İspanya aday kadrosu...dostum raul demişsin, güiza çıktı..

Cuma, Mart 20, 2009 zaman: Cuma, Mart 20, 2009

ispanya milli takım aday kadrosu;  gönderen: Del Bosque

Kaleci: Iker Casillas,Jose Manuel Reina,Diego Lopez
Defans:Alvaro Arbeloa, Juanito, Raúl Albiol, Carlos Marchena, Sergio Ramos, Gerard Pique ,Capdevila
Orta Saha: Xavi Hernandez,Santi Cazorla,David Silva,Albert Riera,Sergi Busquets, İniesta,Xabier Alonso,Marcos Senna
Forvet: David Villa, Fernando Torres, Fernando Llorente , Daniel Güiza (evet güiza...)

 Ferrari'sini satan bilge- Raul'unu satan del Bosque..
    Yeterince kibar olmaya çalışacağım.Sonuçta bir tercih meselesidir olan biten. Saygı duymak lazım gelir.(raul kadar başına daş düşsün) Ancak saygı duymamak da bir tercih meselesidir.Bu kararı sadece “futbol”u baz alarak verdiğini varsaymak istiyorum. İstiyorum da arkadaş, bir yandan da dizi dizi diziyorum buraya;  form durumu?,,,son maçları?,,, kondisyonu?,,,yeteneği?  ,,, tecrübesi?,,,oralardan iyi vurması? Listeyi kabartıp daha fazla rezil etmek istemem zatı muhteremi. Bunların hepsini bir kenara bırakalım. Asıl mesele olayın saygısızlığa, vefasızlığa, büyük büyük ayıplara doğru yol almış olması ki, aslında insana  koyan  biraz da  bu durumdur.



    İnsanoğlu istedi ki; "Aragonés'in yaptığını yaşlılığına veriyorum, daha bunamadık çok şükür" diyen biri çıksın.Hele hele sıradaki maç Bernabeu'da oynanacak iken , jestlerin en kralı yapılsın, gönüller fethedilsin. Lakin öyle olmamış, Del Bosque  Güiza'da, Raul'da olmayan birşeyler bulabilmiştir(bravo)  


   Bu noktada bahanemiz nedir; "Galip gelen takım bozulmaz ,kupa alan takım hiç bozulmaz".     Arkadaş,,,, o takımda Raul yoksa, klişeler de değişir,taşlar da yerinden oynar, o takım da öyle bi bozulur ki feleğin şaşar. Raul yarın çıksa, “teknik adam olmuşsun ama adam olamamışsın “ dese ,  bi cevabın varmı?

sonuç olarak Güiza içerde, Raul dışarda, biz ise arada kaldık. Terim'e "döndürmeyin" diyemedik, del Bosque'ye "küstürmeyin" diyoruz...

"bombonera

19 mart 2009 galatasaray hamburger sv

Perşembe, Mart 19, 2009 zaman: Perşembe, Mart 19, 2009

hadiseyi bilirsiniz, bir film izlemeye baslamissinizdir, film mükemmel ilerler, adam kiza aşıktır, kızın da bunda feci gönlü vardir birbirlerine kavuşurlar, süper de eğlenirler, film hizli hizli akarken, lunaparkta falan geçerken, uykunuz gelir.. yatak sizi inanilmaz bir şekilde çağırsa da siz inat edersiniz gitmezsiniz yataga, ama sonra ne olduysa olur ve işler boka sarar.. yonetmen çok dandik bir son hazirlamistir. sanat filmi yapmayi kafasina koymustur o.. kotu adam çıkar, kiza hallenir orada, onunla kalmaz oglana da hallenir ve filmin en sonunda iki aşığın ifal edilmiş vucutları filmin sanatsallgini ortaya koyar.. velhasil 2-0 dan mac vermek de böyle bir hadisedir..

ülke tam gaz seçimlere gidiyor, mehmet ali erbil akp'ye karşı ağzını açıp gözünü yumuyor, bununla birlikte kriz ülkeyi kasıp kavuruyordu.. 30 kusur senelik tariş batmış, "ya beceremedik aslen" diyip kıvırmaya calisiyor, devlet araba üreticisini korumak için vergileri düşürüyordu.. işte bu ahval ve şerait içinde mükemmel bir rüyaydan uyaniyorduk, galatasaray ali sami yen'de 2-0 öne geçtiği maçı 2 dakikada 2-2 berabere hale getiriyor, son dakikalarda da bir gol daha yiyip 3-2 yeniliyordu..

maçtan evvel dezenformasyon almış başını gitmişti.. arda oynamayacakti bir tarafta, hamburg ise "2 li defans cikicaz" gibi salak sacma demeçler veriyordu, kazan kayniyor "hamburg'da kaka oynamicakmis" seklinde seviyesiz espriler yapiliyordu.. galatasaray tribunleri kadikoy ruyasi için mükemmel bir kareografiyi cakiyordu eski aciga.. artik bu vakitten sonra avrupa kupalarindaki kareografilerin ugursuz gelmesine dair bişiler soylenmeli.. önce freddie yaptilar mesela, tarihinin en kötü sampiyonlar ligi performansini sergiledi o sene galatasaray, sonrasinda godfather vardi, rovansinda beş yedigimiz, şimdi de bu.. yeter bence!

kewell stoper oynuyor, serkan kurtuluş sağ bekte, sabri önünde baroş ve tartişilan isim lincoln ilk 11 de sahaya cikiyorlardi.. hamburg ise bildigimiz hamburgtu.. guerreroro falan hep oynuyordu.. ki macın ilk dakikalari ile birlikte akin akin galatasaray üzerine gelmeye basliyorlar ama galatasaray defansi bir sekilde hamburg un net pozisyonlara girmesine engel oluyordu. ama stoperimiz yok diye havadan oynama ogudu vermisti martin jol belliydi.. galatasaray'in baskiyi kirmasi icin bir 30 dakika ve yüz binlerce küfür yemesi gerekmisti.. sadece ali sami yen'de oynanmiyordu mac, yurdun dört bir yaninda ve yavru vatan kibrista, almanya'da her birahanede, her kahvede mac vardi ve milyonlar galatasaray'in biraz karakter göstermesini bekliyordu. bereket 30 dakikadan sonra galatasaray ayaga top yapmaya basladi, 32 civariydi ki "aaa lincoln oynuyormus" sesleri yükseldi semaya.. oynuyordu ama seninle bir eksiktik be lincoln..

ama yine de dakika 41 oldugunda , baroş sol kanattan ceza alanina giriyor, hamburglu futbolsever bir arkadasimiz (isim verip rencide etmek istemiyorum) baroşu ceza alanina hemen girer girmez biçiyor, hakem ellen roaddaki misali "ver penaltiyi" sesleri icinde veriyordu penaltiyi.. topun basinda avusturalyali kanguru stoper kewell vardi ve galatasaray'i bir sifir öne geciriyordu.

ilk yari biterken sabri kaleye şut çekmemiş, serkan güzel güzel bindirmis, galatasaray rakibi kaleye ulastirmamisti.. prezervatif reklamlari insanlarin aklina muzur seyler sokarken devre arasinda, tribunlerde gol olsa da mesaleler yakilsa da isinsak anasini satiim düsünceleri almis basini gitmisti.. hava soguktu, ve kadiköyde final öyle yakindi ki, yakınları aşıyordu hümeyra'ya inat.. (bkz: kordugum)

ikinci yarinin hemen başıydı ki, arda soldan ceza alanının hemen önünde lincoln'un de defansi perdelemesi ile baroş u topla buluşturuyor baroş da çok klas bir golle takimi 2-0 öne geciriyordu.. biz şehit ogluyduk, incitmeyecektik atamızı ama hangi çılgın 2-0 dan bizim maçımızı alacakti şaşardık.. ama alman yapiyor işte.. ingilizler 2 tane gemileri batinca "aman tanrim savasi kaybettik" diyip paniklerken almanlar bozmuyordu hiç. önce 57 de sonra 60 da o guerrero denen gestapo atti iki tane gol.. stoperlerin hatasi mi desek, lincoln un top tutamamasi mi desek, guerero nun sahsi serseriligi mi desek bilinmez. ama mac 2-2 olmuştu bile..

sonrasinda hasan sas sahada, nonda, ümit sahaya dahil oldu ama olmadi. olamadi.. olic'in tabutun son civisini cakan golu ile galatasaray kadiköy ruyasindan uyaniyordu.. allahi var dünyanin en güzel rüyalarindan biriydi bu. kadikoyde final oynamak. ama işte.. eğer bir lincoln'unuz varsa, eğer defans oyunculariniz sakatsa, eğer 2-0 dan maç verecek, üstünlüğü korumayi bilmeyen bir teknik heyetiniz varsa olmuyor bu işler..

Perez'in cebinde akrep değil , mavi boncuk... itina ile dağıtılır...

Çarşamba, Mart 18, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 18, 2009

         İmam-Cemaat = Perez –Marca gibi bi denklem kursak sansasyon olmaz sanırsam. Bildim bileli Perez ortayı açar ,Marca doksana yazar bi ilişki bu. Fakat bu sefer Perez’in işi daha kolay oluyor. Bakmadan attıgı pasları tamamlamak için envai çeşit basın seferber olmuş. Herkes elini açmış pas istiyor, ama Perez biraz çalıma kaçıyor gibi...

Perez: messiyi alıcam nasipse
Marca: kakayla görüşmeler başladı
Perez : messi diyorum
La gazzetta: Ronaldo imzayı atmış
Perez: lan alovvv!!
Fanatik: r.carlos madride dönüyor
Perez:  sen ne diyon ya...
     
Bu gidişle Perez seçimlere girmeden asist manyağı olur ama golu kim atar bilemem. Madrid’in bir sonraki kadrosu ile ilgili son gördüğüm çalışma da şu şekilde.



           Kaka ve ronaldo’ya laf söylemek, kusur bulmak yürek ister ,bilek ister daha neler ister. Garay’da çok şık durmuş. Hali hazırda Racing’te kiralık oynuyor zaten.Perez’in defansı beleşe getirmesi muhtemel.  Sol bekteki yoldaş Zhirkov’u çözmedim. Bu adamı Bayern mi alıcak, City’e mi gidicek ,Chelsea mi kapatacak, biri alsın artık. 2 senedir hangi solbeke bişey olsa, Zhirkov o takıma imzayı atıyor. Bir diğer hadise, Madrid Ronaldo yapmış, Kaka yapmış ama forvette hala Huntelaar’ı oynatıyor. Böyle bişey olursa bence de Madrid hakkatten kaka yapmış hatta sıvamış olur

     Asıl mevzuyu sona bırakayım dedim. Elime “madrid ilk 11i” diye bişey geçtiği zaman ilk aradıgım isim Ronaldo ya da Kaka değil, şüphesiz  Raul olur. Raul’u yedek bekleten yagız deliganlı kimdir? ,Huntelaar mı yoksa? asşdlksaşdssda yapmayın çocuklar ,döndürmeyin....

