Arda'ya Real Madrid kancası

Cumartesi, Mart 28, 2009 zaman: Cumartesi, Mart 28, 2009


"real madrid city"

Millilerimizin İspanya maçına Madrid tesislerinde hazırlanmasıyla ,beleşe oyuncu izleme imkanı bulan Mijatovic’in Arda’yı istediği ortaya çıktı. Antremanları yakından takip eden Mijatovic ve başkan Boluda arasında 10 dakika ara ile yapılan 2 telefon görüşmesini ele geçiren  "çekirdekçi tayfa"  bir ilke daha imza attı. Görüşmede Mijatovic’in  “konuştum ben arda’yla, adam  uçağa binmem koşarak gelirim dedi, kaç paraysa verelim bence “  ifadesini kullanması, futbol camiasında bu transferin bittiği izlenimini yarattı. Telefon görüşmesinin tam metni şu şekilde;

Mijatovic: başkanım kalktın mı?
Boluda : kalktım kalktım ,aramışın sabah duymadım. noldu?
Mijatovic: başkanım bu Arda’yı diyorum. Valla temiz oynuyor adam. 
Boluda: haa 66 numara dimi?   çok istiyolar ama ona yaa.
Mijatovic: valla istersen bi sordurayım ben.. 
Boluda: valla bi sordur bakalım , arda ne diyo konuştun mu?
Mijatovic: konuştum tabi ,ön bahçede çeşmenin orda kıstırdım, Terim görmedi..
Boluda: ee?
Mijatovic: Ne desin başkanım, hastası oldu ortamın. uçağa binmem koşarak gelirim diyo
Boluda: ehheheh iyi iyi tamam, ara bakalım kaç istiyolar.
 
10dk sonra;
Boluda: aradın mı , kaç diyolar?
Mijatovic: başkanım konuştum şimdi. 25 peşin diyolar ...
Boluda: yuhh ronaldomu alıyoz aq!!
Mijatovic: onu zaten alamıyoz başkanım
Boluda: lafmı çarpıtıyon sen bana?
Mijatovic: yok estagfurlah... öylesine söledim ben.
Boluda: bırak gözüm bırak...
Mijatovic: valla ne diyim bunlara şimdi ben. 15 ederi var bu adamın...
Boluda: o zaman 12den ihaleyi aç sen. En kötü 15e bağla yanlız bak 16 vermem ona göre.  
Mijatovic: oldu başkanım..
Boluda: haa bide yakın çevrene zerre bişey söyleme bi zahmet. 2 dakkada ispitliyolar basına,ne pis arkadaş çevren var senin anlamadımki ben.
Mijatovic: tamamdır başkanım ,hayırlı olsun diyelim mi o zaman?
Boluda: niye lan?
Mijatovic: ne biliyim içimden geldi ...arda iyidir yaa?
Boluda: hadi canım ,hadi gözüm. çıkıyorum şimdi konuşuruz orda...kupon yaptınmı sen akşama?
Mijatovic: yok yapmadım daha
Boluda: iyi iyi ...tek maç varmıymış bak bakalım
Mijatovic: tamamdır başkanım..


toki'nin yaptıgı Realtepe tesisleri ,dünyada  örnek gösterilen tesislerin başında geliyor. masraf diz boyu...

*bombonera

bir akraba: "lincoln ağabey bize pişmaniye getirdi"

Salı, Mart 24, 2009 zaman: Salı, Mart 24, 2009

çekirdekçi tayfa bir ilke bir habercilik başarisina daha imza atarak, 6 bavulla ülkesine giden lincoln'u takip etti ve sülalesini dürttü. türkiyeye dönüp dönmeyeceği merak konusu olan cassio lincoln'un ismini vermek istemeyen bir akrabası "türkiyede 6 bavulla, buralara gelmesi olay olmuş. oysa ki bize pişmaniye getirdi o bavullarda. endişelenecek bir şey yok. lincoln ağabey çok büyük bir insan. inşallah shalke şampiyon olur" diyen akrabaya shalke değil galatasaray, dediğimizde "haaa öyle mi?" tepkisi aldik. "beyazlarla kahverengi pişmaniyelerin tat olarak bir farki yok" diye ekleyen ismini vermek istemeyen akrabaya basarilar diliyoruz..

22 Mart 2009 R.Madrid 3-0 Almeria

Pazar, Mart 22, 2009 zaman: Pazar, Mart 22, 2009

Galibiyetin rutine bindiği anlar vardır. Maç öncesiyle maç sonrasıyla öyle bir gündü bügün. Madrid “illaki yeneriz” , Almeria ise “kaçarı yok” diye çıkmıştı maça. Ara ara iki kalenin de yoklandığı ilk yarıda, orta sahada top kapma mücadelesinin dibine vuruldu. (en haz etmediğim şeydir) “Tribunde Abdurrahim Albayrak olsa uyumuştu çoktan“ dediğimi hatırlıyorum. Nitekim bir süre sonra taraftar da ıslıklarla tepkisini koydu bu futbola. Almeria belli ki ‘Bison’u kızdırmak’ istemiyordu. Top oynatmamaya gayret etti .Bir ara kendisi oynamak istedi ama o da bi kaç kısır ataktan öteye geçemedi. İnsanın gözüne takılan bir kaç şey vardı elbet. Goller maçın aksine çok güzeldi mesela. Marcelo, hucum ağırlıklı oynadıgı zaman çok daha etkili oldugunu bu maçta da kanıtladı. Sol bekte harcandığı haftaların ardından, yavaş yavaş kalitesini göstermeye başladı. Gol atmasaydı da bu böyleydi ama golünü de attı. 24. dakikada perdeyi açan gol, Marcelo’nun hakkıydı. Sol çaprazdan atılan sert goller her daim güzel olmuştur zaten. Arkamda maç ile pek alakası olmayan amca "abovv füze gibi gitti valla" diye tepkisini dışa vurmaktan çekinmedi ve ekledi "atarlar daha atalar..."



beyazlıların bir kaç tane daha atacaklarını bilmek için o amca olmaya gerek yoktu pek (hatta o amca olmaya her türlü gerek yok hakkatten) 2.yarıda çok farklı başlamadı. İspanyol televizyonu da maçta birşey bulamamış olsa gerek, iki de bir yedek klubesinde sus pus oturan Higuan’i ekrana getirdi. Bu sırada Huntelaar da, Higuan’in neden yedek kulübesinde oturduğunu bize kanıtlamakla meşguldu. Kalitesi tartışılır ama topa çok düzgün vurdugu aşikar. 53. dakikada yine çok düzgün vurdu, kaleci “eyvah” diyemedi. İki takımda kadere engel olamamış, beklenen şeyler bir bir gerçekleşmişti. Haliyle iki takımda rahatladı bu golden sonra.


golden sonra hulk'a bağlayacak diye korkuyorum

Forma şansı bulamayan yedekler ısınmaya başlamış, ben "çay içelim bari yav" demiştim. Derken, golden 10 dakika geçti geçmedi bu sefer Robben niyeti bozdu. Bi hışımla kalenin önünde belirdi ama topu kaleciye nişanladı. Kaleciden dönen top Huntelaar’ın önüne süzülünce, 3. gol de ufukta belirdi.
Ben: gol olur...
Abim: afferim ,buyur madalyan..



