real madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
real madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Barcelona 1-0 Real Madrid

Pazar, Kasım 29, 2009 zaman: Pazar, Kasım 29, 2009

-soda varsa içeriz. hatta pellegrino olsun.içimi güzel, lıkır lıkır ,..


          Hatıra bırakmaya değer bir iki enstantane bulma adına, el clasico'nun güzel bir bahane olabileceğini düşünmüştük. "İNİESTA MARCELO'NUN BACAK ARASINDAN PAS VERDİ!!!" Panayır gibi bi maçtan sonra, girizgah olarak böyle kallavi başlıklarla hatta ağzımızı şapırtada şapırtada maç gününü anlatmak isterdik. Lakin sadece isminin hatrına kendimizi mecbur hisseder olduk. Gördüğümüz duyduğumuz kayda değer hadiselerde işte "2 tane bacak arası oldu abi maçta!?" şeklinde zorlama ünlemlerden öteye geçemedi. Şimdi böyle buluşmalar "yaa o 2009da nou camp'taki maç nasıldı be abi??" dedirtecek potansiyellere sahip olması, hislerimizi manuple eden yegane unsurdur. Şunu bunu bodoslama eleştiricek kadar aman aman bir isyan bir yoğunlaşma bile olmadı yenilmiş bünyede. Yok raul niye oynamadı , efendim kaka 90 dakka nasıl sahada kaldı, gol de zaten ofsayt kokuyordu, Guardiola'ya sorsak Ronaldo çıksın derdi yahu( hadi içimde kalmasın bunlar) vs vs.  

        Artık alıştığımız kaliteli kadro-dandik teknik direktör kombinasyonundan dolayı totalde illaki bir başarı yakalanıyor fakat bugunkü gibi kritik maçlarda bir türlü sevindirik olamıyoruz. Barca 10 kişi kaldığı anda bir avuç Madrid taraftarının bile zerre ümitlendiğini zannetmiyorum. Zira Barca 10 kişi kaldıktan 5 dk. sonra Madrid, teknik traktörünün hamlesiyle 9 kişi kalmıştı bile. Ronaldo'nun çıkması başka(10 kişi kaldık) , Benzema'nın girmesi bambaşka oldu(9kişi kaldık).Son 20 dakka Topu Barca'ya vermeden , o orta sahadaki yayın barca kalesine yakın tarafında 2-3 pas yapıcak, ortalama 2 dakikada bir ara pası, frikik,orta ,şut, korner kısacası tehlike yaratacak bir madrid izlemek isterdim. Ama orta sahanın bahsettiğimiz tarafında bahsettiğimiz türden oyunu kıvırabilecek adamlardan ziyade, civan gibi forvetler diziliverdi. Ümit bağladığın bir tek insan evladı Kaka'da başından sonuna kadar Elona'ya özenince (10 numara giyip ekseriyetle toptan uzak durmak) o civan gibi forvetler hangi pası alıpta hangi golu atıcak peki diye sormak istedim.(bkz: gs-hamburg son 10dk.) Yani şimdi ,yenmek yenilmekten öte,böyle yaparsanız güzel futbol olmuyor arkadaş. Yazık günah millet sinemalarda doluştu şu münazara için.

       Ha bide Raul bu günlerde yaşı başı itibariyle bir takım rekorları tıkır tıkır tazelemekle meşgul. Hatta 4-5 hafta önce yedek kaldı. sonraki hafta yine yedek kaldı. İşte o hafta "raul 2006dan beri ilk defa 2 hafta art arda yedek kaldı" diye bangır bas haberler olmuştu. Raul o gün bügündür halen yedek kalarak bu alandaki rekorunu da 6 maça çıkardı. Valdano'dan ricam, bize Raul'a sergen muamelesi yaptırmasınlar. "bu takıma koy Raul'u, oynamaz mı aga? " dedirtmesinler. Sonuçta 5-3 yada 3-2 değil de 1-0 yeniliyorsan sebebi gol atamamak olur. 

Maşallah de..

Cumartesi, Eylül 12, 2009 zaman: Cumartesi, Eylül 12, 2009



yeni takım, yeni teknik patron ,yeni başkan,bol yıldız, uyum sorunu falan filan dedik. antin kuntin maçlarda 0-0lık sonuçlar , 1-0lık kısır malubiyet yada gelibiyetler olabilir dedik. Bütün bunlar olsa da bişey demeyiz dedik. Sonuçta artık o formanın yakışmadıgı bir adamı sahada görememek de güzel bişeydir dedik. Amma lakin ki , harcanan 300milyon mudur , yoksa Casillas'ın kirli sakalı mıdır? ugurlu gelen şey nedir tam bilemiyoruz. Bilinen şey, bismillah ilk 2 haftadan 3er 3er sallamaya başladı beyazlılar. Gerçi tarihe baktıgımız zaman, bu beyazlıların şampiyon oldukları sezonlara da ,5. bitirdiği sezonlara da her daim gümbür gümbür girdiğini görürüz. Belkide adettendir olan biten.
Olsun ,maşallah deyin..

Hadi bakalım...

Perşembe, Ağustos 27, 2009 zaman: Perşembe, Ağustos 27, 2009

SeriA;
Seri A’dan 3 futbolcu saysak bunlardan bir tanesi muhtemelen Pato olur. İtalya liginin marka değerini sırtında taşıyan önemli neferlerden biri bu delikanlı. Öte yandan bu seneki asıl görevi İbrahimovic yada Henry’i dinlendirmek olacak olan 19 yaşındaki Bojan ,muhtemelen farklı galibiyetlerin rövanşında ilk 11de yer bulabilecektir. Şimdi baktığımız zaman Pato ve Bojan’nın hemen hemen aynı ayarda futbolcular olduğunu görüyoruz. Hatta kimine göre(ben dahil) Bojan daha donanımlı ve daha yeteneklidir.
Hadi biraz daha abartalım. Palmerias’tan alınıp “ulen kimse almasın diye biz aldık ama nerde oynatacaz arkadaş bu adamı” denerek Benfica’ya kiralanan Kerrison’un , SeriA‘da major takımlar dahil yedek kalabilceği bir takım yoktur. Çok aman aman olmamakla beraber 3-5 seneye kalmaz bir Adriano yada bir Fabiano tadında bir golcu olacaktır. Daha Madrid’e sıra gelmeden aradaki fark dramatik boyutlara ulaştı ise vay Berlusconi’nin haline diyoruz. İkide bir Perez’i eleştirmek ,hele hele “piyasayı yukseltiyorr, bir topçuya 90 milyon verilirmi??” gibilerinden mızıklamak yakışmıyor sizin gibi baronlara. Adam efendiliğini bozup “pardon da ronaldo alıyoruz,,kaka alıyoruz,, kaç para verseydik? 10milyon+sabri ‘mi teklif etseydik??” demedi ya ,bir kez daha taktir ettim kendisini.

