avrupa'dan futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avrupa'dan futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2010 bayern munich - inter : 0 - 2

Cumartesi, Mayıs 22, 2010 zaman: Cumartesi, Mayıs 22, 2010

(milito golden sonra arkadaslarina kosuyordu: kale arkasinda bi alman var na böyle gögüsler allah kitap çarpsın)

hikaye dandik bir barcelona gününde başlamıştı aslında.. luis van gaal, "şişt tercüman, iki dakika gel geç şu takımın başında dur, ben bi küçük su döküp geleyim" demiş, mourinho'da oradan başladığı teknik direktorluk kariyerinde tirnakları ile kazıya kazıya yukarı çıkmıştı.. bir yerde karanlık tarafa geçse de tüm dünyayı karşısına alıp sinirlense ve sinirlendirse de mourinho'nun içinde her zaman o küçük tercüman olacakti... (kahretsin adam resmen darth vader)



(bayernliler kazaran inter bayragi aciyor, uefa da onlara gözlük dagitiyordu)

her neyse maçtan evvel milano'dan 211 otobus taraftar "yakarız milanoyu sen sampiyon olunca" tezahuratları eşliğinde, fransadan geçerken kah "içmişiz şaraplari dalmışız alemlere/mayıs 22'de sampiyonlar liginde koyacagiz bayer müniheeee koyacagiz bayer müniheee" diye bağırarak, kah da "vay vay vay adam ne otoban yapmis arkadas" diye camdan bakarak madrid'e kadar geliyordu.. bayern taraftari ise rahatti..9 kere finale çıkmış, tarihte en bedbaht şekilde kupadan men edilmiş, bu gun de kupayi alsa 5 kez sampiyonların şampiyonu olacak bir takimin taraftari geniştir arkadaş.. aç değildir bir kere. 3 kişi kola mı aldi, 5 erö mü tuttu.. hop hemen bölüşen bir milletin kupa için delireceğini ben düşünmüyorum hiç..

maçtan evvel 75bin kusur taraftar sahadaki hengameyi, "vay biz ispanyoluz ya böyle böyle danslarimiz var" şeklindeki gösterileri izlerken, tv başında maçı izleyen barcelonalilar, o gün, o an bir şey olsa ve o stat içindekilerle birlikte yok olsa zerre üzülmezlerdi.. buna eminim.. bayern ribery'nin eksikliğinde hamit ile çıkacaktı sahaya, inter'de de motta dışında bir eksik yoktu açıkcası. tam kadro sahaya çıkıyordu mourinhonun askerleri.. tam zanetti yanından cıkarken, kendi standinda yükselen kupa insanları ürkütürken, uefa hakem komitesinin hakkında "arkadas senelerdir bekliyor, finalde ingiliz takımı olmadıgı ilk anda kendisini hakem yaptik" dedigi howard webb maçı başlatıyordu..

maç bayern'in kontrolunde başladi.. kimse de aksini düşünmüyordu zaten.. mourinho'nun taktigi bu.. kendi kontrolunde hissediyorsun her şeyi ama bütün olaylar onun isteği doğrultusunda gidiyor.. robben'e yine faul yapiliyor, robben tüm dünyadaki en çok canı yanan adam oldugunu bir kez daha gösterircesine yerde "anam anam anam kırıldı lan kırıldı!" kıvranıyordu.. hamit gol atsa veya attirsa almanlar kazanacak ve biz de almanlar kazandi diye kazanacaktik ama olmuyordu. ataklar cılız kaçıyordu..
(kimin stewartisin sen?? )

35. dakikada milito "11 kişi olsun" diye takima sokulmuş gibi duran demichelis'i ekarte edip çat diye asiyordu topu aglara.. top neredeyse etoo'nun ayanagina degmeden gol oluyordu.. güclü adam etoo'yu tutarken, zayif olani militonun basina verilmiş, milito da bunu affetmemişti..

ilk yarı böyle bitiyordu.. inter'in bu sene oynadigi oyunda bir gariplik var.. tüm rakipler "lan olm iyi oynuyoruz baya, ama niye maglup oluyoruz? hangi ara gol yedik top bizdeydi hep?" diyip kaliyorlar.. madrid belediyesinin bayern taraftarlarina dagittigi gözlüklerle bile anlamamisti almanlar bunu.. ayrica pardon da 3d maç öyle olmazdı!

her neyse ikinci yari başlarken devre arasında tam olarak 7 tane interli taraftar arkadaslarinin mini bayraklarla atmaya calistigi pandiklere maruz kalmıslardi..