*bombonera

14 Mart 2009 A.Bilbao 2-5 R.Madrid

Pazar, Mart 15, 2009 zaman: Pazar, Mart 15, 2009

    İlk 11’ler açıklandıgında Huntelaar dikkatinizi çekiyor. Zaten Marca’da maça bir saat kala “No juega Higuaín” gibilerinden bi ayar vermişti bu duruma. Casillas geleni geçeni kurtararak başladı yine maça. Robben ise dadından yenmez bi Bilbao defansı bulmuş, maça ısındıkça, sağdan sağdan ,güldür güldür gelmeye başlamıştı. İzleyenler “bu robben birinden birini yazar,illaki golu var bu akşam” demişti ki, 22.dakkada bizim deli oğlan yine süngüsünü taktı, paldır küldür hucuma kalkt. Hızına yetişip önünü kesen de olmayınca çatala doğru süzülen bi top belirdi kalede.(0-1)



     Sert başlayan ,golden sonra daha bi sertleşen maçın 33-36 dakikaları arasına damgası vuran Heinze oldu. Sneijder’in serbest vuruşunda adam gibi adam paylaşamayan Bilbao savunmasını arkasına alan Heinze, güzel bir kafa golu attı(0-2) ve benden alkışı aldı(çok nadir oluyor bu). Derken golun verdiği gazla, naptıgını bilmez bi şekilde her topa atladı ,her topa hopladı. Sağdan gelen Bilbao ortasında Casillas’ın “ bıraaaak!! “ diye bagırmasını duymadı bile. Neticede daha önce bu dalda bi rekor varmı bilmiyorum ama 2 dakikada 2 ayrı kaleyede gol atabildi Heinze.(1-2).




arkadan Ramos'un "nassı sevindi garibim yaa" dediğini duyar gibiyiz.

     Bu arada sertlikler yerini manasız sinir harbine bıraktı ve Casillas’a dalaşan Yeste maçtaki ilk fire oldu.İlk yarı biterayak uzun suredir hata yapmayan Casillas(16 maçta bir hata falan yapıyor) Llorente’nin kafa vuruşunu önce kurtarır gibi oluyor, sonra “ikinci yarı zevkli olsun” diyor,içeri alıveriyordu.(2-2) Çoğu vicdan sahibi insan evladı gibi zerre kötü söz kullanmadım.O da insan ,o da iki kol, o da iki bacak diyor, olayı görmezden geliyorduk.




      Devre arası belliki Heinze’yi iyi tutmuşlar, maç bittiği gibi 2-2 başladı. Baktık ki Bilbao tempoyu düşürmek şöyle dursun, Madrid’e ayak uydurmaya kalkıyordu.( “inteharr bu inteharrr” dediğimi hatırlıyorum) Nitekim santra yapıldı....huntelaar vurdu gol....santra yapıldı... 2.devre bu tarz başladı ve boyle yuskek tempoda başlayan devrede Robben de misyonunu kısa sürede tamamladı. 61.dakkada trabzonda balonlar salınırken, robben de sağ kanattan goştura goştura kaleye sokuluyor,toprağı huntelaar’a  ‘al da at’  diyor, ve ikili şık bi gole daha imza atıyordu.(2-4) Huntelaar gol atmaya ,bizde onun gollerine alışmaya başladık gibi.


    Golden sonra maç gençlerin denendiği, yeni transferlerin dakika aldıgı bi hal aldı. Robben’i ve Raul’u daha 70 olmadan oyundan alarak, yan tarafa “maç bitti” mesajını çaktı Juan de Ramos.          Maç bitmişti gerçekten ama bitmeyen bir şey vardı, o da muhalefet Bilbao seyircisinin taşkınlıgı idi. Huntelaar gol sonrası sevinirken kafasına atılan yabancı maddelerin etrafında slalom yaptı. Bunun gazına gelen bi kaç oyuncu yüzünden manasız sertlikler maç sonuna kadar devam etti. 2 dakkada bir,  bi münakaşa,  bi artislik,  bi “burdan çıkamazsın” olayı yaşandı sahada. Hakem ise, etki altına girmem , gaza gelmem,  seyirciyi tınmam, alayına isyan mantalitesinden ödün vermeyince, saha sarıya büründü. Hatta sahadakiler yetmedi, Bilbao yedek klubesinden Velez, hiç üstüne vazife değilken kırmızı kart gördü ve maçın adamı ödülünde heizne’ye ortak oldu. 

 

bitmeyen tartışmaların  hacivat-karagöz'e bağladığı an...

     Herkes biribirine tekme savuruyor,  llorente sneijder’in gırtlagını yakalamış  “canını alacam seniynn!! ”  diye bagırıyor,  heinze düz yolda koşarken düşüyordu(bu oldu gerçekten). Yeni transfer Faubert,  olan bitenlerle abondone olmuş, kafası karışmış ,başı dönmüş bi şekilde “bişey yapmam lazım,,,bişeylerr yapmam lazımmm..”  diye sağa sola bakarken ,takım arkadaşı Pepe’nin zaten sakat olan eline basıyor ve serçe parmagını çıkarıyordu.  Faubert’in bu manasz hareketinden sonra maçın adamını seçmek gittikçe zorlaşıyor, amma bu sertliklerden en karlı çıkan Higuen oluyordu. 85te,  4 golü az bulan bilbao savunması, Marcelo’yu şuursuzca yere indirince, Higuen’e penaltı yolları göründü. Marcelo ne kadar “yaptıran atar olm”  çamuruna yatsa da gol krallıgı ayağına penaltıyı Higuen atıyor ve maçın skorunu tayin ediyordu.(2-5)  

Netice olarak madrid haftaiçi adeta hiç maç oynamamış, liverpool’dan 4 yememiş, rezil rüsva olmamış gibiydi. Robben ise ciddi manada keyif vermeye devam ediyor. Nazardan değmesin.....
 

*bombonera yazdı...

13 Mart 2009 Florentino Perez- load last game

Perşembe, Mart 12, 2009 zaman: Perşembe, Mart 12, 2009

     Ligteki 9 maç=27 puanın verdiği gazla “Liverpool karşısında ilk maçı 3-0 rövanşı ise 2-1 kazanacağız” gibi enteresan bi demeci olmuştu taze başkan Vicente Boluda’nın. Salı günü yaşanan hezimetten sonra başkanın söylemlerini hatırlayınca insanda garip bir his oluyor. Biraz güvensizlik, biraz umutsuzluk, biraz ondan, biraz bundan, biraz da hadi ordan gibilerinden bi his bu. Kendisine ulaşamadıgım için bu şekilde skor oynadımı ,oynadıysa ne kadarlık oynadı ,tek maç yüklü girdimi, bu sorularıma cevap alamadım. 2 maçta 5 gol atıp 1 gol yemeği öngören başkanın takımı 5 gol yedi ama gol atamadı. Maçtan sonra yapılan boynu bükük klişe açıklamalara da 5 senedir alıştım, hastası, müptelası oldum. Sonuç olarak “abi juventus bize ters geliyor” , “bayern çok ters geliyo bize abi”, “arsenal çok ters takım hocam”, “roma’ya dikiş tutturamıyoruz biz “ derken bir tekmede liverpool’dan geldi. Yönetimine sorulması gereken “ ulan ne kadar major takım varsa alayı bize tersmi geliyor, bi kerede siz ters gelin bi takıma artık” sorusunu buradan telefonlarıma cevap vermeyen emanet başkana soruyorum.


bu bir veda havasıdır...

      Eski başkan Lorenzo Sanz çek senet işinden sabıkalı, son başkan Ramon Calderon ise seçim yolsuzluğundan istifa etti (artık üyelere çamaşır makinası,buzdolabımı dağıttı ne yaptı bilemiyorum), bir sonraki başkan için otopark mafyası yada madrid’in ünlü tefecilerinden biri uygun gibi gözüküyor. Allahtan şu an için bu konu pek tartışılacak bir konu değil gibi.Zamanının Galacticos başkanı Perez’in ayak sesleri sadece İspanya’dan değil, İngiltere’den hatta İtalya’dan da duyuluyor sanki. Nerde ilginç bi hadise,enteresan bi gelişme olsa futbol kamuoyu “eeee perez geliyo aga” yorumunu yapıştırmaya başladı bile. Kaka’nın oldu bitti denilen Man.city’e transferi bir gecede suya düşüyor , kapandı denilen c.Ronaldo-madrid defteri yeniden açılıyor, “kafamı kesseler villa’yı satmam” diyen Valencia başkanı “aslında satabilirim sanki” diye yan çiziyor, kewell bu gece alenen 35 dakka defansın göbeğinde oynuyor, ben olan bitenleri lugano gibi meraklı ve heyecanlı gözlerle izliyorum.


5 ağustos 2009 marca; "kaka imzaladı,messi yolda!!"
 
      Demem o ki temmuz sonlarına doğru Madrid’te son zamanlarda alışılanın aksine çok kral şeyler olabilir. Zaten yakın tarih bize der ki, bu söylentileri gerçekleştirebilecek ,bu transferlerin üstesinden gelebilecek bir kişi var,o da Florentino Perez’dir(madrid’te değil dunyada).  Bu konuda R.Carlos’la aynı fikirde olmamın beni mutlu ettiğini söylemeden edemedim(çok zeki biri kendisi öyle böle deil) . Tabi ki raul, casillas, ramos gibi demirbaşların yanına, kalması gereken 7-8 kişi(robben,pepe, marcelo vs..) koyarak bir çekirdek kadro oluşturabiliriz. Ama bu kitlenin dışındaki herkes gidebilir,bazıları kalabilir gibi bi düşünceye sahibim. .(bir kaç jübile de sözkonusu)



     Gitmekten konu açılınca illaki üzülecek isek ister istemez Mijatovic geliyor insanın aklına. Zamanında beyaz formaya nasıl yakışıyorsa(üstte) ,hafif göbeği ve jöleli saçlarıyla(altta) sportif direktör koltuguna da yakışmıyor değildi hani.. gönül istedi herşey karizma fotograflarda oldugu gibi güzel olsun amma,, lakinki, öyle olmadı. Bi ara Bülent Akın’a 9 milyon dolar verip galatasarayı aklayacak, bizlere “ulan hagi’nin bir bildiği varmış” dedirtecek sandım. Dogrularıyla yanlışlarıyla gassaray taraftarının hagiyi sevdiği gibi onu sevmeye hazırız. Yeterki yazılanlardan okuduğumuz gibi görevini bir bilene devretsin.


maçtan sonra " bir değil iki değil dört yedik, 5 senedir böyle oluyor,ne diyim bilemedim" diyor mijatovic. sen bilemezsen benmi bilicem üstat diyorum bende burdan.keşke bilseydin...

      Sonuç olarak insanoğluna mesajım şudur; Her kim ki R.Madrid forması almaya niyetlidir az beklesin. Hem euro biraz düşsün hem de  seneye menude bir ibrahimovic, bir benzema, kaka(bu biraz tuzlu), efendime söliyim bir messi (allah söyletiyo allahh!!) ya da bir C.Ronaldo olması çok muhtemel, pek mantıklı,olası bir iştir.

*bombonera yazdı

13 mart 2009 hamburger galatasaray musabakası

Perşembe, Mart 12, 2009 zaman: Perşembe, Mart 12, 2009


(hayatımda gördüğüm en kral sinyalciliktir bu. taaa almanyadan "karşıya geçicez paramız yok" ayağı çekiyorlar.. bravo vallahi diyecek bir şey bulamiyorum)

Maçtan 2 hafta önce tüm Galatasaraylılar çeyrek finaldeki rakiplerinin kimin olmasının daha iyi olacağını tartışırken, bursa maçı ve özellikle sakatlıklar sonrası kimse o kadar net konuşamiyordu. Hakan Ünsal ve Sergen Yalçın hamburg’un çok iyi bir takım olduğunu televizyonda dile getiriyor (ki muhtemelen hakan az önce “Hamburg abarttigimiz kadar iyi değilmiş” diye açıklama yapmıştır) Meira “yedik içtik bana müsaade” diyip maçtan önce floryayı terk ediyor, “ee maçtan sonra gitseydin” diyen sabri’ye de “almanya’da uçan kuşa borç taktim Sabri, gidemem oralara” diyip kesip atıyordu..