Huntelaar son 6 maçta 8. golünü atarak dosta düşmana “buldummu affetmiyorum” mesajı verdi. Can çekişen maç ise bu golle hepten bitmiş oldu.
90 dakika bitince tuzsuz ,acımsı bi tat bıraktı izleyicide. Madrid’li oyuncularda “biz yeneriz ,barca da maçını alır,boş beleş bi hafta sonu olur, kimseye giren çıkan olmaz” havası vardı ki haksız da çıkmadılar.


ramos 3.golden sonra arkadan"hugo lülü lülü lüü" yapınca ,, sanchez'in "yakışıyormu eşşek kadar adamsın " diye sitem ettiği, gözlemci raporunda "ben anlamam,fena koydu madrid "diye not düştüğü kayda geçti

Sonuç olarak anladık ki Madrid, eski efsanesi ‘taklacı’ Hugo Sanchez’i taklaya getirirken, ayıp etmek istememiş. Zaten çoğu kişide Sanchez’in Almeria’da pratik yaptıgı görüşü hakim. Florentino Perez'in planlarında böyle birşey gözükmese de, gönül istiyor futbolda böyle şeyler olsun. Ama bu tip buluşmalar niyese gönüllerin istediği gibi sonuçlanmıyor pek.(youla attı az önce)



*bombonera

22 mart 2009 galatasaray eskişehirspor maçı

Pazar, Mart 22, 2009 zaman: Pazar, Mart 22, 2009

"yaralı hayvanlar, hele ki sahip oldukları tek bir şey kalan hayvanlar, o şeyi savunmak için, ki bu şey cocukları olur, yaşamları olur, ekstra bir gayret göstererek, normal yaşamda yapamayacakları şeyleri yaparlar" bu gerçeği bilmek için sabahtan akşama kadar oturup discovery izlemeye gerek yoktur. herkes 3 yaş civarında canlarını ilk acıdığında bunu keşfeder. canın acıdığında, bir şeylere çok kızdığında ekstra gayret gösterirsin.. ama gel de bunu galatasaray takımına anlat, açıp discovery'i "yanlış konuşmayın lan bana! hani yaralı aslan saldırırdı" diyip çemkirmek istiyorum maçın getirdiği mağlubiyetle..

maçtan evvel yurdun özellikle batısını sel götürüyordu. "bir daha bana baraj, doluluk oranı, yagmur diyenin kalbını kirarim" diyen bir çok insan, etrafinca "adam haklı" yaftası yiyordu. ingilterede bbg güzeli kocaman gögüslü kadin ne yazik ki kanserle musabakasında, kazanan taraf kanser olmuştu.. kültü bakanımız nazim hikmetin şiirlerini başka eserlere çevirenlere "nazim hikmet'in üzerinden para kazanıyorlar" diyor, fazil say gecikmeden "asıl beethoven'in ekmeğini yedim ben, önce o konuşsun" diyip lafı getiğine koyuyordu. işte bu durumlar altında, yagmurlu bir mecidiyeköy akşamında ali sami yen'den tek gol sesi yükseliyor, onu da eskişehir atiyor ve maçı 0-1 kazanıyordu..

galatasaray 2-0 dan muhteşem bir maçı vermişti daha perşembe günü, arda turan o üzüntü içerisinde empati kurmayı başarmış "ağbi çekler de böyle üzülmüştür ha, hatta onlar bence daha çok üzülmüştür, yok biz daha çok üzülmüşüzdür, sonuçta çek insanı siki taşağına denk bence" diyip durum tespiti yapmış, lincoln ile bağlar iyice kopartılmış, hasan şaş, floryadaki kostepek olarak nam salmaya başlamıştı. galatasaray için işler hiç de iyi gitmiyordu yani. ama o sirada fenerbahçe ve trabzon yenilince, ve besiktas ile sivasspor berabere kalinca galatasaray'a gün doğmuştu. zirvede şampiyonluk mucadelesi verdiği rakipleri alenen haftayi es geçmişlerdi, barış "biz çakarız yea eskişehire demi ağbi, bence çakarız hem rüyamda gördüm ben bugun çakıyoruz" diyip pazar kahvaltisini yapiyor, sonra da terliklerini giyip takim otobusune koşuyordu.

eskişehir ise gelmeden önce gerek sitelerinden "korkmuyoruz" diye aciklama yapiyor, gerekse de klubun değişik yerlerine konuslandirdigi alt yapidan gelen cocuklari aniden köşelerden cikartip futbolculari korkmamaya alistiriyordu.. böyle bir cilgin icerisinde maçın oynanacagi saat gelmiş, yagmur da bardakdan bosalir gibi yagmaya devam etmişti..

daha ilk dakikaydi ki sabri topu fulya da bir evin balkonuna atmayi becerebildi. maçın ilk yarısı karşılıklı ıslak formalar mucadelesi içinde gelişirken iki taraf da üstlünlük kurmayi beceremiyor, kale arkası tribunlerden birisi havalaniyor, ve etrafinda sahitler oluşuyordu. bülent korkmaz, lincoln'u gaziantep maçına saklamış oynatmiyordu bu maçta.. galatasaray lincoln'un yoklugunda ileride top tutamiyor, almanya'nin ofsayt ilinde dogduguna emin oldugum ümit karan ise pek golculuk sergileyemiyordu..

ilk yarı yagmur kiyamet biterken sahadaki mactan cok, sahaya giren martidan bahsediliyorsa galatasaray hakket bu sene bir şeyleri yapyanliş yapmişti..

devre arasinda bünyamin gezer arkadaslarina "anaaa ilk yari kartlari burda unutmusuz" diyip sasiriyordu.. ki ikinci yarinin baslamasiyla birlikte havada ucusan kartlar 50. dakika civarinda eskisehir'in 10 kişi kalmasina neden olacakti.. o dakikadan sonra 10 kişi kalan eskisehirspor yukarida bahsettigimiz yarali hayvandi artik.. hop zaten youla da de sanctis in ucmaya zahmet etmedigi bir köşeden plase bir şekilde topu aglara gönderdi.

bu dakikadan sonra lincoln oyuna girip iki top yapmaliydi ama, galatasaray'in dudullu gençlikspordan kiralik olarak aldigi iki oyuncusu aydin ve mehmet oyuna giriyordu.. dudullu gençlikspor'da "bunlar takimda fazla.. gitsinler galatasarayda pişsinler" diyerek gonderildiklerine emin olabilecegim bu iki genc topu ayaklarinda tutmaktan bile aciz futbollari ile göz doldurdular.. maçı arda için izleyen barcelona yetkililerinin ispanyolca "ben bu iki topcuyu kulubumde degil topcu, sandalye bile yapmam" seklinde konustugu rivayet edilse de, rivayet edenin sandalyenin ispanyolcasini bilmemesi kuşku uyandirdi..

velhasil 4 günde 2 malubiyet ile karşılaşan galatasaray'da kazan iyiden iyiye kaynıyordu artik. haftaya gaziantep maçında nasil bir yol bulunur bilemeyecegim ama o sari kirmizi formanin kalıcı, insanların da gidici olduğunu akillarina yazmali bu bidon kivamindaki golculer, top sürmeyi beceremeyen, saçlari uzun iken berren saat'e benzeyen insanlar..

altay karabükspor 1-1

Pazar, Mart 22, 2009 zaman: Pazar, Mart 22, 2009



birilerinin çıkıp da "alın lan 50 milyon, adam gibi oynayin" demesini bekledim.. ama olmadi olamadi.. yine birileri çıkıp da "arkadaslar süreniz doldu 1 saat dediniz 1 bucuk saattir top oynuorsunuz, hali saha sizin maliniz degil" demesini de beklerdim, zira sahadaki futboldaki istek, ruh hali saha mücadelesinden farki yoktu. tüm gün işte çalışıp gelsen ancak mehmet sak kadar futbol isteği ile oynardın..

playofflar olur mu? bilinmez ki..

video

musallat the robben.. bilin,,anlatın...

Cumartesi, Mart 21, 2009 zaman: Cumartesi, Mart 21, 2009






bilin... anlatın... tedbir alın ve asla unutmayın....


bombonera

İspanya aday kadrosu...dostum raul demişsin, güiza çıktı..

Cuma, Mart 20, 2009 zaman: Cuma, Mart 20, 2009

ispanya milli takım aday kadrosu;  gönderen: Del Bosque

Kaleci: Iker Casillas,Jose Manuel Reina,Diego Lopez
Defans:Alvaro Arbeloa, Juanito, Raúl Albiol, Carlos Marchena, Sergio Ramos, Gerard Pique ,Capdevila
Orta Saha: Xavi Hernandez,Santi Cazorla,David Silva,Albert Riera,Sergi Busquets, İniesta,Xabier Alonso,Marcos Senna
Forvet: David Villa, Fernando Torres, Fernando Llorente , Daniel Güiza (evet güiza...)