Premier lig;
Bildim bileli Premier Lig tanrı katına yakın oturur. Mühürü ise Manchester Utd. adında bir futbol klubunun çekmecesinde duruyor. Bu klubun 7 nömrolu formasının nasip olduğu nev-i şahsına münasır üstadlar malumunuz. hepsini bir kenara koyup listeden taze ayrılan ile yeni eklenen arasındaki farkı tartışmaya kalksak, münazara 3 dakka sürmez sanırım. G. Best – B.robson – E.Cantona - D.Beckham - C.Ronaldo – ve M. Owen... evet bildiğimiz Owen. En parlak dönemini ,Madrid’in yedek klubesinde Grevesen ile 1-1 biten viking istilasını ,Solari ile Farkland meselesini çözümleyerek geçiren Michael James Owen. Tabi Ronaldo’nun 7 numara olayında Raul’un kudretine boyun eymesi de aslında başka bi dava konusu.(‘hattini bil hattini’ reklamı güzel olmuş) Bir de Valencia diye yetenekli bi çocuk aldılar ki, bir iki gün önce futbolla pek arası iyi olmayan bir arkadaş “öyle takım yok mu yav ispanyada?? Valencia diye takım var yav ,hayret...” gibisinden bu transferi şiddetle eleştirince ,hak vermek zorunda kaldım. Kırılmasın, gönlü olsun dedim.
Öte yandan, artık Premier lig camiasının önde gelenlerinin ezber yapmış gibi durup durup aynı şeyleri gevelemesini istemiyoruz. Hele hele lig başkanı’nın “100 ronaldo gitse belki ozaman şey olur” açıklaması bambaşkaydı. Şimdi ufak bi hesapla;

Premier ligin değeri yaklaşık 3.2€ milyar,
100 adet Ronaldo,tanesi 95€ milyondan toplamı 9.5€milyar eder,
Hadi toptan aldınız diye 8milyar olsun. 8 >3.2 denkleminden yola çıkarsak, demekki zaten Premier lig’ten 100 adet Ronaldo gidemezmiş.Demekki sen baya bi saçmalamışın. Gitse gitse bir adet gidermiş. Onu da alsa alsa Perez alırmış. Neymiş neymiş? Zaten Dunya’da marka değeri olan yanlızca 2 adet Ronaldo varmış. Onların da bi tanesi şu aralar yaklaşık 105 kiloymuş. Haa ayrıca o da 75 kilo filinta gibi olduğu zamanlarını beyaz forma ile geçirmişmiş.

Diğer açıklamalar da tamamen “premier lig hala en iyi ligtir” , “premier lig yıldızları hala yıldızdır”(??) formatında şeyler zaten. Bir Ferguson ,bir Wenger olmak kolay değil ,yapmayın, yakışmıyor beyler!!. Aslında her açıklamada ki o “hala” baskısı nelerin değiştiğinin kanıtı gibi. Tabi görmeden inanmam diyenler için Cumartesi gecesi Bernabeu‘da “hala madrid!!” seslerine kulak vermelerini tavsiye ediyoruz. Zira Cumartesi saat 21.00’da santrada Benzema ve Raul olacak. Düdükten sonraki 2 sn içinde Benzema topu Raul'a, Raul ise Kaka'ya verecek. Bu sırada Ronaldo eli havada ,sağdan sağdan ,yaldır yaldır... Biraz futbol izleyelim..



**Bahis severlere küçük bir not; bu sene ilk maç dahil madrid maçlarından ekseriyetle kaçınız ,nasibinizi başka maçlarda arayınız. Gassaray üstt ,trabzon 0-2 çifte falan takılın işte, zira William Hill bu sene fazla mesayi yapar. Bu mesai size yansımasın .aman diyim..

Villarreal :3 Real Madrid :2 Raul:700

Cumartesi, Mayıs 16, 2009 zaman: Cumartesi, Mayıs 16, 2009

bir REAL MADRİD C.F. hocasının şu şekilde pozu olmamalıdır. " azizim vallahi üzülüyorum halinize ,gelen koyyor giden koyyor, biz de koyduk ama inan rahat değilim." böyle mi dedirtiyosun kendine?
     
       Şiddetle puana ihtiyacı olan Villarreal , şiddetle Perez’e ihtiyacı olan Mardid’i evinde konuk etmiş. Gago’yu yokluğunda orta sahada sorun yaşayan bir Madrid sahaya çıkmış.( bugün Beşiktaş Gago’nun yokluğunda sorun yaşamıyor)  Neticede  Madrid ,amaçsız ,sebepsiz, sadece angaryadan ibaret olan Madrigal deplasmanında 3 gol yemeyi problem yapmamıştır.(yine de 90da yenilmek kötü birşey) Zaten taraftarından futbolcusuna, yöneticisine kadar butun camiada asıl gündemin her haftasonu yapılan rutin maçlar olmadığı aşikar. Maç öncesi muhtemel taktik “efendi gibi oynayın, 4-5 yemeyin ,rezil olmayın yeter” gibilerinden birşeydir sanıyorum. Maç için tarihe geçilecek tek not  ise Raul üstadımızın 700. maçına çıkmış olmasıdır.(bröhhhh!!) 



       Daha seçimler yapılmadan kimin başkan seçileceği ,kimlerin gidip kimlerin kalıcağı belli olmaya başladı. Zira Perez’in rakibi olan aday, seçim propagandasında “Brezilya’dan, Kaka’nın velihatı olan Kerrikson’u getireceğim” vaatinde bulunmuştu. Buna karşılık Perez “ ben bizzat Kaka’yı getireceğim,aslı varken taklite gerek yok” şeklinde cereyan verince diğer adayın seçme ve seçilme hakkını ister istemez elinden almış oldu. 
         Neticede Cannavaro valizlerini toplamış ,yuvasına hatta Juve’sine döneceği günü bekliyor. Pepe kendisine takım ararken Casquero’nun hala hayatta olmasını koz olarak kullanmakta. Gago’nun “beni kimse almaz lan” diye tesislerin kantininde ezik ezik dolaştığı duyumunu aldık. Heinze, Van der vaart, Guti, Salgado, m.diarra ve Saviola da seneye beyaz formayı giyemeyecekler. Bunların yanında kadroya katılıcak yeni yıldız yüzünden seneye hakettiği dakikaları alamayacağını hisseden Higuain’in ve yaş haddinden ötürü Nistelroy’un da takımdan ayrılması muhtemel. 
           Öte yandan Kaka için 60 milyon avrupa eurosu karşılığında Milan ile anlaşıldığı söyleniyor. Defans hattının Ramos hariç tamamen değişmesi kesinleşti. Forvete ise İbrahimovic yakışır demiş büyük başkan. Benim bildiğim Perez aynı sene birden fazla yıldız alıp getirisini böldürmez. Ama şartlar gerektirirse itinayla editöre girip takımı Kaka ,İbrahimovic, Ronaldo şeklinde doldurabilir. yapar... yapmışlığı vardır. Dua edin Messi’ye niyeti bozmasın.  

2009 real madrid barcelona

Cumartesi, Mayıs 02, 2009 zaman: Cumartesi, Mayıs 02, 2009

madrid in baharları yagislidir ay balam, madrid in baharlarinda mazlumun haykirisi duyulmaz. baharlar yalnız olur baharlar tutkulu, baharlara yazik olur ay balam, madrid'in daglarinda..

bugun kara bir gündür madrid şurekasi için. yarin "kapattik deseler" kulubu kimse "niye yahu?" demez heralde, diyemez kimse.. bornebau da 6 gol yiceksin ancak 2 gol atacaksin.. ve buna taniklik edeceksin.. sanırım bugun yataga yatan madridliler kara cumartesiyi unutmak için dua ediyorlardir tanriya..

her şey güzel başlamıştı aslında. maçtan 1-2 hafta öncesine kadar insanlar derbiyi konusmaya baslamis madrid'in kahvelerinden barcelonadaki cay evlerine kadar "abi kesin aliriz, aha yaziyorum buraya, yanniz bi adacayi yapiver be" muhabbetleri donmeye baslamisti. futbolcular hafta içinde eski futbolculardan nadal'in açtığı mobilya magazasinin acilisinda bulusmus, ramos ile puyol birbirlerinin beline sarili olarak poz vermiş "saha dışında dostuz" diyerek dosta düsmana mesaj cakmislardi..

ama işte saha içinde her şey farkli oluyor. insan o yesil sahaya cikinca gozu donuyor. 800 tane taraftar düsmesinler diye bellerinden bagli olarak barnabao nun en üstünde yerlerini almislarken, 80 bin kisi hep bir agizdan "

