beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012 beşiktaş - galatasaray : 3 - 3

Pazar, Ağustos 26, 2012 zaman: Pazar, Ağustos 26, 2012

hayati boyunca yildizlara, aya gönül veren merhum neil armstrong

aya giden ayak basan ilk insan ölmüş, asil nadir ingiltere'de mahpus kalmış, gazeteler şehit haberleriyle, suriye haberlerini ve ünlü şarkıcının yeni sevgilisiyle olan maceralarini aynı puntolara veriyorken, istanbulda belki de son günlerini yaşayan bir stat'da, çok güzel bir yaz gününde oynanan ve birbirinden beceriksiz gollerle 3-3 biten musabakadir.

ilk haftayi beşiktaş o kadar iyi geçirmemişti aslinda.. hafta içinde samet aybaba'nin sirf "otorite benim" demek için kadro dışına atilmasina izin verdigi quaresme muhabbetleriyle geçirdik.. hatta bu kadro dışı bırakma işleri o kadar büyümüştü ki, "bilet var mi ya bize?" diyen querismaya whatsapp'dan "www.biletix.com" yazilmiş, olay zivanadan çıkmıştı..

galatasaray tarafinda ise işler daha maküldü.. "çilek" muhabbetini taraftar emre'nin ilk haftadaki süper oyunu ile unutmuş, takim 3 büyükler içinde en sorunsuz takim olarak haftaya bireysel savunma antremanlari ile devam etmişti (zira hatirlarsaniz son inonudeki maçta taraftarla galatasarayli sporcular arasinda birebir mucadelelerin hasil olmasina ramak kalmisti)

bir önceki maçta sahadaki bozuk paralari toplayarak inanilmaz gelir elde eden top toplayici cocuklarin haberlerinin duyulmasi üzerine, maçta alt yapidan 97 cocuk top toplamak için baş vurmuş, bunlarin 17 si, 30 yaşın üzerinde oldukları gerekçesiyle ilk başta elenmişlerdi..

velhasil saatler 21:45 i gösterirken yeşil çime yayilan kadrolar şu şekilde olmuştu:

Beşiktaş: Cenk Gönen, Hilbert, Sivok, Escude, Uğur Boral, Holosko (Dk. 87 Mehmet Akyüz), İbrahim Toraman, Olcay Şahan, Veli Kavlak (Dk. 89 Oğuzhan Özyakup), Fernandes, Mustafa Pektemek (Dk. 55 Batuhan Karadeniz)

Galatasaray: Muslera, Eboue, Semih Kaya, Ujfalusi, Hakan Balta, Hamit Altıntop (Dk. 59 Aydın Yılmaz), Selçuk İnan, Melo (Dk. 46 Amrabat), Emre Çolak, Elmander (Dk. 65 Burak Yılmaz), Umut Bulut

bir hakemden daha çok düğünlerde "valla ben oynamayi bilmem" demesine rağmen, zorla kaldirildiginda pistten inmeyen enişteye benzeyen "`bülent yildirim`"in ilk düdügü ile maç başlıyor, yurdun muhtelif evlerinde biralarini yeni açan, çaylarini yeni koyan halk ilk yudumda umut'un cenk'i çalımlayıp, deniz tarafindaki boş kaleye golü atamamasina tanıklık ediyorlardi..

maç galatasaray adına hızlı başlamıştı.. ardi ardina net goller kaçıyor, umut bariz pozisyonlari harciyordu..

bu sıcakta maça ceket giyerek başlayan fatih terim sonradan sırılsıklam olmuş bir şekilde ceketi çıkardı..


ama derken manuel fernandes'in galatasaray yari sahasinin tam ortasinda, karşı çizgiye yakin yerde kullandigi serbest vurusa, melo gereksiz bir kafa sokup, beşiktaşı 1-0 öne geçiriyordu.. tüm bir yaz boyunca ucuza kapatilmaya çalışılan melo alenen "ucuz etin yahnisi" modeliyle, çin mali bir kafa vuruşu yaparak beşiktaşı öne geçiriyordu..

2-3 dakika sonra, beşiktaş defansinin kısa düşen topuyla, elmander ceza yayinin önünde buluşuyor, pes'de hızlı hızlı "şut" tuşuna basildiginda yapilan vuruş gibi bir vuruş yapip kaleci cenk'i avliyordu..

bir kaç cılız pozisyondan sonra 43. dakikada semih'in ceza yayinin 5 metre önünde gereksiz bir şekilde kaptirdigi toptan beşiktaş'a gün doğuyor, ceza sahasinin sağından holosko enfes bir şutla takımını öne geçiriyordu.. tam devre böyle bitiyor derken, korderden olusan karambolde topu aglara sokmak istiyor, yarim metre içerden topu cikartan beşiktaş takımı taraftarının bir sonraki gol tekrarina kadar "gol değil" demesine neden oluyordu..

çay var!

devre arasinin saat 2300 civarinda olmasi, bu 15 dakikalik aranin takimlar için dinlenme, çalışan erkekler için traş olma, günübirlik denizciler için yoğurt sürme arasi olarak kullanilmasina neden oluyordu..

ikinci yariya galatasaray melo - amrabat değişikliği ile başlıyor, orta alana geçen emre çolak oyunun üstünlüğünün beşiktaş'a geçmesine neden oluyordu.. hem samet aybaba güzel bir hamleyle takimi kanatlara yayilmaktansa ortada oynamaya itmişti böylelikle beşiktaş oyunun kontrolunu ele geçirmişti.. zaten 51. dakikada da hakan balta'nin uzaklastirmak isterken ayaklarına dolandırığı topu, olcay kale cizgisinin orada aliyor, içerideki holosko'ya aktarip gol atmasina neden oluyordu.

 bu dakikadan sonra beşiktaşlilar sünnetlerinde bile yatmadiklari kadar yerde yattilar.. pektemek'in sakatligindan sonra oyuna gelen batuhan, sünnetinden 1 gün sonra bisiklete bindigi için annesinden dayak yemişken, en ufak bir pozisyonda yerde acilar içinde kivranmaya başladı.. hatta net söylüyorum, babam öyle bir aci yaşadı bundan 5 sene önce, ve acisi geçsin diye adama bypass yaptilar.. ama batuhan aynı aciyi yaşarken, iki tane soğutucu fisfis ile tüm acısını dindirdiler.. keşke babama da öyle fisfis siksaydik...

dakikalar 86. yi gösterirken, burak yılmaz escude'nin önünde yere düşüyor, ve dalış hakemlerinden 8.6-8.9-7.9 gibi artistik puanlar almasi gerekirken, enişte bülent yildirim penaltiyi veriyordu.. türkiye'nin  spordaki sıkıntısı bu.. aynı burak'i 3 metre kule atlama takimina alsak belki de olimpiyat altini alacakken burada futbol diye yanıp tutuşuyoruz.. her neyse.. topun başına geçen selçuk, skoru 3-3 e getiriyor ve sezonun ilk derbisinin berabere bitmesine neden oluyordu..

misal hasan sas' da güres antrenoru olmali

hülasa fatih terim'in samet aybaba'yi küçümseyip bilindik hamleler yaptigi, samet aybaba'nin ise galatasaray savunmasinin hatalarindan net yararlanmasi neticesinde beraberligi kotardigi bir musabaka oldu bu.. bu maçın en kaydadeğer noktasi, burak'in daha ilk maçta kendisine yapilacak faullere hakemlerin "atmistir ya kendisini penalti vermeyelim" demesine neden olacak bir davranista bulunmasi.. daha ilk maçta dalma hakkini harcamasaydi süper olabilirdi ama neyse.. ama bu sezon böyle gececek.. burak daha cok yapacak bunu.. krasic de yapacak, batuhan yatip kalkmayacak.. biz futbol diye bu ahlaksizlik konçertosuna prim vermeye başladığımızdan bunlar çok olacak.. çünkü ideal bir dünyada, kadro dışı bırakilan oynamak isteyen alex değil, topa vurmaktansa penalti yaptirmak isteyen burak olurdu..

