yazanlar(güngören belediye) : 'Evet bir deplasman malubiyeti. Ancak diğerlerinden farklı olarak çok iyi bir mücadele oldu. Sahadaki mücadele bizi umutlandırdı''




7 şubar 2009 galatasaray kayserispor

Cumartesi, Şubat 07, 2009 zaman: Cumartesi, Şubat 07, 2009

(tribunler ayaga kalkmayan fenerli olsun diye bagirirken, yenilen golun ardindan 2 galatasarayli futbolcu fenerli oluyordu)

kayserispor'un son dakikada attigi gol ile 1-1 lik beraberligi yakaladigi, boylelikle bir sezonda galatasaray'dan iki beraberlik kopardigi bir şubat günü musabakasıdır.. kayseride oynanan maç bir tatil yöresinde, 5 metre ilerde "canli köpek baliğını lütfen sevmeyelim" yazisinin asili oldugu bir akvaryum varken izlenmişti. oysa şimdi üşüyerek, evde ayak parmaklarini kütleterek izliyordum..

mactan evvel takimlar sahaya cikip "isinalim bakalim" diye ortada dolasirken, lincoln isinma işini abartip çektiği bir şut ile bir polisi bayiltiyordu.. eski açıkta bir taraftarın anilari canlaniyor ve "çingen arif böyle inek bayiltmis inek! o zaman tabi floryanin etrafi inek dolu. cakmis sutu inek "hik" demis bayilmis.. aynen boyle" seklinde geyige giriyordu.. adnan polat sivasspor'un karanfil gösterisini bir boy üste tasiyor ve tüm kayserispor kafilesini kebap yemeye götürüyordu.. süleyman hurma 2 adana yiyor, "vay ne yedin be arkadas" cekistirmeleri arkasindan yapiliyordu..

(sigarayla savasanlar derneginin ambleminin daha bir gerilla amblemleri gibi olmasi gerekirken, alenen "sigarayi sevenler dernegi" gibi olmasi sasirtici..)

hakan sükür nami diger kral tribundeydi kızıyla birlikte.. bu sene ilk defa.. tribunde pankartlar aciliyor, "bjk çarsi" ile soguk savas baslatiliyordu.. neşeli bir gündü velhasil.. kayserispor taraftari maca ilgi göstermemis galatasarayli futbolcularin sahaya "sigarasız bir dünya için elele" pankarti ile çıktıklarını görememişlerdi.. bu pankart tribunde sigara icenlerin canını sıkmış, numarali alttan "yarin bir gün ateistler, para bastirip "maçı izleyin, hayatin keyfini çıkartın zira tanrı yok" pankartini tutustursa bunlarin eline çıkacaklar mı acaba?" seklinde serzenisler gelmisti.. tolunay kafkas bere giyip, kollarini sıvamış alenen balik halinden gelmiş gibi dururken, skibbe yine kirmizi kravati ile uğur deniyordu.. skibbe'nin delilik ile dahilik arasindaki ince çizgiyi çoktan geçtiğini düşünüyorum ben ama bunu yaziya yedirip, inceden skibbe'ye ayarlar vermek niyetindeyim..(yorumsuz.. ah bunu da yaptim ya, blogdan baska bir sey istemem)

selçuk derelinin maç boyunca calacagi tek yerinde düdük ile maç başlıyordu. galatasaray rusya tarafındaki kaleye saldıracakken, kayserispor tam ters istikamette gol üretmeye calisacakti.. galatasaray'in sol bekinde mehmet topal oynarken, orta alan ayhan ve mehmet güven'e emanetti. sağ kanat kompile sabriye verilmişken ilerde baroş ile nonda yi besleyecek insan lincolndu.. galatasaray tipik bir ev sahibi takim gibi oynuyor, ama ardanın ortalari yerini tutmuyordu.. emre aşık mehmet topuz'un yanına gidip "bu formayi asla giyemeyeceksin" dese de mehmet topuz, mehmet yildiz gibi mehmetlemiyordu.. sahada onlarca mehmet vardi bu arada.. dakikalar 23'ü gosterirken, lincoln ceza alanına giriyor, kayserili futbolcunun ayagina "takilip", "yandim anam" diyerek yere düşüyordu.. hakem selcuk dereli "ne daldin be arkadas.. yer miyim lan ben?" ayarinda gülerek lincoln'e karti çıkartıyordu.. dakika 27 gibi sabri ceza alanına orta yapmayi düsündü.. hesabinda arda mactan sonra "saolsun sabri abi soldan ortayi gonderdi bana da dokunmak kaldi" diyecekti ama sabri topu nonda'ya kafayla verdi.. nonda da karambol futbolcusu olmanın avantajini kullanarak golu aglara gönderiyor galatasaray'i bir sıfır öne geciriyordu..

(galatasaray kaptanlarından biri olan lincoln, golden sonra nonda'yi bogarak taraftarlarin gözüne girmeye calisiyordu)

maç bundan sonra kopuyordu.. kural kitabinda "eğer serbest atış beklenilmeden kullanılırsa, çirkinlik yapilmaz" dense de selcuk dereli kendi kitabini uyguluyor ve lincoln'u oyundan atiyordu.. genç eren baroş'un kafasını ve kendi kaşını patlatıyor, kanlı uniformasi ile selcuk derelinin orasi ayri burasi ayrı oynuyordu..

basiretli bir teknik direktor, 2 forveti besleyecek adam atilmisken, 2 forvetten birini cikartip orta saha alacakken skibbe "bugun tavuk yedik yarin balik yeriz" kivaminda düsüncelere daliyordu.. maçın ilk yarisi selcuk derelinin şeysiyle biterken tribunler selcuk dereliden gol istiyordu.. tribunler hadisenin "eurovision" sarkisi ile yatismaya calisirken birisi cikip "selcuk nereli beyler? memleketi neresi?" diyerek fitili veriyor, taraftarin nefreti 15 dakika boyunca sinmiyordu..(fotoğraftaki iki "beceriksizi" bulabilir misiniz?)

ikinci yari baslarken tribunler selcuk dereliye "tam zamanı simdi" diye bagirirken galatasaray savunma yapmaya basliyordu.. tolunay kafkas alisik olunmadigi bir sekilde hucum futboluna yonelmis galatasaray ise hala ve hala orta saha oyuncularini arttirmamisti.. 65 gibi sahaya bir beyaz güvercin girerken skibbe parmagi ile kuşu gösterip egleniyor, bunu firsat bilen linderoth direk oyuna giriyordu.. galatasarayda bu sene oynadigi mac sayisi forma numarasindan az olan linderoth akin akin gelen kayseri ataklarinin karsisina dikiliyordu.. genis alanlar bulacak baroş'un tek harfi değiştirilip barış yapilirken dili dışarda nonda son dakikalardaki çok net kontra ataklari heba ediyordu.. kayseri sagli sollu saldiriyor, morgan bir sekilde toplari cikartiyordu.. mamafih 90+2 de mehmet eren topu igne deliginden geciriyor, morgan 'da "her topu ben mi kurtaracagim" düstürü ile golu yiyordu.. yurt genelinde 3 televizyon, 78 cay bardagi, 21 sandalye o vakit kiriliyordu..

hülasa selcuk dereli ve skibbe komplosu ile galatasaray 2 puan'i daha sahada birakiyor, zirvedeki trabzon ve sivas'i daha da yalnız bırakıyordu.. selcuk dereli'nin ise bir daha galatasaray macını bırak, mecidiyekoy taksi duragindan taksi bile alabilecegini sanmiyorum ben..
(tolunay kafkas golden sonra seviniyor.. temsili resim)

3 şubat 2008 sivasspor galatasaray

Salı, Şubat 03, 2009 zaman: Salı, Şubat 03, 2009




(sivas'ın yeni transferi, eski galatasaray'li murat erdoğan adnan polat'a karanfil vererek "başkanım beni al" mesaji verdi)

Yine soğuk bir sivas gününde, aylardan şubat iken ağzına dolu tribunlerde oynanan (devlet işsizlik oranını gerçek açıklamalı bence.. salı günü saat 2 de sivas'ta stat bu kadar doluyorsa ekonomideki dandiklik daha büyüktür kanımca) ve sivasspor'un normal süresini 1-1 beraberlikle, uzatmalari yine "aman bozmayalim" diyerek 1-1 götürdüğü, penaltilarda ise katliam yapip fortis türkiye kupası yarı finaline çıktığı bir musabakadir bu maç..

(sanki 2 hafta önce orada maç yapan onlar değilmiş gibi stadı kontrol'e çıkan ayhan ile arda aralarında koyu bir sohbete daldilar.. "haaa dedim benden bu kadar.. gelemem ben oyle arkadas.. diyo sen okuldan al cocugu.. ne alicam lan!" diyen ayhan'i kulakliklari nedeniyle duyamayan arda baş sağlamakla yetiniyor)


Maçtan evvel artık sakatları yerine oynayabilecek oyuncularin adlari yazilsa işlerin daha kolayca halledilebileceği galatasaray, bir ton oyuncusunu istanbulda birakiyor, gelebilenleri "kalabalik gorunelim yahu!" mantigi ile sivas'a getiriyordu.. 600 kadar galatasaray taraftari tribunde yerlerini alirken sakatlarin yaninda ümit karan'in golcülüğünün de istanbulda birakildiğindan bir haberdiler.. skibbe zemheri zürafasi gibi sahaya gömlekle çıkıyor, ümit karan kirmizi karti gördüğü yeri "işte şurada attı beni" diyerek elaleme gösteriyor, sivasli taraftarlar da galatasaraylilar utansin diye galatasaray takimina karanfil veriyordu.. o galatasaraylilara verilen karanfiller maç sonuna kadar stadın kenarinda yerlerde bulunacak, 4 eylül stadını alenen zeki müren'in cenaze gününde teşvikiye'ye çevireceklerdi..

polislikten hakem bünyamin gezer maçı başlatmaya karar verdiğinde galatasaray çoktan spor salonu tarafındaki kaleyi almıştı.. tv izleyenler için bu kalenin sol tarafta olduğunu söylemeliyiz.. sivas bildiği sakatlamaya yönelik sert futbolunu oynarken daha 8. dakikada seda sayan'in kardeşi sedat sayan'a acaip benzeyen ibrahim ceza yayının orada, topu kaleye paralel sürüyordu, diallo "geliyoooo" diye bagirmasina rağmen arkasını göremeyen ibrahim topu arda'ya kaptiriyor, arda'da bojan kirkiç'e öğrettiği bir vuruşla topu ağlara gönderiyordu..