"bu sene sampiyon gorelim sizi
olmeden mezara koymayin bizi
korkutmaz bizleri musalla taşı
olumune seviyoruz biz madridi"

diyorlar ellerindeki dovizleri havaya kaldiriyorlardi.. vamos madrid diyordu herkes.. türkcesiyle "ye onlari madrid"

paralar atiliyor kaleler seciliyor ve mac basliyordu. daha macin basinda ramos garip bir hareketle topu kaciriyor messi'nin xaviye actigi topla xavi kaleye cakiyor casilas da armut toplayan bi kaleci olmadigindan topu cikartiyordu..

madrid savunmasini ileriye kurmustu. barcelona forvetlerine oyle bir defans kurmanin kötü olacagini erzurumdan dahi biliniyordu. fakat işe yaradi taktik ve hugain cok taktik bir sekilde topu aglara birakti.. mac 1-0 olmus ve tribünler "saldırın durmadan, bu taraftar arkanızda her zaman, madrid e rahat yok, barça ipnesine koymadan" diye bagirmaya baslamislardi.. ama ilerde ridvan dilmen'in "bu barcelonaya karsi sucu olmayan, sucunu itiraf eder" diyebilecegi bir oyun ortaya koyurdu barcelona. goz acip kapayincaya kadar mac 1-3 olmustu bile.. yan taraftan guardiolaya "delikanliysan sali günü de chelsea ye boyle oynasaydin ya pis herif" diye laf atiyorlar guardialada garip bir sekilde "onun gecesini annene soracaksin" diyince ortam geriliyordu.

ilk yari 1-3 biterken 800 kadar barcelona taraftari "ulan buraya nasil ciktik be cok yüksek" diyip ürküyorlardi.. düssen ordan zaten organlarini bulamazlar senin ya neyse..

simdi kabul etmek gerekirse bu ilk yaridaki mac benim hayatimda izledigim en inanılmaz mac diil.. hatta bu sezon la ligada izledigim en inanilmaz mac da degil. hatta inanilmaz bile degil. barcelona tikir tikir oynuyor oyle ekstra bir efor falan harcamiyor real madrid inanilmaz cikislar yapiyor ve barcelona da cezasini kesiyor.. ama dedigim gibi bu gece "realmadridhiçdeiyioynamiyor" sendromu var sahada ve ancak bir real madrid gribi durdurabilir barcelonayi.. bu arada ilk yaridaki bir iki pozisyon eski bir videodaki pozisyonlari hatirlatti bize:



ikinci yari da ayni gazla basliyor, real madrid robben'in ortasinda ramos ile bir gol bulunca "acaba mi?" dedirtiyordu ki casillas'in hatali cikisi ile henry topu tingir mingir aglara gonderiyor o umut da kalmiyordu. real madrid o kadar zavalli bir oyun sergiliyordu ki 18 macin 17 sini kazandigi bir ligde sanirim bucaspor da kendisini uefa kupasina sokabilirdi.. mac 2-6 olunca hakem "en az 6 saniye uzatma" verdi ve maci da o gazla bitirdi..

sahsen ben chelsea'li olsam cok da korkmazdim bu futboldan cünkü real madrid "çok kötü" kelimesine yeni anlamlar katti.. bundan sonra ispanyol sozluklerinde cok kotu kelimesi "2 mayis da real madrid in oynadigi oyun" olarak nitelendirilirse zerre sasirmam..

21 Nisan Real Madrid 3-2 Getafe

Çarşamba, Nisan 22, 2009 zaman: Çarşamba, Nisan 22, 2009

     Usual Suspects’i izlediğim günü hatırlıyorum. İlk 15 dakikadan sonra heveslerim körermeye başlamıştı. Yarım saat sonra ise filmi kapatıp uyumak üzereydim.Sonraları vasattan orta halliye terfi etti filmimiz. Son 20 dakikaya girilirken ise işin rengi değişmişti. Yavaş yavaş izlemeye devam etmemden ötürü duyduğum pişmalık kayboldu. Ve tabiki final. Usta alicengizci Spency, topallamayı kestiği sahne ile film bitmesine 1 dakika kala golünü atıyor ve seyircisine koşuyordu. Film ise kalite final ile akıllarda kalıyor ve bu final sayesinde izlenesi bir film olarak hatırlanıyordu.



     Madrid, ilk yarım saatlik futboluyla tam da böyle bir izlenim bırakmıştı. “ ya maç var dediler geldik, oynamazsan olmaz şimdi..” mantıgındaki 8-9 kişi, tatsız tuzsuz bir futbol izletiyordu seyirciye. De Ramos, yakınından geçen her oyuncusunun poposuna ”koşsana oolum!!!” diye tekmeyi savuruyordu. Seyirci ise ses tellerini gözden çıkarmış “ madrid kudurdu!! kupa diye tutturdu!!!” gibilerinden futbolcular üzerinde baskı kurmaya çalışıyordu. Barnebau kale arkasında, yaklaşık 15 senedir elindeki o düdük gibi borazan gibi şeyi öttüren amca bile, daha bir hışımla,yanındakilere ilallah ettiresiye, yüzü gözü kıpkırmızı olasıya öttürüyordu elindeki o düzeneyi.

maça ardarda top kayıplarıyla başlayan küskün Guti, hocası "oynasa lan gundi!!" diye çıkıştıktan sonra kendine geldi ve futbolu hatırladı.

      Butun bu gayretler ,herkesin beklediği, gelse kimsenin şaşırmayacagı bir gol içindi. Derken sahaya bir gol indi, hatta golu de Madridli biri atmıştı. Ama bu gol kimseyi sakinleştirmedi. Aksine tansiyonu daha da yukseltmiş , ateşe benzin dökmüştü. Çünkü golu atan madrid alt yapısından çıkan ve bu gece Getafe forması ile sahada olan Soldado idi.(0-1) Soldado, komplike bir oyuncu olmamakla beraber hayatımda gördüğüm en rahat gol atan forvetlerden biridir(zaten komplike olsa, getafe ne?). Muhtemelen attıgı çoğu golden sonra “valla vurdum gol oldu” “ dokandım girdi” gibi yorumları vardır kendisinin. De Ramos’un golden sonra yedek klubesindeki Robben’e dönüp “ kak kak kak kak!!” diye bagırması aslında Madrid’teki asıl problemin ne oldugunu kanıtlıyordu bizlere. Sakatlıgından ötürü riske edilmemişti, zira bir sonraki maçlar Sevilla ve el-clasico idi. Fakat bu maç kaybedilirse clasiconun pek anlam ve önemi kalmayacaktı.(bkz:iki ucu boklu deynek)



   İlk yarının sonunda 4. hakem “2 dakika var gençler “ diye bagırdığı anda, Higuen “ bi dakka o zaman” diye cevap veriyordu. Çünkü hali hazırda kaleye bir metre uzaklıkta ve kaleciyi çalımlamış vaziyetteydi.(1-1) 



    Maça eksik bir kadroyla çıkan Madrid, maç içinde de eksilmişti. Robben’in yedek başlamasına sebep olan sakatlıgı, oyundan çıkmasına da neden oluyordu. Son 20 dakikaya girilirken “çakma davids” Drenthe sahada belirince “eyvah eyvah nelere kaldık” diye içimizden geçiriyorduk. Ama ilk yarı butun pozisyonları leblebi çerez gibi harcayan hucum hattı tamamen kimlik değiştirmişti. “5 dakkaya atarız” “gol geldi gelicek” gibi fısıltıların içinde maç izlerken, sahaya bir gol daha iniyordu. “atamayana atarlar “ olayına şahit oldugumuz dakikada, getafe defansının “yeter beaaa” diye uzaklaştırdığı top ,kontra atak olarak Madrid kalesine yöneliyordu. Albin’in gözlerini kapayıp yaradana sığınmasıyla tribündeki üstçüler hariç(içimizdeki danimarka) herkes şoke olmuş, kaç dakika kaldıgına bakıyordu. (1-2) Lakin 84. dakikada gelen bu gol Bison’u kızmırmıştı. 2 dakika geçmeden kazanılan serbest vuruş alicengizin işaretçisiydi. Hem yorgun hem dargın olan Guti’nin topu doksana astıktan sonra deRamos’a attıgı bakış gözlerden kaçmadı(2-2).