süper final : beşiktaş - galatasaray : 0 - 2

Pazartesi, Nisan 16, 2012 zaman: Pazartesi, Nisan 16, 2012


aslında fevkalade günler yaşıyoruz.. seneler sonrasinda baktığımızda, çocuklarımız kendilerini bilmeye başladıklarında "2012'yi sen de yaşadın mı?" diye soracağı günler.. tıpkı bizim babalarımıza 12 eylülü, ninelerimize deniz gezmişleri, dedelerimize kurtuluş savaşını, onların ve karadenizli ninelerimize fatih'in trabzonu fethi'ni sorduğumuz gibi (zira karadenizli nineler garip bir şekilde uzun yaşıyor)

işte bu garip günlerde, biz futbol severler için de çok garip olan bir şey var.. onun da hükmü hümayın sadır olunmuştur ki ismine "süper final" denmekte. önce playoff denilen bu uygulamanin amacı, tüm bu şike dalgasi ile heyecanı kaçan ligin, maddi ve manevi değerini tekrar yüceltmekti. hepiniz biliyorsunuz. ama daha şimdiden görüldü ki, birbirinin hasmı olmaya bu kadar meyilli kitlelerin bu kadar kısa zamanda karşılaşması, o kitleleri birbirine kırdırmaktan başka bir şey değildir.. birinci ile ikinci viyana kuşatması arasinda onseneler koyan ecdadimizin bir bildiği vardi nihayetinde.. birinciden 3 hafta sonra "hadi ikincisi ya nasip" diye çıkmadılar sefere.. her neyse bu konu ayri bir mevzu.

maçtan 2 gün evvel, süper final müziği inonu stadinda calmis, sahsen ben o sirada televizyona bakmadığım için "eyvah titanlar yurdumuza saldiriyor" diye irkilmiştim.. futbol maçı değil, titanlarla mücadele olacakmış gibi çalan müzik yağmurun binlerce taraftarı ıslatmasına engel olmuyor, onca yağmuru sahadan "yağmur tırmığı" adında dravdan bir ekipmanla temizlemeye çalışan amcalar doğayla baş edemiyor, hüseyin göçek elinde topuyla, sanki top sektirmeye değil "iş bu top yerde sekerse uygarlik kurtalacak" edasi ile sahaya cikiyor, yere attığı top "cup" diyerek cimlere yapisiyor, akabinde maç tehir ediliyordu..

16 nisan günü, çiftçinin yüzünün nisan yağmurları ile gülmediği bir günde saat 2000 civarlarında beşiktaş inönü stadında vuku bulacak bu maçı, galatasaray 2-0 kazanıyordu..

maçın başlarında daha, lost dizisindeki "oğlum nerde" diye dolanan abiyi oynayan adama benzeyen manuel fernandes yüzde yüz toplar kaçırıyor, mustafa pekdemek'in pek gol demek olmadığını görülüyor, ve melonun yarım metre ofsayttaki pozisyonunda top beşiktaş filelerine rüştü'nün de "yaşım belli bir yaşa geldi, karambolle uğraşamam topu kendi kaleme atayim" demesiyle galatasaray skor hanesine 1-0 i yazıyordu.. tamam pozisyon ofsaytti belki ama, allah için elmanderin kafa şutu, melonun 2 kere topa vurabilmesi beşiktaş savunmasinin çok da yeterli olmadığını gösteriyordu..



bu dakikadan sonra beşiktaş tribunleri sanki tüm bir senenin hıncını hüseyin göçekten çıkartıyorlardi.. sanki 20 puan geriye düşmelerinin tüm müessili hüseyin göçekti.. ne küfürler ne küfürler.. ne şikesi kaliyor, ne anasi ne bacisi kaliyordu hüseyin göçek'in.. tribunde edilen küfürlerin net anlaşılmadığını düşünen digiturk, resmen küfürleri kesme çalışmasiyla, tüm söylenenleri daha netleştiren bir teknoloji ile milyonlara sunuyordu sesleri..

ilk yari 1-0 biterken, malatya arguvan'da, afyon emirdag'da kahvelerde gereksiz gerilimler yaşanıyor, olaya müdahil olan fenerbahçelilerin "beşiktaş isterse galatasaray'i yener" duruşları ile gerginlikler çözülüyordu..

ikinci yarı'da hakan balta ve riera'nin kanadı galatasaray'da aksayınca melo'nun ikisini birlikte neden sira dayağına çekmediği konuları bir kenara dursun, galatasaray etkisiz bir ofansif oyunla beşiktaşın üzerine gelmesini sağlıyor, yine de yer yer engin baytarlı parlamalarla "kontradan yakalarsam yapistiririm" imaji çiziyordu. öteki tarafta ise sinirler geriliyor, quarisma bekleneni veremiyor, fernandes ise resmen yıldız olmaya çalışırken sıvıyordu.. her atakta galatasaray defansının üzerine baykuş gibi tüneyen mustafa pektemek ise, kendi dalgasına bakıyordu.



60. dakikalarin sonlarinda oyuna giren aydin, kenardan sabri'nin "ulen şu aydındaki yeteneği ortaya çıkardı hoca be sabri, sendeki yeteneği çıkartamadı be sabri.. ayip be sabri" demesine neden olurken, 78. dakikada ceza alanına çaprazdan giren aydın, formasından çekilmeyle düşmeyip golu düşünerek, ve sol ayağına toğu net bir şekilde oturtarak skoru 2-0 yapıyordu..

o dakikadan sonra, beşiktaşlilarin sahaya atlayasi geldi.. önce kapalidan atlayan birisi, yaşli bir amca tarafindan "evladim yalvariyorum atlama" denilerek sahaya girmesi engelleniyor, son dakikalarda eboue'ye "ben meloya benzemem arap" diyen bir seyirci de karsi taraftan sahaya atlayip sabri'nin mudahalesi ile karsilasiyor, iş çığrından çıkıyordu..



velhasil, hüseyin göçek'in sözde çileden çıkarttığı, ama tüm sezonun kabahatinin de hüseyin göçek'e yüklenmeyeceğini bilmesi gereken bir taraftar kitlesi önünde, galatasaray maçı 2-0 kazanıyor ve şampiyonluğa bir adım daha yaklaşıyordu.. hoş zaten şu noktadan sonra galatasaray değil fenerbahçe şampiyon olursa, na buraya yazıyorum, senelik iznimden bir hafta kullanir, giderim kendimi tff'nin kapisina zincirlerim, bir şey soran eden olursa da sadece "9 puan?" derim.. na yazdim..

2010 bucaspor - beşiktaş: 0 - 1

Cumartesi, Ağustos 14, 2010 zaman: Cumartesi, Ağustos 14, 2010

dünya kendi ekseni etrafında üzerindekileri hiç umursamadan bir topaç gibi dönerken, dünyanın bir tarafında müslümanlar gösteriş içinde dev gibi saat kuleleri dikiyor, diğer tarafında bir zeytin ile sahur yapıp oruç tutmaya çalışırlarken, meksika körfezi siyaha boyanmış, amerika 11 eylül'ün anılarının üstüne cami dikmeye hazırlanıyor, türkiye tam gaz referanduma gidiyordu..

iş bu ahval ve şeraitte izmirdeki futbol yetkilileri yaklaşık 20 bin kişiyi insanlık onurlarına uygun olarak ne bir stat'a sokmayı başarabiliyor, ne de çıkartabiliyordu.. bir şehir 7 sene süper lige alışkın olmayabilir, böyle bir organizasyonu senede bir yapabilir ama allah aşkına birisi bana başımızdaki yöneticilerin cahil olmadığını, halkına izdirap çektirmekten zevk almadığını söylesin. 21. yüzyılda yaşanan insanlık dışı muameleyi ben izmir'e, türkiye'ye zinhar yakıştıramıyorum..