 Ferrari'sini satan bilge- Raul'unu satan del Bosque..
    Yeterince kibar olmaya çalışacağım.Sonuçta bir tercih meselesidir olan biten. Saygı duymak lazım gelir.(raul kadar başına daş düşsün) Ancak saygı duymamak da bir tercih meselesidir.Bu kararı sadece “futbol”u baz alarak verdiğini varsaymak istiyorum. İstiyorum da arkadaş, bir yandan da dizi dizi diziyorum buraya;  form durumu?,,,son maçları?,,, kondisyonu?,,,yeteneği?  ,,, tecrübesi?,,,oralardan iyi vurması? Listeyi kabartıp daha fazla rezil etmek istemem zatı muhteremi. Bunların hepsini bir kenara bırakalım. Asıl mesele olayın saygısızlığa, vefasızlığa, büyük büyük ayıplara doğru yol almış olması ki, aslında insana  koyan  biraz da  bu durumdur.



    İnsanoğlu istedi ki; "Aragonés'in yaptığını yaşlılığına veriyorum, daha bunamadık çok şükür" diyen biri çıksın.Hele hele sıradaki maç Bernabeu'da oynanacak iken , jestlerin en kralı yapılsın, gönüller fethedilsin. Lakin öyle olmamış, Del Bosque  Güiza'da, Raul'da olmayan birşeyler bulabilmiştir(bravo)  


   Bu noktada bahanemiz nedir; "Galip gelen takım bozulmaz ,kupa alan takım hiç bozulmaz".     Arkadaş,,,, o takımda Raul yoksa, klişeler de değişir,taşlar da yerinden oynar, o takım da öyle bi bozulur ki feleğin şaşar. Raul yarın çıksa, “teknik adam olmuşsun ama adam olamamışsın “ dese ,  bi cevabın varmı?

sonuç olarak Güiza içerde, Raul dışarda, biz ise arada kaldık. Terim'e "döndürmeyin" diyemedik, del Bosque'ye "küstürmeyin" diyoruz...

"bombonera

19 mart 2009 galatasaray hamburger sv

Perşembe, Mart 19, 2009 zaman: Perşembe, Mart 19, 2009

hadiseyi bilirsiniz, bir film izlemeye baslamissinizdir, film mükemmel ilerler, adam kiza aşıktır, kızın da bunda feci gönlü vardir birbirlerine kavuşurlar, süper de eğlenirler, film hizli hizli akarken, lunaparkta falan geçerken, uykunuz gelir.. yatak sizi inanilmaz bir şekilde çağırsa da siz inat edersiniz gitmezsiniz yataga, ama sonra ne olduysa olur ve işler boka sarar.. yonetmen çok dandik bir son hazirlamistir. sanat filmi yapmayi kafasina koymustur o.. kotu adam çıkar, kiza hallenir orada, onunla kalmaz oglana da hallenir ve filmin en sonunda iki aşığın ifal edilmiş vucutları filmin sanatsallgini ortaya koyar.. velhasil 2-0 dan mac vermek de böyle bir hadisedir..

ülke tam gaz seçimlere gidiyor, mehmet ali erbil akp'ye karşı ağzını açıp gözünü yumuyor, bununla birlikte kriz ülkeyi kasıp kavuruyordu.. 30 kusur senelik tariş batmış, "ya beceremedik aslen" diyip kıvırmaya calisiyor, devlet araba üreticisini korumak için vergileri düşürüyordu.. işte bu ahval ve şerait içinde mükemmel bir rüyaydan uyaniyorduk, galatasaray ali sami yen'de 2-0 öne geçtiği maçı 2 dakikada 2-2 berabere hale getiriyor, son dakikalarda da bir gol daha yiyip 3-2 yeniliyordu..

maçtan evvel dezenformasyon almış başını gitmişti.. arda oynamayacakti bir tarafta, hamburg ise "2 li defans cikicaz" gibi salak sacma demeçler veriyordu, kazan kayniyor "hamburg'da kaka oynamicakmis" seklinde seviyesiz espriler yapiliyordu.. galatasaray tribunleri kadikoy ruyasi için mükemmel bir kareografiyi cakiyordu eski aciga.. artik bu vakitten sonra avrupa kupalarindaki kareografilerin ugursuz gelmesine dair bişiler soylenmeli.. önce freddie yaptilar mesela, tarihinin en kötü sampiyonlar ligi performansini sergiledi o sene galatasaray, sonrasinda godfather vardi, rovansinda beş yedigimiz, şimdi de bu.. yeter bence!

kewell stoper oynuyor, serkan kurtuluş sağ bekte, sabri önünde baroş ve tartişilan isim lincoln ilk 11 de sahaya cikiyorlardi.. hamburg ise bildigimiz hamburgtu.. guerreroro falan hep oynuyordu.. ki macın ilk dakikalari ile birlikte akin akin galatasaray üzerine gelmeye basliyorlar ama galatasaray defansi bir sekilde hamburg un net pozisyonlara girmesine engel oluyordu. ama stoperimiz yok diye havadan oynama ogudu vermisti martin jol belliydi.. galatasaray'in baskiyi kirmasi icin bir 30 dakika ve yüz binlerce küfür yemesi gerekmisti.. sadece ali sami yen'de oynanmiyordu mac, yurdun dört bir yaninda ve yavru vatan kibrista, almanya'da her birahanede, her kahvede mac vardi ve milyonlar galatasaray'in biraz karakter göstermesini bekliyordu. bereket 30 dakikadan sonra galatasaray ayaga top yapmaya basladi, 32 civariydi ki "aaa lincoln oynuyormus" sesleri yükseldi semaya.. oynuyordu ama seninle bir eksiktik be lincoln..

ama yine de dakika 41 oldugunda , baroş sol kanattan ceza alanina giriyor, hamburglu futbolsever bir arkadasimiz (isim verip rencide etmek istemiyorum) baroşu ceza alanina hemen girer girmez biçiyor, hakem ellen roaddaki misali "ver penaltiyi" sesleri icinde veriyordu penaltiyi.. topun basinda avusturalyali kanguru stoper kewell vardi ve galatasaray'i bir sifir öne geciriyordu.

ilk yari biterken sabri kaleye şut çekmemiş, serkan güzel güzel bindirmis, galatasaray rakibi kaleye ulastirmamisti.. prezervatif reklamlari insanlarin aklina muzur seyler sokarken devre arasinda, tribunlerde gol olsa da mesaleler yakilsa da isinsak anasini satiim düsünceleri almis basini gitmisti.. hava soguktu, ve kadiköyde final öyle yakindi ki, yakınları aşıyordu hümeyra'ya inat.. (bkz: kordugum)

ikinci yarinin hemen başıydı ki, arda soldan ceza alanının hemen önünde lincoln'un de defansi perdelemesi ile baroş u topla buluşturuyor baroş da çok klas bir golle takimi 2-0 öne geciriyordu.. biz şehit ogluyduk, incitmeyecektik atamızı ama hangi çılgın 2-0 dan bizim maçımızı alacakti şaşardık.. ama alman yapiyor işte.. ingilizler 2 tane gemileri batinca "aman tanrim savasi kaybettik" diyip paniklerken almanlar bozmuyordu hiç. önce 57 de sonra 60 da o guerrero denen gestapo atti iki tane gol.. stoperlerin hatasi mi desek, lincoln un top tutamamasi mi desek, guerero nun sahsi serseriligi mi desek bilinmez. ama mac 2-2 olmuştu bile..

sonrasinda hasan sas sahada, nonda, ümit sahaya dahil oldu ama olmadi. olamadi.. olic'in tabutun son civisini cakan golu ile galatasaray kadiköy ruyasindan uyaniyordu.. allahi var dünyanin en güzel rüyalarindan biriydi bu. kadikoyde final oynamak. ama işte.. eğer bir lincoln'unuz varsa, eğer defans oyunculariniz sakatsa, eğer 2-0 dan maç verecek, üstünlüğü korumayi bilmeyen bir teknik heyetiniz varsa olmuyor bu işler..

Perez'in cebinde akrep değil , mavi boncuk... itina ile dağıtılır...

Çarşamba, Mart 18, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 18, 2009

         İmam-Cemaat = Perez –Marca gibi bi denklem kursak sansasyon olmaz sanırsam. Bildim bileli Perez ortayı açar ,Marca doksana yazar bi ilişki bu. Fakat bu sefer Perez’in işi daha kolay oluyor. Bakmadan attıgı pasları tamamlamak için envai çeşit basın seferber olmuş. Herkes elini açmış pas istiyor, ama Perez biraz çalıma kaçıyor gibi...