    Beyazlar,maç yeniden başlar başlamaz allah ne verdiyse rakip sahaya çullanıyordu. Casillas “ olm biriniz kalsın lan alovv” demeye kalmadan, sinsi getafe kanatlarından yine kontra kokusu geliyordu.Derken korkulan oluyor,golu önlemek pahasına Casquero’nun canına kasteden Pepe penaltıya sebebiyet veriyordu.(direk kırmızı)  Guti, Pepe'nin cinayete teşebbüs ettiği pozisyonda gördüğü karta itiraz etmesiyle izleyiciye "pes" dedirtiyor,  öte yandan  Pepe'yi ite kaka sahadan kovalayan Casillas  alkış topluyordu. 

Guti'nin bu kırmızı karta bile itiraz etmesi maçın hakemini hayrete düşürdü.  "noldu öldümü ya adam? bak yaşıyo işte" diye itiraz etmesiyle çileden çıkan hakem "hakkatten gundimişsin sen ama"  diye Guti'ye çıkıştı. 

     Maktul Casquero, gördüğü zulümün faturasını kendisi kesmek isteyince, seyirciler akıllara zarar bir penaltıya şahit oldular. Baldırına ve sırtına aldığı darbelerlerin etkisiyle bilincini yitiren, kendisini Totti, karşısındakini Volkan sanan Casquero “ bi haraket çekeyim butun stad mal gibi kalsın, bu an tarihe geçer offf büyüksün olm sen, evet büyüğüm ehheh” gibilerinden kendi kendine konuşuyordu. Lakin topu plaseyle aşırtmaya kalkınca kendi mala döndü. Gelen topa geri pas muamelesi yapan Casillas topu elinle yumuşatıp “ne şimdi bu?” gibilerinden bir bakış atıyor, ve topu direk öteki kaleye göndererek maçı kaldıgı yerden kaldıgı şekilde tekrar başlatıyordu.Bu noktada Casquero hem alenen dayak yemiş hem rezil rüsva olmuştu(yazık ya).


binimum forvet geceleri gizli gizli bir araya gelip Casillas'a penaltı atma olayını çözmeye çalışırken, Getafeli oyuncunun denediği taktik Casillas dahil herkesi hayrete düşürdü. Hayır o oyuncu Getafe'li olmasa yine bi nebze gol olma şansı var.Ama o formayla o gol olmuyor.



   Ve tabiki final. Bütün maç, topu dağlara taşlara diken Higuain ,uzatmanın son dakikasında bu sefer Guti’nin sol köşede açtığı delikten kaleyi tutturuyor ve seyircisine koşuyordu.(3-2) Maç ise kalite final ile akıllarda kalıyor ve bu final sayesinde izlenesi bir maç olarak hatırlanıyordu. Getafe deyince aklıma gelen ilk şey geçen seneki maçta yenilen evelere şenlik goldü. Ama bu gece yaşanan gag’lar herşeyi unutturan cinsten.Anladık ki bu iki takım aynı sahada tepkimeye girince enteresan şeyler oluyor.  



Evimize Pepe girerse ne yapmalıyız?

Çarşamba, Nisan 22, 2009 zaman: Çarşamba, Nisan 22, 2009

21 nisan 2009 , R.madrid- Getafe maçı 87. dakikası. İşte tam bu dakikayı Pepe’yi kınama dakikası olarak ilan etmiş bulunmaktayız. Çünkü bu dakikada Pepe’nin insanlığından şüphe eder, kaygılanır olduk. Seneye aynı gun aynı dakikada, 1 dakikalık “kaygı duruşu” yapmak üzere bu anı hafızamıza kazıyoruz.Bilindiği üzere kontraya kalkan rakip oyuncunun arkasındaki defans oyuncusu o an bir tercih yapar. Ya adamı düşürmeyip “senenin Alpayı” ödülüne layık görülecek ve yıllarca hatırlanacak, ya da efendi efendi önündekini düşürüp kırmızı kartını görecek ve 3 maç sonra unutulacaktır. Peki hali hazırda iktirip yere düşürdüğün oyuncuya tekme savurmak nedir? Peki bir tane kesmeyince ikinci tekmeyi savurmak nedir? (hadi ilkini ıskalasan neyse) Alenen “aşağı-geri- alt tekme”ye basan Pepe, bu kombosundan sonra büyük ihtimalle sezonu kapatacaktır. Bir dahaki sezona başlarmı, başlamazmı ona disiplin kurulu karar verecektir. Maçtan sonra “ben orda topa vurmak istedim “ tarzında yapılan açıklamayı ise 8 ayrı kameradan pozisyona şahit olan izleyicilere yapılan bir hakaret olarak algılamaktayız. Topu patlatmak istedim, topu icat edenin canına kıymak istedim deseydin bi nebze hak verirdik sana.



uzmanlar evimize pepe girmesi durumda soğuk kanlılığımızı korumamızı  ve özellikle  tekmelere dikkat etmemizi  belirtiyor. en önemli silahı tekmeleri.aman diyim..


maçtan sonra İspanyol televizyonu olay anında reytinglerinde şiddetli bir düşüş yaşandıgını açıkladı.Aynı uzmanlar, bayan izleyicilerin yürekleri bu zülme dayanamadıgı için, erkek izleyicilerin ise olay mahkemeye giderse şahit falan yazarlar korkusuyla kanallarını bir iki dakikalıgına değiştirmiş olabileceklerine işaret ediyor

mobesaya takılan  görüntüler. saniye saniye zulüm anı.


burada da topa mı vurmak istiyorsun sayın Pepe?



Biz üzerimize düşen vazifeyi yapıp kanıtları ortaya koyuyor ve Osman Pepe'yi göreve davet ediyoruz. Bu adama Türkiye vizesi verilmesin istiyoruz. Bizim de futbol oynayan yakınlarımız,sevdiklerimiz var. Allah korusun...


4 Nisan 2009 Malaga 0-1 R.Madrid

Cumartesi, Nisan 04, 2009 zaman: Cumartesi, Nisan 04, 2009

“El Madrid saldrá con: CASILLAS;   SERGIO RAMOS, PEPE, METZELDER, MIGUEL TORRES;    GAGO, SNEIJDER; HIGUAÍN, VAN DER VAART;     RAÚL , HUNTELAAR”
       Yani diyor ki ; Marcelo ve Robben sakat, Hainze cezalı , Diarra ve Cannavaro ise milli maçlardan dolayı yorgun ayağına yatmışlar. Yedek klubesinin arkalarına bi yerde, dirsek çenede(dinliyor pozisyonu) uyukluyorlar. Ramos’u sahada görünce akıllara “ ulan bu adam yorulmadıysa siz naptınız o maçlarda  bu kadar  yoruldunuz? “ sorusu gelmiyor değil.


bu adam derhal doping testine alınsın. Dopingli çıkmazsa, maçtan önce yediği içtiği şeylere bakılsın, o şeyler yasaklı listesine girsin. Arda hala uyuyor evinde, sen  dakka 80de depara kalkıyorusun  burda

      Dengesiz, ne yapar, ne eder belli olmaz ve ofansif bir diziliş vardı başkent ekibinde. Marcelo’nun yoklugunda o tarafa Van der Vaart monte edilmiş , bu tarafa ise Robben’in yerine Higuan yamanmıştı. İlk 11i görür görmez “malaga gol atar, banko üst olur“ yorumunu yapıştırdım.(ikiside olmadı) 13. dakikada maçın kaderi yeniden çizilebilirdi. Higuan’nin kaleciyle karşı karşıya kalmasına ramak kalmıştı ki, Lolo arkadan yetişip düşürdü kendisini. Hakem faulu verdi ama Lolo’yu atmadı. Higuen “Hocaaa!! bizedemi lolo?” diye itirazda bulunsa da  hakem  pek oralı olmadı.