oysa ki herşey güzel başlamıştır. bir festival havasına bürünmüştü izmir sokakları ve allahsız bir şekilde oruç yeniyordu alsancakta.. siyah beyaz renge zaten altay yüzünden meftun olan alsancak semti sağında solunda onlarca, yüzlerce, binlerce beşiktaşlıyı ağırlamaktan mutluydu.. saat 7:30 gibi stada geçiliyor, biletler alınıp içeri girilmeye çalışılıyordu..

daha dakika bir stada iki kişinin yanyana geçemeyeceği, bir kapıdan giriş yaptırılıyorduk.. daha oradan pişman olunmuştu zaten arkadaş nazına bir galatasaraylı ve altaylı olarak maça beşiktaş tarafından seyir edileceği konusunda.. insan bu tarz ızdırapları ancak sevdiği şeyler için çekebiliyormuş. o kapıdan geçip kale arkasında tam tamına 2 saat 15 dakika giriş sırası beklerken, arada tezahuratlara katılmakmış o acıyı çeken.. insanların sinirleri geriliyor "araya kaynak yapan fenerli olsun" diye tezahuratlar "sikilmiş kaynakçı"ya kadar uzanıyordu saatler geçtikçe.

hayır orada aradığın, üzerinde sahaya atılabilecek cisim yokladığın adam, eğer tribune atılacak bir şey sokabilse, ve onu sahaya atabilse tebrik etmen, derhal disk, cirit, gülle, çekiç atma olimpiyat takımlarına alman gerek arkadaş.. tribunun en önünde olsun diyelim, saha ile tribun arasında 40 metre mesafe var.. 40 metre bugun çekiç atmada dünya rekoru..

haspelkader girebildik maça.. dünyanın en sikko yerinde ara basamakların hemen kenarında bir yere sıkıştık maçı izlemeye başladık.. 7 numaranın quarisma olduğu, sarışın çocuğun guti olduğunu çakozlamıştık ama buca konusunda pek bir bilgimiz yoktu. zira şehrin takımı 20 oyuncu transfer etmiş, bilinen yegane oyuncu "tomas" olmuştu..

ilk yarı mersinli tarafına karşı beşiktaş saldırıyor ama tomaslı buca savunması izin vermiyordu. aynı zamanda bobo ve nihat forvette etkisiz kalıyor, küfürler tribunde duyulmaya başlıyordu. zaten kimsenin maçı görebildiği falan yoktu. o yüzden bir noktadan sonra bucalıların tezahuratları ıslıklanmaya, beşiktaş tezahuratları yapilmaya, ve sağda solda maça gelen izmirli/beşiktaşlı kızlara puan verilmeye başlandı.. bu noktada tüm izmirli olup, istanbul takımına karşı izmir takımını tutmayan insanlara seslenmek istiyorum "yapmayın" o çok sevdiğiniz istanbul takımı sizin için gelmiyor bu şehre.. siz ızdırap çekerken kapıda ruhu bile duymuyor. oysa izmirde bir takım tutsanız, izmirin takımını bizansa karşı destekleseniz hepsi gelecek.. her sene gelecek. ve bu iğrenç stat yerine daha iyisi yapılacak, insanca maça girip çıkabildiğiniz bir stat olacak..

ama işte izmirli beşiktaşı destekliyordu. yarın fenerbahçeyi, galatasaray'ı destekleyeceği gibi.. ben ki galatasaray'ı tüm kalbimle seven bir adamım, bugunden yazayım yarın bucaspor galatasaray ile oynarsa, galatasaray'ın yediği tek gole üzülürsem namussuzum..

her neyse devre arası oluyor, karanlık, ıssız tuvaletlerde kaybolmamak için kimse tuvalete gitmiyordu.. ki zaten gitmenin de imkanı yoktu ki 20 bin kişi kale arkasına alınmış, orası dolunca yan taraf açılmış ve beşiktaşlıların bi kısmı açığa geçmiş, bunu karşıdan gören bucalılar "biz de isteruk" deyip çitleri yıkmaya çalışınca onları da kapalıya almışlardı..

ikinci yarı başlarken sanayi tarafında bobo gidip golünü çok şık bir şekilde attı. tribun yıkılıyordu. eminim ki tüm o ızdırap ve gelecek ızdıraplar o golle unutulmuştu. ama işte biz unutamıyorduk. buca bir gol atmalıydı..

sol kanattan arap giriyor, ama topa vuramıyordu bir türlü. zaten onun koşup da gol atanına adebayor, martins falan deniyordu dünyada.. bizimkisi bildiğin "arapti".. tribunlerin çeşitli yerlerinden "bülent başgaaaan amuğaaa goduuuk" diye sesler yükselirken bucaspor'un uzaktaki bir oyuncusu beşiktaşlıya karatekid hareketi yapmaya çalışıyor biz olayı görüp tipleri göremediğimizden kırmızı kart pozisyonunu haklı bulup yerde yatan oyuncu için üzülemiyorduk.. zira necip yerde yatıyorsa bu beşiktaşlıları sevindirecek bir gelişme bile olabilirdi..

her neyse maç biteyakın anons geliyor "bucaspor taraftarları önceden çıkacak siz beşiktaşlılar bekleyin" deniyordu.. mına kodumun atatürk stadında ne zaman maç izlesem bekliyoruz zaten.. bi de buca olsun karşıyaka olsun çakıyor bize tüm bekleme süresince "abi şehmuz o golu atsa bitcek" muhabbetine giriyorduk.. ama işte beşiktaşlılar beklerken keyifliydi.. 5 dakikada bir "avrupada böyle değil" geyiği dönse de katlanıyorlardı..

bir saat sonra çıkabildik, arabayı mersinli tarafındaki bir ara sokaktan alıp eve dönmeye niyetlenmiştik ki bir saat daha trafikte bekledik..

hayır arkadaş, 50 bin kişiye insanca maç izlettiremiyorsan, 50 bin kişilik yapma o stadı. kapat bölümlerini "ben ancak 10 bin kişiye insanca hizmet verebilirim" de.. ama yok işte. halk köpek, halk sefil, halka her şey mustahak.. yazıklar olsun böyle düşünen tuzu kuru, mersedes arabalarla maça gelip eskortlarla ayrılan üst düzey futbol yönetimine.. marka değeri diyip duruyorlar, ama şu stadı buca arenadan daha hazır daha iyi görüyorlar.. bravo..

ayrıca son olarak şunu da diyim, tüm gün güneş gören bir yerde çim ekemiyorsanız, daha niye statların sahipliğini yapıyorsunuz ki?

2010 beşiktaş:1 galatasaray:1

Pazar, Şubat 21, 2010 zaman: Pazar, Şubat 21, 2010

(siyah beyaz yıllarda, sahada kim kazanırsa kazansın, galip her zaman beşiktaş sanılıyordu)

Küçükken kurban bayramlarının 2. günü genelde yağmur yağardı. Bu olay annemin de gazlaması ile benim minik aklımda "Bak işte Allah Baba etrafta kesilen hayvan kanlarını yağmurla temizliyor. Bir nevi devasa bir hortum tutuyor sokaklara" şeklinde yorumlanırdı. Şimdi küçükken edindiğim bilgiler doğrultusunda şunu idrak ediyoruz
1. Allah diye bir şey var
2. Tüm hafta içinde biz çalışırken güzel havayı pencerenin dışına koydu, ve ne zaman hafta sonu oldu yağmuru salıverdi.
3. Senede 2 kez gelen Galatasaray Beşiktaş derbisinin de yağmur altında oynanması, Turist Ömer gibi Allah Baba'nın da Fenerbahçeli olduğunu gösteriyor.