Perez: messiyi alıcam nasipse
Marca: kakayla görüşmeler başladı
Perez : messi diyorum
La gazzetta: Ronaldo imzayı atmış
Perez: lan alovvv!!
Fanatik: r.carlos madride dönüyor
Perez:  sen ne diyon ya...
     
Bu gidişle Perez seçimlere girmeden asist manyağı olur ama golu kim atar bilemem. Madrid’in bir sonraki kadrosu ile ilgili son gördüğüm çalışma da şu şekilde.



           Kaka ve ronaldo’ya laf söylemek, kusur bulmak yürek ister ,bilek ister daha neler ister. Garay’da çok şık durmuş. Hali hazırda Racing’te kiralık oynuyor zaten.Perez’in defansı beleşe getirmesi muhtemel.  Sol bekteki yoldaş Zhirkov’u çözmedim. Bu adamı Bayern mi alıcak, City’e mi gidicek ,Chelsea mi kapatacak, biri alsın artık. 2 senedir hangi solbeke bişey olsa, Zhirkov o takıma imzayı atıyor. Bir diğer hadise, Madrid Ronaldo yapmış, Kaka yapmış ama forvette hala Huntelaar’ı oynatıyor. Böyle bişey olursa bence de Madrid hakkatten kaka yapmış hatta sıvamış olur

     Asıl mevzuyu sona bırakayım dedim. Elime “madrid ilk 11i” diye bişey geçtiği zaman ilk aradıgım isim Ronaldo ya da Kaka değil, şüphesiz  Raul olur. Raul’u yedek bekleten yagız deliganlı kimdir? ,Huntelaar mı yoksa? asşdlksaşdssda yapmayın çocuklar ,döndürmeyin....

*bombonera

14 Mart 2009 A.Bilbao 2-5 R.Madrid

Pazar, Mart 15, 2009 zaman: Pazar, Mart 15, 2009

    İlk 11’ler açıklandıgında Huntelaar dikkatinizi çekiyor. Zaten Marca’da maça bir saat kala “No juega Higuaín” gibilerinden bi ayar vermişti bu duruma. Casillas geleni geçeni kurtararak başladı yine maça. Robben ise dadından yenmez bi Bilbao defansı bulmuş, maça ısındıkça, sağdan sağdan ,güldür güldür gelmeye başlamıştı. İzleyenler “bu robben birinden birini yazar,illaki golu var bu akşam” demişti ki, 22.dakkada bizim deli oğlan yine süngüsünü taktı, paldır küldür hucuma kalkt. Hızına yetişip önünü kesen de olmayınca çatala doğru süzülen bi top belirdi kalede.(0-1)



     Sert başlayan ,golden sonra daha bi sertleşen maçın 33-36 dakikaları arasına damgası vuran Heinze oldu. Sneijder’in serbest vuruşunda adam gibi adam paylaşamayan Bilbao savunmasını arkasına alan Heinze, güzel bir kafa golu attı(0-2) ve benden alkışı aldı(çok nadir oluyor bu). Derken golun verdiği gazla, naptıgını bilmez bi şekilde her topa atladı ,her topa hopladı. Sağdan gelen Bilbao ortasında Casillas’ın “ bıraaaak!! “ diye bagırmasını duymadı bile. Neticede daha önce bu dalda bi rekor varmı bilmiyorum ama 2 dakikada 2 ayrı kaleyede gol atabildi Heinze.(1-2).




arkadan Ramos'un "nassı sevindi garibim yaa" dediğini duyar gibiyiz.

     Bu arada sertlikler yerini manasız sinir harbine bıraktı ve Casillas’a dalaşan Yeste maçtaki ilk fire oldu.İlk yarı biterayak uzun suredir hata yapmayan Casillas(16 maçta bir hata falan yapıyor) Llorente’nin kafa vuruşunu önce kurtarır gibi oluyor, sonra “ikinci yarı zevkli olsun” diyor,içeri alıveriyordu.(2-2) Çoğu vicdan sahibi insan evladı gibi zerre kötü söz kullanmadım.O da insan ,o da iki kol, o da iki bacak diyor, olayı görmezden geliyorduk.




      Devre arası belliki Heinze’yi iyi tutmuşlar, maç bittiği gibi 2-2 başladı. Baktık ki Bilbao tempoyu düşürmek şöyle dursun, Madrid’e ayak uydurmaya kalkıyordu.( “inteharr bu inteharrr” dediğimi hatırlıyorum) Nitekim santra yapıldı....huntelaar vurdu gol....santra yapıldı... 2.devre bu tarz başladı ve boyle yuskek tempoda başlayan devrede Robben de misyonunu kısa sürede tamamladı. 61.dakkada trabzonda balonlar salınırken, robben de sağ kanattan goştura goştura kaleye sokuluyor,toprağı huntelaar’a  ‘al da at’  diyor, ve ikili şık bi gole daha imza atıyordu.(2-4) Huntelaar gol atmaya ,bizde onun gollerine alışmaya başladık gibi.


    Golden sonra maç gençlerin denendiği, yeni transferlerin dakika aldıgı bi hal aldı. Robben’i ve Raul’u daha 70 olmadan oyundan alarak, yan tarafa “maç bitti” mesajını çaktı Juan de Ramos.          Maç bitmişti gerçekten ama bitmeyen bir şey vardı, o da muhalefet Bilbao seyircisinin taşkınlıgı idi. Huntelaar gol sonrası sevinirken kafasına atılan yabancı maddelerin etrafında slalom yaptı. Bunun gazına gelen bi kaç oyuncu yüzünden manasız sertlikler maç sonuna kadar devam etti. 2 dakkada bir,  bi münakaşa,  bi artislik,  bi “burdan çıkamazsın” olayı yaşandı sahada. Hakem ise, etki altına girmem , gaza gelmem,  seyirciyi tınmam, alayına isyan mantalitesinden ödün vermeyince, saha sarıya büründü. Hatta sahadakiler yetmedi, Bilbao yedek klubesinden Velez, hiç üstüne vazife değilken kırmızı kart gördü ve maçın adamı ödülünde heizne’ye ortak oldu. 

 

bitmeyen tartışmaların  hacivat-karagöz'e bağladığı an...

     Herkes biribirine tekme savuruyor,  llorente sneijder’in gırtlagını yakalamış  “canını alacam seniynn!! ”  diye bagırıyor,  heinze düz yolda koşarken düşüyordu(bu oldu gerçekten). Yeni transfer Faubert,  olan bitenlerle abondone olmuş, kafası karışmış ,başı dönmüş bi şekilde “bişey yapmam lazım,,,bişeylerr yapmam lazımmm..”  diye sağa sola bakarken ,takım arkadaşı Pepe’nin zaten sakat olan eline basıyor ve serçe parmagını çıkarıyordu.  Faubert’in bu manasz hareketinden sonra maçın adamını seçmek gittikçe zorlaşıyor, amma bu sertliklerden en karlı çıkan Higuen oluyordu. 85te,  4 golü az bulan bilbao savunması, Marcelo’yu şuursuzca yere indirince, Higuen’e penaltı yolları göründü. Marcelo ne kadar “yaptıran atar olm”  çamuruna yatsa da gol krallıgı ayağına penaltıyı Higuen atıyor ve maçın skorunu tayin ediyordu.(2-5)  

Netice olarak madrid haftaiçi adeta hiç maç oynamamış, liverpool’dan 4 yememiş, rezil rüsva olmamış gibiydi. Robben ise ciddi manada keyif vermeye devam ediyor. Nazardan değmesin.....
 

*bombonera yazdı...