Eski bursasporlu ibrahim'in büyük hatası galatasaray'i bir sıfır öne geçiriyordu.. ortalık hareketlenmiş, emre aşık her pozisyonda inceden "arkadaşım niçin sert oynuorsunuz" kibarlığında konuşur olmuştu. bazı pozisyonlarda ortalık gerilmiyor değildir ama yine de her iki takimin da oyuncuları "lütfen biraz daha kibar oynar mısınız" centilmeniliğini bozmuyordu.. Sivas bilindik kanatlardan şişir ortada mehmet yildiz içeri kaktırır, oyununu oynarken, mehmet yildiz hiç gününde değildi. kalenin solundan çaktığı kafayı emre aşık bile kurtarıyordu mesela..

bu sirada sivas'in yeni transferi fransiz oyuncu "kanaman" "sikerim soğuğunu bu ne lan?" diyerek topa abaniyor, top da ampul gibi galatasaray aglarina asiliyordu.. 1-1 olmuştu.. maçın başından beri yedek kulubesinde üşüyen, yine eski bursasporlu "tüm" "iyiden iyiye kescek bizi 11'den arap" diyerek haset ediyordu..

maç 1-1 olmuştu ve yavaştan kar yağmaya başlamıştı.. tribunlerde yavaş yavaş küfürlü sesler yükseliyor, özellikle sivas'in ofsayt olmasi gereken ataklari sol taraftaki yan hakem tarafindan "aman canım oynayiversinler işte" diyerek kesilmiyordu.. bu kesilmeyen ataklardan birinde musa aykut ile karşı karşıya kaliyor, aykut "atma lan" diye bagirinca musa kaçırıyordu.. akabinde yine arap fransiz, topu önüne aliyor, yaradana sığınıp bir iki çalımla aykut'u da geçiyordu.. 4 eylül stadı "rocky 4" ün seti gibi dona kalmişti, herkes gol diye bagirmak için topun aglari sallamasini bekliyordu ki kahpe meşin yuvarlak direğe çarpıp dışarı çıktı.. galatasaray'in bu kadar açık vermesine dayanamayan maç saati ilk 45 dakikanin bittiğini söylüyordu ki ilk yarı bitti..

tüm galatasaray takimi "ikinci yarida balili girecek lan!" panigi içinde soyunma odasina giderken tüm üşümeye devam ediyordu.. hayir sen afrikadan adami alip da sivas'a monte edersen üşür arkadaş.. onun dışında bence sivas yedek kulubelerine bir iki ufo konsa fena olmaz.. benim içim açıdı yemin ediyorum.. şöyle enseye versin sıcaklık..



(kamanan ile hava topu mucadelesine çıkan genç oyuncu mehmet güven, hocası skibbe'nin "siz çıkıp kendiniz gibi oynarsaniz, sivas'i gözü kapalı yenersiniz" sözünü fazla ciddiye almış görünüyor)

"Hadi oturduğumuz çıkıp oynayalım" denmesinden yaklaşık 3 dakika sonra takimlar ikinci yarıya başlıyorlardi.. yavaştan yorulma emareleri gösteren sivassporda mehmet yildiz "beni al" demeye başlamıştı bile.. fakat bülent hoca mehmet yildiz'i oyunda tutmaya yeminli gibiydi.. kar yağışı hızlanırken, inanilmaz pozisyonlar kaçıran musa yerini balili'ye bırakıyor, bir kaç sivasli taraftar "yaşasın israil, orospu cocugu hamas" diye bagirmaya calissalar da etraftakilerden azar yiyorlardi.. 75. dakika gibiydi ki galatasaray'in tüm defans bloğu (yanilmiyorsam balta dışında) sarı kart görmüştü.. galatasaray serbest atışları mehmet güvenle kullanıyor, mehmet güven ise sabri abisi gibi dağlara taşlara topu gönderiyordu.. mehmet topal 2 senedir hala kaleyi bulamiyor, mehmet yildiz "alsana yahu beni" diye bülent hocasina delleniyor, "tüm" maçtan sonra giysin diye verilen tişortu kafasina sariyordu.. tişortun üstündeki "hiç bir başarı tesadüf değildir" yazısı "tüm" ün anlinda "hiç bir" yazmasina neden oluyordu..

hülasa maçın normal süresi 1-1 biterken, uzatmalara gidilmesine tüm stat oy birliği ile karar verdi. sonuçta birisinin kazanması gerekiyordu.. uzatmanın ilk yarisinda "abi hiç bozmayalim" diyerek yer değiştirmeyen petkoviç olasi bir penaltilarda kimlerin penalti atabilecegini hesaplamaya başlamıştı bile.. galatasaray daha oyuncu değiştirmemişti, mehmet yildiz bülentten ümidini kesmiş skibbe'ye beni değiştir demeye başlamış, yaser oyuna girmişti ki maçın sonuna gelindi.. tam "bu atak son" denildiği anda mehmet yildiz bir pozisyonda emre güngörü belinden tutuyor, kendisine "arkadaşım niye başka bir arkadaşını belinden tutuyorsun ki?" diyen emre aşığa şakalaşmak için" hastir lan amcık" diyveriyordu.. bu küfürleri nereden öğrendiğini bilmediğimiz mehmet yildiz oyundan atilirken maç penaltilara gidiyordu..


(resimlere tıklayınız diyen milliyet gazetesi, resimlere tıkladığımızda bu "fotografı" göstermiyordu.. niye tikladik o kadar madem bu foto yok? hayir madem bu fotoyu koymicaksiniz bari sienna miller fotosu falan koyun. ona bakalim.. sonucta ha maç fotoları koymussun ha sienna miller. ikisinde de kirmizi kart'in fotosu yok)

Maç penaltilara kalmış, petkoviç "spor salonu" tarafindaki, galatasaray tribunlerinin de olduğu kalenin ideal olduğunu belirtmişti ki arda penaltiyi kaçırdı.. petkoviç neredeyse arda daha topa vurmadan penaltiyi çıkartıyordu.. sivas bir sonraki penaltiyi atarsa maçı galatasaray kazanacaktı ama biryantinli saçları ile mohammed ali topu ağlara bırakamıyordu.. sirada hakan balta vardı. top ortadan ağlara gitti.. diallo'da benzeri bir vuruşla topu ağlara bırakıyordu.. galatasaray 3. penaltiyi gole çevirirse maçı kazanacaktı ama petkoviç ümit karan'ın şutunu da çıkardı.. bu kez balili topun başındaydı.. akula şutu ile topu ağlara gönderdiğinde, yaser topun başına geçti.. yaser golu atarsa galatasaray maçı kazanacaktı ama bunu da petkoviç çıkardı.. fransiz arap oyuncu kamanan'in golu atması halinde maçı bu kez sivas kazanacakti.. ki kazandı da.. maçın sonunda orta sahaya filistin bayrağı diken sedat sayan gibi binlerce sivasli sevinç içinde ne yapacağını şaşırmıştı..


(kalkip balili de israil bayrağı dikse ne yapacaksın ibram? )

velhasil iki takımın da hak ettiği bir musabakayı sivasspor saha avantajını kullanarak kazanıyordu.. 3 maçta lincoln oynasa sanırım her şey bambaşka olurdu.. benim 3 maçın özeti hakkında söyleyebileceğim, söylediğim bir şey varsa budur..

2 şubat 2009 Karşiyaka - Altay

Pazartesi, Şubat 02, 2009 zaman: Pazartesi, Şubat 02, 2009





Hafta sonunda altay'in kapıştığı rakipleri rizespor ve diyarbakirspor puan kaybına uğramışlar, manisa ve kasımpaşa gibi takımlar da 3 puani çukkaya atıp önlerindeki maçlara bakmaya karar vermişlerdi. karşıyaka için mutlak galip gelmek gerekiyordu, ve altay için yeni teknik direktor tahir ile iyi bir başlangıç yapmak adına galibiyet hiç fena olmazdı..

izmirde futbolun "kendisine rağmen" sevildiği atatürk stadı kömür dumanlı bir geceye daha ışıklarını yakmıştı. çamdibi tarafında 3000'e yakın altay taraftarı varken neredeyse 8000 karşıyaka taraftarı kapalıyı doldurmuştu.. elalemin derbisinde iki takım sahaya çıkarken "this is anfield" yazisini görmek deplasman takımına ne kadar korku salıyorsa, altaylı futbolcular "this is atatürk" hadisesinde o kadar gevşektiler.. deplasman dediğin 2-3 kilometre ötedeki saha..