(eeeaaaaggggleeeeee!!!)
İşte tüm bu manzarai umumiye içinde Beşiktaş tarihi İnönü stadı'nda oynanıp, memleketin birlik ve beraberliğe bu kadar ihtiyaç duyduğu bir günde takımların 1-1 berabere kaldıkları bir maçtır bu.


(keita gözünün kaybettiği an uçmaya başladı.. şahitleri var!)

Yani sonuçta hikaye basit. Nasıl ki senede tek tük film izleyen insanlar bile Oscar ve Altın Palmiye'den kaçınılımaz bir şekilde haberdardır, futbolla ilgisi itü mühendislik öğrencisinin karıyla kızla ilgisi nazarında olan birisi için de derbilerden haberdar olmak o kadar kaçınılmazdır. Beşiktaş'ın sokaklarında ayrı bir heyecan vardır derbi günlerinde. İşte o günlerden birinde, yani 21 şubat 2010'da yağmur bile olsa bayragini pelerin gibi yapip, diğer eline yarım pide alan insanlar saat 16'dan itibaren stada girmeye başlıyorlardi. Olay basitti, tribünleri birer birer dolduranlar için, 1.5, 2 saat sonra maç başlayacak kartalları cimboma koyacaktı ki o sirada gümüş suyu'ndan aşağıya inen 1500 kişi'nin ruhları "inleyen nağmeler" tarafından sarılıyor, kartal'da cimbom'a çok afedersiniz eğiliyordu..


https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiXKN9KFToSZwa79vlooI8bRWW5FKLaMRjM5mOHRl5iIu6wLcBweMWemEL26fh7fXPzed7dYHw3vx_E2hErY9RhiHQ8TjKNkpCN8mEs6o_-7YaR3tzfKa4hBpMwxyzI0iCmd1FKi8idx8g/s320/deplasman2.JPG
(temsili foto)

Her neyse tipik derbilerde yaşananlardan sonra saat 7'yi vururken yuzyılın derbisi olmasa da, 2010'un ilk derbisi, Fırat Aydinus'un ucuna "aquaball" bağladığı düdüğünü öttürmesi ile başlıyordu. (Fırat Aydinus'un evinde türlü türlü saçını okşadığında uğur veren trolllerden olduğuna eminim) İlk dakikalarda iki takımın da "çıkın oynayın" taktiği ile sahaya çıktığı belli oluyordu. İbrahim üzülmez "Beyler şahsi oynamayın paslaşa paslaşa, yorulan defansa!" düsturu ile takımı toparlamaya çalışıyor, bu çabaları genelde Keita'dan dirsek yemesi ile sonuçlanıyordu. Zaten bu ikili'nin arasındaki mucadelede dirsek atmalar ve çelme takmalar sayılsaydı bu maçta, ikisi de double double yapabilirdi.



(döndüm kibleye doğru açtım kollarımı, yalvardım sabri'ye duysun diye beni)

Maçın ilk dakikalarında Ferrari, Rüştü'nün kurtarabileceği bir topu kornere atarken esmer oyuncu, rüştü'ye "bilader sen bırak demezsen ben nasıl bırakayım" diyip dert yanıyordu. Dakikalar iki takımın da birbirini ölçmesi, peşrev çekmesi ile akıp giderken çılız ataklar defansların önünde, veyahut kalecilerin yumruklarında sonlanıyordu. Galatasaray orta sahasında mehmet topal'ın çok geride oynaması, barış'ın da çok ilerde oynaması nedeniyle galatasaray orta alandan topu ileriye çıkartamıyor, ama beşiktaş da kurduğu yoğun baskının neticesini alamıyordu. Tribunler çılgınlar gibi bağırırlarken 38. dakika gibi holosko ön direkte topa kafa vuruyor, leo franco yıllar evvel benjamin çizgifilminde "şeker adam"ın çıkardığı gibi topu iki hamlede ama tek elle çizginin az ötesinden çıkartıyordu.

(burada göstermemiş ama şeker adam'ın en janti hareketi topu tek eliyle durdurmasıydı)

benim optik gözlerime bakarsak pozisyon katiyyen gol değildi. bu pozisyon yeni geçmişti ki 43. dakikada beşiktaş topu direğe nişanlıyor dönen topu neill kornere gönderiyordu. Yağmur inönü stadının üstüne yağmadan durmam derken, galatasaray savunması beşiktaş'dan gol yemem dercesine mükemmel oynuyordu. İlk yarıyı bitiren aquaball çalarken, bu ses galatasaray için round'u bitiren gong sesi gibi geliyordu.



(34 yaşındaki bir delikanlının uf oldu diye başkasına gitmesini ben anlamiyorum arkadaş! yan hakem annen olsun bundan sonra bari ibo, öpsün olmadı yüzünü?)

tüm devre arasında geçti geçmedi muhabbeti yurdun dört bir yanında konuşuluyor, illa ki birisinin "geçmedi abi" demesine ihtiyaç duyan 40 milyon kadar futbol sever ersun hoca'nin "yani geçti geçmedi şimdi ben bilemem, ama yani güzel kurtarıştı" kıvamındaki politik duruşu ile irkiliyordu. bu memleketin insanı 80 darbesi sonrasinda, darbe öncesinde belirttikleri görüşlerden o kadar cefa çekmiş ki, halk ister istemez cesaretini kaybetmiş sanırım. tek başına kimse net bir görüş belli edemezken hep beraber "pozisyon penaltı allah belanı versin" diye bağırabiliyor mesela..



(gio kötü top oynuyor olabilir, ama kimse komik gözükmediğini söyleyemez!)

tüm bu tartışmalar içerisinde devre arası biterken, takımla çakma "this is anfield" yazısının altından (beşiktaş stadında sahaya çıkış tünelinde "burası inönü" yazıyor.) sahaya çıkarken yağmurun dinmediği farkediliyordu. Yağmur dinmese bile ikinci yarıyla birlikte beşiktaş'ın akınları dinmişti ve galatasaray ilerde inceden top yapıyordu. özellikle elano, gördüğü yerden kaleye çakmaya başlamış, rüştü de tanrı'ya dualarına başlamıştı. bir pozisyonda yanılmıyorsam ibrahim toraman, mehmet topal'ı ceza alanı içerisinde kündeye getiriyor, 1 puan aldıktan sonra bir de üstüne oturup tuş yapıyordu. Olay net bir şekilde güreş musabakasını kazandırabilirdi toraman'a ama futbol musabakasında bunun adı penaltıydı. her neyse..



(ibrahim toraman rakibini tuş ederek, yarı finalde rus güreşçi Ivan Poddubny ile eşleşti)


https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiciVaaEFHIKh8Ngu_uXzALyYHZAlTp8NIK4Vv2RCaIZxbqPlBwbqsUkEugCrxK2_C3hW1Nqq8SArgy7hcU0VcZccgVZKfJA2Lme6Lc7e1LoCmK2U_vGkcGof135fGdqw5ntIeCtawDIjE/s400/d0046543_01064041.jpg
60. dakika gibi önce nobre ve holosko cikip yerlerini nihat ve bobo'ya biraktilar.. mustafa denizli taze kanlarla galatasaray'ı haklamak istiyordu. rijkard'ın plani ise bambaskaydi. caner oyundan çıkarken yerine sakatlığı geçen jo giriyor, arda kanada çekiliyordu ve hemen 2 dakika sonrasinda, alıp kaleye gitmesi gereken bir topta topu arkaya birakiyor, top orada evelenip gevelenirken yine jo'nun önüne düşüyor, bu kez jo topu kaleye çıkartmak isterken top sivokta kalıyor ama defans oyuncusunun basiretsiz davranışında arda 6 pas'ın oradan topu kendisinden kapıyor, ve nazikçe galatasaray'ı 0-1 öne geçiriyordu. golden sonra reklam panolarının üzerine tırmanan arda bundan 4 sene önce hasan kabze'nin yaşattığı sevincin benzerini yaşatıyordu galatasaray taraftarına..