Hamburg 19 mayıs tadını dolduran gurbetçi çocuklarının dertleri değildi ama bu. Savunma Sabri, hakan balta, volkan, emre den oluşmuş, forvette nonda olmuş olmamış kimsenin derdi değildi. Maçtan 1 saat evvel, stadın çimlerini kontrol için sahaya çıkan Galatasaray kafilesi stadın üçte birinin Galatasaraylılar tarafından doldurulduğunu görmüş, o şaşkınlık içerisinde sabri’nin “çimler çok güzel ya insanın yiyesi geliyor” demesi kaynamıştı. Tribunler “çıldırın çıldırın” diye çoşarken stat hoporlorunden “arkadaşlar sahaya sırtınızı dönmeyin düşceksiniz” anansu geliyor, ekranın sol tarafında, Hamburg arenayi bilenler için söyleyeyim, cami tarafındaki kale arkasında saniyesinde meşaleler yakılıyordu. “öleceksin gerizekali!” şeklinde çıkışan bir gurbetçi kontrolu ele almaya çalışırken takımlar sahaya çıkıyordu.

(bir ara stadın yerden ısıtması bozuldu. resimde ayakları yanan hamburglu futbolcular net bir şekilde görülüyor)

Dün okulda ölen gençler için saygı duruşu yapıldıktan hemen sonra maç başlamaya karar verdi. Bu kez Galatasaray bordo maçında yaptığı hatayı yapmayarak oyuna kendisi başlıyor, böylelikle ilk 1 dakika içerisinde gol yememeyi garantiliyordu. İkinci dakikaya girildiğinde tüm galatasaraylilar derin bir oh çekiyordu.

Galatasaray oyunu kurmuş, Almanya’da gayet güzel futbolunu oynuyordu. Hamburg şaşkına dönmüştü. Baktılar olmayacak tekmeleri sallamaya başladılar. Özellikle Guerrererorero yakaldığına çakıyordu. Bir iki derken barış “yeter mina koyiim” in Almancasını hakeme söylüyor, hakem de barış’a hak verip sarı kartını çakıyordu guerrero’ya.. bir on dakika sonra eyyamcı hakem barış’a kartını gösterecekti. Hakem bu arada bir penaltımızı vermiyor, o pozisyonu 8 yaşındaki ege günlüğüne

“Sevgili günlük, bugünkü maçta Galatasarayın bir penaltısı verilmedi. Hakem bile Fenerbahçeliydi. Bence her şeye rağmen Galatasaray kadiköyde oynayacak. Ayhan bugün gol attı. Elektrikler gitti.”

Şeklinde yazacaktı. Ki gerçekte sanıyorum ki kaleye 25 metre varken jerome boateng lincoln’u biçme kararı alıyor, top birden ayhan’ın önüne düşünce Ayhan da yaradana sığınıp topu kaleye çakıyordu. Hamburglu Benjamin “beyler hadi beyler, o barbar Türkleri yenelim” diyip takımı gazlamak istiyordu ama desantcis mutlak bir golu guerrero’nun elinden çekip alıyordu.


İlk yarı galatasaray’ın 1-0 üstünlüğü ile biterken, dsmart ok prezervatiflerinden yeterince reklam alamiyor, Osman tamburaci studyoda “devre arasinda konusmicak miyiz ya?” diyip kendini yiyordu. Golden sonra meşale yakan arkadaş “bi daha gol olursa yakma yahu” diyip telkin ediliyor bu arada ikinci yarı başlıyordu..

Hamburg canavar gibi maça başlamıştı, hop daha 50. Dakikada maçın Hamburg adına en iyi oyuncusu guerero sahane bir orta çakıyor petriç garip bir şekilde jansen’i kaleci alanının caprazında bulusturuyor, jansen’de çok şık bir şekilde topu ağlara gönderiyordu.

(bir ara arda hamburg kalecisine kazaran girdi. boateng de sanki derdiymiş gibi ardaya şekil yapti. arda dediğin kuştepe çocuğu yer mi bu durumları? ikisi de sarı kart gördü. hell yeah)

Maç 1-1 olmuştu ama Hamburg hala iyi oynuyordu. Süper bir ara pasla kontraya çıkacaklardı ki emre aşık tipik emre aşık oyunu ile kendini oyundan attırıyordu. Tamam hakem daha kaliteli olsa atmazdı ama işte.. Kewell o dakikadan sonra stopere geçiyordu ve maç sonuna kadar mükemmel oynuyordu. Kewell’ı savunmada gören türk taraftarlar da meşalelerini yakıyorlardı. 10 kişi kalmış bir takımın en gereksiz mevkisi 10 numaranın oyuncusu Lincoln oyundan alınırken afra tafra yapıyor “siteme yazacağım bunu!” diyip veryansını çekiyordu. Mehmet güven, ardından ümit karan, en son olarak da arda’nın yerine hasan şaş giriyordu. Bir ara hasan şaş pası atıp, ümit karan’ı topla buluşturmaya çalışıyor, ümit de faul yaparak golü ağlara gönderiyordu. “Ulen ne nostalji olurdu ha! Hasan pas, ümit gol. Vay vay vay” diye durumu özetleyen bir taraftarı tüm arkadaşları takdir ediyordu..

(maçın son dakikalarında galatasaray yedek kulubesi "hocam temiz su kalmamış" diyerek su kovasını değiştirme bahanesi ile maçtan kaçtılar)

Hülasa maç sahada yaşananlara göre mükemmel bir şekilde bitiyor, Galatasaray ali sami yen’e “ağzına sıçarız bunların” söylemleri ile dönüyordu. Bu arada Bülent hoca’nın yanındaki Cevat güler’in varlığı dosta güven, düşmana da korku salıyordu..

Promising talent bilemedin hot prospect for future

Çarşamba, Mart 11, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 11, 2009

bloga yeni bir yazar geldi. elit yorumları, tabanını yüksek lisansini boca ve doktorasini real madrid üzerine yapip, ispanyol ve latin amerikan futbolu hakkında kitap yazan, uefa'daki elçimiz ve aynı zamanda gözümüz, bunların yanında türk folklerine değişik bir bakış açısı sunup, 3-4-4 taktiğinin dünyadaki yegane temsilcisi "bombonera" blogumuza yazar olarak dahil olmuştur..

bundan sonra yazıların aldında "bombonera yazdi..", "azuth sundu.." , "sezen cumhur onaylayıp "ehehe vay keraneciler" dedi" gibi notlar göreceksiniz.. anlayın hadiseyi.. ona göre yorum yapın..


azuth..

10 Mart 2009 Liverpool 4-0 R.Madrid

Çarşamba, Mart 11, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 11, 2009

Beklenen oldu ,torres döndü vurdu gol oldu. A.madrid’te senelerce abilerinin gazıyla içinde yer eden r.madrid antipatisinin verdiği motivasyonla torres daha bi torresti. Keskinliğinle,bizlere bir fitbolcu maçtan önce rakibine ne kadar bilenebilir göstermiş oldu. Golünüde yazdı ki gayet hoştu.Abim saviola’nın gençliğinde barca maçlarını izlerken “bah bah fare zehiri gibi adam kıpır kıpır valla” diye överdi saviola’yı. Torres ilk 20 dakikadaki heyecanıyla bunu hatırlattı bana. Araları pek iyi olmasada abisi Raul’dan geçer not almıştır sanırım.(şu cümleyle Torres, Raul’dan anca not alabilir demek istiyorum).


maçta heinze'yle sözlü munakaşaya giren torres yaptıgı haraketle tepki geçti. heinze'den "haraket yapma haraketin allahını görürsün" cevabını alınca iki oyuncu arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı

Gerrard (ki muhtemelen bir hayat koçu var bu adamın) yine bir gaz yine bir hırs dolu bünyesi ile sahada ne yapsa faydası olur halde maça çıkmış,ülen bir gol atsamda şu taraftara koştursam, şu ellerimi bi açsam ‘heyy yavrum gole bakk’ diye bağırsam tatmin olsam hevesiyle oyundan alınana kadar şıkır şıkır oynadı.Nitekim 2 defa(biri penaltı) taraftarlarına koşturup butun nefsini körertti. Biri daha var ki istikrar abidesi kavramını mecazdan kurtarıp baya baya bi abide yapsalar bu adamın silüetinden faydelenilebilir. Mascerano maçta yine orhan gencebay’a gönderme yaptı. Gol atsaydı muhtemelen formasını kafasına geçiricek ve altındaki tişörtte “hatasız kul olur,beni sevmeyen ölsün” yazıyor olacaktı.

Real madrid’e gelince (bu taraftarı oldugum takımın ismidir) los galacticos’tan los kabaktikos’a yolculugu devam etmekte.Bu sene devre arası transferleriyle kadrosunu güçsüzleştiren yegane takım olmayı başarabilmiştir. Ligteki serileri artık beklenen birşey olmakla beraber takviyelerin buna katkısı vasatın üstüne geçemedi. Zaten ilk ciddi sınavında da a.madrid’le berabere kalarak rüyadan uyandılar.ilk sözüm rakip takımı osasuna sanan ve maça aynı taktikle çıkan Juan de Ramos’a. Hucum organizasyonu olarak robben alsın topu, gitsin gitsin içeriye girsin, pas vericek arkadaşını arasın ,bir çalım,, şuuut?? Korneeeeerr!!!!.... bu olmaz. yani olurda Anfield’ta olmaz. Boyle bişeyden medet ummasaydın ozaman totnım niye gönderdi bu adamı yaa diyebilirdim. Maçta ise heinze bir kez daha bu takıma ait olmadıgı bizlere kanıtlar bir oyun ortaya koydu. Gago’da boş durmadı , mascerano’nun yedeği olabilecek kapasitede bir orta saha oldugunu belgeleriyle kanıtladı.(bkz. stats.) masceranoya alternatif gagodun tişörtünde de muhtemelen “ hatalıysam ara 0212...” gibilerinden birşey yazıyordu ama o tişörtü biz ne zaman görürüz şimdi kestiremedim pek.Muhtemelen avrupada dikiş tutturamayıp boca’ya geri dönen yetenekli arcantinli fitbolcularla aynı kaderi paylaşıcaktır. Liverpool farkı açtı, sonra vites küçültür gibi oldugu dakikalarda baskıdan kurtulan Snider, Vander vart gibi üstatlar bir iki pas yapar gibi oldu ama 10 dakika sürmedi oyun gene rutine bindi.Benim puanı kapan tek insan Casillastır. Kendisi bir kalecinin 4 gol yediği bir maçta bile dunyanın en iyi kalecisi oldugunu kanıtlayabilerek benim gözümde tarihe geçmiştir.( bu herkese nasip olmaz. Koskoca Cehc 3 gol yedi ,iki dakkada madara oldu dilimizde hatırlatırım. Oğlu küçük emrah olsaydı, akşam eve gidince “dile düşmüşsün sen” diye çıkışırdı babasına)
Sonuç olarak Liverpool’u (evindeki maçlarda 15 kişimi oynuyolardır nedir çözemedim) ama göze hoş gelen baskılı ve hızlı oyunlarından dolayı tebrik ediyorum.İsmi Real Madrid olan bir takıma karşı son dakikalarda maksat gençler tecrubelensin diye oyuncu değiştirebilecek kadar rahat bir maç çıkardılar. Alkışlıyorum sizi ,valla ayaktayım şuan.


raulun  heba olan  gayreti reina'nın gözünden kaçmadı.  "tek başına napcan abi " diye  milli takımdan arkadaşını teselli  eden reina'ya raulun "ruh yok abi ruh yok" diye  yanıt verdiği kaydedildi.

Madrid ise hafiften tahmin edilen bir şekilde kupaya bir kez daha ilk 8 yüzü göremeden veda etti.eksiğimiz sakatımız yoktu ama jubile yapanımız vardı. Bu tip maçlarda gözlerin hala zidane’ı araması üzücü olmaya başladı. Materazzi yaraları sardı ama madrid’in cebinde parasıyla hala o kanayan yarasına çözüm bulamadıgına bir kez daha şahit oldum. Olmadı çocuklar ,hatta hiç olmadı böyle lan,, 4-0 ne arkadaş????


bombonera yazdı...

rabbime sordum deivid dedi

Pazar, Mart 08, 2009 zaman: Pazar, Mart 08, 2009

(aragones rabbine, "kimi çıkartayım ya rab" diye sorarken)

`8 mart 2009 kayserispor fenerbahçe maçı` sonrasinda "volkan kirmizi kart gördükten sonra, ellerinizi kafaniz arasina aldiginiz ve düsündünüz.. sonrasinda ise deivid'i oyundan aldiniz niçin" şeklindeki soruya aragones tercümani araciligi ile "rabbime sordum deivid" dedi.. şeklinde açıklama yaptı..