(karşıyaka altay maçının fotosunu bulamadığımdan altay karşıyaka maçının fotosunu koydum arsızca.. ama altay'ın taraftarı aynı şekil oturmuştu bugun. aralarında mutsuz olan yok muydu? tabii ki vardı. işinden atılan vardı.. ne bileyim efendim karısıyla sevgilisiyle kavgali olan vardı.. ama gelip deşarj oluyor işte adam naapsın.. fotonun bu maça ait olmadığını unutturdum umarim)

maçtan önceki ısınma antremanlarinda en çok golu aglara birakan erdi göz dolduruyor, sehmuz ise neredeyse hiç bir golu aglara birakamiyordu.. tribunde o sirada bulunan 10-15 taraftar "boku yedik" kivaminda ortamlara bakarken, stat yavas yavas dolmaya basliyordu. "sipor kardeslik ve beraberliktir" naminda maça altay atkisi ile gelen bir gencin atkisi kapalida boynundan alinirken maç selçuk derelinin ilk düdügü ile başliyordu..

sanayi tarafindaki kaleyi altay, mersinli tarafindaki kaleyi ise sivasspor'un paf takimi görüntüsündeki karşıyaka aliyordu.. karsiyaka'nin taktigi "birak altay üstüne gelsin, kontradan çakariz 2 tane" üzerine kuruluydu.. bu modda ilk yarı oynanıyor, sahada futbol namina bir şey gözükmüyordu. tiago sağ kanatta sıkışmış, sehmuz "nah burdan çaktım golu cimboma" diye hayallere dalmişken ilk yarı bitiyordu..(omuzlarda giden tahir kaptan, yedek kulubesine yürüyerek geldi.. yaaa tahir. omuzlarda taşındığın günlerin de bi miyadı var)

devre arasında atatürk stadının antrelerinde çay içmeye çalışan 3 kişi üzerlerine çay döküp "hastir ya" diyor, 7 kişi rüzgarda sigarasını yakamayıp "mina koyyim ya" diyor, 52 kişi de "dondun anasini skiim" diyordu.. böyle samimi, küfürbaz bir ortam varken takimlar ikinci yariya çıkma karari aldilar.. ortak karar neticesinde kaleler değiştirilmiş, eski galatasarayli olan kerem gida çarşısı tarafındaki kaleyi almaya niyetlenmişti ki geçenlerde sanayide yediği soğuş aklına geldi.. kerem'in bu düşünceli halinden yararlanan altay neredeyse tiago ile gole kavuşacaktı ki olmadı.. olamadi..

bu dakikadan sonra altay oyunu boş vermeye başlamış, karşıyaka oyunda üstünlüğü kurmuştu.. bu üstünlük de bir direkten dönen top olarak karşıyakaya geri dönüyordu..

maç bitiyor, iki takımın da jetonları birden yanayazıyordu.. merter timuçin'e yaklaşıp "abi ya siz ya biz gol yiyelim bari birimiz oyuna devam etsin" diyordu ama timuçin sağ elinin baş parmağını işaret ile orta parmaginin arasina sikistirip merter'e gösteriyordu..

velhasil maç 0-0 biterken, izmir futbolu sahada 1 puani buharlastiriyordu.. altay ve karsiyaka 1 puan alirken, hem manisa hem de kasımpaşa bissuru puan aliyordu..

DSC03034.jpg

DSC03012.jpg

DSC02972.jpg

31 ocak 2009 denizlispor galatasaray maçı

Cumartesi, Ocak 31, 2009 zaman: Cumartesi, Ocak 31, 2009

(barış ile çok sikko bir kafiye kuran baroş golden sonra çek folkloründen öğeleri denizliye taşıdı.. fotoğrafta baroş prag zortlamasi oynarken gözüküyor)
tayyip erdogan'in davos'ta "ben burada saksi değilim" şeklinde bir çıkış yaptığı, finallerin bittiği, insanların mutlu mesut bir şekilde sahlep içebildiği soğuk ve bedava dağıtılan kömür dumanli, kanuni sani'nin son gününde denizli'de oynanan ve galatasaray'in iki golu ile kazandığı musabakadir bu..

denizlispor'un galatasaray tarihinde çok onemli bir yeri olan stadi 31 ocak gününde ağzına kadar doluyordu. maçtan bir gün önce "denizli hilton" da arda 22inci yaş gününü kutlamış, sabri parti'de "iyki doğdun arda" şarkısı ile birlikte "düm tek tek" i de söyleyip takım arkadaşlarının aklını almıştı. galatasaray sabri'nin şarkılari ile maça hazırlanırken, denizlispor antrenörü ümit kayıhan facebooktan kız tavlamak ile meşguldü.. (hem de benim fake kadin acc'uma sardırıyordu)

(ümit taraftarlarla iç içeydi.. "sabri dedi bana, ümit abi gel gidelim.. oglum dedim napicaz biz kestane yiyip.. ya diyor illa gel. neyse kalktik kestane yemeğe gittik.. ama yok böyle bir şey.. adam kütahyali tamam mi "ümit çok severim ben seni orospu cocugu" gibi falan konusuyor. haha apayriydi" şeklinde geyik dönüyordu)


stad ağzına kadar doluydu ama stadın etrafındaki apartmanların çatıları da doluydu.. polis aşağıdan "gebereceksiniz çocuklar inin ordan" diye bağırırken "amirim biz burada sağlamız. izliyoruz işte.. yok olmaz bişi olursa bizim kendi şeyimiz.." diyen denizlispor taraftarları maça hazırdı. denizlispor'un son derece saykodelik, denizlihorozu şarkısı statda calinirken takimlar sahaya çıkmaya karar verdiler..

koray gencerler atatürk stadındaki sağ taraftaki kaleyi denizlispor'a vermiş, galatasarayli oyunculari ise sol taraftaki kaleye göndermişti. maç daha başlamamıştı ki sabri'nin şutu üstte avuta çıktı.. sağ taraftaki kale arkasındakiler korku ile dolmuştu..

her neyse maç hakem'in fiyt düdüğü ile başlıyor, galatasaray birinci dakikadan itibaren oyuna üstünlüğünü koyuyor, ve bira doldurmaya mutfaga gidenler, milan baroş'un dar alanda kısa paslaşmalar sayesinde gelen şık golunu kaçırıyorlardı.. galatasaray'ın arap futbolcusu nonda arda ile ortamlara girmiş, milan baroş'un önüne şık bir şekilde topu bırakmış milan baroş'da cenk in yanından topu ağlara göndermişti..

bundan sonra sahadaki futbol, futbol tarihinde "dünyaya gelmiş gelecek en sıkıcı maç" olarak yer alan "2008 avrupa şampiyonasi fransa romanya maçı"nı aratır olmuştu.. insanların tribunde canlari sıkılmış "galatasaray, bizden yaşça yaşlısınız ama sesiniz bizden yüksek çıkıyor, hem siz 24 dakika topla oynadınız bizse 12 dakika oynadik. bizim için süperlig bitmiştir.. eki eki bir daha da gelmeyiz süper lige eki eki" diyerek egleniyorlardi.. hatta bir ara kale arkasında top toplayıcı cocuklar ile dalga gecmeye calisilmis, toplu halde cocuga nah çekilmişti..

(galatasarayli taraftarlar sahadaki kötü futbolu atkilarini ters tutarak protesto ettiler.. )

sahadaki durum ise gerçekten vahimdi.. sabri topları üstten avuta atiyor, ümit kayıhan facebook hesabında mesaj var mı diye kontrol ediyor, denizli kratoçvili özlemle anıyordu.. sezon sonunda belki takimın basinda olmayacak bir insan'in kratoçvil gibi denizli efsanesini takimdan göndermesini sahsen ben algilayamiyorum da bu başbaşka bir konu..

neyse ki hakem bu zulme son veriyordu.. statta tekrardan özay gönlümün "gökte yildiz ellidir, denizlinin horozlari bellidir" sarkisi calinirken takimlar soyunma odalarında adaçayı gibi, ihlamur gibi şeyler içerek ısınmaya çalışıyorlardi..

mutlu süreler çabuk geçmiş, takimlar ne gereği varsa ikinci yarıya çıkmaya karar vermişlerdi.. ama bu yarida her şey farkli olacakti.. denizlispor saldırmaya karar vermiş, galatasaray takimi da "denizli hata yaparsa bir gol daha kaktırırız biter olay" demişti.. denizlispor musa ile goller kaçırırken, gine milli takiminda oynayan yeni transferi fena bir oyun sergilemiyordu.. nonda oyundan düşmüş yaser oyuna girmeye hazırlanırken ayhan skippe'ye dönerek "arkadas biz de para kazanıyoruz nonda da, ama adam bizim oynadigimizin onda birini oynamiyor yahu" diye iş arkadasini patrona ispikliyordu.. nonda çıkmadan önce ceza yayının üstünde bir topa gelişine yapistiriyor, top aglara giderken ayhan'a "bu da sana girsin" şeklinde galiz bir yaklaşım takiniyordu.
(ayhan'a lafi sokan nonda hemen baroş'a dönmüş, ayhan arkada "bi dakka sen şimdi laf mi soktun bana" diyerek kalmıştı..barış ise "offf nasil koydu lafi" diyerek lise günlerine dönüş yapiyordu)

skippe nonda'yı oyundan alirken, hakem koray gencerler'de ayhan'i oyundan kırmızı kart marifeti ile alıyordu.. galatasaray sahada on kişiydi, ve yine kale arkasından birisi "galatasaray'ın bundan sonra işi çok zor" diyor, ve etrafindaki 100 kişi gülme krizine giriyordu..

velhasil öyle veya böyle galatasaray denizli seferinden 3 puan ile fransa yollarına düşüyordu. lincoln'süz, kewellsiz bu takimi izlemenin zerre keyfinin olmadığını da belirtmem gerek sanırım..

taşındık

Perşembe, Kasım 27, 2008 zaman: Perşembe, Kasım 27, 2008

maç yazıları artık http://masadabosbardaklar.blogspot.com'da.. hatta orada futbol etiketine tıklarsanız da futbol hakkinda şeyler bulacaksiniz. yok "erotik" basligina tiklarsaniz, hülya koc yigit pornosu var..