13 Mart 2009 Florentino Perez- load last game

Perşembe, Mart 12, 2009 zaman: Perşembe, Mart 12, 2009

     Ligteki 9 maç=27 puanın verdiği gazla “Liverpool karşısında ilk maçı 3-0 rövanşı ise 2-1 kazanacağız” gibi enteresan bi demeci olmuştu taze başkan Vicente Boluda’nın. Salı günü yaşanan hezimetten sonra başkanın söylemlerini hatırlayınca insanda garip bir his oluyor. Biraz güvensizlik, biraz umutsuzluk, biraz ondan, biraz bundan, biraz da hadi ordan gibilerinden bi his bu. Kendisine ulaşamadıgım için bu şekilde skor oynadımı ,oynadıysa ne kadarlık oynadı ,tek maç yüklü girdimi, bu sorularıma cevap alamadım. 2 maçta 5 gol atıp 1 gol yemeği öngören başkanın takımı 5 gol yedi ama gol atamadı. Maçtan sonra yapılan boynu bükük klişe açıklamalara da 5 senedir alıştım, hastası, müptelası oldum. Sonuç olarak “abi juventus bize ters geliyor” , “bayern çok ters geliyo bize abi”, “arsenal çok ters takım hocam”, “roma’ya dikiş tutturamıyoruz biz “ derken bir tekmede liverpool’dan geldi. Yönetimine sorulması gereken “ ulan ne kadar major takım varsa alayı bize tersmi geliyor, bi kerede siz ters gelin bi takıma artık” sorusunu buradan telefonlarıma cevap vermeyen emanet başkana soruyorum.


bu bir veda havasıdır...

      Eski başkan Lorenzo Sanz çek senet işinden sabıkalı, son başkan Ramon Calderon ise seçim yolsuzluğundan istifa etti (artık üyelere çamaşır makinası,buzdolabımı dağıttı ne yaptı bilemiyorum), bir sonraki başkan için otopark mafyası yada madrid’in ünlü tefecilerinden biri uygun gibi gözüküyor. Allahtan şu an için bu konu pek tartışılacak bir konu değil gibi.Zamanının Galacticos başkanı Perez’in ayak sesleri sadece İspanya’dan değil, İngiltere’den hatta İtalya’dan da duyuluyor sanki. Nerde ilginç bi hadise,enteresan bi gelişme olsa futbol kamuoyu “eeee perez geliyo aga” yorumunu yapıştırmaya başladı bile. Kaka’nın oldu bitti denilen Man.city’e transferi bir gecede suya düşüyor , kapandı denilen c.Ronaldo-madrid defteri yeniden açılıyor, “kafamı kesseler villa’yı satmam” diyen Valencia başkanı “aslında satabilirim sanki” diye yan çiziyor, kewell bu gece alenen 35 dakka defansın göbeğinde oynuyor, ben olan bitenleri lugano gibi meraklı ve heyecanlı gözlerle izliyorum.


5 ağustos 2009 marca; "kaka imzaladı,messi yolda!!"
 
      Demem o ki temmuz sonlarına doğru Madrid’te son zamanlarda alışılanın aksine çok kral şeyler olabilir. Zaten yakın tarih bize der ki, bu söylentileri gerçekleştirebilecek ,bu transferlerin üstesinden gelebilecek bir kişi var,o da Florentino Perez’dir(madrid’te değil dunyada).  Bu konuda R.Carlos’la aynı fikirde olmamın beni mutlu ettiğini söylemeden edemedim(çok zeki biri kendisi öyle böle deil) . Tabi ki raul, casillas, ramos gibi demirbaşların yanına, kalması gereken 7-8 kişi(robben,pepe, marcelo vs..) koyarak bir çekirdek kadro oluşturabiliriz. Ama bu kitlenin dışındaki herkes gidebilir,bazıları kalabilir gibi bi düşünceye sahibim. .(bir kaç jübile de sözkonusu)



     Gitmekten konu açılınca illaki üzülecek isek ister istemez Mijatovic geliyor insanın aklına. Zamanında beyaz formaya nasıl yakışıyorsa(üstte) ,hafif göbeği ve jöleli saçlarıyla(altta) sportif direktör koltuguna da yakışmıyor değildi hani.. gönül istedi herşey karizma fotograflarda oldugu gibi güzel olsun amma,, lakinki, öyle olmadı. Bi ara Bülent Akın’a 9 milyon dolar verip galatasarayı aklayacak, bizlere “ulan hagi’nin bir bildiği varmış” dedirtecek sandım. Dogrularıyla yanlışlarıyla gassaray taraftarının hagiyi sevdiği gibi onu sevmeye hazırız. Yeterki yazılanlardan okuduğumuz gibi görevini bir bilene devretsin.


maçtan sonra " bir değil iki değil dört yedik, 5 senedir böyle oluyor,ne diyim bilemedim" diyor mijatovic. sen bilemezsen benmi bilicem üstat diyorum bende burdan.keşke bilseydin...

      Sonuç olarak insanoğluna mesajım şudur; Her kim ki R.Madrid forması almaya niyetlidir az beklesin. Hem euro biraz düşsün hem de  seneye menude bir ibrahimovic, bir benzema, kaka(bu biraz tuzlu), efendime söliyim bir messi (allah söyletiyo allahh!!) ya da bir C.Ronaldo olması çok muhtemel, pek mantıklı,olası bir iştir.

*bombonera yazdı

13 mart 2009 hamburger galatasaray musabakası

Perşembe, Mart 12, 2009 zaman: Perşembe, Mart 12, 2009


(hayatımda gördüğüm en kral sinyalciliktir bu. taaa almanyadan "karşıya geçicez paramız yok" ayağı çekiyorlar.. bravo vallahi diyecek bir şey bulamiyorum)

Maçtan 2 hafta önce tüm Galatasaraylılar çeyrek finaldeki rakiplerinin kimin olmasının daha iyi olacağını tartışırken, bursa maçı ve özellikle sakatlıklar sonrası kimse o kadar net konuşamiyordu. Hakan Ünsal ve Sergen Yalçın hamburg’un çok iyi bir takım olduğunu televizyonda dile getiriyor (ki muhtemelen hakan az önce “Hamburg abarttigimiz kadar iyi değilmiş” diye açıklama yapmıştır) Meira “yedik içtik bana müsaade” diyip maçtan önce floryayı terk ediyor, “ee maçtan sonra gitseydin” diyen sabri’ye de “almanya’da uçan kuşa borç taktim Sabri, gidemem oralara” diyip kesip atıyordu..

Hamburg 19 mayıs tadını dolduran gurbetçi çocuklarının dertleri değildi ama bu. Savunma Sabri, hakan balta, volkan, emre den oluşmuş, forvette nonda olmuş olmamış kimsenin derdi değildi. Maçtan 1 saat evvel, stadın çimlerini kontrol için sahaya çıkan Galatasaray kafilesi stadın üçte birinin Galatasaraylılar tarafından doldurulduğunu görmüş, o şaşkınlık içerisinde sabri’nin “çimler çok güzel ya insanın yiyesi geliyor” demesi kaynamıştı. Tribunler “çıldırın çıldırın” diye çoşarken stat hoporlorunden “arkadaşlar sahaya sırtınızı dönmeyin düşceksiniz” anansu geliyor, ekranın sol tarafında, Hamburg arenayi bilenler için söyleyeyim, cami tarafındaki kale arkasında saniyesinde meşaleler yakılıyordu. “öleceksin gerizekali!” şeklinde çıkışan bir gurbetçi kontrolu ele almaya çalışırken takımlar sahaya çıkıyordu.

(bir ara stadın yerden ısıtması bozuldu. resimde ayakları yanan hamburglu futbolcular net bir şekilde görülüyor)

Dün okulda ölen gençler için saygı duruşu yapıldıktan hemen sonra maç başlamaya karar verdi. Bu kez Galatasaray bordo maçında yaptığı hatayı yapmayarak oyuna kendisi başlıyor, böylelikle ilk 1 dakika içerisinde gol yememeyi garantiliyordu. İkinci dakikaya girildiğinde tüm galatasaraylilar derin bir oh çekiyordu.

Galatasaray oyunu kurmuş, Almanya’da gayet güzel futbolunu oynuyordu. Hamburg şaşkına dönmüştü. Baktılar olmayacak tekmeleri sallamaya başladılar. Özellikle Guerrererorero yakaldığına çakıyordu. Bir iki derken barış “yeter mina koyiim” in Almancasını hakeme söylüyor, hakem de barış’a hak verip sarı kartını çakıyordu guerrero’ya.. bir on dakika sonra eyyamcı hakem barış’a kartını gösterecekti. Hakem bu arada bir penaltımızı vermiyor, o pozisyonu 8 yaşındaki ege günlüğüne

“Sevgili günlük, bugünkü maçta Galatasarayın bir penaltısı verilmedi. Hakem bile Fenerbahçeliydi. Bence her şeye rağmen Galatasaray kadiköyde oynayacak. Ayhan bugün gol attı. Elektrikler gitti.”