("bilader sahibi kiziyo basmayalim" denilerek arda'nın gol sevinci yarıda kesiliyordu)

inonu stadı karamsarlığa kapılmış, aralarından birisi "yeter yıldırım ören yeter" diye bağırsa cümlesi eşlik edecek pozisyona gelmişti. galatasaray bir gol daha atabilirdi. ki kontradan pozisyon da buldu. ama jo'nun muhtemel kendine güvensizligi ve sakatliktan yeni cikmis olmasi ikinci golu getirmiyordu. 80. dakika olmustu ki elano oyundan çıkıp yerine mustafa sarp giriyor, ve galatasaray 1-0'ın üstüne yatmaya hazirlaniyordu. o sirada orta sahanın 5-10 metre ilerisinde besiktas bir serbest atis kullandı. galatasaray defansı yine "lan?" şeklinde adam paylaşınca sivok karambolde topu önünde buluyor "bu mohaç savaşında katlettiğiniz soydaşlarım için" dercesine topu saraylıların ağlarına birakiyordu. golden sonra o da arda gibi reklam panolarının üstüne tırmanınca bir sonraki maçta o reklam panolarinin üzerine dikenli tel döşemek farz oluyordu..



(sivok'un hemen ayaginin dibindeki adam: "bak kırarsan ödersin diyom alooov duyuyon mu?" )

maç yağmur altında 1-1 biterken, iki takımın da mucadelesi göz dolduruyordu. böyle oynansın bu ülkede futbol canım yensin. iki takım da birbirine pislik yapmadan, ortamın gerilmediği, küfürün olmadığı, adam gibi futbolun seyredildiği bir musabaka 1-1 bitmiş ne güzel. memleketin her tarafında, herkes bir şekilde birbiriyle munakasa ederken beraberligin kimseye zararı olmaz sanırım. hoş bu sonuç sonrasinda, maç eksikleri ile birlikte kimin lider olduğu pek belli olmadi ama olsun. nihayetinde futbol kazandı.. ha bir de leo franco'nun son iki maçtaki "maradona beni görsün" şeklindeki performansı gerçekten büyüleyici. demek ki kalecisi iyi olduğu sürece servet'in yetek olup olmaması (nedeni bilinmese de) bir handicap değil galatasaray için..

fotograflar: ajansspor.com ve ntvspor.com

2009 cimbombomum özel maç yazisi

Cumartesi, Eylül 12, 2009 zaman: Cumartesi, Eylül 12, 2009

asagidaki yazi fanatik maç yazilarinin uslubunda yazilmistir, hatta direk 90larin ortasinda cikan cimbomum dergisi uslubunda yazilmistir.. rahatsiz olacaklardan simdiden özür dileriz, makaraya alip "futbolu boyle gorenler ne kadar da zavallilar aslinda" diye okursaniz mutlu oluruz.. daha altinda esas besiktas maci yorumu var..

(başkanımız taçsız kralımız metin oktay'in atkisi ile poz veriyor. bu atki galatasaray storde sadece 25 lira hadi koşup alalım!)
ne yagmur ne sel ne milli takim farketmez cimbom koyar affetmez! cimbomumuz bugun bazuka baroşumuzun 2 golu ve sarp mustafamızın 1 golu ile ilk kuşunu avladi 3-0...

aslında maçtan evvel kimsenin umrunda değildi futbol. baroşumuz milli takimda 4 gol atmiş, keitamiz 1 gol atmiş kime ne? sulak günler geçiriyorduk, ve insanlar eğlenmek yerine en başından üzülmemeye çalışıyordu. futbol topundan çok kum torbaları samimi gelirken insanlara, ali sami yen, yürekli "evimi basarsa su bassin galatasarayim kartal'a koysun da" diyen 25 bin kusur kişi ile yine de doluyordu. ölen ölmüş, basan dere basmış, kurak statlar yine de bize kalmıştı.maçtan yarım saat evvel futbolcular sahaya çıkarken bundan 18 sene evvel ölen(1 yaklaşık olarak. zira 13 eylüldür ebedi kral'ın ölüm yıl dönümü) taçsız kralımız metin oktay'ın resminin basılı olduğu tişortler ile sahaya çıkıyor ve ellerindeki pankartla metin oktay'ı anıyorlardı. bir baroş, bir keita bilir miydi, anlar mıydı izmirli'nin dediklerini, "bizi sevenleri üzmeyelim baba" lafinin ne büyük bir laf olduğu idrak edebilirler miydi bilinmez ama o gri tişortlerle tribune koşuyordu futbolcular. gima'da ramazan dolayisiyla çok bira içilmemiş, eski açık'ın üstüne bir dam gelmiş, tribunde "abi vodafone'un şeysi çöktüğü için bedavaymiş bugun aramak, ama işte çatıdan çekmiyor ki telefon!" geyikleri dönmüş, saatler 21'i gösterir olmuştu. başkanımız adnan polat tüpçü başkan ile poz veriyordu 25 liraya galatasaray storumuzada satilan atkiyla.

turktelekom'un çocuk portalina üye olan 22 tane cocuk futbolcularin ellerinden tutturulacak, maça öyle çıkılacaktı ki,sabri galatasaray formali bir arkadasin elini cocuk diye tutuyor "abi ben fotografciyim" ikazini alan sabri ses cikarmadan cocuklara dönüyordu. kara büyücümüz keita'da çocukların elini tutuyor, sahaya öyle çıkıyordu.

velhasil maç bülent yildirimin düdüğü ile başlıyordu. 5iktaş tam yusuf, tabata, rüştü ile sahaya çıkmıştı ki galatasara korner atışını kullanmaya karar verdi. gima tarafindaki kaleyi rüştü almıştı ki, arda mustafa denizli'nin alsancakta attığı gollerden birini atmaya çalışıyor, top rüştü'nün "anasını skiim!" bakışları arasinda arka direğe iniyor, sarp mustafamız da oradan gelip golu atiyor sonra da ali sami yen'de görülen en kötü gol sevinçlerinden birini yapıyordu... bu sezon sihirbaz ardamiz kornerleri kullandigindan beri rakiplerimiz 3 korner yerine 1 penaltı olmasını tercih ediyorlardır sanırım.
http://i.milliyet.com.tr/SonDakikaHaberGaleriler/2009/09/12/fft15_mf371141.Jpeg
(mustafa sarp'in aksine kara büyücü keitamiz golden sonra böyle seviniyor "feneri de beşiktaş gibi yiyeceğim" diyordu)

işte mustafa denizli'nin tüm planlarinin puf diye uçtuğu an bu andır. sonrasında beşiktaş saldırıyor, kaptan ardamız milli maçlarda yediği dirsekten dolayi mor gözle etkisiz oluyor, özellikle serdar'ın eh işte oyunu besiktas'a ilerde çok etkin olma şansı tanıyordu. ama galatasaray defansı ve kaleci leo franco aynı türküyü söylüyordu "fincanı taştan oyarlar kartalı da böyle avlarlar!"

ilk yarı galatasaray'in 1-0 lik üstünlüğü ile biterken, ofsaytlarda beşiktaş inanilmaz bir üstünlük kuruyordu. devre arasında çimler hakkinda tribunlerde "insanin yiyesi geliyor" makaralari dönerken, maçın başında açılan "kuş avı sezonu başladı" pankartinin çok eğlenceli olduğu konusunda herkes hem fikirdi.. ayrica mustafa denizli hadi şampiyon yap bizi de de muhabbetlerin içindeydi komiklik olarak.

ikinci yariya beşiktaş tabata ve nihat değişikliği ile başlıyor "abi adam niye satsin ki nihat sakat olmasa!" muhabbeti kapali altta bir kaç dakika "doğru doğru" nitelemeleri ile dolaşiyordu..