19 ekim 2008 galatasaray trabzonspor maçı

Pazar, Ekim 19, 2008 zaman: Pazar, Ekim 19, 2008


lige verilen milli maç arasinda garip olaylar yasanmişken, galatasaray yönetiminin "üzgünüz ama rap albümün olduğunu yeni öğrendik, ayrıca yusuf şimşek'den de haberdar degilsin" diyerek umut davalayi kovmasinin üzerinden bir hafta geçmişken, insan ailesinden birilerini kaybetmenin dandiklik ötesinde olduğunu keşfedebiliyorken, ve ich arjantinde super classico'yu izlerken, bir sonbahar akşami, istanbulda mecidiyeköyde oynanip galatasaray'in 3 atip hiç yemediği bu nedenle de 3 puan aldigi müsabakadir..

maçtan evvel mecidiyeköy yine dandik dinlerin cehennemi gibiydi.. o otobus sesleri, üstten geçen e5, birbirini kaybeden insanlarin "abi el salliyorum ya bak cadirin ordayim el salliyorum ya" demelerinin yaninda tek güzel şey köfte kokulariydi.. maçtan evvel yine "hediyedir satilamaz" biletler satiliyor, kuyruktakilere "bilader bunlari aldik ama bi yanlis olmasin" tarzindan sorularla geliyordu insanlar..

saha, mevsim, seyirciler, song ve bünyamin gezer futbol için hazir olduğunda maçin başlamaması için hiç bir neden yoktu.. yeni açık tarafini galatasaray takimi adet olduğu üzere alirken, kaptan ayhan alpaslan tribunu tarafini trabzon firtinalarina birakiyordu.. ayhan'in kaptan oldugu bir galatasaray takimi pek güven vermiyordu ilk dakikalarda.. ayhan'in kaptan oldugu bir manchester united takimi da güven vermezdi gerçi ama o apayri bir konu.. trabzon dar alanda basiyor, galatasaray'i kendi sahasindan cikarmiyordu.. tribunlerde "arkadaslar lütfen biraz daha hirsli oynar misiniz" homurtulari yükselirken trabzonspor'un sert oyunu tribunlerden "lütfen sert oynamayin rica ediyoruz" tepkileri aliyordu..

çok geçmemişti ki arda turan sol kanattan orta yapmak istedi.. "böööyle verev göndereyim de ileride arkadaslarim belki kafa ile müdahale ederler, belki gol olur" düşüncesini kurmuş olacakti ki futbol topu oyunu biraz daha güzelleştirme adina kaleye giriverdi.. futbolun sevdigimiz hadisesi bu işte.. 4 gün evvel estonyada vurdugun toplar kalecinin üstüne giderken, bugun mecidiyekoyde ortalar kalecilerin kurtaramayacagi sekilde falso alabiliyorlardi.. hoş arda eger bilerek yapsaydi o ortayi, yarin gidip bir brezilya, bir arjantin milli takimi ile idmanlara cikmaliydi..

her neyse. dakikalar ilerliyor, arda bir golu servet'e carptirarak aglara gönderiyordu.. skor artik 2-0 olmuştu ki ilk yari bitti.. devre arasinda taraftarlar aralarina karisan olimpiyakos gözlemcisinini kesfetmisler, beyaz takim'in galatasaray olduguna, turuncularin ise trabzon olduguna inandirmaya calismislardi. öyle bir neşe içindeyken galatasaraylilar trabzon tarafindan yabanci maddeler alpaslan tribunundeki galatasaraylilarin üzerine yagmaya basliyor, bir kac duyarli galatasaray taraftari da olayi "şehitler ölmez vatan bölünmez" diye bagirarak önlemeye calisiyorlardi.. trabzonsporlular mutsuz, galatasaraylilar keyifli, ve turuncu formali olan takim "trabzonspor"du..

her neyse ikinci yari baslamisti, ve lincoln ilk yarida sari karti görmüştü.. galatasaray kontra ataklar ile trabzon kalesinde tehlike yaratmaya calisiyor, trabzonspor da uzaktan vuruslar ile galatasaray filelerini doldurmaya calisiyor ama bu ataklar hep ciliz kaliyordu.. "hadi bi de ben gol atayim" diyerek ortaya cikan lincoln çok şık bir golle aglari dolduruyor, golden sonra da ali sami yen'in krali oldugunu seyirciden bir kez daha duymak istiyordu.. yorulmuştu lincoln ve haftaya eskisehir spor maci vardi.. cikip dinlenmek, eskisehir'e gitmemek istiyordu.. önce kose diregini cikardi yerinden ve sari kart görmesini bekledi.. ama yeterince yürege sahip olmayan bünyemin gezer bu olayi görmezden geliyor, ve lincoln e ikinci sari karti cikaramiyordu.. lincoln un niyeti kesindi ama, hop eliyle topu hunharca kesiyor ve ikinci sari karti gorup oyundan cikiyordu ali sami yen'in pop stari..

bu dakikadan sonra aydin oyuna girmiş, fuleleri ile trabzonlulari korkutmaya baslamisti.. trabzon geliyordu ama galatasaray geldiginde gerek tolga'nin sabriye attigi kündeleri, gerekse aydin'in ofsayt gerecekcesi ile sayilmayan golu trabzon'un gelişinin geliş olmadigini gösteriyordu.. galatasaray taraftari artik "bunu da ofsayt sayma be, ne güzel gol be, ofsayt olmasa ne olur ?" diyerek deliriyor, bünyemin gezer hakkinda ise çok ayip şeyler söylemeye basliyordu..

hülasa son dakikalarinda galatasaraylilarin kahvelerde memleket meselelerini tartistigi, evlerde "var misin yok musun da christina aguilera cikacakmis" geyiklerinin yapildigi, tribunde ise ankaragücü taraftari deliliklerinin sergilendigi bir maç daha bitiyordu.. maçtan sonra tolga zengin'e turkiye gures federasyonundan "kumasin iyi, istersen gel calis bizle" seklinde teklif geliyor, sabri'nin annesi okudugu dualarin sabri'nin oyunu üzerinde yaptigi etkileri "hep okuduk oglum hep okuduk" diyerek belirtiyor, ve galatasaray liderle arasindaki farkini 3 puan'a indiriyordu..

ota boka derbi!

Perşembe, Ekim 16, 2008 zaman: Perşembe, Ekim 16, 2008



türkiye'de nedense türkiye ligi şampiyonu olmuş takimlarin birbirleri ile yaptığı maçlara derbi deniyor.. yani trabzon galatasaray maçına derbi diyor bunlar.. veyahut eskisehirspor adana demirspor maçı derbi bunlara..

şunu bilmeleri lazim ki, derbi dediğin şey iki aynı şehrin takiminin birbiri ile maç yapmasinin ötesinde, maçtan sonra gittiğin iş yerinde, yolda, bakkalda derbi hakkinda konuşabilmektir.. yani yendigin veyahut yenildigin rakibin taraftari ile hemen karşılaşmaktir.. türkiye'nin sikko bir taraftar kültürü olduğunun, her şehirde istanbul takımlarının tutulduğunun, yüz binlerce karadenizli'nin istanbulda yaşadığını biliyoruz ama yine de maçtan çıkışta, ertesi gün işe gittiğinde mesela, trabzonspor taraftari bulabilecek misiniz allaşkina?

kavramların içini boşaltmayin tükürürüm!

bolusipor

Pazar, Ekim 12, 2008 zaman: Pazar, Ekim 12, 2008

geçen sene şu meşhur deplasmana dualar ile giden takımdı, sezonun sonunda istanbulda eskişehir'e yanilip birinci lige çıkamadılar.. playoff da iktidara yakın takımın birinci lige çıkması son senelerde kanıksadigimiz bir davranış da, boluspor un bu sene bank asya'nin dibinde olması alışılagelmiş bir şey değil..



bunun nedeni muhtemelen fevzi, şanver ve hayrettin ekolunden gelen bir kalecileri olmasi.. ziya cidden kötü bir kaleci.. google da "ziya boluspor" diye arattiginizda çıkan haberlerden belli zaten

"Karabükspor maçında kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bırakan Boluspor’un tecrübeli file bekçisi Ziya Boluspor camiasından özür diledi.
Gördüğü kırmızı kart ile takımını 10 kişi bıraktığı için üzgün olduğunu söyleyen Ziya “yaptığım hareketten dolayı takımımı 10 kişi bıraktım. Yapmamam gereken bir hareketti. Bende istemezdim maçın başında takımı eksik bırakmak ama maalesef bir hata yaptım. Bundan dolayı tüm Boluspor camiasından özür dilerim. Bu konuda fazla konuşmak istemiyorum.” dedi."


haberde yazmamis ama, o maçta ziya 9. dakikada görmüş kırmızı kartı.. her neyse işallah hallederler sorunlarını..





amigo sabri

Pazar, Ekim 12, 2008 zaman: Pazar, Ekim 12, 2008

http://img.mynet.com/spr2/Sabri.jpg
dünkü performansi ile degil türkiye milli takimi, banko brezilya milli takiminda oynar.. hani "gel carsamba günü bolivya ile macimiz var" deseler yeri.. sahsen ben gurur duyarak gonderirim..

fakat işte keşke maç sonunda statta yapilan "tesekkürler geldiginiz icin" anonsunu sabri'nin yaptigini düsündürtecek kadar yeni gelin olmasaydi.. ben bi an, sabri'nin yanda duran mikrofonu aldigini "tesekkürler, cok tesekkürler" dedigini düsündüm..

her neyse, "sabri sahaya, üclü cektir cimboma" diyelim de, milli maç boyunca besiktas tezahuratlari yapan taraftara kontra olsun..