Şeklinde yazacaktı. Ki gerçekte sanıyorum ki kaleye 25 metre varken jerome boateng lincoln’u biçme kararı alıyor, top birden ayhan’ın önüne düşünce Ayhan da yaradana sığınıp topu kaleye çakıyordu. Hamburglu Benjamin “beyler hadi beyler, o barbar Türkleri yenelim” diyip takımı gazlamak istiyordu ama desantcis mutlak bir golu guerrero’nun elinden çekip alıyordu.


İlk yarı galatasaray’ın 1-0 üstünlüğü ile biterken, dsmart ok prezervatiflerinden yeterince reklam alamiyor, Osman tamburaci studyoda “devre arasinda konusmicak miyiz ya?” diyip kendini yiyordu. Golden sonra meşale yakan arkadaş “bi daha gol olursa yakma yahu” diyip telkin ediliyor bu arada ikinci yarı başlıyordu..

Hamburg canavar gibi maça başlamıştı, hop daha 50. Dakikada maçın Hamburg adına en iyi oyuncusu guerero sahane bir orta çakıyor petriç garip bir şekilde jansen’i kaleci alanının caprazında bulusturuyor, jansen’de çok şık bir şekilde topu ağlara gönderiyordu.

(bir ara arda hamburg kalecisine kazaran girdi. boateng de sanki derdiymiş gibi ardaya şekil yapti. arda dediğin kuştepe çocuğu yer mi bu durumları? ikisi de sarı kart gördü. hell yeah)

Maç 1-1 olmuştu ama Hamburg hala iyi oynuyordu. Süper bir ara pasla kontraya çıkacaklardı ki emre aşık tipik emre aşık oyunu ile kendini oyundan attırıyordu. Tamam hakem daha kaliteli olsa atmazdı ama işte.. Kewell o dakikadan sonra stopere geçiyordu ve maç sonuna kadar mükemmel oynuyordu. Kewell’ı savunmada gören türk taraftarlar da meşalelerini yakıyorlardı. 10 kişi kalmış bir takımın en gereksiz mevkisi 10 numaranın oyuncusu Lincoln oyundan alınırken afra tafra yapıyor “siteme yazacağım bunu!” diyip veryansını çekiyordu. Mehmet güven, ardından ümit karan, en son olarak da arda’nın yerine hasan şaş giriyordu. Bir ara hasan şaş pası atıp, ümit karan’ı topla buluşturmaya çalışıyor, ümit de faul yaparak golü ağlara gönderiyordu. “Ulen ne nostalji olurdu ha! Hasan pas, ümit gol. Vay vay vay” diye durumu özetleyen bir taraftarı tüm arkadaşları takdir ediyordu..

(maçın son dakikalarında galatasaray yedek kulubesi "hocam temiz su kalmamış" diyerek su kovasını değiştirme bahanesi ile maçtan kaçtılar)

Hülasa maç sahada yaşananlara göre mükemmel bir şekilde bitiyor, Galatasaray ali sami yen’e “ağzına sıçarız bunların” söylemleri ile dönüyordu. Bu arada Bülent hoca’nın yanındaki Cevat güler’in varlığı dosta güven, düşmana da korku salıyordu..

Promising talent bilemedin hot prospect for future

Çarşamba, Mart 11, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 11, 2009

bloga yeni bir yazar geldi. elit yorumları, tabanını yüksek lisansini boca ve doktorasini real madrid üzerine yapip, ispanyol ve latin amerikan futbolu hakkında kitap yazan, uefa'daki elçimiz ve aynı zamanda gözümüz, bunların yanında türk folklerine değişik bir bakış açısı sunup, 3-4-4 taktiğinin dünyadaki yegane temsilcisi "bombonera" blogumuza yazar olarak dahil olmuştur..

bundan sonra yazıların aldında "bombonera yazdi..", "azuth sundu.." , "sezen cumhur onaylayıp "ehehe vay keraneciler" dedi" gibi notlar göreceksiniz.. anlayın hadiseyi.. ona göre yorum yapın..


azuth..

10 Mart 2009 Liverpool 4-0 R.Madrid

Çarşamba, Mart 11, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 11, 2009

Beklenen oldu ,torres döndü vurdu gol oldu. A.madrid’te senelerce abilerinin gazıyla içinde yer eden r.madrid antipatisinin verdiği motivasyonla torres daha bi torresti. Keskinliğinle,bizlere bir fitbolcu maçtan önce rakibine ne kadar bilenebilir göstermiş oldu. Golünüde yazdı ki gayet hoştu.Abim saviola’nın gençliğinde barca maçlarını izlerken “bah bah fare zehiri gibi adam kıpır kıpır valla” diye överdi saviola’yı. Torres ilk 20 dakikadaki heyecanıyla bunu hatırlattı bana. Araları pek iyi olmasada abisi Raul’dan geçer not almıştır sanırım.(şu cümleyle Torres, Raul’dan anca not alabilir demek istiyorum).


maçta heinze'yle sözlü munakaşaya giren torres yaptıgı haraketle tepki geçti. heinze'den "haraket yapma haraketin allahını görürsün" cevabını alınca iki oyuncu arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı

Gerrard (ki muhtemelen bir hayat koçu var bu adamın) yine bir gaz yine bir hırs dolu bünyesi ile sahada ne yapsa faydası olur halde maça çıkmış,ülen bir gol atsamda şu taraftara koştursam, şu ellerimi bi açsam ‘heyy yavrum gole bakk’ diye bağırsam tatmin olsam hevesiyle oyundan alınana kadar şıkır şıkır oynadı.Nitekim 2 defa(biri penaltı) taraftarlarına koşturup butun nefsini körertti. Biri daha var ki istikrar abidesi kavramını mecazdan kurtarıp baya baya bi abide yapsalar bu adamın silüetinden faydelenilebilir. Mascerano maçta yine orhan gencebay’a gönderme yaptı. Gol atsaydı muhtemelen formasını kafasına geçiricek ve altındaki tişörtte “hatasız kul olur,beni sevmeyen ölsün” yazıyor olacaktı.

Real madrid’e gelince (bu taraftarı oldugum takımın ismidir) los galacticos’tan los kabaktikos’a yolculugu devam etmekte.Bu sene devre arası transferleriyle kadrosunu güçsüzleştiren yegane takım olmayı başarabilmiştir. Ligteki serileri artık beklenen birşey olmakla beraber takviyelerin buna katkısı vasatın üstüne geçemedi. Zaten ilk ciddi sınavında da a.madrid’le berabere kalarak rüyadan uyandılar.ilk sözüm rakip takımı osasuna sanan ve maça aynı taktikle çıkan Juan de Ramos’a. Hucum organizasyonu olarak robben alsın topu, gitsin gitsin içeriye girsin, pas vericek arkadaşını arasın ,bir çalım,, şuuut?? Korneeeeerr!!!!.... bu olmaz. yani olurda Anfield’ta olmaz. Boyle bişeyden medet ummasaydın ozaman totnım niye gönderdi bu adamı yaa diyebilirdim. Maçta ise heinze bir kez daha bu takıma ait olmadıgı bizlere kanıtlar bir oyun ortaya koydu. Gago’da boş durmadı , mascerano’nun yedeği olabilecek kapasitede bir orta saha oldugunu belgeleriyle kanıtladı.(bkz. stats.) masceranoya alternatif gagodun tişörtünde de muhtemelen “ hatalıysam ara 0212...” gibilerinden birşey yazıyordu ama o tişörtü biz ne zaman görürüz şimdi kestiremedim pek.Muhtemelen avrupada dikiş tutturamayıp boca’ya geri dönen yetenekli arcantinli fitbolcularla aynı kaderi paylaşıcaktır. Liverpool farkı açtı, sonra vites küçültür gibi oldugu dakikalarda baskıdan kurtulan Snider, Vander vart gibi üstatlar bir iki pas yapar gibi oldu ama 10 dakika sürmedi oyun gene rutine bindi.Benim puanı kapan tek insan Casillastır. Kendisi bir kalecinin 4 gol yediği bir maçta bile dunyanın en iyi kalecisi oldugunu kanıtlayabilerek benim gözümde tarihe geçmiştir.( bu herkese nasip olmaz. Koskoca Cehc 3 gol yedi ,iki dakkada madara oldu dilimizde hatırlatırım. Oğlu küçük emrah olsaydı, akşam eve gidince “dile düşmüşsün sen” diye çıkışırdı babasına)
Sonuç olarak Liverpool’u (evindeki maçlarda 15 kişimi oynuyolardır nedir çözemedim) ama göze hoş gelen baskılı ve hızlı oyunlarından dolayı tebrik ediyorum.İsmi Real Madrid olan bir takıma karşı son dakikalarda maksat gençler tecrubelensin diye oyuncu değiştirebilecek kadar rahat bir maç çıkardılar. Alkışlıyorum sizi ,valla ayaktayım şuan.


raulun  heba olan  gayreti reina'nın gözünden kaçmadı.  "tek başına napcan abi " diye  milli takımdan arkadaşını teselli  eden reina'ya raulun "ruh yok abi ruh yok" diye  yanıt verdiği kaydedildi.