60.dakika civarinda baroşumuz oyundan alinacak, kara yılan nondamız oyuna girecekti ki yandan birisi "kara yılan giriyor kara yılan giriyor" diye bağırdı, bunu duyan baroşumuz "yandım allah" koşusu ile ileri cikiyor, büyücü kewel'in arka cizgide arkada sanirim mustafa sarp'a cikardigi topu mustafa sarp plase ile aglara göndermeye calisiyor, rüştü "ah yakaladim, yok iki hamlede kontrol ettim" derken baroş boştaki topu aglara gönderiyor, nonda'ya dönüp "otur len yerine" diyordu.. beşiktaş o dakikaya kadar galatasaray kalesine çok gelmiş, ernst topu eliyle kontrol etmiş, leo franco topu ceza alani disinda ellemiş, yusuf franco'ya uçma pozu verdirtmişti ama nihayetinde topun da cani vardi ve bugun besiktas golu olmak istemiyordu..


(kuş avcısı baroşumuz)

son dakikalarda maestro elano'nun, bügün mükemmel oynayip galatasarayi sirtlayan bizim cocugumuz sabrimiz'in orta actigi yerlerde actigi ama sabri'nin aksine yerine giden ortasini kewell yakin direğe 3-4 metre mesafede tek pasla içeri indiriyor, penaltı noktasi üzerinde baroş sağ ayağındaki topuu sol ayağına geçirip skoru üçlüyordu, kulubede nonda "artizligin luzumu yok" bakislari ile baroş'u süzerken maçtan sonra baroş "valla beşiktaşa koymak benim için de güzel oldu, zaten her sene her sene beşiktaşa en az 2 gol atıyorum, ben atmaktan sıkıldım onlar yemekten sıkılmadı" diyor, yine maçtan sonra açıklama yapan bir taraftar "rijkaard bu takimi 15 haftada sampiyon yapar!" açıklaması yapiyor, arkadaslari tarafindan orucu acmamakla suçlanıyordu.. taraftarlar "şampiyon yap bizi mustafa denizli" diye bagirirken, kuzu rüştü başı önde soyunma odasına gidiyordu..

hülasa galatasarayimiz bu sene şampiyon olacak şimdiden 9 puan fark attik bile kuşlardan birine. diğer kuş da hiç korkmasın onların cezasını da çok acı cektirmeden kesecegiz.

mustafa sarp baroş affetmez
denizli 3-0'i rüyazında bile göremez
galatasarayin eline
bu sene kimse su dökemez

Civelek civelek

Cumartesi, Mayıs 30, 2009 zaman: Cumartesi, Mayıs 30, 2009


mustafa denizli adına seviniyoruz biz.. sene 85-86.. sampiyon oluyor besiktas direk trt studyolarina gidiyorlar.. diyorlar ki siz sarki soyleceksiniz, kimin aklina geliyor nereden esiyor bilinmiyor, ama alenen tüm takim "sevisenler bu gece, civelek civelek civelek civelek" adli sarkiyi söylüyorlar.. hayat bir garip, seksenler ise apayrı garip!

Şampiyon Beşiktaş!

Cumartesi, Mayıs 30, 2009 zaman: Cumartesi, Mayıs 30, 2009





bu gece düğün dernek,
binbir geceden örnek
sevişenler bu gece
civelek civelek civelek civelek
bir çiçek bir kelebek
civelek civelek civelek



(85-86 sezonu besiktas sampiyonluk şarkısı)

Beşiktaş Fenerbahçe Maçında çalınan zilin sahibini bulduk!

Pazar, Mayıs 03, 2009 zaman: Pazar, Mayıs 03, 2009



çekirdekçi tayfa bir gazetecilik başarısı göstererek beşiktaş fenerbahçe maçının bitiminin hemen ardindan, özellikle ikinci yarıda maraton tribununde zil çalan arkadasi bulup konusturdu.

atletizmin sorunlarina dikkat cekmek istedim

"bu zil bildiğiniz gibi atletizimde son tura girildigince calinan zillerin aynısı.. onu getirdik buraya ki atletizmin sorunlarina dikkat cekelim. ama boyle hakemlerle besiktasi sampiyon yapmayacaklarina inaniyorum. sahsen ben bi atletizm gönüllüsü olsam da buna inandim"

"şerefsiz hakem
"

laflarina atletizmi bir kenara birakarak devam eden atletizm gönüllüsü sayin ferruh kıvılcım "ilk golde emre faul yapiyor, ikinci gol ofsayt, penalti var orada boboyu iktiriyor.. sikmisim atletizmi abi! besiktasimi sampiyon yapmayacaklar" diyerek meramini acikladi..

kendisine cekirdekci tayfa ailesi adina tesekkür ediyoruz.

15 şubat beşiktaş trabzon

Pazar, Şubat 15, 2009 zaman: Pazar, Şubat 15, 2009

takvimlerin 15 şubat'i gösterdiği anlarda, tarihte girit'in içinde olduğu 12 adaının yunanlilara birakilmasi, "bu haftayi da izcilik haftasi yapalim arkadas" demek gibi daha sikko olaylar yasanmisken, ayazda besiktas inonu stadinda oynanan ilk yarinin trabzon sporun tek golu ile gecildigi, ikinci yarida ise besiktasin yine tek golle beraberligi sagladigi bir musabakadir..

mactan evvel trabzonsporlular acaip umutluydu.. "besiktasa cakip sampiyon olacagiz" edasi tribunleri dolduran 2000-3000 kadar taraftarin ortak temennisi iken, demirlerin oradaki bir trabzon taraftari gelene gecene "size takicaz bugun 4 tane takicaz" diip taraftari tek basina tahrik ediyordu.. iç ceplere 61. dakikada salinacak balonlar konmus, besiktas tribunleri stadi ful doldurmus, tezahuratlar hazirlanmis, şarkıcı yaşar ve ege yerlerini almış, besiktas taraftar kale arkasinin sadece korner tarafindaki koltuklarına yığılmışken, yine trabzon taraftari besiktas taraftarinin susmayi basardigi 15 saniyelik dilimde hemen "sustu ipneler" tezahurati yapiyorken yani atmosfer futbol oynamak icin mükemmel iken hakem yunus yildirim maçı başlatan düdügü caldi..

besiktas takiminda yusuf delgado yerine forma giyior, trabzonda ise selcuk, del piero yerine forma giyiyordu (del piero şu takimda oynamaz mi arkadas? sorarim..) macin ilk dakikalarindan itibaren besiktas gol için saldiriyordu.. maci bir yandan radyodan dinleyen bir kac taraftar "92.7 yi ac 92.7 yi zeki müren ayaz geceleri soyluyor" diyerek birbirlerine tüyo verirken, besiktas goller kacirmaya basliyordu.. hoş ataklar hep "song u geçse bomboş" olarak nitelendiriliyordu ama sonucta kaciyordu işte.. mehmet topali bilenler için soylemek gerekirse, fabien ernst alenen mehmet'in topu kaleye gonderebilen cinsiydi.. sylvia muhtesem toplar cikartirken, yattara soldan bindiriyordu.. sari saclarina kurban olunasi yattara soldan bindirirken deli ibo onu kesmekte zorlaniyordu.. yattara bir pozisyonda iboyu da gecmis, ortada bombos duran gokhan'a topu cikaracakken bir an heyecan yapmis, gokhan'in ofsaytta oldugunu farkedememisti.. trabzon bir golden olurken, bu kez ibo bastiriyordu.. ibo'yu da yattara tutuyor, ama ibo hic bozmadan calim üstüne calim atiyordu mamafih besiktas yine de tehlikeli olamiyordu.. bir takimin üstüne bu kadar yikilip, bu kadar az pozisyona girebilen bir palermo, bir de besiktas var sanirim (bkz: palermo beraberlik icin bastiriyor)