11 ekim 2008 turkiye bosna hersek maci

Pazar, Ekim 12, 2008 zaman: Pazar, Ekim 12, 2008

pastirma yazi bitmiş, son kalan tembel kuşlar da yuvalarina dönmüş, hatta çalışkan karinca aynanin karsisina gecip "öhöm, şimdi de çalip söyle o zaman ey agustos bocegi" deme egzersizleri yaparken, mali kriz bir yandan patlamiş, ama cepte para olmadigi icin bu krizden en az etkilenecek insan olmanin keyfini sürerken, bir hazan mevsiminde, istanbul'un en güzel yerlerinden birinde oynanan, ve 2-1 türkiye'nin üstünlügü ile sonuclanan musabakadir..

maçtan evvel tv her zaman yasanan klişeler birer birer yaşaniyordu.. tv kanallari stadin etrafina canli yayin arabalarini koydurup spor yazarlarina "bence okan bu maçta oynamali! sergen oynamaz mi bu takimda ya? koy sergeni dursun, bi şut çeksin koysun kaleye alalim maçı" tarzi yorumlar yaptiriyor, en az 10 kişi kadikoyden besiktasa vapurla geciyor, sonra stad ile besiktas iskelesi arasindaki mesafeyi "yürürüz ya" diyerek gecmeye calisiyor, yolun yarisinda "göz kararimi sikiim" yorumlari yapiyorlardi. bozuk paralar çekirdeklere harcanirken, emre belozoglu tarkan'in sahnede giymeye cekinecegi bir kiyafet ile maça geliyor, ve winston churchill yillar evvelinden "any man who would wear a brown suit is a cad" şeklinde bir söz söylüyordu (kusura bakma fatih hocam ama bu böyle. türkçeye cevirmeyi gözüm yemedi. ama sen bilirsin ingilizce)

hasagiç'in stat televizyonundan ikinci yari baslayacak "`kavak yelleri`"dizisini izlemek istemesi yüzünden, gazhane tarafindaki kaleyi ilk yari milli takim aliyor, tv yi gormeyen kaleyi ise boşnaklar aliyordu.. her seferinde "efendim noldu biz ayri düştük boyle, başkanim bizi tekrar osmanliya alin" mesajlari cakan bosna hersek, maça tam kadro ile çıkmış, milli takim ise özellikle forvet hattini sanki "final dergisi dershanesi" önünden toplayarak çıkmıştı.. batuhan ve mevlut yaslari itibari ile "valla bence fizik sorulari zordu ama matematigi yaptim" ayarinda konusmalar yapacakken milli forma ile sahaya cikiyor, fatih terim yurdun bir çok il, ilçe ve bucakindan "ya icat cikartiyor ya!" seklinde gider aliyordu..

her neyse kapalidan gelen ilk çekirdek çıtlamasi ile birlikte maç basliyordu.... 30 dakika kayda deger bir şey olmadi.. ki sonra gol yedik.. maçtan evvel bahis siteleri, türkiye'nin galibiyetine 1.3 beraberlige 6 kusur ve bosna hersek galibiyetine "komple şirketi veriyoruz" oranlari vermişken bosna hersek belçika'nin attigi golun aynisini atmiş, kaledeki volkan ise `boluspor` kalecisi ziya'dan bile fazla güven verememişti..

bu dakkada stattaki genel kani "yusuf oyuna girmeli ya" ya donmusken gazhane tarafindaki tribunden "yusuf ne girecek oyuna, gitsin ibo show'da şiir okusun, tipi ona müsait" yorumu yapiliyor, baska bir yerde de "esas `rob roy` daki liam nelson gibi parasini kurtarsin ingiliz bankerlerden, oradakine daha cok benziyor" sesi yükseliyor, yusuf'un `yusuf hayaloglu`'na mi yoksa rob roydaki "liam nelson" a mi daha cok benzedigi tartismasi tribundeki gergin hava bir kisim dagiliyordu.. (karar sizin.. rob roy: http://www.jimandellen.org/ellen/RobRoythecouple.jpg , ibo show: http://www.yeniyerim.com/user_pics/grup471f0d0666075.jpg )

batuhan'in kolu oyundan çıkarken yerine nuri şahin giriyor, mevlut ise golleri antin kuntin bir şekilde kaciriyordu..

ilk yari bu telaşe içinde biterken winston churchill'in sözünü bir kez daha hatirlamak istiyorum "any man who would wear a brown suit is a cad" teşekkürler.. devre arasi verilmiş nedense devre arasindaki reklamlar "bicirik sirkeleri, balikesir'in en iyi sirkesi","konya şeker, hmmm çayım konya şeker ile ne kadar tatli","çukubik kereste sanayi!" şeklinde olmustu..

her neyse ikinci yarinin baslamasiyla birlikte, `duran toplarin usta ismi` sabri boşnaklarin kafasinda top sektirtip skoru 1-1 yapiyordu.. milli takim basiyordu ama, hasagic kalesinde devlesiyordu.. o sirada "yusuf yusuf yusuf" sesleri yurdun kahvelerinden yükselirken, yusuf kenarda belirdi.. o dakkada tak diye mevlut topu aglara gonderiyor, skoru 2-1 e getiriyor, yusuf'un sureti bile öne gecmemize yetiyordu.. evliya gibi adamdi şu yusuf!

her neyse, lafi cok uzatmayalim, ibrahim kaş'i ile (ki 20 sene önce olsa ismi tilki ibrahim olurdu), sabri delisi ile (macin yildizidir gönlümce) mevlüt'ü ile, hasagic'i bir macin daha sonuna attigimiz golden bir az gol yiyerek geliyor, 3 puani cebe atip, önümüzdeki zorlu estonya deplasmanina gülen gozlerle gidiyorduk.. (hey yavrum hey, hususi de bekledim ha 0000 da entry gireyim diye)

yeniden açıyoruz

Pazar, Ekim 12, 2008 zaman: Pazar, Ekim 12, 2008


baktim ki diğer mecralarda yazdiğım iki şeyden birisi futbol, dedim geri döneyim buraya, futbolu burada yapalım üşenme gücenme olmasin..

emre güngör

Perşembe, Mayıs 29, 2008 zaman: Perşembe, Mayıs 29, 2008



yarim sezonda geldigi yer türk futbolu için bir felakettir.. tamam emre güngor ankaragücünde kaptanlik yapmis bir adamdir, ama su oynadigi futbolla, ankara gücünde kalsa allaskina kim farkederdi onu yahu? kim milli takima alirdi.. emre güngor'un gubun milli takimla birlikte, avrupa kupasinda maclarda oynamasi, mehmet topuza haksizlik degil midir? (sorularla ilerleyince daha samimi bir uslup oluyor) sorarim size.. mehmet topuz'un yegane günahi kayseride oynamak midir?

türk futbolu'nun anadolu takimlarinin gelismesi için kuduranlar, basta fatih terim, boyle bir hadiseye nasil imza atiyorlar sasiyorum.. yahu sen anadolu takimlarinda oynayanlara yeterince prim vermessen, takimlar ellerinde nasil tutacaklar oyunculari? mehmet yildiz milli takimda oynamak istemeyecek mi? "milli takim istiyorsam besiktasa, fenere veya galatasaray'a gitmeliyim" demeyecek mi? boyle mi gelisecek anadoluda futbol.. insanlar türk futbol'unun yildizlari istanbuldayken, nah gelirler anadoluda statlara..

eh madem emre güngor milli takim kadrosunda olacak, ama sivasli hayrettin hic akla bile gelmeyecek, o zaman birakalim biz bu ligi.. türkiye iki milli takim cikarsin.. birisi istanbul takimlarindan ve yurt disindan olan oyuncular, digeri de anadolu takimindan gelenler.. ikisini kapistiralim her turnuva oncesi, yenen takim gitsin..

yazık tek kelimeyle..

elveda kralım

Çarşamba, Mayıs 28, 2008 zaman: Çarşamba, Mayıs 28, 2008





insanlar arasında yazilmayan sozlesmeler, anılmayan büyük olasiliklar vardir.. mesela kimse annesinden, babasından sonra ölecegi hakkinda konusmak istemez. ama geneli budur tüm hikayenin.. insanlar elbet bir gün, kendilerinden evvelkilerle ayrilirlar.. onlari var eden, onlari "kendileri" yapan insanlardan ayrilirlar.. tek baslarina ayaklarinda durmak gerekir bundan sonra.. yardim isteyememe, illa ki tek basina ayakta kalmakla sonuclanir. hayat bir sekilde devam eder.. gidenler ise, güzel anilarda kalan şeylerdir artik..

galatasaray hakkinda, benim galatasarayli olmam hakkinda hatirladiklarim muglak.. bir steau bukres macini hatirliyorum. yil 1989.. ilk orada farkediyorum babamin üzüntüsünün kaynaklarindan birisini.. babam kocaman adam. birlikte üzülmek istiyorum.. ondan sonra tanju.. galatasarayli olmami saglayan, pek cok cocugun galatasarayli olmasini saglayan bir insan, sicak bir yaz günü kalabaligin içinde, bogazin öteki tarafina geciyor.. kimse kalmiyor galatasarayli olmak için.. roma bize 3 tane atiyor. babam gelip "olsun seneye yeneriz diyor..","kimle?" diyebiliyorum ancak.. kral yok ki artık..

sonra bir kasım günü gelip catiyor.. galatasaray inonu stadinda.. bilenler için deniz tarafindaki kale galatasaray'in ama biz bilmeyen insanlardaniz.. istanbul uzak memleket.. ama sarı kırmızı renkler tenimizden yakın.. kemeraltindan alinmis çakma bir formam var üzerimde.. sokakta gerzek işler yaparken, evden babamin sesi geliyor.. "uur çabuk gel hakan attı" diyor.. o sirada şişe kirmak gibi çok ciddi bir işim oldugundan "gelemem işim var" diye bagiriyor asagidan.. sahane bir küfür ediyor babam.. istemeye istemeye yukari cikiyorum.. oturuyoruz birlikte.. hakan sükürü izliyoruz.. 40 kusur maclik yenilmemesine son veriyor hakan şükür.. inonude.. bir kralin dogusunu izliyoruz.. yil 1992-1993.. o gün hakan sükür düşüyor kücük kalbime.. bir daha asla cikmamacasına..