Madrid ise hafiften tahmin edilen bir şekilde kupaya bir kez daha ilk 8 yüzü göremeden veda etti.eksiğimiz sakatımız yoktu ama jubile yapanımız vardı. Bu tip maçlarda gözlerin hala zidane’ı araması üzücü olmaya başladı. Materazzi yaraları sardı ama madrid’in cebinde parasıyla hala o kanayan yarasına çözüm bulamadıgına bir kez daha şahit oldum. Olmadı çocuklar ,hatta hiç olmadı böyle lan,, 4-0 ne arkadaş????


bombonera yazdı...

rabbime sordum deivid dedi

Pazar, Mart 08, 2009 zaman: Pazar, Mart 08, 2009

(aragones rabbine, "kimi çıkartayım ya rab" diye sorarken)

`8 mart 2009 kayserispor fenerbahçe maçı` sonrasinda "volkan kirmizi kart gördükten sonra, ellerinizi kafaniz arasina aldiginiz ve düsündünüz.. sonrasinda ise deivid'i oyundan aldiniz niçin" şeklindeki soruya aragones tercümani araciligi ile "rabbime sordum deivid" dedi.. şeklinde açıklama yaptı..

8 mart 2009 kayseri fenerbahçe

Pazar, Mart 08, 2009 zaman: Pazar, Mart 08, 2009

sahsim adina "ben bir kadini severim, kadinlari sevmem" konulu 8 mart kadinlar günü yurt sathinda ve yavru vatan kibrista kutlanirken, hillary clinton güzel ülkemizi ziyaret etmiş, müjde ar ile sohbet etmis, ve mujde ar'a "peki iffet filminde kafanizi öyle sikistirdiginizda ne hissettiniz, madem monicayi merak ediyorsunuz!" diye sormayi göze alamamisken, kayserinin yepisyeni stadinda oynanan, ve tüm kayserililerin gözleri önünde fenerbahcenin 2-0 kazandigi musabakadir..

mactan evvel fenerbahce yonetimi kayserinin yeni yapacagi stada bir arkadas gondermis, "valla cimler bir garip, ben burada futbol oynamak istemem, ama güreşirim.." diyen yonetici volkan balli, süleyman hurmacinin sinirlerini bozmustu.. "fener hep boyle zaten" seklinde aciklamalar yapan bay hurmaci, fenerin gerçekten kayseriden çekindigini beyan ediyordu.. yalan da degildi zaten.. maça hava yoluyla gelen fenerbahcenin ucagi "fenerbahce havada tehlike atlatti" konulu bir habere neden olurken, futbolculardan volkan babacan "ucak düserse ertelenir mi mac" diye yoneticilerden birine soru soruyordu.. sükür ki ne ucak düsüyordu, ne de maç erteleniyordu.. sahanin islak zemini kurusun diye sanayide bir sürü fan yaptirilip sahaya konuyor "vallahi kiz gibi oldu" laflari arasinda oyuncular isinmak icin sahaya cikiyordu..

sozluk disi yorumlar icin: http://cekirdekcitayfa.blogspot.com

arsenal'in stadi tamam daha büyüktü ama 700 milyon dolara mal olmustu ve kadir has stadi sadece 60 milyon dolar gibi bir paraya mal olmustu.. kayseriliden korkacaksin arkadas. eminim ki bir sekilde "ulen bu stati yapanlarin esas bize borcu var" demislerdir de sonradan ayip olmasin diye beyan etmemislerdir bunu.. bilemiyorum.. bildigim bir şey varsa bu statta kazanilacak altinlar, dörde bölünecektir.. (bkz: hep su mu icecez himmet agabey)

digiturk un sahane goruntuleri icinde takimlar sahaya cikiyor, guizaya pankart tasittirilmiyor ve fenerbahce tüm kayserilere stadin hayirli olmasini diliyordu.. stattaki ilk baslama vurusunu bayan guiza'ya yaptirmak isteyen bir kaç seyirci "kandil olm bugun" diyerek yatistiriliyordu.. neyse maç fenerbahcenin ilk dokunusu ile basladi..

dakikalar 10 u gosterirken cok sakat bir yerden fenerbahce serbest vurus kullanmaya karar verdi.. suleymanunun "abi karlos vurmasin yannız.. yeni stat ayip olmasın!" serzenisleri icerisinde carlos topa abaniyor, kaleciden donen topu semih aglara birakirken "deplasman tribunu nerde deplasman tribunu nerde?" diye taraftarini ariyordu..

maç 1-0 olmustu ve kayseri bu dakikada kendi seyircisi onunde atakan olmaliydi.. fakat tüm kayseri halkinin rahatsizlik duymaya basladigi tolunay takimi bir sekilde oynatamiyordu.. kayserispor alenen gol atmayi bilmiyordu. kimse kaleye vurmayi düsünüyordu, en basit olarak.. dakikalar bir bir ilerlerken seyircilerin koordine olamamasi gozden kacmiyordu.. yani acik kirmizi diycekti, sag taraftaki kale arkasi sari diyecekti, kapali sampiyon diyecekti ve nihayetinde diger kale arkasi kayseri diyecekti ama hadise

sari
kirmizi
sampiyon
sari

olarak gidiyordu.. olamiyordu yani.. bu arada alex acaip sahane bir şekilde topu ayagina oturtuyor ve hagivari bir golu kayseri aglarina birakiyordu.. deplasman tribunun yeri belliydi, oraya gidip sevindiler.. ilk yari biterken mactan evvel cekilisle pejo 308 kazanan talihli "benzini nasil yiodur acaba?" hayalleri icinde maci siktir etmisti ki everton macının bittigi haberi stata ulasti.. bir cok futbol sever "simdi kayserim kazansin ya alalim paralari" diye düsünürken takimlar ikinci yari icin sahaya ciktilar..

kayseri bu kez saldiriyordu. oradan vuruyordu olmuyordu buradan ediyordu girmiyordu.. bu sirada pozisyona girmek isteyen eren "gerenimoooo" diyerek volkan'in üstüne kayiyor, kramponu volkanin formasini yirterek resmen derisine giriyordu.. orada volkan cekip vursa nefsi mudafaya girebilecekken volkan yattigi yerden erenin baldirini tekmelemekle yetiniyor, ve kayseri stadi volkan'in gordugu kirmizi kart ile kirmiziya boyaniyordu.. bu sirada kale arkasi "sari" diye bagirdi..

volkan babacan oyuna giriyor, maç biraz sertlesiyordu.. tolunay yan taraftan kirik koluyla saha icindeki sertlige müdahale etmeye calisiyor, emre "hocam sen karisma" diyip hadiseyi yatistirmaya calisiyor bünyemin gezer resmen basiretsizlik sergiliyordu.. bereket mehmet topuzun sag duyulu yaklasimi olaylari yatistiriyordu.. kayseri bastiriyor, ama bir türlü kaleyi bulamiyordu.. son dakikalara girerken penalti noktasinin üzerinden bir en direk serbest vurus bile kazaniyorlardi ama yine olmuyordu yine olmuyordu.. "yatir var anasini satiim, yatir üstüne yapmisik bu kaleyi.. erenler de rahatsiz olunca o kaleden gol yiyoruz o kaleye gol atamiyoruz" diyip genc furkan i korkutuyordu ali turan..

hülasa bu güzel statta oynana ilk macta fenerbahce net bir galibiyet aliyor, ve mac sonunda kadir has stadinin duydugu yegane şey "her zaman her yerde en büyük fener" tezahuratlari oluyordu..