8 mart 2009 kayseri fenerbahçe

Pazar, Mart 08, 2009 zaman: Pazar, Mart 08, 2009

sahsim adina "ben bir kadini severim, kadinlari sevmem" konulu 8 mart kadinlar günü yurt sathinda ve yavru vatan kibrista kutlanirken, hillary clinton güzel ülkemizi ziyaret etmiş, müjde ar ile sohbet etmis, ve mujde ar'a "peki iffet filminde kafanizi öyle sikistirdiginizda ne hissettiniz, madem monicayi merak ediyorsunuz!" diye sormayi göze alamamisken, kayserinin yepisyeni stadinda oynanan, ve tüm kayserililerin gözleri önünde fenerbahcenin 2-0 kazandigi musabakadir..

mactan evvel fenerbahce yonetimi kayserinin yeni yapacagi stada bir arkadas gondermis, "valla cimler bir garip, ben burada futbol oynamak istemem, ama güreşirim.." diyen yonetici volkan balli, süleyman hurmacinin sinirlerini bozmustu.. "fener hep boyle zaten" seklinde aciklamalar yapan bay hurmaci, fenerin gerçekten kayseriden çekindigini beyan ediyordu.. yalan da degildi zaten.. maça hava yoluyla gelen fenerbahcenin ucagi "fenerbahce havada tehlike atlatti" konulu bir habere neden olurken, futbolculardan volkan babacan "ucak düserse ertelenir mi mac" diye yoneticilerden birine soru soruyordu.. sükür ki ne ucak düsüyordu, ne de maç erteleniyordu.. sahanin islak zemini kurusun diye sanayide bir sürü fan yaptirilip sahaya konuyor "vallahi kiz gibi oldu" laflari arasinda oyuncular isinmak icin sahaya cikiyordu..

sozluk disi yorumlar icin: http://cekirdekcitayfa.blogspot.com

arsenal'in stadi tamam daha büyüktü ama 700 milyon dolara mal olmustu ve kadir has stadi sadece 60 milyon dolar gibi bir paraya mal olmustu.. kayseriliden korkacaksin arkadas. eminim ki bir sekilde "ulen bu stati yapanlarin esas bize borcu var" demislerdir de sonradan ayip olmasin diye beyan etmemislerdir bunu.. bilemiyorum.. bildigim bir şey varsa bu statta kazanilacak altinlar, dörde bölünecektir.. (bkz: hep su mu icecez himmet agabey)

digiturk un sahane goruntuleri icinde takimlar sahaya cikiyor, guizaya pankart tasittirilmiyor ve fenerbahce tüm kayserilere stadin hayirli olmasini diliyordu.. stattaki ilk baslama vurusunu bayan guiza'ya yaptirmak isteyen bir kaç seyirci "kandil olm bugun" diyerek yatistiriliyordu.. neyse maç fenerbahcenin ilk dokunusu ile basladi..

dakikalar 10 u gosterirken cok sakat bir yerden fenerbahce serbest vurus kullanmaya karar verdi.. suleymanunun "abi karlos vurmasin yannız.. yeni stat ayip olmasın!" serzenisleri icerisinde carlos topa abaniyor, kaleciden donen topu semih aglara birakirken "deplasman tribunu nerde deplasman tribunu nerde?" diye taraftarini ariyordu..

maç 1-0 olmustu ve kayseri bu dakikada kendi seyircisi onunde atakan olmaliydi.. fakat tüm kayseri halkinin rahatsizlik duymaya basladigi tolunay takimi bir sekilde oynatamiyordu.. kayserispor alenen gol atmayi bilmiyordu. kimse kaleye vurmayi düsünüyordu, en basit olarak.. dakikalar bir bir ilerlerken seyircilerin koordine olamamasi gozden kacmiyordu.. yani acik kirmizi diycekti, sag taraftaki kale arkasi sari diyecekti, kapali sampiyon diyecekti ve nihayetinde diger kale arkasi kayseri diyecekti ama hadise

sari
kirmizi
sampiyon
sari

olarak gidiyordu.. olamiyordu yani.. bu arada alex acaip sahane bir şekilde topu ayagina oturtuyor ve hagivari bir golu kayseri aglarina birakiyordu.. deplasman tribunun yeri belliydi, oraya gidip sevindiler.. ilk yari biterken mactan evvel cekilisle pejo 308 kazanan talihli "benzini nasil yiodur acaba?" hayalleri icinde maci siktir etmisti ki everton macının bittigi haberi stata ulasti.. bir cok futbol sever "simdi kayserim kazansin ya alalim paralari" diye düsünürken takimlar ikinci yari icin sahaya ciktilar..

kayseri bu kez saldiriyordu. oradan vuruyordu olmuyordu buradan ediyordu girmiyordu.. bu sirada pozisyona girmek isteyen eren "gerenimoooo" diyerek volkan'in üstüne kayiyor, kramponu volkanin formasini yirterek resmen derisine giriyordu.. orada volkan cekip vursa nefsi mudafaya girebilecekken volkan yattigi yerden erenin baldirini tekmelemekle yetiniyor, ve kayseri stadi volkan'in gordugu kirmizi kart ile kirmiziya boyaniyordu.. bu sirada kale arkasi "sari" diye bagirdi..

volkan babacan oyuna giriyor, maç biraz sertlesiyordu.. tolunay yan taraftan kirik koluyla saha icindeki sertlige müdahale etmeye calisiyor, emre "hocam sen karisma" diyip hadiseyi yatistirmaya calisiyor bünyemin gezer resmen basiretsizlik sergiliyordu.. bereket mehmet topuzun sag duyulu yaklasimi olaylari yatistiriyordu.. kayseri bastiriyor, ama bir türlü kaleyi bulamiyordu.. son dakikalara girerken penalti noktasinin üzerinden bir en direk serbest vurus bile kazaniyorlardi ama yine olmuyordu yine olmuyordu.. "yatir var anasini satiim, yatir üstüne yapmisik bu kaleyi.. erenler de rahatsiz olunca o kaleden gol yiyoruz o kaleye gol atamiyoruz" diyip genc furkan i korkutuyordu ali turan..

hülasa bu güzel statta oynana ilk macta fenerbahce net bir galibiyet aliyor, ve mac sonunda kadir has stadinin duydugu yegane şey "her zaman her yerde en büyük fener" tezahuratlari oluyordu..

6 mart 2009 galatasaray bursaspor

Cuma, Mart 06, 2009 zaman: Cuma, Mart 06, 2009

(maçtan sonra ismini vermek istemeyen bir galatasaray yetkilisi "bundan sonra federasyondan her maçımıza ivankovu vermesini istiyoruz" diye açıklama yapti ve arkasindan "kih kih kih" diyerek güldü)

dünyada mali kriz ağırlaşmış, koskoca motorun ve motorcunun dostu general motors vitrine "ka-pa-ti-yo-ruz" yazmis, memleket seçim havasına iyice girmişti.. insanlar tüm bu kozmos içerisinde kendi mikro dünyalarında rekor ikramiyeye eren sans topunu kazandiklarinin hayali ile yaniyor, yeri geliyor üniversitede 10 ders aliyor, alt siniflardan kizlari kesiyor, yeri geliyor yorgunluktan anam dilim agliyorlardi..

işte bu ahval ve şerait içinde istanbul mecidiyekoyde bir musabaka cenk olunuyordu ve sonucunda galatasaray maçı 2-1 kazanıyordu.. ama sahadaki futbol, futbol'u icat edenleri mezarında dört döndürecek, görseler "ulan icat etmese miydik ki?" dedirtecek bir futboldu.. her neyse..

(yer istanbul mecidiyekoy stadı.. takımının hatali bir gol yemesine neden olan kalecinin drami fotografcinin da biraz mahareti ile bizlere kadar yansimiş. acı, pismanlik ve mutlululugun birbirine karistigi bu fotograf, bize insan oldugumuzu hatirlatiyor)

takimin başına geldiğinden beri takımın başında çıktığı 2 musabakayi da kazanmayı bilen bülent hoca'yi güçlü bir mücadelenin beklediği maçtan evvel bile aşikardı.. önceki iki maçta "bana bırak bülent abi.. zor anlarda çakarim hop direk doksana" diyen sabri kart cezalısı, savunmanın göbeğinde servet ve emre güngör sakat, forvette baroş muamma, kanatta ise arda yitikti.. böyle yokluklar içerisinde bir önceki antrenor skibbe takimin sistemini yok edip "3 defans, 3 orta saha, 2 forvet, 2 kaleci" gibi bir dizilişle sahaya cikabilirdi.. zira kendisi için sistemler degil oyuncular önemliydi ve hangi alanda daha cok oyuncu varsa oraya yatirim yapiyordu.

ama bülent kaptan sistemi hic bozmayip, savunmanın sagina direk serkan kurtuluş'u monte ediyor, ileri uçu aydın ile kotariyor ve geri kalan'i ivankov'un sahsi becerilerine birakiyordu..

takimlar soyunma odasindan çıkarken sercan caktırmadan ayhan'ın yanına gidiyor "abi çok asılmayın bugun, yani iyi oynayan kazansin be abi" diyordu, ayhan ise genç oyuncunun kafasini okşamakla yetiniyordu.. taraftarlar hakem ilker meral'in işçi sendikalarindan tanış olduğumuz "bayram meral" ile olan akrabaligini sorgularken maç başlayıverdi..


(de sanctis'in gelmesi ile pek forma sansi bulamayan aykut, filistin intifadasina katilmak icin yonetimden izin istedi)

galatasaray 3 kişi pres yapiyordu bursasporlu oyunculara ve pas yaptirtmiyordu.. ama tabi sezon başından beri yapılan bir uygulama olmadığı için bu hadisenin devamlılığı sınırlıydı. ayhan ve bülent kaptan takimi "bas bas bas" diye gazliyor, kewell hadiseye tamamen yabancı kalıyordu.. velhasıl çok geçmeden kewell'in soldan açtığı ortaya baroş "amanın" diyerek kafa vurmaya calisiyor, top bursa defansinda tilki volkan'a carpiyor (kendisinin lakabini tilki koydum) tilkiden seken top şaşı ivankov(aynen lakap takmaya devam) u aldatarak bursaspor ağlarına gidiyordu.. galatasaray pozisyon bulmadan beleşe bir gol bulmuştu alenen..

(kartal duruşuuuuuuuu)

ertuğrul kenarda küplere binmiş yardimcisi mutlu ile eğleşirken (ki mutlu yardimci yoktur) bülent kenardan "bas bas bas" demeye devam ediyordu.. tribunler bülent'in gelişinden sonra biraz şekillenmiş gibiydi açıkcası. galatasarayli taraftarlar kirik plak gibi aynı tezahuratlari yapmiyor, 4-5 dakikada bir tezahurat değiştiriyordu. garip tabii ki.. ne bursaspor ne galatasaray pozisyon üretemezken tribunler kendi aralarinda "kime vercen oyunu" muhabbetine girişmişlerdi ki bursaspor savunma oyuncularindan birisi "hadi atam topu ivankova'da o da eyleşssin" demişti.. fakat fülelerinden başka bir haltını görmediğimiz aydın, yandan aldigi "bas bas bas" suflesi ile ivankov'a kadar basiyor, şaşı ivankov da alenen kalenin 5 metre caprazindaki topu, daha da caprazindaki aydin'a carptirmayi basariyor ve topu aglara gonderiyordu.. ivankovun yaptigini semih sayginer bilardo'da zor yapardi.. öyle diyeyim ben size.. galatasaray boş beleş 2 gol bulmuştu..

insan böyle maçlarda ne anlatacağını şaşırıyor arkadas alenen. iki takimda soyunma odasina giderken maç yerine "acaba asi'de ne oldu?" diye düşünmüyorlarsa neyim.. her neyse takimlar "hadi sabır hadi 45 dakika daha oynayalim" diye ikinci yariya çıkıyor, ertugrul "aliriz bu maçı aliriz sercan olm biraz oyna, bak 3 forvet yapicaz, şu koreli kardeşinizi de alicaz" diyip takimi gazlamaya calisiyor "hocam biz soksak, arkadan yicez bu ivankovunkiler nedir ki?" diye çıkışan genç futbolcu ile ivankov arasinda gerginlik yasaniyordu..