dostlarim, arkadaslarim.. galatasaraylilar.. burada hakan sükür'e kal demek için yazmiyorum bu yazdiklarimi.. hakan sükür'ün ne kadar büyük oldugunu bir kez daha anlatmak degil niyetim. ne leeds'e attigi gol bahsetmek istedigim, ne belcika'ya attigi gol. ne attirdigi yüzlercesi.. sadece şunu demek istiyorum: hakan şükür benim kralimdi. ve hep öyle kalacak. ne yaparsa yapsın, ne ederse etsin bundan sonra. üzülme günü degil bugun, kral bizi terketme deme günü degil. elbet bir gün birakacakti hakan futbolu. bizim sonumuzdan önce. bugun gurur duyma günüdür.. türk futbolu bir kitap olsa, en büyük bölümü olacak olan hakan şükür'ü kendi gözlerimizle izleyebildigimiz için. adını bagirdigimizda, bizi yeşil sahadan duyabildiği için. bize hayallerimizde göremeyecegimiz şeyleri, gerçek olarak sundugu için..

elveda kralım..

galatasaray nah alır

Çarşamba, Mayıs 14, 2008 zaman: Çarşamba, Mayıs 14, 2008

apirmaca, kopurmece olmasin ama galatasaray a satilmayacak oyuncu.. saolsun, 2-3 haftada bir hurma baskan bunu belirtiyor.. hic bir zaman unutmayacagiz baskanim.. sen gonlunu ferah tut.. gokhan ünal asla galatasaray'a gitmeyecek.. gidemez uleyn!

the best of zenit

Çarşamba, Mayıs 14, 2008 zaman: Çarşamba, Mayıs 14, 2008

kupa toreninde yillardan beri, we are the champions disinda bir sarki duymamistik.. zenit kupayi kaldirinca verdiler arkadan sarkiyi..




show tv ye gore, zenit 3 haftadir kücük aciyordu, rangers ise telefondan gelen teklifi kabul etmemisti, 1 tane 500 bin kalmisti.. kupa finali yerine var misin yok musun caldi arkadaslar yahu.. yakisiyor mu koca türk milletine, ki futbolla yatar kalkariz..


zenit'in bi penaltisini yedi hakem. mac 0-0di o sira. verse zenit farka giderdi en az iki atardi.. sonrasinda zaten tüm sene yatan fatih tekke cikti sahneye, aldi goturdu maci. ingilizlerden izledim maci, fatih'i yere gore koyamadilar.. (sıkıyorum)

velhasil iyi oynayan kazandi.. kupa rusyaya gitti bu sene ingiltereden, haftaya da rusyadan ingiltereye gidicek kupa.. cok sahane bir ilişki oldu bence.. ruslar kupayi bos gondermesinler, votka koysunlar içine..

Sezon Sonu

Cumartesi, Mayıs 10, 2008 zaman: Cumartesi, Mayıs 10, 2008





nick hornby, fever pitch kitabinin sonlarinda şöyle der "üçüncü lig takımı swindon town'a karşı kaybettiğimiz kupa finalinde tribünde bulunmuş ve hüzün ile acıyı hissetmiştim, fakat arsenal'in duble yapıp fa cup ve lig şampiyonluğunu kazanmasında, her ne kadar onlarca maça gitmiş olsam da, aynı şekilde katkım olmadı. bu sebeple, bilet bulmak ve maça gitmek için 5-6 saat bekleyenlerin bu zaferler için benden daha fazla söz söylemeye hakları vardır." (bu ceviriyi ben ultrasmovement abimizin bir yerden aldigini, kitaptan yazdigini düsünmüstüm, kitap elimde olmayinca.. megerse degilmis, tüm benligimle özür dilerim kendisinden.. ondan alintidir.. http://ultrasmovement.blogspot.com/)

hiç bir maçta canlı izlemedim takimimi bu sezon.. sampiyon olunca kadiköy deplasmanına gidenler kadar, konya'ya o karda kışta gidenler kadar, helsinborg macında takimi yine de alkislayanlar kadar sevinmenin hakkim olmadığını düşünüyorum.. isterdim ki son maçta, o bahsettigim cefakar taraftara öncelik tanınsaydi.. yine nick hornby'nin fikrinden cikarak soylemek gerekirse, keske deplasman bileti getirenlere öncelik tanınsaydi. "alin sizin hakkiniz bu, kötü günde yanımızdaydiniz iyi günde de yanımızda olun" denseydi.. ama tabi futbol pek adaletli degil. hem yesilinde,hem tribunlerinde.. olimpiyat stadında deplasman tribunune giderek başlayan, kasimpasa malubiyetinde ışıklar kapanana kadar sahaya bakip sigara içen taraftar son maçta yerini pirlantalari ile stada gelen taraftara birakiyor..

dedigim gibi hic bir macini canli izlemedim takimimin bu sezon.. ama bir sekilde evde televizyondan gördüklerimi, gabriel garcia marquez vari bir uydurmayla, sanki oradaymiscasina yazdim.. bilenler biliyor.. işte tüm bir sezonun öyküsü.. yaklaşık 50 maç.. tekmili birden.. anı kalsın diye..

(bkz: 12 agustos 2007 galatasaray caykur rizespor maci/@azuth)
(bkz: 19 agustos 2007 bursaspor galatasaray maci /@azuth)
(bkz: 26 agustos 2007 galatasaray ankaragucu maci /@azuth)
(bkz: 30 agustos 2007 galatasaray slaven koprivnica maci/@azuth)
(bkz: 2 eylul 2007 vestel manisaspor galatasaray maci /@azuth)
(bkz: 20 eylul 2007 fc sion galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 23 eylul 2007 kasimpasa galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 29 eylul 2007 galatasaray besiktas maci /@azuth)
(bkz: 7 ekim 2007 kayserispor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 25 ekim 2007 bordeaux galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 28 ekim 2007 denizlispor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 4 kasim 2007 gaziantepspor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 8 kasim 2007 galatasaray helsingborg maci/@azuth)
(bkz: 11 kasim 2007 galatasaray genclerbirligi maci /@azuth)
(bkz: 25 kasim 2007 trabzonspor galatasaray maci /@azuth)
(bkz: 29 kasim 2007 panionios galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 2 aralik 2007 galatasaray istanbul bb spor maci /@azuth)
(bkz: 8 aralik 2007 fenerbahce galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 14 aralik 2007 galatasaray sivasspor maci /@azuth)
(bkz: 19 aralik 2007 galatasaray austria wien maci/@azuth)
(bkz: 23 aralik 2007 gbirligi oftas galatasaray maci /@azuth)
(bkz: 5 ocak 2008 bursaspor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 12 ocak 2008 caykur rizespor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 20 ocak 2008 galatasaray bursaspor maci /@azuth)
(bkz: 23 ocak 2008 genclerbirligi oftas galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 27 ocak 2008 ankaragucu galatasaray maci /@azuth)
(bkz: 3 subat 2008 fenerbahce galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 9 subat 2008 galatasaray vestel manisaspor maci/@azuth)
(bkz: 13 subat 2008 galatasaray bayer leverkusen maci/@azuth)
(bkz: 18 subat 2008 konyaspor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 21 subat 2008 bayer leverkusen galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 24 subat 2008 galatasaray kasimpasaspor maci/@azuth)
(bkz: 27 subat 2008 galatasaray fenerbahce maci/@azuth)
(bkz: 2 mart 2008 besiktas galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 8 mart 2008 galatasaray kayserispor maci /@azuth)
(bkz: 15 mart 2008 ankaraspor galatasaray maci /@azuth)
(bkz: 23 mart 2008 galatasaray denizlispor maci/@azuth)
(bkz: 30 mart 2008 galatasaray gaziantepspor maci/@azuth)
(bkz: 12 nisan 2008 galatasaray trabzonspor maci/@azuth)
(bkz: 20 nisan 2008 istanbul bb spor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahce maci/@azuth)
(bkz: 4 mayis 2008 sivasspor galatasaray maci/@azuth)
(bkz: 10 mayis 2008 galatasaray gbirligi oftas maci /@azuth)
(bkz: galatasaray/@azuth)

15 nisan 2008 galatasaray genclerbirligi maci

Salı, Nisan 15, 2008 zaman: Salı, Nisan 15, 2008


keyifsiz bir 15 nisan aksaminda, dünya aclik sinirindayken, pirinc karaborsaya düsmüs, insanlar birbirlerini bir kara tayin icin öldürmeye baslamalarina aylar kalmisken oynanan, galatasaray'in önce bir gol yedigi ardindan bir gol attigi, ama sonucunda sezon basindan beri adini bagirdigimiz adam ve adamlarin bunu haketmediklerini gosteren mac.. beraberlikle sona ermis kupa'nin finaline gencler birligi cikmistir..

futbol garip bir hadise.. insan bir sekilde mudahale edemedigi, hic bir sekilde sonucuna etki edemedigi veyahut tahmin edemedigi bir oyunu hayatinin yüzde altmisinda düsünüyorsa bunu basit sosyolojik zamazingolarla anlatamazsiniz.. bir sekilde mudahale etmek ister oyuna.. bunun en sahane yolu da tarih oncesinde yapilsa dahi insanlari güldürecek seyler yapmasidir.. bir koltukta oturmak, bir giysiyi giymek, bir yemegi yemek bir futbol taraftarina anlamli gelebilir.. dahasi diger akli basinda insanlar tarafindan desteklenebilir bu hareketler.. belgarath in mactan evvel "bu sene gittigim maclarda yenildik" aciklamasindan sonra sahsen ben bir galibiyet beklemiyordum.. eşe dosta da bunu soyledim "bi arkadas maca gelcekmis.. herhalde yeniliriz" dedim.. insanlar hak verdiler.. velhasil hakli ciktim.. mutsuzum..