       


      Nasıl oldu bilmiyorum ama 18. dakikada Madrid, oyunu tamamiyle ev sahibi ekibin sahasına yığmıştı, fakat bu arada Malaga dördüncü kornerini kullanıyordu. (Madrid ise ilk kornerini 48. dakikada kullanıcaktı) . İlk yarının ortalarında maç dengelendi, sonlarına doğru ise Casillas iyiden iyiye antreman yapmaya başlamıştı. Çok sayıda şut geliyordu ama çok sayıda şut kalecinin üstüne  geliyordu. Neticede hakem ilk 45 dakikayı bitiren düdüğü öttürünce, Marcelo yoktu, Robben yoktu, 2 dakkalık heyecan aradık o da yoktu(0-0)



      2.yarı yeni başlamıştı ki Higuan sırf kendi çabasıyla durduk yere gol attı. İzleyici kitlesinde “aaa gol oldu” izlenimi bırakıcak bir ataktı. Arcantinli yıldız aday adayı,  sakin sakin top sürüyordu ki bi an bişey oldu,  bi hal geldi.  4-5 cm havalandı (şahitleri var) . Topu sağa çekti,   “girerse girer yaa”  dedi , sol köşeye yerden  yuvarladı. Süzüle süzüle köşeye yuvarlanan top daha 47. dakikada maçın skorunu tayin etti. 4-3lük ilk maçta 4 golüde Higuan atmıştı. Bu, Higuan’in bu sene Malaga’ya attıgı 5. gol oldu.  


ramos'un fazla gelen enerjisi gol sevincinde kameralara böyle yansıdı.Basın toplantısında Juan deRamos bu konudaki soruya "valla cevizli sucuk yiyormuş diye duydum,yazın napıcaz bu oğlanı bilmiyorum" cevabını verdi.
     
       5 demişken , son 5 lig maçında 8 gol atan, milli maçlarda da boş geçmeyen Huntelaar ise bu maçta kredisinden yemeği tercih etti. Ara sıra topla buluşup bazen çalıma kaçtı, bazen de fuzuli paslar atmaktan öteye geçemedi.Maç berabere bitseydi muhtemelen faturanın kesileceği adam  olacaktı.


maçtan sonra ekibimizin maçla ilgili sorusuna "benim gol atmam önemli değil ,önemli olan takımın galibiyeti" cevabını veren huntelaar'a spikerimiz" zaten gol atmadın hocam" yanıtını verince,hollandalı forvet  " bileklerime hakimim ,gerekirse 80 derece dönderebiliyorum"  şeklinde  olayı dönderdi.
     
     Malaga takımı ise bambaşka bir takımmış. İlk maçta Madrid attıkça atan ,Madrid çoştukça çoşan Malaga ,bu seferde Madrid’in vasat futbolunu benimsemekte güçlük çekmedi, rakibine çabucak ayak uydurdu . Bir ara tehlikeli sayılabilecek bir yerden serbest vuruş kazanmışlarken, Van der Vaart’ın tek kişilik baraj kurdugunu gördüm.(bi akıllı oymuş gibi)  Malaga’yı ne kadar ciddiye aldıkları ortadaydı. Bir rehavet havası sezmiştim ki ,serbest vuruşu kullanan ve Malaga’dan başka bir yerde forma şansı bulamayacagına inandıgım zat-ı muhterem topu Van der vaart’a nişanladı. “ ee sizin hakkınız da buymuş ama “ diyerek maçın bitmesini beklemeye koyuldum.


defansta onca eksik varken Pepe'de sekmeye başlayınca, deRamos'un  "raul'u mu  kaydırsam yoksa semih'i mi soksam"  diye ikileme düştüğü kaydedildi.
   
        Sonuç olarak vasat geçen maçın skoruda vasat oldu.(0-1) Madrid vasattı ,Malaga vasattı, hakem vasattı, ben de vasattım, hatta Ersin bile vasattı. Kupon devam ediyormu diye ,bi gözü sürekli livescore’da olsa gerek, konsantre sorunu yaşayan spikerimiz, ara ara ilginç replikler verdi biz izleyicilere. 2 defa “real medrid “ dedi mesela(çok tatlı oluyor öyle söyleyince). Hakemden bahsederken ise “ daha önce Real Madrid’in 3-0 yönettiği maçı kazanmıştı” gibilerinden birşeyler mırıldandı ki o maçta neler neler olmuş merak etmedim değil. (seviyoruz kendisi)

*bombonera






Arda'ya Real Madrid kancası

Cumartesi, Mart 28, 2009 zaman: Cumartesi, Mart 28, 2009


"real madrid city"

Millilerimizin İspanya maçına Madrid tesislerinde hazırlanmasıyla ,beleşe oyuncu izleme imkanı bulan Mijatovic’in Arda’yı istediği ortaya çıktı. Antremanları yakından takip eden Mijatovic ve başkan Boluda arasında 10 dakika ara ile yapılan 2 telefon görüşmesini ele geçiren  "çekirdekçi tayfa"  bir ilke daha imza attı. Görüşmede Mijatovic’in  “konuştum ben arda’yla, adam  uçağa binmem koşarak gelirim dedi, kaç paraysa verelim bence “  ifadesini kullanması, futbol camiasında bu transferin bittiği izlenimini yarattı. Telefon görüşmesinin tam metni şu şekilde;

Mijatovic: başkanım kalktın mı?
Boluda : kalktım kalktım ,aramışın sabah duymadım. noldu?
Mijatovic: başkanım bu Arda’yı diyorum. Valla temiz oynuyor adam. 
Boluda: haa 66 numara dimi?   çok istiyolar ama ona yaa.
Mijatovic: valla istersen bi sordurayım ben.. 
Boluda: valla bi sordur bakalım , arda ne diyo konuştun mu?
Mijatovic: konuştum tabi ,ön bahçede çeşmenin orda kıstırdım, Terim görmedi..
Boluda: ee?
Mijatovic: Ne desin başkanım, hastası oldu ortamın. uçağa binmem koşarak gelirim diyo
Boluda: ehheheh iyi iyi tamam, ara bakalım kaç istiyolar.
 
10dk sonra;
Boluda: aradın mı , kaç diyolar?
Mijatovic: başkanım konuştum şimdi. 25 peşin diyolar ...
Boluda: yuhh ronaldomu alıyoz aq!!
Mijatovic: onu zaten alamıyoz başkanım
Boluda: lafmı çarpıtıyon sen bana?
Mijatovic: yok estagfurlah... öylesine söledim ben.
Boluda: bırak gözüm bırak...
Mijatovic: valla ne diyim bunlara şimdi ben. 15 ederi var bu adamın...
Boluda: o zaman 12den ihaleyi aç sen. En kötü 15e bağla yanlız bak 16 vermem ona göre.  
Mijatovic: oldu başkanım..
Boluda: haa bide yakın çevrene zerre bişey söyleme bi zahmet. 2 dakkada ispitliyolar basına,ne pis arkadaş çevren var senin anlamadımki ben.
Mijatovic: tamamdır başkanım ,hayırlı olsun diyelim mi o zaman?
Boluda: niye lan?
Mijatovic: ne biliyim içimden geldi ...arda iyidir yaa?
Boluda: hadi canım ,hadi gözüm. çıkıyorum şimdi konuşuruz orda...kupon yaptınmı sen akşama?
Mijatovic: yok yapmadım daha
Boluda: iyi iyi ...tek maç varmıymış bak bakalım
Mijatovic: tamamdır başkanım..


toki'nin yaptıgı Realtepe tesisleri ,dünyada  örnek gösterilen tesislerin başında geliyor. masraf diz boyu...