(tribunlerde , yurt sathinda ve yavru vatan kibristaki bir çok taraftar maçın ikinci yarısını yukaridaki fotograftaki işlemden daha fazla acı verici buldular)

ikinci yarida da futbol bir zombiyi bile depresyona sokabilecek kivamda oynanmaya devam ederken, bir duran topta bursaspor sercan ile birlikte zamanin "vieri"sinin gollerini hatirlatan bir kafa golu atiyordu.. maç 2-1 olmuş, iddaacilar yeni sistemle "şimdi kim kazandi ne oldu?" muhabbeti cevirirken futbol severler "eh maç hareketlerinir" diye düşünmeye basliyorlardi.. ama heyhat. futbol hala bir zombiyi intihara meylettirebilirdi.. (zombi iş sendikasinin bu yazıyı kınamamasını diliyorum.. "bizim zombimiz depresyona girmez" diyerek dellenebilirler.. bilemiyorum..) bursaspor oyuna 3 forvet sokmuş, bülent maçtan 3 saat evvel ısındırtmaya basladigi nondayi oyuna sokmus (ki hala isinmis degildi bence) gel gelelim oyun hareketlenmemisti.. galatasaray lucescu vari "skoru alayim da yemisim futbolu" stili ile oynuyordu veyahut lincoln öyle istiyordu..

hülasa maçın sonundaki tehlikeli bir bursa atagindan gayri, ve ivankovun "2 golu alenen yedim bari bi gol atayim" diyip korner'e cikmasindan gayri macta öyle allah allah denebilecek bir şey olmadi. bülent korkmaz kanımda lucescu ve terim arasinda bir şey oynatmak istiyor takima. bugun iyice anlasildi bu.. gol atana kadar terim, gol yedikten sonra "skerim gol yemeyelim de" manasindaki "lucescu" oyunu oynatıyor.. benim tribunden, benim digiturk kumandası vasitasi ile gördügüm budur arkadas..

Konya vs Bordeaux

Cuma, Şubat 27, 2009 zaman: Cuma, Şubat 27, 2009


"konya, bordo'ya benzemez" 26 şubat 2009, Sergen Yalçın

26 şubat 2009 galatasaray bordeaux maçı

Perşembe, Şubat 26, 2009 zaman: Perşembe, Şubat 26, 2009





(galatasaray neydi? galatasaray emekti, galatasaray türkiyeydi)


"-2 dereceyi vuran bir erzurum aksaminda" desem kimsenin "yuh" demeyecegi bir sogukta, cevahir'in oradan ali sami yen'e giden "karaborsali yolda" igne atsan yere düsmeyecekken, yurdun degisik illerinde mahalle birahanelerinin bile "arkadaslar üclü oturalim" seklinde soylevlerler doldugu bir günde, hollanda'da ucaklarimiz düsmüs, yerel secimlere bir ay gibi bir süre kalmisken, galatasaray'in bu sene ikinci kez bir avrupa kupasi macindan 4-3 skorla ayrildigi ve iddaa'da 1 e 75 oranindaki orani tutturdugu musabakadir..

galatasaray hafta sonunda kocaeliye ali sami yen stadında 5-2 malup olduktan sonra skibbe direk kovulmus, yerine bülent korkmaz getirilmisti.. haberleri duyan, o sirada "tavsanli belediyespor" maci hakkinda "ne olur bu mac tavsanli belediye cakar mi?" diye sorup kupon yapan bordeaux teknik direktoru blanc, soz yerindeyse "bayram" etmis, ve tüm sezon takimi üstüne kurdugu yesil gozlu gorkuf'u istanbula getirmeme karari almisti.. "yahu adamlarin teknik direktoru yok, ben niye yorayim adami" diye de yancilarina "yanlissam yanlis deyin" demisti..

mactan evvelki hadiseler böyleyken mac saati gelmis catmisti.. takimlar sahaya "11 kişi cikalim" diyerek cikiyorlar, galatasaray sezon basindan beri oynadigi 4-4-1-1 sistemini bu macta da oynamaya karar veriyordu.. zira bülent korkmaz bir diş perisi degildi ve 3 günde takimin sistemini bastan asagiya degistiremezdi.. sabri yine sag bekti, sol bekte sakatliktan kurtulan hakan kadir balta oynayacak, gürbetci oyuncu barış sağ acikta, arda ise sol açıkta, forvette ise baroş yer alacakti.. hakem uefa'nin kendisine sagladigi "taso" ile hakem atisini yaparken "sabri" olaya karisiyor "bunlarin bende televizyonlusu vardi.. acaip süperdi onlar" diyip ortami neşelendiriyor..

(hadi yendiniz diyelim, cocuklariniza nasıl anlatcaktiniz maci "dünyanin en igrenc formasi ile yendiydik o gün galatasaray'i" demiycek miydiniz efendiler?)

daha baslama vurusu yapilmisti ki, meira bülent kormaz'in antremanlarda "aynen boyle kacirdim topu.. dortmunt maciydi hic unutmam" seklinde anlattigina benzer bir sekilde topu ayagindan kaciriyor, de santcis hatali bir sekilde cikiyor, bordolu bellion'da affetmiyordu.. daha 10 saniye dolmamisti ki macin tüm uzatma ümitleri bitmisti..

galatasaray'i bir panik almisti, daha 2. dakikadan doldur bosalt'a baslamislardi ki yan taraftan bülent korkmaz isliklarla takimi düzen sokmaya ugrasiyor, ardindan direkten donen bir ters vuruş ile galatasaray "atariz bunlara atariz" ayarina dönüyordu.. sigaralar peş peşe yakilirken dakikalar ilerliyor, sabri basta olmak üzere tüm takima galiz küfürler edilmeye baslaniyordu.. ilk biralar bitmis insanlar yavas yavas tuvaletlere tasinirken mehmet topal'in omzu cikiyor, yerine 19. dakikada 19 numarali formasiyla kewell giriyordu (emre tilev bu igrenc tespiti de yapti ya daha baska bir sey demek istemiorum)

dakika 40 gibiydi, florya tarafindaki kalenin sağ tarafindan kullanilan korner atisi defanstan geri donuyor, lincoln gene ortaliyor, baroş topu iskaliyor arkada arda yaradana siginip bordo'lu defans oyuncusunun besliginden topu aglara sokuyordu.. arda bülent korkmaz'a kosarkan "apistan girdi apistan, cocuk dogurddum adi abuzittin" diyerek 9 aylik günlerine selam cakiyordu..

(gollere en çok sevinen ikili emre ile meira idi)

daha gol sevinci bitmemisti ki kewell ayagina acaip oturttugu bir topu aglara yapistiriyor, taraftar kendinden geciyordu.. numarali üstteki bir grup taraftar mactan once acilan "galatasaray türkiyedir" pankartina nazire yaparcasina "galatasaray türkiye, orta dogu ve balkanlardir anasini satiim" diyorlardi.. ilk yari neşe icinde biterken sabri emre asik'in yanına yaklasiyor "abi rüyamda gordum bugun golum var" diyor, emre asik ise "hastir lan" diyerek sabri'yi basindan saviyordu.. 15 dakikalik süre senliklerle gecilirken, tribunde hamburgspor'un casuslari kesfediliyor, onlara cigdem cekirdek verilerek "yahu basladin mi birakamiyorsun mereti" dedirterek maci izlemeleri engelleniyordu..

(galatasaray ambleminin yavastan buna donusmesi taraftariyim ben.. arkadasin adini da direk sabri koyalim.. )

ikinci yari baslamis galatasaray aslinda bir kac saniyelik patlamalar disinda pek iyi oynamiyordu. ama bordeaux istündeki bordo pembe formayi cikartip yesil forma giyse ve "bursaliyiz ezelden" dese kimse anlamayabilirdi. o ayarda oynuyordu. lincoln sahada yoktu mesela hiç. ve meira ve barış maçın ciddi falsolariydi..

dakikalar yine de galatasaray'in kontrollu oyunu ile ilerliyor, arda turan lincoln'un asisti ile bir "semih senturk'un almanyaya attigi gol" benzeri atiyor, yurdun dort bir yanında galibiyet sarkilari soyleniyordu artik. insanlar iddaa kuponlarinda galatasaray macina "bu tuttu, udinese macı nolmus?" muhabbeti dondururken 74. dakika gibi chamakh nadir gelisen bordo ataklarindan birinde topu ceza yayinin oralardan aglara gonderiyordu.. galatasaray henüz santra yapmisti ki de sanctis yine batirarak emre ile carpisiyor, elindeki topu kaciriyor, bosta kalan topa da cavenaghi vuruyor ve aglara giden topla birlikte deplasman tribunlerine kosuyordu..

3-1 giden maci kendi ellerimizle veriyorduk alenen.. mac gitmis, gelmis sonra tekrar gitmisti.. dakikalar ilerliyor, galatasaray nonda ile forveti arttirtip hakan balta'yi cikartarak defansi 3'lüyor ama gol gelmiyordu..

(seyit onbaşının bir kez daha o top mermisini kaldıramadığı nasil aşikarsa, sabri'nin de bir daha aynı golu atamayacagi o denli aşıkardır..)

sonra birden 1915'te yasanan efsanelerden birisi olmaya karar verdi.. nasil ki seyit onbasi canakkale muharrebesinde kaldirdigi top mermisini bir daha kaldiramamisti, muhtemelen sabri de bir daha vursa oradan o golu atamayacakti. ama bu sefer atti.. "allah" diyerek topa ceza alanin girisinden abandi ve top aynen alttan kaleye giriverdi.. işte ol vakit ve sonrasinda yurt sathinda ve yavru vatan kibrista 193 kazak, gomlek yirtildi, 10 bin 412 litre icecek yerlere dokuldu, 17 kisinin elleri "çak" yaparken isaret parmaklari civarindan kirildi ama kimsenin aklina cocuguna "sabri" ismi vermek gelmedi.. zira o kadar da degildi..

velhasil, galatasaray aslani bir kez daha efsanevi bir kiliga bürünüyor, ve kanat cikartip, ve akrep kuyrugunu da sabri'den olusturup alemlere akiyordu. mac sonunda taraftara üclü cektiren sabri bunu, amigolugu bir kez daha hakediyordu.. sabri mabri ama yüregi ile oynuyor be arkadas.. istiyor ki hep gol atsin, istiyor ki alsin takimini sirtlasin. ama kalibi bu ne yapsin garibim.. yetenegi varken bunu sahaya koymaktan cekinen lincolnler utansin sabriye bakip bakip. adam tüm o yeteneksizlikle nasil da oynuyor..

(yaaa iddaa efendi.. senden büyük türk spor severi var.. 1 e 75 ise bire 75.. ver bakalım cocukların parasını)



fotograflar tribun dergi ve uefa sitelerinden.. sarkiyi da kendim soyledim anasini satiim..