30.. dakika civariydi, calle gokhan'a muhtesem bir ara pas cikardi.. 3'lü defans yapan besiktasin 2 defans oyuncusu nasil olduysa gokhan'i kaciriyorlardi, gokhan da ceza yayinin orada aldigi topu, penalti noktasinin orada ayagindan cikartiyor, ve trabzon 1-0 öne geciyordu.. taraftar hic bozmamis ibrahim üzülmez'e sarkilar soylemeye devam ediyordu.. besiktas aynen bastiriyor, ve yine pozisyona giremiyordu.. yunus yildirim ilk yariyi bitirince hemen yardimcilarin kosmus "ulen adamlarin tek pozisyonlari var o da gol anasini satiim" diyerek saskinligini dile getirmisti..

ikinci yariya mustafa denizli yusufu cikartip delgado yu oyuna sokarak hazirlaniyor, ersun yanalin karsi hamlesi ise çarlinin cukulata fabrikasinin'dan transfer ettigi bir oompa loompaolan alinzinhoyu, umut'un yerine sokmak oluyordu.. besiktas taraftari ise ibrahim üzülmez'in kanadindaki, deniz tarafindaki kapiyi acik birakiyordu.. böylelikle ibo hizini alamayacak ve acik kapidan geçip denize düşecekti..

her neyse ikinci yarida takimlar kaleleri degismiş, besiktasin süper lüx konutlarinin oldugu taraftaki kaleyi besiktas almaya karar vermişti.. ben diyeyim 60 siz diyin 70 gibi besiktas song'un "yeter lan tüm toplara ben mi kafa vuracagim" isyani ile cisse topa kafayi vuruyor ve besiktas golu atiyordu..

bu dakikadan sonra trabzon'un daha atak oynayacagini düsünürsünüz degil mi? yok trabzon aynen devam ediyor, besiktas saldiriyor pozisyona giremiyor, trabzon ne yiyor ne atiyor, mac sabaha kadar oynansa berabere bitecek sekilde devam ediyordu.. yunus yildirim sahadaki bu italyan futboluna bir son vererek skoru tescil ediyordu.. galatasaray ve sivas'in puan kaybettigi bir haftada trabzon kopartamiyordu ligi.. ama yine de 14 hafta kala sampiyonlugun en güclü adayiydi hala..

2 mart 2008 besiktas galatasaray derbisi

Pazar, Mart 02, 2008 zaman: Pazar, Mart 02, 2008




türk askerinin irak'dan cekildigi, bosalan yere iran cumhurbaskani `ahmedinejad` in geldigi, pakistanda aksiyonun durulmadigi, israilin bi bahane ile cocuklari öldürdügü günnerde, besiktas inonu stadinda oynanan türkiye turkcell birinci süper ligi maci (türkcell in stadlarda cekmemesi de cok sahane bir ironidir aslinda) 2 sene onceki süper maci hatirliyoruz her inönüye gittigimizde gayri. kurtuluşu yok. hasan kabze'de ömrümün sonuna kadar o golle beraber yasiycak ya neyse..

macin baslamasina bir bucuk saat kala digiturk kameralari inonu stadina baglaniyor, stadin atmosferini canli olarak evimize tasiyordu.. dünyanin belki de en güzel stadinin (ki bence akcabat sebatspor stadi da güzeldir) her yeri siyah beyaz doluyor, deniz tarafindaki kalenin hemen arkasinda ise sari kirmizi renkler kendini belli ediyordu.. galatasaray tribunleri 2 sene evvelki derbiyi hatirlatircasina "alen sahaya üclü cektir cimboma" diye bagirirken, alen son hazirliklari yapip sahaya daliyor ve ben diyeyim 40 bin siz deyin 60 bin besiktas seyircisine uclu cektiriyordu.. alen in yanina gelen stad polisi "alencim hakem bizden, yamuk yapilmasin" diyor, alenden "ayipsin baba" sozunu aldiktan sonra bir oh cekiyordu.. digiturk kadrolari acikliyor "sabri sag bek" dendigi an "siktir yine yenildik" diyenler mac sonunda bonus hediyeler kazaniyorlardi.. hayir cok kotusun be sabri.. esek baglasan besiktasli oyuncular esekten korkup gelemezlerdi.. resmen 10 kisi cikmayalim diye konmus bir adam.. ciddi anlamda galatasaray'da olmayi hakeden bi futbolcu degil.. devre arasinda su takima bir sag kanat oyuncusunun alinmamasi da ozhan canaydin yönetiminin basiretsizligidir ya neyse..

takimlar soyunma odasindan isinmak icin disari ciktiklarinda, lig tv muhaberleri takimlarin mahremlerine daliyor "işte volkan in tozluklari.. bakin ailesinin ismini yazdirmis.. veee işte nonda'nin......" diyerek takimlarin özeline duhul ediyorlardi.. takimlar tekrar soyunma odasina girdiklerinde ertugrul saglam oyuncularina "arkadaslar bugun cikip oynayacaksiniz.. taktigimiz bu.." diye ogut veriyor, ibrahim toramana da, peygamber efendimizin uhud savasinda, okculara cektigi nutuk'un bir benzerini yani "ne olursa olsun ibo, sakin kornerlerde ileri cikma.. mac ganimetini ben sana veririm yine.. hadi gozunun yagini yiyim" nutkunu özel olarak cekiyordu..

feldkamp ise tercümede kayboluyor soyledigi sozler muhtemelen "arkadaslar kimse tek pas yapmasin, arkadasiniz musait durumda olsa bile calima gidin" olarak algilaniyordu.. ne zaman orta saha'nin ortasinda basarili oldugu bilinmeyen, arda orta sahada oyniyacak, sol kanadi ise volkan ile hakan şey edecekti.. sag kanat ise terbiyesiz bir oyuncu olan baris ozbek ile yukarda belirttigim sabri basiretsizin elindeydi.. aslan sahaya kanatsiz cikicakti yani.. ama bir aslan'in kanatlari olmazdi zaten.. tamam geyigi burada biraktim..

sivilde bir polis olan "bünyamin gezer" iki takimin kaptanina da "gencler kimlikleri gorelim" dedikten sonra,inonu stadini bilenler icin deniz tarafindaki kaleyi galatasaray, bilmeyenler icin ise polonya tarafindaki kaleyi, besiktas aliyordu.. mactaki tüm takdir haklarini, ev sahibi takimdan yana kullandi mösyö gezer.. dogrudur uslubu budur. kimi hakem evsahibini tutar. ben bir ümit karan in bir de besiktasin ofsayt olmayan ofsayt pozisyonu disinda bir hadisesini gormedim. tam bir polis gibi maci yonetti.. kafasinda dogru olan neyse onu soyledi.. bereket kafasindaki dogruluklar realiteye uydu.. digiturk'ün sanal turk bayragindan daha kralini besiktas tribunleri aciyor, bunu cekemeyen digiturk güzelim bayragin üstüne kendi dandik digital bayragini yine de koyuordu.. hayir arkadas adamlar mis gibi bayrak yaptirmislar, üzerine de "sehitler ölmez vatan bölünmez" yazmislar sen niye illa digital bişi yapiyorsun ki? bu ne "goygoyculuk" yahu..

iki takimda macin baslama vurusundan itibaren igrenc oynamaya basladi.. macin basindaki bir korner atisinda deli ibrahim e "daha az igrenc oynayan kazansin" geyigi ceviriyor, etraftaki bir kac kisi bu espriye gülüyor, tello ise macin sonuna kadar "ya niye güldünüz orada? bana da annatsaniza" diye yancilik yapiyordu.. aslinda galatasaray bu dakikalarda cok sahane pozisyonlar elde etti. hakan sükür ile yüzde yüzlük bir pozisyon kacti baki mercimek in hediyesi olacak.. hakan yerine ümit karan olsa o pozisyonda bir degil iki gol atardi.. bir de penalti kazanirdi..