*bombonera

22 Mart 2009 R.Madrid 3-0 Almeria

Pazar, Mart 22, 2009 zaman: Pazar, Mart 22, 2009

Galibiyetin rutine bindiği anlar vardır. Maç öncesiyle maç sonrasıyla öyle bir gündü bügün. Madrid “illaki yeneriz” , Almeria ise “kaçarı yok” diye çıkmıştı maça. Ara ara iki kalenin de yoklandığı ilk yarıda, orta sahada top kapma mücadelesinin dibine vuruldu. (en haz etmediğim şeydir) “Tribunde Abdurrahim Albayrak olsa uyumuştu çoktan“ dediğimi hatırlıyorum. Nitekim bir süre sonra taraftar da ıslıklarla tepkisini koydu bu futbola. Almeria belli ki ‘Bison’u kızdırmak’ istemiyordu. Top oynatmamaya gayret etti .Bir ara kendisi oynamak istedi ama o da bi kaç kısır ataktan öteye geçemedi. İnsanın gözüne takılan bir kaç şey vardı elbet. Goller maçın aksine çok güzeldi mesela. Marcelo, hucum ağırlıklı oynadıgı zaman çok daha etkili oldugunu bu maçta da kanıtladı. Sol bekte harcandığı haftaların ardından, yavaş yavaş kalitesini göstermeye başladı. Gol atmasaydı da bu böyleydi ama golünü de attı. 24. dakikada perdeyi açan gol, Marcelo’nun hakkıydı. Sol çaprazdan atılan sert goller her daim güzel olmuştur zaten. Arkamda maç ile pek alakası olmayan amca "abovv füze gibi gitti valla" diye tepkisini dışa vurmaktan çekinmedi ve ekledi "atarlar daha atalar..."



beyazlıların bir kaç tane daha atacaklarını bilmek için o amca olmaya gerek yoktu pek (hatta o amca olmaya her türlü gerek yok hakkatten) 2.yarıda çok farklı başlamadı. İspanyol televizyonu da maçta birşey bulamamış olsa gerek, iki de bir yedek klubesinde sus pus oturan Higuan’i ekrana getirdi. Bu sırada Huntelaar da, Higuan’in neden yedek kulübesinde oturduğunu bize kanıtlamakla meşguldu. Kalitesi tartışılır ama topa çok düzgün vurdugu aşikar. 53. dakikada yine çok düzgün vurdu, kaleci “eyvah” diyemedi. İki takımda kadere engel olamamış, beklenen şeyler bir bir gerçekleşmişti. Haliyle iki takımda rahatladı bu golden sonra.


golden sonra hulk'a bağlayacak diye korkuyorum

Forma şansı bulamayan yedekler ısınmaya başlamış, ben "çay içelim bari yav" demiştim. Derken, golden 10 dakika geçti geçmedi bu sefer Robben niyeti bozdu. Bi hışımla kalenin önünde belirdi ama topu kaleciye nişanladı. Kaleciden dönen top Huntelaar’ın önüne süzülünce, 3. gol de ufukta belirdi.
Ben: gol olur...
Abim: afferim ,buyur madalyan..



Huntelaar son 6 maçta 8. golünü atarak dosta düşmana “buldummu affetmiyorum” mesajı verdi. Can çekişen maç ise bu golle hepten bitmiş oldu.
90 dakika bitince tuzsuz ,acımsı bi tat bıraktı izleyicide. Madrid’li oyuncularda “biz yeneriz ,barca da maçını alır,boş beleş bi hafta sonu olur, kimseye giren çıkan olmaz” havası vardı ki haksız da çıkmadılar.


ramos 3.golden sonra arkadan"hugo lülü lülü lüü" yapınca ,, sanchez'in "yakışıyormu eşşek kadar adamsın " diye sitem ettiği, gözlemci raporunda "ben anlamam,fena koydu madrid "diye not düştüğü kayda geçti

Sonuç olarak anladık ki Madrid, eski efsanesi ‘taklacı’ Hugo Sanchez’i taklaya getirirken, ayıp etmek istememiş. Zaten çoğu kişide Sanchez’in Almeria’da pratik yaptıgı görüşü hakim. Florentino Perez'in planlarında böyle birşey gözükmese de, gönül istiyor futbolda böyle şeyler olsun. Ama bu tip buluşmalar niyese gönüllerin istediği gibi sonuçlanmıyor pek.(youla attı az önce)



*bombonera

musallat the robben.. bilin,,anlatın...

Cumartesi, Mart 21, 2009 zaman: Cumartesi, Mart 21, 2009






bilin... anlatın... tedbir alın ve asla unutmayın....


bombonera

Perez'in cebinde akrep değil , mavi boncuk... itina ile dağıtılır...

Çarşamba, Mart 18, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 18, 2009

         İmam-Cemaat = Perez –Marca gibi bi denklem kursak sansasyon olmaz sanırsam. Bildim bileli Perez ortayı açar ,Marca doksana yazar bi ilişki bu. Fakat bu sefer Perez’in işi daha kolay oluyor. Bakmadan attıgı pasları tamamlamak için envai çeşit basın seferber olmuş. Herkes elini açmış pas istiyor, ama Perez biraz çalıma kaçıyor gibi...

Perez: messiyi alıcam nasipse
Marca: kakayla görüşmeler başladı
Perez : messi diyorum
La gazzetta: Ronaldo imzayı atmış
Perez: lan alovvv!!
Fanatik: r.carlos madride dönüyor
Perez:  sen ne diyon ya...
     
Bu gidişle Perez seçimlere girmeden asist manyağı olur ama golu kim atar bilemem. Madrid’in bir sonraki kadrosu ile ilgili son gördüğüm çalışma da şu şekilde.



           Kaka ve ronaldo’ya laf söylemek, kusur bulmak yürek ister ,bilek ister daha neler ister. Garay’da çok şık durmuş. Hali hazırda Racing’te kiralık oynuyor zaten.Perez’in defansı beleşe getirmesi muhtemel.  Sol bekteki yoldaş Zhirkov’u çözmedim. Bu adamı Bayern mi alıcak, City’e mi gidicek ,Chelsea mi kapatacak, biri alsın artık. 2 senedir hangi solbeke bişey olsa, Zhirkov o takıma imzayı atıyor. Bir diğer hadise, Madrid Ronaldo yapmış, Kaka yapmış ama forvette hala Huntelaar’ı oynatıyor. Böyle bişey olursa bence de Madrid hakkatten kaka yapmış hatta sıvamış olur

     Asıl mevzuyu sona bırakayım dedim. Elime “madrid ilk 11i” diye bişey geçtiği zaman ilk aradıgım isim Ronaldo ya da Kaka değil, şüphesiz  Raul olur. Raul’u yedek bekleten yagız deliganlı kimdir? ,Huntelaar mı yoksa? asşdlksaşdssda yapmayın çocuklar ,döndürmeyin....

*bombonera

14 Mart 2009 A.Bilbao 2-5 R.Madrid

Pazar, Mart 15, 2009 zaman: Pazar, Mart 15, 2009

    İlk 11’ler açıklandıgında Huntelaar dikkatinizi çekiyor. Zaten Marca’da maça bir saat kala “No juega Higuaín” gibilerinden bi ayar vermişti bu duruma. Casillas geleni geçeni kurtararak başladı yine maça. Robben ise dadından yenmez bi Bilbao defansı bulmuş, maça ısındıkça, sağdan sağdan ,güldür güldür gelmeye başlamıştı. İzleyenler “bu robben birinden birini yazar,illaki golu var bu akşam” demişti ki, 22.dakkada bizim deli oğlan yine süngüsünü taktı, paldır küldür hucuma kalkt. Hızına yetişip önünü kesen de olmayınca çatala doğru süzülen bi top belirdi kalede.(0-1)



     Sert başlayan ,golden sonra daha bi sertleşen maçın 33-36 dakikaları arasına damgası vuran Heinze oldu. Sneijder’in serbest vuruşunda adam gibi adam paylaşamayan Bilbao savunmasını arkasına alan Heinze, güzel bir kafa golu attı(0-2) ve benden alkışı aldı(çok nadir oluyor bu). Derken golun verdiği gazla, naptıgını bilmez bi şekilde her topa atladı ,her topa hopladı. Sağdan gelen Bilbao ortasında Casillas’ın “ bıraaaak!! “ diye bagırmasını duymadı bile. Neticede daha önce bu dalda bi rekor varmı bilmiyorum ama 2 dakikada 2 ayrı kaleyede gol atabildi Heinze.(1-2).




arkadan Ramos'un "nassı sevindi garibim yaa" dediğini duyar gibiyiz.