Sporting Lisbon'da istifa sesleri

Çarşamba, Şubat 25, 2009 zaman: Çarşamba, Şubat 25, 2009


LISBON - 5-0'lık bayern münich maglubiyeti sonrasinda acil toplanti karari alan sporting lisbon yonetimi, ismini vermeyen bir idarecinin aciklamalarina gore paulo bento ile yollari ayirma karari aldi.. sinirini mikrofonlarimizdan gizleyemeyen genç yönetici "kendi sahanda oynuyorsun arkadaş. tamam bayern iyi takım ama 1-0 olur anlarım, 2-0 olur onu da anlarım, hadi 3-0 olsun ama 5 ne len! 5 ne! paulo bento'nun bu takimda değil teknik direktor, sandalye olarak bile yerinin olduğunu düşünmüyorum" şeklinde konuştu..

sporting lisbon'un ilk etapta fenerbahçe ile sıkıntılı günler yaşayan luis aragones'e teklif götüreceği, luis aragones'in teklife sıcak baktığı, dost meclislerinde "sporting lisbon'u 4 haftada şampiyon yaparim" dediği öğrenilirken, aragones olmassa rotanın scolari'ye döneceği söylendi..

Kadir Has Stadında Pürüz

Çarşamba, Şubat 25, 2009 zaman: Çarşamba, Şubat 25, 2009

Kayseri Kadir Has Stadı , Kayseri halkı ile bütünleşmek için Fenerbahçe maçını beklerken, müteahhit ile kayseriler arasında pürüz çıktı. ismini vermek istemeyen kayserili bir yetkili "biz hesabını yaptık, kitabını çıkardık. Bizim hesaplarımıza göre müteahhit'in bize 13 bin 412 lira borcu var.. bunu ödemeden biz stadı almayız.. ha alırız.. nasıl alırız, yıkmak için alırız! paramız verilsin öyle! yoksa yıkarız valla bu stadı günahı yok onun!" diye konuştu.. umarız sorun bir an evvel çözülür..

Mahmut Haneflioğlu kayseriden bildirdi...

Skibbe'den buraya kadar

Pazartesi, Şubat 23, 2009 zaman: Pazartesi, Şubat 23, 2009


Geçen sene galatasaray'a beş atan leverkusen'in teknik direktörü skibbe'yi sezon başında takımın başına getiren galatasaray yönetimi, 5-2'lik kocaelispor mağlubiyeti ile yolları ayırma kararı aldı. kulupten yapilan açıklama şu şekilde oldu:

"Galatasaray Teknik Direktörü Michael Skibbe’nin bugün itibarıyla görevine son verilmiştir.

Görevde bulunduğu süre içerisinde karşılıklı anlayış ve dostluk çerçevesinde sürdürdüğümüz ilişkimiz doğrultusunda Sayın Michael Skibbe’ye bugüne kadar olan hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, bundan sonraki yaşantısında da başarılar dileriz."

Yeni teknik direktörün kim olacağı belirsizliğini korurken, Galatasaray yönetiminin "bize 5 atan takımın teknik direktörü başarılıdır ve galatasaray'a layiktir" düşüncesi doğrultusunda , kocaelispor'un teknik direktörü "erhan altın"'a teklif götürüldüğü kulaklarımıza geldi.


galatasaray takımına başarılar dileyip, steaue maçından sonra skibbe'yi göndermekte tereddüt eden, ve bu günleri yaşamamıza neden olan les adnans'i kiniyoruz..

22 şubat 2009 galatasaray kocaelispor

Pazar, Şubat 22, 2009 zaman: Pazar, Şubat 22, 2009

amerikada kırmızı halı çoktan serilmiş, millet etrafta "brad pitt mi bu?" diye dolanırken, istanbulda soğuklar almış başını gitmiş 300 liralik aylık dogalgaz faturasına sahip olmayana kız verilmezken, aslantepe kompleks'inin 5. katları çıkılmış, her gün takip eden insanlar "bugun ilerlemeler göz kamaştırıcı" diye söylenirken bir istanbul ayazında, kanyakların bile insanın içini zar zor isitabilecegi bir gecede, türkiye süper liginin en iyi top oynayan takımlarından birisi olan kocaelispor'un 5 gol atip, galatasaray'in iki golle karsilik verdigi böylelikle türkiye ligleri gol krali taner güllerinin attigi 4 gol ile avrupa gol kralliginda "ben de varim" dedigi musabakadir.. kahretsin sanırım az onceki cümlede bir kaç hata yaptım.. ama anasını satayım şu kocaeli, şu taner aynı şekilde hacettepe karşısında oynasaydı farklı mı olurdu durum?

her neyse.. maçtan evvel galatasaray'in bir çok efsane ismi tribunleri doldurmuş, muhtemelen bir kocaeli galibiyeti ile keyifli bir pazar akşamı yaşamak istemişlerdi.. hagi elindeki kuponu yanındaki insanlara göstererek "bak altay tutmuş, kasımpaşa yenilecek demişiz 453 o, o da tutmuş, adanaspor da tutuyor, sivas da.. bi bu maç kaldi. 2 den bir diyorum ben arkadaş.. tutarsa bin 412 lira cukka" diyordu.. "e peki bu maç?" derlerken hagi'nin cevabi netti "nema problema" taraftar öylesine bir genişlik içerisindeydi. soğuk hava ve maçın dandikliği yüzünden pek rabet de olmamıştı hatta son günlerini yaşayan emektar ali sami yen'in alttan dondurmalı koltuklarına..

velhasil hakemlik yapmadığı zamanlarda, bütangaz bayi toplantılarına katılıp, gülben ergen'in uzattığı mikrofona "yar senin derdin ne" diye bağıran bir "bütangaz bayisi" ne benzeyen deniz çoban saat 19 gibi maçı başlatıyor, galatasaray sahaya 3-1-3-1-2 gibi sikko bir taktikle çıkıyordu. defansin gobegini meira servet ve emre güngor üclüsü ile dolduran, forvet hattini ise ümit karan ve nonda ile sabitleyen skibbe daha maçın başından "0-0 bitsin" demek istiyordu.. zira son bir kaç maçta ümit karan'ı ve nonda'yi izleyen ehli gözler bu ikisinin değil bir futbol maçında gol atmayı, langirtta bile gol atamayacaklarını kestirebilir.. ama işte bir umut skibbe ikisinden forvet yapiyordu..

velhasil galatasaray risksiz oynuyor, mehmet topal'da kaleye gittiğine kendisinin bile şaşırdığı çok şık bir gol atıyordu.. şu maç belki de ilerde "o uzaktan gollerine alışık olduğumuz mehmet topal'in işte ilk golu böyle olmuştu" olarak anılacaktır.. bilemiyoruz.. maç galatasaray'in 1-0 üstünlüğü ile geçerken defansta kismi gedikler veriliyordu.. hop taner gülleri, de sanctis'in kollarina bir anne gibi alabileceği topu yumruklaması ile birden meşin yuvarlağı önünde buluyor, o gazla direk topu aglara birakiyordu.. dakika 25ti ve durum 1-1 olmuştu bile..

kocaeli kontralarla atak kolluyor, galatasaray da maşallah inanilmaz hatalarla kocaelinin ekmegine yag sürüyordu. sabri topu garip bir şekilde arkaya birakiyor, kocaelinin afrikali topcusu de sanctis i calimlayamadigi icin galatasaray kalesinin mutlak golu görmesi ertelenmiş oluyordu.. 35 civarinda murat hacioglu, güzel bir ortada topu aglara yerlestirdi..

hakem'in en ufak bir hatasinda numarali üstte "oğuz sarvan istifa" pankarti aciliyor, pozisyon geçtikten sonra pankart toplanıyordu ama skibbe'nin onlarca hatasindan sonra kimse "skibbe istifa" pankarti acmiyordu.. ilk yarı böyle biterken kar yağışı yavaştan başlamış tribunlerdeki ilk ve orta dereceli okullara giden veletlerin gözleri parlamaya başlamıştı ki sol taraftan "tutmaz.. güzel yağıyo ama tutmaz. zor tutar. tutmaz zaten hiç.." şeklinde yükselen bir ses cocukların heveslerini kursaklarında birakiyordu..

ikinci yari başlarken taner gülleri hocasi erhan altin'a gidiyor "hocam karim rüyamda görmüş bugun en az 2 golum var üzme sen canını" diyordu.. erhan hoca da o gazla kale arkasindaki foto muhabirlerle laf dalaşına gidiyor, sonrasinda "******" diyerek olay yerinden uzaklaşıyordu..

deniz çoban'in ikinci yariyi başlatan düdüğü ile birlikte galatasaray tribunleri yine dünyanın en sıkıcı tribunleri olduklarını kanıtlarcasına tezahurat yaparken, kocaelispor kontraya yatiyordu.. ümit karan'a 45 dakika tahammül edilebilmiş, sabri geriye çekilerek 4 lü defansa dönülmüş, barış mehmet güven'in yerine göbekten, arda ise direk kanattan takimi gazlamaya calisacakti.. ama olmadi. 65. dakika gibi kocaelinin golu taner gülleri ile geldi.. 3-1 olmustu ve galatasaray baroş'u oyuna alip, sakatlanan emre'yi oyundan cikartiyordu..

bir ara maç 3-2 olayim dedi, sonrasinda kocaelisporlu delikanlinin biri ceza alaninda topu elle tuttu, baroş penaltiyi kaçırdı, ve ardindan servet çetin alenen tarak kemigini kirarak oyundan cikti.. galatasaray 2li savunmaya dönmüştü ki taner güleri iki gol daha atarak "ikinize ikimiz bayram etsin kocaelimiz" diyerek tribunlere koşuyordu.. taraftar gari kocaelini bir yandan alkışlıyor, bir yandan'da cevat hoca'yi göreve cagiriyordu..

lig sonuncusu kocaelinin boyle futbol oynamasini saglayan televizyon kameralarina ilenç olsun.. bu maç digiturk'de yayinlanmasa ne bu futbolu sergilerdi kocaeli, ne de taner 4 gol atardi kanaatimce.. galatasaray türkiyedir sonucta ve digiturk'de maçlarini yayinlayan federasyon ve digiturk yonetimi bence istifa etmelidir.. komik oluyor dimi böyle söyleyince.. bakalim adnan polat ne tarz başka komiklikler yapacak.. takim kotu oynarken hakeme bok atip takiminin elinden zorla galibiyet alinmis gibi konuşurken, bu günleri getirirken her şey mükemmeldi degil mi?

maç sonrası:

çekirdekçi tayfa: taraftar sizi istifa'ya çağırdı. sanırım bu bir teknik adam için en kötü anlardan bir tanesi ne düşünüyorsunuz?
skibbe:''Taraftarların tepkisini gayet iyi anlayabilirim. Onlar bizim gibi farklı sonuç bekliyorlardı. 3-1'den sonra tepki göstermeye başladılar. 3-2'den sonra penaltıya kadar çok iyi destek verdiler. Tabii ki son dakikalarda da umutsuzluklarını dile getirdiler.'

çekirdekçi tayfa: diyosun.. peki ne olacak bu galatasaray böyle? her sene lig sonuncusuna ali sami yen'de yenilmek insana koyuyor.. hem de adamlar manita yaptılar bugun bize? (manita ispanyolca 5 gol demektir)

skibbe:
''Maçın ikinci yarısında arzulu ve istekliydik. Penaltı pozisyonuna kadar beraberliği yakalama durumumuz vardı. Penaltıyı atamadık ve arkasından golü yedik. Bugün defansif anlamda bir çok hata yaptık. Bu yüzden rakibe bir çok pozisyon verildi. Buna rağmen ikinci yarı gol atmak için yüklendik. Sonuçta mağlup olduk. Bundan daha da acısı Servet ve Emre Güngör'ün sakatlıkları oldu. Bu mağlubiyeti perşembe günü oynayacağımız Bordeaux maçına kadar hazmetmemiz ve o gün başka bir yüzümüzü sahada göstermemiz gerekiyor.''