mactan evvel kupada fenerbahceden daha güclü bir rakibimiz oldugunu biliyorduk.. eni sonunda daha 6 sene evvel bu kupayi muzesine goturmus bir takimdi genclerden olusan bu birlik.. tas devrisel bir pankart gosterisi yapmadi galatasaray taraftarlari o yüzden.. cogu da kazanacagimizdan emindi. galatasarayin kazanmasi benim gibi milyonlarca insan icin dünya barisindan ya da ne bileyim ikinci dünya savasinin bitmesinden daha onemlidir.. bu gece bir mutluluk bekliyorduk.. finalde olmak tekrardan..

ki ilk yarida o finalin sesleri geliyordu. galatasaray sagli sollu saldiriyor, gol yollarinda sonuca eremiyordu.. yasli bir amcanin "hadi benim kara marsigim" diye hitap ettigi nonda asiri fevri oynuyor, hakan sükür kendisinden beklenen 28 yasindaki hakan sükürü gosteremiyordu.. yüzde 65 e 35 pozisyon oraniyla oynuyordu galatasaray ama bir türlü gol gelmiyordu. lincoln yine her pozisyonda ya kendine faul yaptirtiyor ya da topu eziyordu.. kocaman galatasaray gol yollarinda cevat güler hoca'nin arkadasinda duran sari kedi kadar caresizdi.. zaten o kedi de uyukluyordu bi noktadan sonra..

ikinci yarida bir senedir yeni acikta duran "forman icin oyna, arman icin oyna, ölümüne oyna" yazisi "formayi armayi siktir et, ölümüne oyna" ayarinda editleniyordu.. fakat bir sey olmustu galatasarayda.. sanki soyunma odasinda bir iki oyuncu unutulmustu.. genclerbirligi sanki kimlik degistirmis "gencler blitzkreig" olmustu.. galatasarayli oyuncular iki top yapamiyor, birbirlerinin önüne top birakamiyor, lincoln kesinlikle dökülüyordu.. galatasarayin sol kanadina inme inmis gibiydi.. gencler oradan bol bol saldiriyor, bissuru de gol kaciriyordu.. yani normalde "galatasaray yükleniyor ama gencler kontradan gol ariyor" diye nitelendirebilecegimiz hadise gozlerimize alenen "gencler galatasaraya yagmaliyor" seklinde gozukuyordu.. netekim dandik bir rovesata ile top galatasaray aglarina gitti..

bundan sonra galatasaray bir liverpool mucizesine ihtiyac duyuyordu.. ki 1-1 olduktan sonra bi penalti da buldu.. tüm sezon boyunca tribunlerin kendisine "lincoln" diye bagirdigi kivircik arkadas penalti atmaktan bile aciz oldugu icin liverpool un, liv... i yazildi sadece.. oysa son 2 dakika da tamlanabilirdi hadise.. oysa sadecede beatles'tan bir kac misra dokuldu dudaklarimizdan "sana iyice bakiyorum, hakkinda ne biliyordum? farkli degilmis gibi gorunuyorsun, ama degismissin.. sana iyice bakiyorum, ayni degilsin..."(bkz: i m looking through you)

sonucta kaybettik.. mactan sonra bir arkadasim aradi.. sesimin kotu geldiginden bahsetti.. o noktada yalan soyleyebilirdim.. "eh işte havalar bir iyi bir kötü oluyor sifayi kaptim" diyebilirdim.. "kaybettim mina koyyim" diyebildim.. insanlara her zaman gercekte düsündüklerini soylememeli hayatini futbol üzerine kuran birisi.. yoksa kimsenin kendisini anlamadigini ve yanliz kaldigini düsünebilir..

12 Nisan 2008 - Galatasaray Trabzonspor Maçı

Cumartesi, Nisan 12, 2008 zaman: Cumartesi, Nisan 12, 2008





antalya'da 80 öncesindeki okul catismalarini hatirlatan zulfikarli ve atesli silahli arkadas yakalanirken, gelinlikle türkiyeden gecip filistine varmaya calisan italyan sanatci pippa bacca bi gerizekali tarafindan öldürülmüsken, barroso ile barusso'yu memleketteki cogu galatasarayli karistirirken 12 nisan günü sicak ama kapali bir bahar gününde mecidiye köyde oynanan karsilasma bir sifir galatasaray'in üstünlügü ile bitmistir..

mactan evvel taraftarlarin önde gelenleri "arkadaslar bu mactan sonraki macimiz fener maci.. küfür etmiyoruz! "işte kaleci bu mu kaleci" diye bagiricaz bizim kaleci kurtardiginda.. baktiniz hakem yannis mi karar veriyor hakeme gozluk eline de sozluk diyveriyoruz.. baktiniz trabzon cirkinlesti burasi samiyen burda cikis yok diye sey edicez.. lütfen.. küfür yok" diyerek diger taraftarlari uyariyorlardi. "adini soyadini yaz 1905 e gonder kendi takimini kur trabzonu yen" kampanyasi dahilinde galatasaray sahaya ayhan ve okan orta sahasi ile cikiyor, sabri sag beke yerlesmisken forvet hattini hakan sükür ilen ümit karan koruyordu.. trabzonspor'da da sarisin arkadas yattara, kaptan hüseyin cimsir, defans hattain hasan ücüncü, gibi mükemmel isim soyad kombinasyonuna sahip oyuncular sahaya cikiyordu..

saatler 19 00 u gosterirken mac basladi.. cumartesi günü saat 19 da mac oldugunda ben mutsuz oluyorum arkadas.. arkadaslar icmeye cosmaya vakit ayirmam gereken saatte mac koyuldugunda aklim donuyor.. mac kacirmamaya manyaklasmis insanlar olarak bu saatte mac yapilmasini ben kinamak istiyorum.. cumartesi bari 17 de mac yapin ya.. aksam da disari cikalim.. yazik... her neyse.. daha ayrintili cemkirme icin (bkz: 19 00)

galatasaray cok net gol pozisyonlari ile maca basladi. sagli sollu trabzon kalesine dogru saldiriyor ama netice alamiyorlardi.. tolga topu elinden kaciriyor, servet topu direge nisanliyor, o vuruyor bu ediyor ama bir türlü girmiyordu.. 30. dakikaya dogru yoruldu tabi galatasaray. o dakikaya kadar galatasarayli futbolcular sabit dursalar onlara carptirip kendi kalelerinde gol tehlikesi yaratacak trabzonlu oyuncular ayri bir oynamaya basladi.. ki ilk yari ol vakit bitti.. ilk yarinin en dikkat ceken pozisyonu, servetin rovesatasi ile baslayan, ardanin kafasinin üzerinde vurdugu vole ile devam eden, umit karan'in mortal kombat vurusu ile biten pozisyondu.. arkadas feldkamp gittikten sonra takezo kensei ile mi anlastiniz ben anlamadim ki? hafta icinde kungfu mu calisiyorsunuz? hay allah..

gercek bir prens olan sabri ikinci yariya cikarken "arkadaslar ben ileri cikicam, kendi alanimi bosaltabilirim.. vallaa hiiiic beklemeyin beni geri gelirim die.. gelmem.. emre bak sana soyluyorum.. kapa benim alanimi.. " diye arkadaslarina sesleniyordu.. her neyse bir futbol gelenegi olarak nezaketen galatasaraylilar kalelerin degistirilmesini istediler.. boylelikle e5 tarafindaki kaleyi aykut (yavru agzi formasiyla) fulya tarafindaki kaleyi de tolga aldi..

galatasaray bu yariya da istekli basliyordu.. allah allah diyip sag ve sol kanattan gelirlerken bir ara ayhan orta yapti tüm tribunler gol diye ayaga kalmislardi ki arda golu atti.. fener macinda saha kapatilmasin diye "en büyük arda baska büyük yok" kivaminda tezahurat etmek zorunda kalan taraftarlara arda annesinin ve babasinin isimlerini tozluklarindan okutuyordu.. buradan adnan amcanin ellerinden opmek istedigimi soylemek istiyorum..

her neyse golden sonra sabri trabzonspor yarisahasinda kalmayi tercih etti.. yani bir sag bek oyuncusu ve gercek bir prens olan sabri o kanadi trabzonsporlulara 40 dakika boyunca kiralamis gibiydi.. ki bu araziyi yattara orta acmak icin kullaniyor, trabzonlu oyuncunun kafasina carpip arkadaki umutun onune düsen top ofsayt nedeniyle gol olarak deger kazanmiyordu (bu cümleyi de kurdum ya allah beni kahretmesin) bir 5 dakika sonra trabzon spor bir gol daha atiyor ama bu da ofsayt nedeniyle iptal oluyordu.. hani trabzonun forvet hattinda sadri alisik olsa "bu da mi gol degil ha! bu da mi ofsayt! soruyorum hakem baba bu da mi ofsayt" dese yunus hakem yildirim, "gol be.. gol be" diye hislenip golu verirdi diye düsünüyorum ben.. ama umutla, hüseyin cimsirle buraya kadar arkadas..

velhasil macin son dakikalarinda galatasarayli oyuncular "benim onume düstü top ben vurucam" felsefesi ile onlarca gol kaciriyor, ve mac 1-0 galatasaray üstünlügü ile bitiyordu..

yarinki gazte mansetlerini ben soyeyeyim "zirvenin adi belli","aslan zirveyi kapti","yeni lider cimbom","koyduk kaleye topu soktuk boruyu"(bu son manset olmadi sanirim) hayir benim anlamadim ne zevk aliyorsunuz bu liderli basliklardan bir gün icin arkadas.. yarin ankarasporu yenince fener yine liderlik muhabbeti yeter yahu..