     Bu arada sertlikler yerini manasız sinir harbine bıraktı ve Casillas’a dalaşan Yeste maçtaki ilk fire oldu.İlk yarı biterayak uzun suredir hata yapmayan Casillas(16 maçta bir hata falan yapıyor) Llorente’nin kafa vuruşunu önce kurtarır gibi oluyor, sonra “ikinci yarı zevkli olsun” diyor,içeri alıveriyordu.(2-2) Çoğu vicdan sahibi insan evladı gibi zerre kötü söz kullanmadım.O da insan ,o da iki kol, o da iki bacak diyor, olayı görmezden geliyorduk.




      Devre arası belliki Heinze’yi iyi tutmuşlar, maç bittiği gibi 2-2 başladı. Baktık ki Bilbao tempoyu düşürmek şöyle dursun, Madrid’e ayak uydurmaya kalkıyordu.( “inteharr bu inteharrr” dediğimi hatırlıyorum) Nitekim santra yapıldı....huntelaar vurdu gol....santra yapıldı... 2.devre bu tarz başladı ve boyle yuskek tempoda başlayan devrede Robben de misyonunu kısa sürede tamamladı. 61.dakkada trabzonda balonlar salınırken, robben de sağ kanattan goştura goştura kaleye sokuluyor,toprağı huntelaar’a  ‘al da at’  diyor, ve ikili şık bi gole daha imza atıyordu.(2-4) Huntelaar gol atmaya ,bizde onun gollerine alışmaya başladık gibi.


    Golden sonra maç gençlerin denendiği, yeni transferlerin dakika aldıgı bi hal aldı. Robben’i ve Raul’u daha 70 olmadan oyundan alarak, yan tarafa “maç bitti” mesajını çaktı Juan de Ramos.          Maç bitmişti gerçekten ama bitmeyen bir şey vardı, o da muhalefet Bilbao seyircisinin taşkınlıgı idi. Huntelaar gol sonrası sevinirken kafasına atılan yabancı maddelerin etrafında slalom yaptı. Bunun gazına gelen bi kaç oyuncu yüzünden manasız sertlikler maç sonuna kadar devam etti. 2 dakkada bir,  bi münakaşa,  bi artislik,  bi “burdan çıkamazsın” olayı yaşandı sahada. Hakem ise, etki altına girmem , gaza gelmem,  seyirciyi tınmam, alayına isyan mantalitesinden ödün vermeyince, saha sarıya büründü. Hatta sahadakiler yetmedi, Bilbao yedek klubesinden Velez, hiç üstüne vazife değilken kırmızı kart gördü ve maçın adamı ödülünde heizne’ye ortak oldu. 

 

bitmeyen tartışmaların  hacivat-karagöz'e bağladığı an...

     Herkes biribirine tekme savuruyor,  llorente sneijder’in gırtlagını yakalamış  “canını alacam seniynn!! ”  diye bagırıyor,  heinze düz yolda koşarken düşüyordu(bu oldu gerçekten). Yeni transfer Faubert,  olan bitenlerle abondone olmuş, kafası karışmış ,başı dönmüş bi şekilde “bişey yapmam lazım,,,bişeylerr yapmam lazımmm..”  diye sağa sola bakarken ,takım arkadaşı Pepe’nin zaten sakat olan eline basıyor ve serçe parmagını çıkarıyordu.  Faubert’in bu manasz hareketinden sonra maçın adamını seçmek gittikçe zorlaşıyor, amma bu sertliklerden en karlı çıkan Higuen oluyordu. 85te,  4 golü az bulan bilbao savunması, Marcelo’yu şuursuzca yere indirince, Higuen’e penaltı yolları göründü. Marcelo ne kadar “yaptıran atar olm”  çamuruna yatsa da gol krallıgı ayağına penaltıyı Higuen atıyor ve maçın skorunu tayin ediyordu.(2-5)  

Netice olarak madrid haftaiçi adeta hiç maç oynamamış, liverpool’dan 4 yememiş, rezil rüsva olmamış gibiydi. Robben ise ciddi manada keyif vermeye devam ediyor. Nazardan değmesin.....
 

*bombonera yazdı...

13 Mart 2009 Florentino Perez- load last game

Perşembe, Mart 12, 2009 zaman: Perşembe, Mart 12, 2009

     Ligteki 9 maç=27 puanın verdiği gazla “Liverpool karşısında ilk maçı 3-0 rövanşı ise 2-1 kazanacağız” gibi enteresan bi demeci olmuştu taze başkan Vicente Boluda’nın. Salı günü yaşanan hezimetten sonra başkanın söylemlerini hatırlayınca insanda garip bir his oluyor. Biraz güvensizlik, biraz umutsuzluk, biraz ondan, biraz bundan, biraz da hadi ordan gibilerinden bi his bu. Kendisine ulaşamadıgım için bu şekilde skor oynadımı ,oynadıysa ne kadarlık oynadı ,tek maç yüklü girdimi, bu sorularıma cevap alamadım. 2 maçta 5 gol atıp 1 gol yemeği öngören başkanın takımı 5 gol yedi ama gol atamadı. Maçtan sonra yapılan boynu bükük klişe açıklamalara da 5 senedir alıştım, hastası, müptelası oldum. Sonuç olarak “abi juventus bize ters geliyor” , “bayern çok ters geliyo bize abi”, “arsenal çok ters takım hocam”, “roma’ya dikiş tutturamıyoruz biz “ derken bir tekmede liverpool’dan geldi. Yönetimine sorulması gereken “ ulan ne kadar major takım varsa alayı bize tersmi geliyor, bi kerede siz ters gelin bi takıma artık” sorusunu buradan telefonlarıma cevap vermeyen emanet başkana soruyorum.


bu bir veda havasıdır...

      Eski başkan Lorenzo Sanz çek senet işinden sabıkalı, son başkan Ramon Calderon ise seçim yolsuzluğundan istifa etti (artık üyelere çamaşır makinası,buzdolabımı dağıttı ne yaptı bilemiyorum), bir sonraki başkan için otopark mafyası yada madrid’in ünlü tefecilerinden biri uygun gibi gözüküyor. Allahtan şu an için bu konu pek tartışılacak bir konu değil gibi.Zamanının Galacticos başkanı Perez’in ayak sesleri sadece İspanya’dan değil, İngiltere’den hatta İtalya’dan da duyuluyor sanki. Nerde ilginç bi hadise,enteresan bi gelişme olsa futbol kamuoyu “eeee perez geliyo aga” yorumunu yapıştırmaya başladı bile. Kaka’nın oldu bitti denilen Man.city’e transferi bir gecede suya düşüyor , kapandı denilen c.Ronaldo-madrid defteri yeniden açılıyor, “kafamı kesseler villa’yı satmam” diyen Valencia başkanı “aslında satabilirim sanki” diye yan çiziyor, kewell bu gece alenen 35 dakka defansın göbeğinde oynuyor, ben olan bitenleri lugano gibi meraklı ve heyecanlı gözlerle izliyorum.


5 ağustos 2009 marca; "kaka imzaladı,messi yolda!!"
 