22 şubat 2009 altay orduspor

Pazar, Şubat 22, 2009 zaman: Pazar, Şubat 22, 2009


güdik ay olan şubat'in son haftasinda, izmir nihayet yağmuruna "yeter" diyebilmişken, belediyeler "kaldirimlari yenilersek seçimi yüzde yüz aliriz" mantalitesi güderken, marmara birlik'in elindeki çiğdem stoklari bir şekil erirken güzel bir izmir gününde oynanıp önce ordu'nun tek golu sonrasinda ise altay'in iki golu ile galip geldiği bir musabaka olmuştur bu..

maçtan evvel altay'in internet sitesi yine "takımımız hazirliklarina başladi","takımımız hazirliklarini sürdüyor","merter ve tiego'nun doğum gününü kutladik bu arada takim hazir" haberleri yaparken stat önü esnafi federasyona kan kusuyordu.. "bu maçları bu saatte yapiyorlar, ne kumru satabiliyoruz ne köfte.. millet kahvalti yapip geliyor anasini satayim" diyen bir kumrucu, oturmak için köpük satan arkadaşına gidip "komple isitma yapcaklarmış stadın koltuklarını" diyip arkadaşının aklını alıyordu.. 1 liralik pembe kadın biletleriyle, 5 liralık açık 15 liralik kapali biletleri ile altay maça hazirdi.. "efemineler için de 3 lira olsun biletler" geyikleri dönerken takımlar sahaya çıktılar.. altay her zamanki gibi duvar tarafındaki kaleyi alıyor, bir erkek için garip bir isme sahip olan hakem "mürvet sezer" deniz tarafındaki kaleyi de ordusporlulara veriyordu..



mor menekşeler maça iyi hazirlanmişlar yaklaşık 50 kadar taraftari ile izmir'e gelmişler, aralarına bir kaç tane de karşıyakalı almışlardı. hakemin çaldığı ilk düdüğü ile orduspor oynamaya başlamış, bol eksikli altay ise seyre dalmıştı. sol kanatta oynayan tiago oyununu gösteremiyor, tahir kaptan "ne yapayım adam mı var oynatmıyoruz" dercesine kolları açıyordu.. erdi'nin olmadığı yerden mehmet şen ile bindiren ordu spor altay kalesini yoklamaya başlamıştı.. tam 35. dakikada bir grup altaylı trabzon taraftarlarına özenip "balon atalım balon" derken, kaleci gökhan'in boş çıkması ile altay 0-1 geriye düşüyordu.. altay tribunleri çok kızmış, buldukları oyuncuya saydırıyordu.. yeşil kramponlari ile sağ açık yasin en çok gider yapılandi.. "greyfurt yasin" sesleri içerisinde ilk yarı biterken taraftarlar sigaralarına yükleniyor, "tiago orada oynayamiyor, oraya şey lazim.. şey işte o oynasin" diyorlar ama mantikli bir çözümleme yapılamıyordu..

ikinci yarı hafiften başlarken, altay'in eskiizmir ve çimentepe tayfalari karşılıklı olarak çoşuyor, ordusporlular da "kaf kaf" çekiyorlardi.. bir garip futbol sergileniyor, altay saldırıyor ama eski altaylı kaleci akın ve orduspor bekleri altay'a geçit vermiyorlardi.. altay yavaştan doğmak istiyor, güneş de altay'a "buyur" dercesine ortadan çekiliyor, ama bir türlü gol gelmiyordu.. roveşatalar çekiliyor, fantastik olaylar altay stadının çimlerinde vuku buluyordu ki alp'in sakatlanması ile oyuna giren mehmet sağdan bindiriyor, yasin ile paslaşması altay'a bir frikik getiriyordu..

"gol geldi gol" gazlamalari ile ayaga kalkan tribunler ordusporlu 91 numaralı oyuncunun topa "hop blok, içerde sayı servis bizim" dercesine tokat vurmasını çok net bir şekilde görüyorlardı.. topun başına gelen tiago, panenka şutu ile topu ağlara gönderiyor altay aradığı gole 63. dakikada kavuşuyordu..

ordusporlular vakit geçirmeye oynarlarken hakket vakit geçiyordu.. ama altay'in golu gelecekti bir şekilde. mamafih şehmuz olsun, can olsun bir performans göstermiyordu.. zaten can'dan da performans görmeyi çok beklemiyoruz açıkcası.. velhasıl dakika 88'de musa'nin yerine giren ali topu karambolde ağlara gönderiyor, formasıyla birlikte tüm insanlığını çıkartıp bir kaplan gibi tribunlere koşuyordu.. maç 2-1 biterken altay taraftarının takimla beraber soyleyebilecegi bir "re re re ra ra ra" gibi ne bileyim efendim "göz göz göztepe" gibi bir sloganı olmadığı da bir kez daha ortaya çıkıyor taraftarlarin içinde buruk bir tat oluşuyordu..

maç sonunda kıbrıs şehitlerine, bornova caddesinden girmeye çalışan bir grup taraftar balkonlarda bu geçidi izleyen travestilerin tacizine uğruyor, o travestiler de bir nevi reklam olarak gögüslerini açıp genç altaylilarin akillarini alıyorlardı.. bu garip prezentasyonu polis "gir ulan içeri" diyerek kesiyor, taraftarın da ahını alıyordu..

Müftüoğlu ve Abitoğlu

Perşembe, Şubat 19, 2009 zaman: Perşembe, Şubat 19, 2009


bu iki hakemimiz trafik kazasi geçirmişler bugun. tff'nin yazdigini aynen aktariyorum..

"Üst Klasman hakemlerimizden Kuddusi Müftüoğlu ve Kamil Abitoğlu, bu sabah Alanya-Antalya karayolunda trafik kazası geçirdi. Antalya'ya doğru gittikleri aracın şarampole yuvarlanması sonucu yaralanan hakemlerimizin ilk tedavileri Serik Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Sağlık durumlarında ciddi bir tehlike bulunmayan Müftüoğlu ve Abitoğlu'na geçmiş olsun dileriz."




futbol'u sevmemizi bir şekil sağlayan insanlara geçmiş olsun demeli.. maç bittiğinde futboldan geriye gerçek insanlar ve boş statlardan başka bir şey kalmiyor nihayetinde..

18 şubat 2009 bordeaux galatasay maçı

Çarşamba, Şubat 18, 2009 zaman: Çarşamba, Şubat 18, 2009

ilk ve orta dereceli okullarin tatil olmasi icin havaya bakip "ya ne güzel yağıyor ama tutmaz ki" denilecek havalarar girilmiş, yaprak dokumunde ali riza beygillerin evleri satilmisken galatasaray şarapları ve kocasından yana dertli ve aldatan kadinlari ile meshur bordo'da ne gol atip ne de yiyerek berabere bitirmiştir bu maçı..

mactan evvel bordo teknik direktoru sacma salak acilimlara girmisti.. "mactan konusmaktansa bence kadir topbastan konusalim" diyerek kafa karistiriyor "valla 0-0 beraberlik olursa iyi bizim icin lig daha onemli sonucta, lyon u yenip anadoludan bir şampiyon çıkarmak istiyoruz" diyip galatasaraylilarin aklini basindan aliyordu.. galatasaray cephesi ise acaip sıkıntılıydı. antalya deplasmaninda 3 puan birakan galatasaray, nonda'yi antalyada birakmak istemis, takim otobusune son anda binen nonda takim arkadaslari tarafindan "of neyse ya baska bir yerde artik" denilerek şey edilmişti..

galatasaray aylardir topa dokunmayan kewell'i, nereden baksan 5 mactir oynamayan (28 dakika oynamayi saymiyorum) lincoln bir şekil 11'e giriyordu.. "bizim için lig daha onemli" diyen bordo teknik direktoru tam kadro cikartiyordu sahaya.. galatasaray taraftarlari fransiz taraftarlara gazi vermiş, "al bilet ben alayim senden 3 lira daha fazla vereyim" diyerek onlarin yerlerinin biletlerini de almislardi.. işte o taraftarlar hakemin ve teknik direktorun adini tam bilmediklerinden "bordo teknik direktoru noluyo gotun basin oynuyo" gibi garip tezahuratlar yapmak zorunda kaliyorlardi..

macin baslamasina bir kac dakika kala, hali saha maclarina "sert oynuo ya ayhan" denilerek cagirilmayacak olan ayhan, üzüm baglari tarafindaki kaleyi galatasaray'a aliyordu.. cengiz topel lisesi tarafindaki kaleyi bordo aliyor, ve o gazla galatasaray'in üstüne akin akin geliyordu..

10. dakika civarinda bir kafa vurusunda çamat'in topu direkten dönüyor seyirciler "valla kaleye girseymiş onu zaten de sançis kurtarcakmis" diyerek kendilerini avutmaya calisiyorlardi.. galatasaray takimi ezik futbolundan biraz kurtulmak istiyordu ki, bir ortayi kewell kaleye göndermek istiyor, ssk gün sayisini ayda bir saydirtan rame topu bala göte kurtariyordu.. rame'nin bu kurtarisindan sonra, askerligi de sayarsak tam 200 günü kaliyordu emekliligine..

bordo'nun ve galatasaray'in karsilikli ataklari ile ilk yari biterken galatasaray ikinci yari icin umut veriyordu.. skibbe'nin niyeti belliydi, kewell ve lincoln ile baroş'u kaçırtıp baroş'un da kendini penalti olsun diye birakmadigi anlarda gol atmakti.. bordo ise ne oynuyordu bilmiyorum acikcasi.. sivasspor tarafindan magdur edilecek bir bordo, galatasaray tarafindan harcanamiyordu..

ikinci yariya tüm bu taktigini siktir eden galatasaray, baroş'u çıkartip yerine nonda'yi sokuyordu. hoş baroş kendisi çıkmak istemiş ama allaşkına yaser nonda'dan daha mı kotudur yahu? nonda'nin neyini gördün ki yaser yerine sokuyorsun? her neyse .. bu dakikadan sonra galatasaray'in gol atmasini bekleyen insanlarin esra ceyhan'in programlarinin muptelasi oldugunu dusunurum ben arkadas.. oyle bir optimist, öyle bir ileriye ümitle bakan insan olmak gerekir eger ikinci yaridaki galatasaraydan gol bekleniyordu.. yine de 45 dakika boyunda galatasaray'in birisi kewell'la birisi sabri ile iki net kanat bindirmesi "ofsayt" olarak kesiliyor, gurbetcilerimiz bu fırsati "ibne federasyon orospu cocugu hakemler" seklinde tezahurat ederek degerlendiriyorlardi.. artik federasyondan kasit platini midir bilemeyecegim..

macin son dakikalarinda bordo akin akin geliyor, 3 lü defansta özellike servet ve önlerindeki mehmet topal'in muhtesem oyunuyla, galatasaray bordo'ya ciddi sanslar vermiyordu. zaten hakket bordo "deplasmanda yeneriz bunlari" düsüncesindeydi sanirim.. hoş bordo ile son 3-4 sezonda bissuru kez karsilasmamiza ragmen kendileri hic bir zaman ali sami yen'i gormedi.. leeds maclarinin, real madrid, milan maclarinin destanlarinin yazildigi, yigidin harman oldugu ali sami yen'in kutsal topraklarinda.......... yeter yahu bu kadar gaz..

Real Madrid Başkanı Bolu'da

Salı, Şubat 17, 2009 zaman: Salı, Şubat 17, 2009

Baskan Calderon'un istifasından sonra görevi devralan Vicente Boluda, yanlış bir anlaşılmadan dolayı Bolu ilimizde infial yarattı.. İsmini vermek istemeyen bir bolulu "bizim oğlan internette görmüş. "Real Madrid Başkanı Boluda, 'ronaldo'yu isteriz' dedi" gibi bir haber görmüş.. ben de klube telefon açıp "bizim satılık ronaldomuz yok" cevabını aldım.. her halde bir karışıklık olmuş"

boluspor'a süperlig yolunda başarılar diliyoruz.