6 mart 2009 galatasaray bursaspor

Cuma, Mart 06, 2009 zaman: Cuma, Mart 06, 2009

(maçtan sonra ismini vermek istemeyen bir galatasaray yetkilisi "bundan sonra federasyondan her maçımıza ivankovu vermesini istiyoruz" diye açıklama yapti ve arkasindan "kih kih kih" diyerek güldü)

dünyada mali kriz ağırlaşmış, koskoca motorun ve motorcunun dostu general motors vitrine "ka-pa-ti-yo-ruz" yazmis, memleket seçim havasına iyice girmişti.. insanlar tüm bu kozmos içerisinde kendi mikro dünyalarında rekor ikramiyeye eren sans topunu kazandiklarinin hayali ile yaniyor, yeri geliyor üniversitede 10 ders aliyor, alt siniflardan kizlari kesiyor, yeri geliyor yorgunluktan anam dilim agliyorlardi..

işte bu ahval ve şerait içinde istanbul mecidiyekoyde bir musabaka cenk olunuyordu ve sonucunda galatasaray maçı 2-1 kazanıyordu.. ama sahadaki futbol, futbol'u icat edenleri mezarında dört döndürecek, görseler "ulan icat etmese miydik ki?" dedirtecek bir futboldu.. her neyse..

(yer istanbul mecidiyekoy stadı.. takımının hatali bir gol yemesine neden olan kalecinin drami fotografcinin da biraz mahareti ile bizlere kadar yansimiş. acı, pismanlik ve mutlululugun birbirine karistigi bu fotograf, bize insan oldugumuzu hatirlatiyor)

takimin başına geldiğinden beri takımın başında çıktığı 2 musabakayi da kazanmayı bilen bülent hoca'yi güçlü bir mücadelenin beklediği maçtan evvel bile aşikardı.. önceki iki maçta "bana bırak bülent abi.. zor anlarda çakarim hop direk doksana" diyen sabri kart cezalısı, savunmanın göbeğinde servet ve emre güngör sakat, forvette baroş muamma, kanatta ise arda yitikti.. böyle yokluklar içerisinde bir önceki antrenor skibbe takimin sistemini yok edip "3 defans, 3 orta saha, 2 forvet, 2 kaleci" gibi bir dizilişle sahaya cikabilirdi.. zira kendisi için sistemler degil oyuncular önemliydi ve hangi alanda daha cok oyuncu varsa oraya yatirim yapiyordu.

ama bülent kaptan sistemi hic bozmayip, savunmanın sagina direk serkan kurtuluş'u monte ediyor, ileri uçu aydın ile kotariyor ve geri kalan'i ivankov'un sahsi becerilerine birakiyordu..

takimlar soyunma odasindan çıkarken sercan caktırmadan ayhan'ın yanına gidiyor "abi çok asılmayın bugun, yani iyi oynayan kazansin be abi" diyordu, ayhan ise genç oyuncunun kafasini okşamakla yetiniyordu.. taraftarlar hakem ilker meral'in işçi sendikalarindan tanış olduğumuz "bayram meral" ile olan akrabaligini sorgularken maç başlayıverdi..


(de sanctis'in gelmesi ile pek forma sansi bulamayan aykut, filistin intifadasina katilmak icin yonetimden izin istedi)

galatasaray 3 kişi pres yapiyordu bursasporlu oyunculara ve pas yaptirtmiyordu.. ama tabi sezon başından beri yapılan bir uygulama olmadığı için bu hadisenin devamlılığı sınırlıydı. ayhan ve bülent kaptan takimi "bas bas bas" diye gazliyor, kewell hadiseye tamamen yabancı kalıyordu.. velhasıl çok geçmeden kewell'in soldan açtığı ortaya baroş "amanın" diyerek kafa vurmaya calisiyor, top bursa defansinda tilki volkan'a carpiyor (kendisinin lakabini tilki koydum) tilkiden seken top şaşı ivankov(aynen lakap takmaya devam) u aldatarak bursaspor ağlarına gidiyordu.. galatasaray pozisyon bulmadan beleşe bir gol bulmuştu alenen..

(kartal duruşuuuuuuuu)

ertuğrul kenarda küplere binmiş yardimcisi mutlu ile eğleşirken (ki mutlu yardimci yoktur) bülent kenardan "bas bas bas" demeye devam ediyordu.. tribunler bülent'in gelişinden sonra biraz şekillenmiş gibiydi açıkcası. galatasarayli taraftarlar kirik plak gibi aynı tezahuratlari yapmiyor, 4-5 dakikada bir tezahurat değiştiriyordu. garip tabii ki.. ne bursaspor ne galatasaray pozisyon üretemezken tribunler kendi aralarinda "kime vercen oyunu" muhabbetine girişmişlerdi ki bursaspor savunma oyuncularindan birisi "hadi atam topu ivankova'da o da eyleşssin" demişti.. fakat fülelerinden başka bir haltını görmediğimiz aydın, yandan aldigi "bas bas bas" suflesi ile ivankov'a kadar basiyor, şaşı ivankov da alenen kalenin 5 metre caprazindaki topu, daha da caprazindaki aydin'a carptirmayi basariyor ve topu aglara gonderiyordu.. ivankovun yaptigini semih sayginer bilardo'da zor yapardi.. öyle diyeyim ben size.. galatasaray boş beleş 2 gol bulmuştu..

insan böyle maçlarda ne anlatacağını şaşırıyor arkadas alenen. iki takimda soyunma odasina giderken maç yerine "acaba asi'de ne oldu?" diye düşünmüyorlarsa neyim.. her neyse takimlar "hadi sabır hadi 45 dakika daha oynayalim" diye ikinci yariya çıkıyor, ertugrul "aliriz bu maçı aliriz sercan olm biraz oyna, bak 3 forvet yapicaz, şu koreli kardeşinizi de alicaz" diyip takimi gazlamaya calisiyor "hocam biz soksak, arkadan yicez bu ivankovunkiler nedir ki?" diye çıkışan genç futbolcu ile ivankov arasinda gerginlik yasaniyordu..

(tribunlerde , yurt sathinda ve yavru vatan kibristaki bir çok taraftar maçın ikinci yarısını yukaridaki fotograftaki işlemden daha fazla acı verici buldular)

ikinci yarida da futbol bir zombiyi bile depresyona sokabilecek kivamda oynanmaya devam ederken, bir duran topta bursaspor sercan ile birlikte zamanin "vieri"sinin gollerini hatirlatan bir kafa golu atiyordu.. maç 2-1 olmuş, iddaacilar yeni sistemle "şimdi kim kazandi ne oldu?" muhabbeti cevirirken futbol severler "eh maç hareketlerinir" diye düşünmeye basliyorlardi.. ama heyhat. futbol hala bir zombiyi intihara meylettirebilirdi.. (zombi iş sendikasinin bu yazıyı kınamamasını diliyorum.. "bizim zombimiz depresyona girmez" diyerek dellenebilirler.. bilemiyorum..) bursaspor oyuna 3 forvet sokmuş, bülent maçtan 3 saat evvel ısındırtmaya basladigi nondayi oyuna sokmus (ki hala isinmis degildi bence) gel gelelim oyun hareketlenmemisti.. galatasaray lucescu vari "skoru alayim da yemisim futbolu" stili ile oynuyordu veyahut lincoln öyle istiyordu..

hülasa maçın sonundaki tehlikeli bir bursa atagindan gayri, ve ivankovun "2 golu alenen yedim bari bi gol atayim" diyip korner'e cikmasindan gayri macta öyle allah allah denebilecek bir şey olmadi. bülent korkmaz kanımda lucescu ve terim arasinda bir şey oynatmak istiyor takima. bugun iyice anlasildi bu.. gol atana kadar terim, gol yedikten sonra "skerim gol yemeyelim de" manasindaki "lucescu" oyunu oynatıyor.. benim tribunden, benim digiturk kumandası vasitasi ile gördügüm budur arkadas..