Cumartesi, Nisan 12, 2008 zaman: Cumartesi, Nisan 12, 2008





londra ovasi yagislidir, londra ovasi hoyrattir.. bir ekip 5 alirsin.. londra topragi nicedir.. bagrina basar..

dün gece bir rüya gordum.. thames hasretinden agliyordu.. thames türkün kendisinden su icmediginden dem vuruyordu.. thames akiyordu.. agiiir agiiir.. bekle dedim thames.. bekle big ben türk geliyor, takimda dogru düzgün türk olmamasina ragmen 3 tane türkle sahaya cikmasina ragmen fenerbahce geliyor.. sarisiyla, beyaziyla geliyor..

mac saatinde ingilizler elleriyle 5 yapiyorlardi "welcome to london massacre" yaziyorlardi.. portekizce bilmeyenler icin "hosgeldiniz fenerbahce" diye tercüme edebiliriz.. ingilizler kendilerinden emindiler.. ingilizler, yunana yardim yapmis, canakkalede bize avusturyalilari kirdirmis, beyoglunu yorkshire da damizlanmis atlari ile ezip gecmis ingilizler ukalaydilar.. yürecigimizde umut vardi.. yandim ali'nin ruhu ile gelmistik, mustafa kemal in anafartalar zaferi ile gelmistik.. aklimizda zafer vardi..

dakka dört oldu golu yedik..

o dakkadan sonra ugur girmeliydi oyuna.. ilker yasin oyle diyordu.. "ugur girse ooo 5 olmustu bes " minvalinde konusuyordu.. ama zico dinledi mi? yoo dostum.. tarihinin en kotu chelsea'sine boyun egdi adam. cünkü zico bilmez.. cünkü zico duymamistir bogaza demirlemis ingiliz zirhlilarini.. florance nightingale in yaptiklarini sey etmez (o savasta sanirim ingilizlerle müttefiktik) her neyse.. zico zalım, zico umarsiz.. bakti zico.. bakti gülmeden, kimildamadan bakti.. stanford bridge agliyordu.. her kafada "kadikoydeki ilk 60 dakikadaki chelsea ciksin yari finale ama bu takim cikmasin" düsüncesi vardi.. kücük jonathan.. o damarlarinda kralicenin kani akan jonathan bile "mac fenerin hakki babacim" diye sesleniyordu babasina.. hakliydin jonathan.. hakliydin kücük john.. ama kader aglarini orduyse bi kere neye yarar gokhan'in vurusu, neye yarar lugano.. allah baba yazdiysa sampiyonlar ligine yenilgiyi ne ye yarar sadri alisik'in "bu da mi gol degil ha" diyisleri..

ikinciyi de yedik.. tam atacaktik.. onu da yedik..

tesekkürler fenerbahcemiz.. tesekkürler fener.. yüreginize saglik cocuklar.. bu sene de galatasaray'i gecemediniz avrupada ama bu deneyim olsun.. seneye belki fenerbahce.. sarisiyla, beyazi ile en büyük bahce... yelelerinden tutamadi fenerbahce tarih denen aslani.. olsun rising sun olamadin ama the rising fun over europe oldun fenerbahcemiz.. buna da sükür.. bunu da goremeyenler var..

6 nisan 2008 genclerbirligi galatasaray maci

Pazar, Nisan 06, 2008 zaman: Pazar, Nisan 06, 2008

üniversiteler yavas yavas kaynamaya baslamisti.. kampuslerde silahlar yillar sonra yeniden kendisini gosteriyor.. aysun kayaci'nin bir oyu bilmem kac coban oyuna eşit olmasi taratisiliyor, nato'nun varsova paktina dogru genislemesi über baskan putin tarafindan onleniyordu.. hal bu şartlar altinda yagmurlu bir sonbahar günü ankara'nin romanya bayragi ile renklenmis stadinda oynanan bir macti.. galatasaray cassio lincoln'un golu ile bir sifir kazanmisti..

6 nisan 2008 günü gencler birligi galatasaray macini izlemek icin milyonlarca galatasarayli taraftarla birlikte televizyon karsisina oturdum.. vaziyet ve manzarai umumiye:

persembe günü futbolcular kazan kaldirip "feldkamp'i istemezuk.." demisler, feldkamp da "istenmedigim yerde durmam agalar" diyip istifasini vermis, artcisi ahmet akcam da onunla beraber gitmis idi.. yonetimce yeni bir hoca takimin basina getirilinceye kadar "4355 e mesaj at, takimini kur, sampiyon ol" ilanlari ile teknik direktor bulmaya calisiyor, bu numaraya en cok mesaj atan cevat güler takimin basinda sahaya cikmaya hak kazanmis idi..

ankara 19 mayis stadi yagan yagmur ile camur deryasina donmus, gorenlere "bu stat modern türkiyenin baskentindeki bir stat midir? yoksa sakarya savasinin yapildigi cenk meydani midir?" sorusunu dogurmaya baslamisti..

galatasaray takimi sahaya "kirlenmek güzeldir" havasinda beyaz formalarla cikmis, avea gogus reklaminin altinda gizliden gizliye "omo" reklami yapmaya da baslamisti..

8. dakika: mehmet topal, pasi kardesi ardaya gonderiyor arda da hic beklemeksizi once topu iceriye ortaliyor ardindan "alda aaaaat" diye bagiriyordu.. mactan sonraki muhabbetlerde "arda abi yandan ortaladi bana da dokunmak kaldi" deme firsatini ümit karan topu auta atarak kaciriyordu..

33. dakika: sahada oyuncular ayakta durmakta zorlanirken, ankarali taraftarlarlar cekirdek citletip "barajlar doluyor ehi" diyorlardi.. ciftcilerin yüzü gülerken galatasarayli taraftarlar takiminlarinin etkisiz oyunundan ötürü somurtuyorlardi ki arda yine nefis bir orta cakti.. "araaaap bu senin" diye bagirmisti ki nonda'nin kafa caktigi top yandan avuta cikti.. ümit karan babacan bir tavirla arda'nin yanina yaklasiyor "her ortadan sonra mesaj kaygisi gütmek zorunda degilsin canim" diyordu..

44. dakika: televizyonun sol tarafindaki kaleye gencler birligi oyunculari akin akin geliyor, sabri bu dakikada genclerbirligi sporcusu hakan'i çok şık bir el hareketi ile yere caliyordu.. genclerbirligi oyunculari penalti beklerlerken, daha faul yapilmadan once hakan'in "hocaaaa" diye bagirmasindan hakem kuddisi muftuoglu'nun üzerine cok gitmiyor hakan'in "oracle" vari performansini takdir etmekten baska bir sey yapamiyorlardi..

45+1 de kuddisi muftuoglu ilk yariyi bitiren düdügü caliyordu. iş o dakikadan sonra saha karisiyor "dün 5 dakika uzatiyordun ama acemi hakem" tarzinda yaklasan genclerbirligi oyunculari hakemin etrafini sariyorlardi.. bu sirada hakan sükür'e dil uzatan bazi genclerbirlikli futbolculari da deftere not aliyorduk.. (tuna, hakan, engin.. adam gibi oynayin!)

galatasaray malzemecisi, ufuk kaynak formalara bakiyor "allahim bu lekeler nasil cikacak?" diye soyleniyordu.. o sirada sislerin icinden birden bir kadin peydah oluverdi... tamam bunun macla alakasi yok.. ama siz yine de kirliler icin omo'yu kullanin.. (devre arasi reklami aliyorum gari)

58. dakika: sayili dakika su gibi akip geciyor, galatasaray da genclerbirligi de aradiklari gole ulasamiyorlardi.. bir ara hakan şükür mesut bakkalin yanina gidip "ya yer degissek ya, siz sampiyonluk icin, biz düsmemek icin oynayalim, ugur yapalim boyle gol gelir belki" diye komiklik yapiyor, mesut bakkal tarafindan "keraneci ya" diyerek savusturuluyordu.. o sirada lincoln serbest vurusu 170 ile benden 12 santim daha kisa ve benim gibi yesil gozlu olmayan (futbol seven kizlara selam ederim) okan'in kafasina nisanliyor, okan da topu direge eklestiriyordu.. yurt sathindaki ve yavru vatan kibristaki kahvelerde "tüüüh" sesleri o anda yükseldi.

61. dakika: genclerbirligi yorulmustu.. galatasaray recele gelen arilar gibi genclerbirligi kalesine yükleniyordu ki ümit karan kaleciyle karsi karsiya kaldi. aydemir akbas'in filmlerde sergiledigi bir beceriksizlikle topu peric in üzerine nisanliyordu ümit karan..

88. dakika: goooooooooooooool! sabri oyundan alinmis yerine baris girmis, hasan oyuna girmis okan cikmis, nonda cikmis kral oyuna girmisken, arda sag kanatta oynamaya baslamis, hasan sas sol kanadi kendine mesken edinmisken, tüm bu dandiklik içinde genclerbirligi akin akin saldirirken kimin orta yaptigini bilmedigim bir topu ümit karan kafayla arkaya indiriyor lincoln de yaradana siginip genclerbirligi aglarina birakiyordu.. son 4-5 haftadir taraftarin "ikinci eli ne kadardir bunun? gitti gidiyordan satsak?" diye düslere daldigi lincoln kendini bir nebze affettiriyor, galatasaray'i sampiyonluk yarisinda tutuyordu..

sözün özü galatasaray şu zor zamaninda zor da olsa, bela da olsa anasinin ak sütü kadar helal bir 3 puana kavusuyor, fenerbahceyi tüm sevkati ile alisamiyende bekleyecegini satir arasinda soyluyordu..