14 şubat 2009 antalya galatasaray

Pazartesi, Şubat 16, 2009 zaman: Pazartesi, Şubat 16, 2009

bir on dort şubat günü oynanan ve galatasaray'in "antalyada bahar yaşanırken, işte karsta insanlar donuyor" haberlerine konu olacak bir şekilde antalyada oynadığı ve ahmet kuru'nun tek golu ile kaybettiği musabakadir.. sevgililer gününde oynanınca maç insan bir garip oluyor tabi, "kimi seviyorum kimi, en tatlı birisini, nasil anlatayim sana takim kadrolarina baksana" diyesi geliyor insanin..

galatasaray kalede kiralik oyuncusu (katili) morgan de sanctis, geri dortlude, volkan servet meira sabri, orta sahada ayhan barış arda mehmet topal, forvette de baroş ve sanırım nonda 11 i ile sahaya yayiliyordu.. karsi tarafta ise bacaklarinin model alinip antalyada insaatlara kolon koyulan, kolon bacakli "joseph ngwenya"(ki senedeki tek golu galatasaray'a idi) ve defansta da takim kaptani ve antalya'nin en iyi oyuncularindan biri olan uğur kavuk oynamiyordu..

antalyaspor maca acık mavi forma ile cikma karari aliyordu.. galatasaraylilara da "su sevgililer gününde siz de acik pembe forma ile çıkın da erkek ve kadinin sonsuz beraberligini temsil edelim" şeklinde teklif götürülüyor, haldun üstünel "neden biz pembe oluyor? siz olun pembe?" diyerek resti çekiyordu.. takimlar kendi formalarinda sahaya cikarken hakem firat aydinus içinden "oguz sarvan istifa" diyerek maca kendisini hazirliyordu..

futbol oynamak için her şey musaitti.. mesela saha güzeldi, tribunler güzeldi, galatasarayli oyuncular hafta içinde çukkalarını ceplerine atmislar, ve karilarina sevgililerine tek taş yüzükler almışlar, skibbe kravatini değiştirmiş, sivassporlular ellerinde karanfillerle maça gelip galatasaraylilara atmıslardi (3 haftadir peşimizi birakmiyorlar)

hakem halis ozkahya düdüğünü çalıyor, maç başlıyordu.. 14. dakka civarinda ahmet topa çakıyordu, top aglara "şırrak" diye girerken hakem golu vermiyordu.. bu arada bir şekilde tribunlere çicekci girmiş, maca gelen sevgililere "abe ablama bir gül" diyor, almayanlara da sevgililerinin yanında "orospu cocugu" diyerek uzaklasiyordu.. baroş yine ceza alanında skuba dalisina gecmis, hakem sari kartini direk cikarmisti.. galatasaray lincoln'un ilerde top tutmasini özlerken, de sanctis tita'nin deli bozuk sutlarini ardi ardina cikartiyordu..

baroş "hadi bakalim biraz top oynayalim be artik" diyip topla dribling atiyor, tam ceza alanina girmek üzereyken ismail kendisini biçiyordu.. topun basinda duran toplarin usta ismi sab.... barajdan döndü...

sahada pek futbol adina bir şey oynanmıyor, baroş kaçırmaya devam ediyor, nonda kaçak güreşiyor ve halis özkahya düdügü ile love story'i calmaya calisirken ilk yari bitiyordu.. maç için sevgilisini karısını ekenler statta sessiz bir köşe aratip "ya aşkım ne yapayim anne annem çok hasta işte" martavallarini okumaya çalışırken sabri ikinci yariyi başlatan düdüğü çalmak istiyor, hakem halis özkahya buna izin vermiyordu..

kaleler değişmiş ikinci yarı başlamıştı. galatasaray takiminin hiç futbol oynamaya, kazanamya niyeti yoktu açıkcası.. volkan yaman parmaklarini bir şekil kırarken, "oynarim ya" diyor, ama sonra acisindan duramayarak sahadan cikiyordu.. yerine saçlarını kestiren aydın giriyor, girerken de pvc tabelalar havaya kalkiyordu.. dakikalar 60 i gösterirken (tv özetlerinde hep dakika soyleyince gol olur ya) antalya spor sivas'in galatasaray'a attigi gollerin bir benzerini atiyordu.. 30 dakika vardi macin bitmesine ve galatasay, galatasaray olsa antalya'dan üc puanla donerdi.. ama sahadaki galatasaray degil, elenen güngören belediyespordu.. baroş oyundan cikarken, bu sene ligte "0" (sıfır) golu olan "forvet" ümit karan oyuna giriyordu ve ona bel baglaniyordu.. eh nihayetinde ümit karan'di sahadaki ve topla bir kez bile bulusamadan maç bitiyordu..

galatasaray bu kez mehmet özdilek'in oynattigi futbolla yeniliyordu. hakem olmadan da galatasaray berbat oynayabiliyordu anlayacaginiz.. tamam halis özkahya "al seni atiyorum.. bi dakika kirmiziyi sana degil meira ya gösteriyorum, yok meira'ya kirmizi gostermiyorum ona sari gösteriyorum, sizin de ataginizi kesmis gibi oldum kusurabakmayin" seklinde antalyaspor'a gider yapmis olabilirdi ama nihayetinde galatasaray hiç bir hakem destegi almadan yeniliyordu.. bakalim bu hafta adnan polat suçu kimde bulacak. takimin dandik oynadiginin birisi farkina varacak mi acaba? tamam takim yenilir, olur da en nihayetinde yenmek ister yahu.. yenmek için çıkar sahaya.. galatasay bugun hiç de yenmek istemiyordu.. skibbe'nin yaptigi bu. yenmeyi istemeyen bir takim yaratmak.

15 şubat beşiktaş trabzon

Pazar, Şubat 15, 2009 zaman: Pazar, Şubat 15, 2009

takvimlerin 15 şubat'i gösterdiği anlarda, tarihte girit'in içinde olduğu 12 adaının yunanlilara birakilmasi, "bu haftayi da izcilik haftasi yapalim arkadas" demek gibi daha sikko olaylar yasanmisken, ayazda besiktas inonu stadinda oynanan ilk yarinin trabzon sporun tek golu ile gecildigi, ikinci yarida ise besiktasin yine tek golle beraberligi sagladigi bir musabakadir..

mactan evvel trabzonsporlular acaip umutluydu.. "besiktasa cakip sampiyon olacagiz" edasi tribunleri dolduran 2000-3000 kadar taraftarin ortak temennisi iken, demirlerin oradaki bir trabzon taraftari gelene gecene "size takicaz bugun 4 tane takicaz" diip taraftari tek basina tahrik ediyordu.. iç ceplere 61. dakikada salinacak balonlar konmus, besiktas tribunleri stadi ful doldurmus, tezahuratlar hazirlanmis, şarkıcı yaşar ve ege yerlerini almış, besiktas taraftar kale arkasinin sadece korner tarafindaki koltuklarına yığılmışken, yine trabzon taraftari besiktas taraftarinin susmayi basardigi 15 saniyelik dilimde hemen "sustu ipneler" tezahurati yapiyorken yani atmosfer futbol oynamak icin mükemmel iken hakem yunus yildirim maçı başlatan düdügü caldi..

besiktas takiminda yusuf delgado yerine forma giyior, trabzonda ise selcuk, del piero yerine forma giyiyordu (del piero şu takimda oynamaz mi arkadas? sorarim..) macin ilk dakikalarindan itibaren besiktas gol için saldiriyordu.. maci bir yandan radyodan dinleyen bir kac taraftar "92.7 yi ac 92.7 yi zeki müren ayaz geceleri soyluyor" diyerek birbirlerine tüyo verirken, besiktas goller kacirmaya basliyordu.. hoş ataklar hep "song u geçse bomboş" olarak nitelendiriliyordu ama sonucta kaciyordu işte.. mehmet topali bilenler için soylemek gerekirse, fabien ernst alenen mehmet'in topu kaleye gonderebilen cinsiydi.. sylvia muhtesem toplar cikartirken, yattara soldan bindiriyordu.. sari saclarina kurban olunasi yattara soldan bindirirken deli ibo onu kesmekte zorlaniyordu.. yattara bir pozisyonda iboyu da gecmis, ortada bombos duran gokhan'a topu cikaracakken bir an heyecan yapmis, gokhan'in ofsaytta oldugunu farkedememisti.. trabzon bir golden olurken, bu kez ibo bastiriyordu.. ibo'yu da yattara tutuyor, ama ibo hic bozmadan calim üstüne calim atiyordu mamafih besiktas yine de tehlikeli olamiyordu.. bir takimin üstüne bu kadar yikilip, bu kadar az pozisyona girebilen bir palermo, bir de besiktas var sanirim (bkz: palermo beraberlik icin bastiriyor)

30.. dakika civariydi, calle gokhan'a muhtesem bir ara pas cikardi.. 3'lü defans yapan besiktasin 2 defans oyuncusu nasil olduysa gokhan'i kaciriyorlardi, gokhan da ceza yayinin orada aldigi topu, penalti noktasinin orada ayagindan cikartiyor, ve trabzon 1-0 öne geciyordu.. taraftar hic bozmamis ibrahim üzülmez'e sarkilar soylemeye devam ediyordu.. besiktas aynen bastiriyor, ve yine pozisyona giremiyordu.. yunus yildirim ilk yariyi bitirince hemen yardimcilarin kosmus "ulen adamlarin tek pozisyonlari var o da gol anasini satiim" diyerek saskinligini dile getirmisti..

ikinci yariya mustafa denizli yusufu cikartip delgado yu oyuna sokarak hazirlaniyor, ersun yanalin karsi hamlesi ise çarlinin cukulata fabrikasinin'dan transfer ettigi bir oompa loompaolan alinzinhoyu, umut'un yerine sokmak oluyordu.. besiktas taraftari ise ibrahim üzülmez'in kanadindaki, deniz tarafindaki kapiyi acik birakiyordu.. böylelikle ibo hizini alamayacak ve acik kapidan geçip denize düşecekti..

her neyse ikinci yarida takimlar kaleleri degismiş, besiktasin süper lüx konutlarinin oldugu taraftaki kaleyi besiktas almaya karar vermişti.. ben diyeyim 60 siz diyin 70 gibi besiktas song'un "yeter lan tüm toplara ben mi kafa vuracagim" isyani ile cisse topa kafayi vuruyor ve besiktas golu atiyordu..

bu dakikadan sonra trabzon'un daha atak oynayacagini düsünürsünüz degil mi? yok trabzon aynen devam ediyor, besiktas saldiriyor pozisyona giremiyor, trabzon ne yiyor ne atiyor, mac sabaha kadar oynansa berabere bitecek sekilde devam ediyordu.. yunus yildirim sahadaki bu italyan futboluna bir son vererek skoru tescil ediyordu.. galatasaray ve sivas'in puan kaybettigi bir haftada trabzon kopartamiyordu ligi.. ama yine de 14 hafta kala sampiyonlugun en güclü adayiydi hala..

Beckham'a 10.5 milyon pound

Cuma, Şubat 13, 2009 zaman: Cuma, Şubat 13, 2009

Yani nereden baksan 15 milyon dolar.. Milan verecekmiş bugun galaxy'e. taraftar "beckham'a 15 milyon vereceğimize sergen'i alalım oynatalım" diye ver yansın etmiş.. haber ada basınından.. (her adabasını deyişimde kendimden geçiyorum) bilindiği gibi daha önce beckham'a yapilan "5 milyon verem?" şeklindeki teklif galaxy yöneticileri tarafından hor görülmüş, teklifi yapanla da "bi de kucağınıza oturalım isterseniz?" denilerek dalga geçilmişti..