31 ocak 2009 denizlispor galatasaray maçı

Cumartesi, Ocak 31, 2009 zaman: Cumartesi, Ocak 31, 2009

(barış ile çok sikko bir kafiye kuran baroş golden sonra çek folkloründen öğeleri denizliye taşıdı.. fotoğrafta baroş prag zortlamasi oynarken gözüküyor)
tayyip erdogan'in davos'ta "ben burada saksi değilim" şeklinde bir çıkış yaptığı, finallerin bittiği, insanların mutlu mesut bir şekilde sahlep içebildiği soğuk ve bedava dağıtılan kömür dumanli, kanuni sani'nin son gününde denizli'de oynanan ve galatasaray'in iki golu ile kazandığı musabakadir bu..

denizlispor'un galatasaray tarihinde çok onemli bir yeri olan stadi 31 ocak gününde ağzına kadar doluyordu. maçtan bir gün önce "denizli hilton" da arda 22inci yaş gününü kutlamış, sabri parti'de "iyki doğdun arda" şarkısı ile birlikte "düm tek tek" i de söyleyip takım arkadaşlarının aklını almıştı. galatasaray sabri'nin şarkılari ile maça hazırlanırken, denizlispor antrenörü ümit kayıhan facebooktan kız tavlamak ile meşguldü.. (hem de benim fake kadin acc'uma sardırıyordu)

(ümit taraftarlarla iç içeydi.. "sabri dedi bana, ümit abi gel gidelim.. oglum dedim napicaz biz kestane yiyip.. ya diyor illa gel. neyse kalktik kestane yemeğe gittik.. ama yok böyle bir şey.. adam kütahyali tamam mi "ümit çok severim ben seni orospu cocugu" gibi falan konusuyor. haha apayriydi" şeklinde geyik dönüyordu)


stad ağzına kadar doluydu ama stadın etrafındaki apartmanların çatıları da doluydu.. polis aşağıdan "gebereceksiniz çocuklar inin ordan" diye bağırırken "amirim biz burada sağlamız. izliyoruz işte.. yok olmaz bişi olursa bizim kendi şeyimiz.." diyen denizlispor taraftarları maça hazırdı. denizlispor'un son derece saykodelik, denizlihorozu şarkısı statda calinirken takimlar sahaya çıkmaya karar verdiler..

koray gencerler atatürk stadındaki sağ taraftaki kaleyi denizlispor'a vermiş, galatasarayli oyunculari ise sol taraftaki kaleye göndermişti. maç daha başlamamıştı ki sabri'nin şutu üstte avuta çıktı.. sağ taraftaki kale arkasındakiler korku ile dolmuştu..

her neyse maç hakem'in fiyt düdüğü ile başlıyor, galatasaray birinci dakikadan itibaren oyuna üstünlüğünü koyuyor, ve bira doldurmaya mutfaga gidenler, milan baroş'un dar alanda kısa paslaşmalar sayesinde gelen şık golunu kaçırıyorlardı.. galatasaray'ın arap futbolcusu nonda arda ile ortamlara girmiş, milan baroş'un önüne şık bir şekilde topu bırakmış milan baroş'da cenk in yanından topu ağlara göndermişti..

bundan sonra sahadaki futbol, futbol tarihinde "dünyaya gelmiş gelecek en sıkıcı maç" olarak yer alan "2008 avrupa şampiyonasi fransa romanya maçı"nı aratır olmuştu.. insanların tribunde canlari sıkılmış "galatasaray, bizden yaşça yaşlısınız ama sesiniz bizden yüksek çıkıyor, hem siz 24 dakika topla oynadınız bizse 12 dakika oynadik. bizim için süperlig bitmiştir.. eki eki bir daha da gelmeyiz süper lige eki eki" diyerek egleniyorlardi.. hatta bir ara kale arkasında top toplayıcı cocuklar ile dalga gecmeye calisilmis, toplu halde cocuga nah çekilmişti..

(galatasarayli taraftarlar sahadaki kötü futbolu atkilarini ters tutarak protesto ettiler.. )

sahadaki durum ise gerçekten vahimdi.. sabri topları üstten avuta atiyor, ümit kayıhan facebook hesabında mesaj var mı diye kontrol ediyor, denizli kratoçvili özlemle anıyordu.. sezon sonunda belki takimın basinda olmayacak bir insan'in kratoçvil gibi denizli efsanesini takimdan göndermesini sahsen ben algilayamiyorum da bu başbaşka bir konu..

neyse ki hakem bu zulme son veriyordu.. statta tekrardan özay gönlümün "gökte yildiz ellidir, denizlinin horozlari bellidir" sarkisi calinirken takimlar soyunma odalarında adaçayı gibi, ihlamur gibi şeyler içerek ısınmaya çalışıyorlardi..

mutlu süreler çabuk geçmiş, takimlar ne gereği varsa ikinci yarıya çıkmaya karar vermişlerdi.. ama bu yarida her şey farkli olacakti.. denizlispor saldırmaya karar vermiş, galatasaray takimi da "denizli hata yaparsa bir gol daha kaktırırız biter olay" demişti.. denizlispor musa ile goller kaçırırken, gine milli takiminda oynayan yeni transferi fena bir oyun sergilemiyordu.. nonda oyundan düşmüş yaser oyuna girmeye hazırlanırken ayhan skippe'ye dönerek "arkadas biz de para kazanıyoruz nonda da, ama adam bizim oynadigimizin onda birini oynamiyor yahu" diye iş arkadasini patrona ispikliyordu.. nonda çıkmadan önce ceza yayının üstünde bir topa gelişine yapistiriyor, top aglara giderken ayhan'a "bu da sana girsin" şeklinde galiz bir yaklaşım takiniyordu.
(ayhan'a lafi sokan nonda hemen baroş'a dönmüş, ayhan arkada "bi dakka sen şimdi laf mi soktun bana" diyerek kalmıştı..barış ise "offf nasil koydu lafi" diyerek lise günlerine dönüş yapiyordu)

skippe nonda'yı oyundan alirken, hakem koray gencerler'de ayhan'i oyundan kırmızı kart marifeti ile alıyordu.. galatasaray sahada on kişiydi, ve yine kale arkasından birisi "galatasaray'ın bundan sonra işi çok zor" diyor, ve etrafindaki 100 kişi gülme krizine giriyordu..

velhasil öyle veya böyle galatasaray denizli seferinden 3 puan ile fransa yollarına düşüyordu. lincoln'süz, kewellsiz bu takimi izlemenin zerre keyfinin olmadığını da belirtmem gerek sanırım..

3 yorum:

Noktalı Virgül dedi ki...

Barış'ın saç bandına ve perçemine ne dersin ey azuth?

azuth dedi ki...

abi o sac bandi ve percem yüzünden sabahtan beri rafet el roman dinliyorum. hayata garip bakiyorum artik. her alamanci böyle cins olmak zorunda mi arkadas?

sinestezi dedi ki...

maçtan ilginç bir enstantane de ben söyleyeyim..

ilk yarı bitiminde rakip takımın furbolcularıyla forma değiştirildiğini ilk defa burada gördüm ben! "ulen maç mı bitti yoksa?" diye saati kontrol ederken "yok yahu! hadi sıkıcı mıkıcı ama uyumamışımdır.." diye de kendimi toparlama çalışmalarına sevk etmiştir bu maç beni..