      Demem o ki temmuz sonlarına doğru Madrid’te son zamanlarda alışılanın aksine çok kral şeyler olabilir. Zaten yakın tarih bize der ki, bu söylentileri gerçekleştirebilecek ,bu transferlerin üstesinden gelebilecek bir kişi var,o da Florentino Perez’dir(madrid’te değil dunyada).  Bu konuda R.Carlos’la aynı fikirde olmamın beni mutlu ettiğini söylemeden edemedim(çok zeki biri kendisi öyle böle deil) . Tabi ki raul, casillas, ramos gibi demirbaşların yanına, kalması gereken 7-8 kişi(robben,pepe, marcelo vs..) koyarak bir çekirdek kadro oluşturabiliriz. Ama bu kitlenin dışındaki herkes gidebilir,bazıları kalabilir gibi bi düşünceye sahibim. .(bir kaç jübile de sözkonusu)



     Gitmekten konu açılınca illaki üzülecek isek ister istemez Mijatovic geliyor insanın aklına. Zamanında beyaz formaya nasıl yakışıyorsa(üstte) ,hafif göbeği ve jöleli saçlarıyla(altta) sportif direktör koltuguna da yakışmıyor değildi hani.. gönül istedi herşey karizma fotograflarda oldugu gibi güzel olsun amma,, lakinki, öyle olmadı. Bi ara Bülent Akın’a 9 milyon dolar verip galatasarayı aklayacak, bizlere “ulan hagi’nin bir bildiği varmış” dedirtecek sandım. Dogrularıyla yanlışlarıyla gassaray taraftarının hagiyi sevdiği gibi onu sevmeye hazırız. Yeterki yazılanlardan okuduğumuz gibi görevini bir bilene devretsin.


maçtan sonra " bir değil iki değil dört yedik, 5 senedir böyle oluyor,ne diyim bilemedim" diyor mijatovic. sen bilemezsen benmi bilicem üstat diyorum bende burdan.keşke bilseydin...

      Sonuç olarak insanoğluna mesajım şudur; Her kim ki R.Madrid forması almaya niyetlidir az beklesin. Hem euro biraz düşsün hem de  seneye menude bir ibrahimovic, bir benzema, kaka(bu biraz tuzlu), efendime söliyim bir messi (allah söyletiyo allahh!!) ya da bir C.Ronaldo olması çok muhtemel, pek mantıklı,olası bir iştir.

*bombonera yazdı

10 Mart 2009 Liverpool 4-0 R.Madrid

Çarşamba, Mart 11, 2009 zaman: Çarşamba, Mart 11, 2009

Beklenen oldu ,torres döndü vurdu gol oldu. A.madrid’te senelerce abilerinin gazıyla içinde yer eden r.madrid antipatisinin verdiği motivasyonla torres daha bi torresti. Keskinliğinle,bizlere bir fitbolcu maçtan önce rakibine ne kadar bilenebilir göstermiş oldu. Golünüde yazdı ki gayet hoştu.Abim saviola’nın gençliğinde barca maçlarını izlerken “bah bah fare zehiri gibi adam kıpır kıpır valla” diye överdi saviola’yı. Torres ilk 20 dakikadaki heyecanıyla bunu hatırlattı bana. Araları pek iyi olmasada abisi Raul’dan geçer not almıştır sanırım.(şu cümleyle Torres, Raul’dan anca not alabilir demek istiyorum).


maçta heinze'yle sözlü munakaşaya giren torres yaptıgı haraketle tepki geçti. heinze'den "haraket yapma haraketin allahını görürsün" cevabını alınca iki oyuncu arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı

Gerrard (ki muhtemelen bir hayat koçu var bu adamın) yine bir gaz yine bir hırs dolu bünyesi ile sahada ne yapsa faydası olur halde maça çıkmış,ülen bir gol atsamda şu taraftara koştursam, şu ellerimi bi açsam ‘heyy yavrum gole bakk’ diye bağırsam tatmin olsam hevesiyle oyundan alınana kadar şıkır şıkır oynadı.Nitekim 2 defa(biri penaltı) taraftarlarına koşturup butun nefsini körertti. Biri daha var ki istikrar abidesi kavramını mecazdan kurtarıp baya baya bi abide yapsalar bu adamın silüetinden faydelenilebilir. Mascerano maçta yine orhan gencebay’a gönderme yaptı. Gol atsaydı muhtemelen formasını kafasına geçiricek ve altındaki tişörtte “hatasız kul olur,beni sevmeyen ölsün” yazıyor olacaktı.

Real madrid’e gelince (bu taraftarı oldugum takımın ismidir) los galacticos’tan los kabaktikos’a yolculugu devam etmekte.Bu sene devre arası transferleriyle kadrosunu güçsüzleştiren yegane takım olmayı başarabilmiştir. Ligteki serileri artık beklenen birşey olmakla beraber takviyelerin buna katkısı vasatın üstüne geçemedi. Zaten ilk ciddi sınavında da a.madrid’le berabere kalarak rüyadan uyandılar.ilk sözüm rakip takımı osasuna sanan ve maça aynı taktikle çıkan Juan de Ramos’a. Hucum organizasyonu olarak robben alsın topu, gitsin gitsin içeriye girsin, pas vericek arkadaşını arasın ,bir çalım,, şuuut?? Korneeeeerr!!!!.... bu olmaz. yani olurda Anfield’ta olmaz. Boyle bişeyden medet ummasaydın ozaman totnım niye gönderdi bu adamı yaa diyebilirdim. Maçta ise heinze bir kez daha bu takıma ait olmadıgı bizlere kanıtlar bir oyun ortaya koydu. Gago’da boş durmadı , mascerano’nun yedeği olabilecek kapasitede bir orta saha oldugunu belgeleriyle kanıtladı.(bkz. stats.) masceranoya alternatif gagodun tişörtünde de muhtemelen “ hatalıysam ara 0212...” gibilerinden birşey yazıyordu ama o tişörtü biz ne zaman görürüz şimdi kestiremedim pek.Muhtemelen avrupada dikiş tutturamayıp boca’ya geri dönen yetenekli arcantinli fitbolcularla aynı kaderi paylaşıcaktır. Liverpool farkı açtı, sonra vites küçültür gibi oldugu dakikalarda baskıdan kurtulan Snider, Vander vart gibi üstatlar bir iki pas yapar gibi oldu ama 10 dakika sürmedi oyun gene rutine bindi.Benim puanı kapan tek insan Casillastır. Kendisi bir kalecinin 4 gol yediği bir maçta bile dunyanın en iyi kalecisi oldugunu kanıtlayabilerek benim gözümde tarihe geçmiştir.( bu herkese nasip olmaz. Koskoca Cehc 3 gol yedi ,iki dakkada madara oldu dilimizde hatırlatırım. Oğlu küçük emrah olsaydı, akşam eve gidince “dile düşmüşsün sen” diye çıkışırdı babasına)
Sonuç olarak Liverpool’u (evindeki maçlarda 15 kişimi oynuyolardır nedir çözemedim) ama göze hoş gelen baskılı ve hızlı oyunlarından dolayı tebrik ediyorum.İsmi Real Madrid olan bir takıma karşı son dakikalarda maksat gençler tecrubelensin diye oyuncu değiştirebilecek kadar rahat bir maç çıkardılar. Alkışlıyorum sizi ,valla ayaktayım şuan.


raulun  heba olan  gayreti reina'nın gözünden kaçmadı.  "tek başına napcan abi " diye  milli takımdan arkadaşını teselli  eden reina'ya raulun "ruh yok abi ruh yok" diye  yanıt verdiği kaydedildi.

Madrid ise hafiften tahmin edilen bir şekilde kupaya bir kez daha ilk 8 yüzü göremeden veda etti.eksiğimiz sakatımız yoktu ama jubile yapanımız vardı. Bu tip maçlarda gözlerin hala zidane’ı araması üzücü olmaya başladı. Materazzi yaraları sardı ama madrid’in cebinde parasıyla hala o kanayan yarasına çözüm bulamadıgına bir kez daha şahit oldum. Olmadı çocuklar ,hatta hiç olmadı böyle lan,, 4-0 ne arkadaş????


bombonera yazdı...