macin ilk yarisi iki takimin igrencliginde biterken carsi gosterisinin ilk yarisini eda ediyor, devra arasinda maci unutup tüm stad hep beraber fenerbahce hakkinda
"küfüre karsiyiz, hem de cok karsiyiz, futbol baris, futbol kardesliktir, herseyin üstüne, vuralim bir kemer, ama son bir kez, yarrami ye fener" sozlerini `those were the days` melodisi ile seslendiriyordu..

macin ikinci yarisi besiktasin ve galatasarayin yine karsilikli igrenc oyunu ile basladi.. besiktasin en kel oyuncusu kim sorusuna lapin gibi atlayacak olan "baki mercimek" hayatinin en normal, dandikligindeki oyununu oynarken, galatasaray takiminda baris ve sabri kendisini yanniz birakmiyor, galatasaray in felc olan sag kanadini besiktas takimi podyum gibi kullaniyordu.. servetin ise az kalir yani yoktu macin sonuna dogru ozellikle.. sezonun en kötü macini oynadi kendisi..

pis insan sabri'nin "giderim ama geride cok ozleyenim olur" temali ileriye cikislarindan birinde top kornere gidiyor, akabinde gelen 5. kornerde top galatasaray kalesine giriyordu.. besiktas inönü stadi golle birlikte cildirirken, dolmabahce sarayindaki turistler "bu ne vulgarizm" diyerek artistlik yapiyor, ihlamur kasrindaki bir kac erik daha olgunlasmadan agactan düsüyordu..

galatasaray bu dakikadan sonra esmer oyuncularini oyuna sürdüyse de besiktasin defansini gecemiyor dakikalar gittikce ilerliyordu.. 2008 pekin olimpiyatlarina karate dalinda katilmak isteyen besiktas savunmasi `ümit karan` üzerinde antreman yapiyor, `bünyemin gezer` bunlari atliyor, ümit "amirim bakin krampon izleri" diyerek bogrunu gosteriyordu.. ama bir kez penalti verilmemisti, verilmeyecekti.. yani göz göre göre penaltiydi arkadas. bu hayatimda gordugum en net penaltilardan biriydi hatta. ama binnerce kisinin önünde son dakikada penalti calabilmek göt istiyor biraz. eh bünyamin abimizde de yokmus o.. dogaldir.. fifa kokulu karti olmayan bir arkadas..( bu espiriy ilkokul 3 ten beri yapiyorum) pozisyonun fotosunu bulamadim ama aynisini koydum.. yana.. farzedin ki yer yesil turuncu arkadas da sari kirmizi..

sozun özü bu birbirinden kötü futbol oynayan iki takimdan daha sansli olani maci kazaniyor, ve ikinci ile arasindaki puan farkini "1" (yaziyla: bir) e cikartiyordu..


çekirdekçi tayfa maçın adamı ödülü: Baki Mercimek

Galatasaray gol atsin diye tüm maç boyunca cabaladi. yannis geri pas verdi, geri dönemedi, hatali verdigi paslarin haddi hesabi yoktu, adam kaçırdı, saçları yoktu, topun üstüne bastı düştü, icabinda "beyler biraz daha dikkatli oynayalim" diye hakan sükür ile ümit karan ı şey etti ama yine de galatasaray gol atamadi.. baki ne yapsin? ..kendisi mi çıkıp gol atsin? sonucta o da bir insan...

jurkoviç uzaklastirsa!

Perşembe, Şubat 28, 2008 zaman: Perşembe, Şubat 28, 2008

mithatpaşa stadi

Cumartesi, Şubat 16, 2008 zaman: Cumartesi, Şubat 16, 2008


yil bin dokuz yüz yetmis dört.. cok degil yahu hepi topu 34 sene.. istanbullu degilim ama bir süre, yaklasik iki ay, calistigim yer gümüssuyundaydi. burasi gümüssuyu degil de onun batisindaki cadde işte.. baktikca hüzünleniyor insan..

iveco kamyonetleri de özlemisim bu arada.. ekmek gelirdi onlarla bizim bakkala..

transfer nasil yapilir

Çarşamba, Şubat 13, 2008 zaman: Çarşamba, Şubat 13, 2008


tüm futbol camiasi olarak besiktas'in transfer sisteminden sikayetciyiz.. holoskoya 5 milyon dolar vermeler, üstüne koray ile burak, dinoma zagrepten o degilse bunu almalar, 32 yasindaki oyuncuya "2 sene sonra avrupa konusucak bu arkadasi" demeler falan..

artik bana illallah geldi..

insanlar da bana geliorlar.. "azuth ne yapalim bu besiktas'in transferine" diyorlar.. her neyse buradan sunu soylemek istiorum "yildirim dert etme artik ben varim.. her seyi ogreticem"...

1- transferdeki her madde icin ayri konus

öncelikle bir rahatlayin yahu.. taraftar bekler.. patlat arada "sununla ilgilenioruz bununla ilgilenioruz" diye haberleri.. sonra bak keyfine.. mourinho bile bekliyor bak.. mourinhoyu birak ben bile beklerim.. rahat.. sakin.. niye transferin hepsini bir kere halledesin ki öncelikle? hepsini teker teker halletmek varken.. böl.. parcala yahu.. önce kücük parcalardan basla mesela.. koray mi? 1 milyon dolar.. tak sat hemen.. sonra burak 2 milyon dolar.. de işte "tamam tamam ucuza gitti ama burak i da size iki milyon a verelim" hop.. sonra holosko 3 milyon dolar.. elini öperler yildirim.. bitti.. öyle sunu vereyim bunu alayim.. karistirma ortaligi..

2- telefon stratejisi

gorusmeye girmeden evvel bir arkadasina "beni yarim saat sonra ara" diye tembih et.. sonra gorusmenin orta yerinde arasin arkadasin.. birak calsin telefon.. tili tili tili tili.. sonra yavasca cebinden cikar.. "ah rikard hoca.. valla etoo yu kiralamayi biz de istiyoruz. ama bir cocuk var simdi onun transferi olmazsa etoo yu alicaz.. tamam tamam.. ha ha ha.. demek öyle dedi.. vaay keraneci.. tamam ben cikinca ararim seni buradan.. öperim yanaklarindan.. etoo yu dert etme" inan bana yildirim.. telefonu kapattiginda karsindaki terlemis olacak..

3- baska secenekleri oldugunu hatirlat

baktin ilgisizlesti, sandalyesinde falan mi donuyor hemen parayla yapilacak seyleri soyle yahu "valla ben de bu kadar para olsam serefsizim goztepeyi alirdim yahu.. tabi canim.. avrupa kupasinda yari final oynayan bi takim.. 3 milyon dolar mi.. saka yapiorsun 1 milyon a bile alirim cümle takimi" birak gitsin alsin yahu.. sampiyon yapsin goztepeyi..

4- dogru vucut dilini kullan

vucut dili cok onemli.. unutma yahu sen türkiye'nin en büyük takimlarindan birinin basindasin.. ona ihtiyacin yok yahu.. o'nun sana ihtiyaci var.. yakisiklisin ayrica.. cok güzelsin.. güclüsün.. tüpcüsün yahu en basinda para sende.. kralsin yildirim kral! kral hisset kendini.. gülme. somurt.. somurtmak iyidir.. koltukta seninmis gibi otur.. avuc iclerin disariya baksin.. unutma kral sensin.. kendini sev yahu.. ken-di-ni-sev.. her zaman daha yukarda otur.. rahat ol..

5- sayilar hakkinda konusurken rahat ol

sen 3 milyon, 3 ne ki 5 milyon dolardan daha büyüksün yahu. unutma.. rahat ol.. istesen 50 milyon dolar verirsin. vermedin mi.. verdin.. unutma güclüsün sen.. kralsin yahu..


6- ben her zaman buradayim

ne yapacagini biliorsun artik.. ama bir sorun olursa falan ben her zaman buradayim.. aha teli vereyim ben sana 555-4771777 aramaktan cekinme.. ara her zaman.. gercekten.. ama gece arama..