ikinci yarı da ilk yaridan farkli degildi.. dedigim gibi baya baya bayern oynuyordu. hamit bindiriyor, robben kaleye cekiyor, olic şekil yapiyordu ama 70. dakikada milito alenen dandik takimlara karşı pes maçı yapan adam gibi yardirip ceza alanına girip çakıyordu topu aglara.. 2-0 olunca maç bitti.. bundan sonra maçı izlemek yerine kücük kadınlar'ın tekrarını izlemeye karar verenler çok şey kaçırmadılar..



maç bitiyor, inter şampiyon olup olmadıklarını anlamak için bursasporun maçına bakiyordu.. hayir bir sakatlik olmasın alelacele sevinilerek.. bursadaki maç geçen hafta 2-1 bittiği için inter 2010 yılının şampiyonlar ligi şampiyonu oluyordu..


http://images.dailyradar.com/media/uploads/ballhype/photos_large/2008/09/16/3ec9e4e952b9c17ded42c754f9c9da23_al_davis_darth_da.jpg
viera devre arasinda inter'i biraktigi için yarım şampiyonluk madalyasını almak için sahaya çıkmaya çalışıyor, uefa yetkilileri "hiç olur mu öyle bişi senin aklin aliyor mu?" diyip gencin kalbini kiriyor, mourinho van gaal'e "i hate youuuuu" diye bagirmak yerine "elini öpeyim hocam" ayari cekiyor (yenilseydi benim dedigimin olacagina eminim) ve bir sezon daha böyle bitiyordu.. şimdi bir kac gün sonra 48 ayın sultanı, hoş geldin ya dünya kupasi diyecek futbol sever!

2010 barcelona - inter: 1 - 0

Çarşamba, Nisan 28, 2010 zaman: Çarşamba, Nisan 28, 2010

(bursa'lı busquets yerde acı içinde kıvranıyor)

drama'nın ilk ayağını kısaca özet geçelim de geçen hafta yaprak dökümü izleyenlere kıyak olsun; barcelona san siro'da ilk golü tipik bir pes 2008 oyunu ile attı. ardından interin 3 golu geldi ve maç 3-1 bitti.. tüm bu olaya rağmen kanımca maçta tek zevk veren interli 75. dakika gibi oyuna giren balotelliydi..

http://static.guim.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2010/4/28/1272482382725/Inter-coach-Mourinho-talk-003.jpg
(mourinho maçtan önce futbolcularina "yengeniz bir mantı yapmış geçen akşam parmaklarınızı yersiniz" diye anlatırken)


maçtan evvel mourinho giydirmedik insan birakmiyor hatta laf bir an "çorumspor klasman gruplarına kalmaya baksın önce"ye kadar geliyordu.. gazeteciler açbilaç bu arkadaşın konuşmalarını "mourinho ona buna şuna gider yapti" diye yazarken maç günü geliyor, barcelona yönetimi taraftara "ya rica ediyoruz, lütfen diyoruz avrupalı olabiliriz ama maça saatinde değil 1 saat erkenden gelin.. ambians olsun ortam olsun ya!" diyordu.. demek ki olay bu.. barcelona da olsa boluspor'da olsa "maçtan 1 saat önce gelceniz buraya, birlikte isincez, birlikte konsantre olcez" durumu var. (tolga'nın boluspor taraftarına seslenişi için şuraya..)


http://static.guim.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2010/4/28/1272484797678/Barcelona-fans-with-anti--009.jpg
(bu taraftardan beklediler maça erken gelmelerini.. ha bu arada mourinho barcelona'nın madridde final oynamak konusunda takıntılı olduğunu söylerken abartmıyordu sanırım)

bir italyan takımı deplasmana 3-1 önde gidiyorsa futbol namina bir şey beklememeyi öğretti bu hayat bana.. üstüne bir de ilker yasin ve hikmet karaman duosu ile karşılaşınca tüm umutlari birden yıkılan ahu tuğba'nın kız kardeşi gibi hissettim kendimi.. fotograf studyosuna "belki tecavüz etmez" diye gidiyordum ama bu kadarını da beklemiyordum..

her neyse bir şekil maç başladı. barcelona beklendiği gibi topu alıp inter'e vermiyordu, inter de arada top ayağımıza geçerse ilerde milito ile topu kaleye kaktırırız diyerek, 2004'te yunanistan'ın kitabını yazdığı bir oyunu oynamaya çalışıyordu.. ki bir atakta milito hayali bir keskin nişanci tarafindan vurulup yerde kalınca inter'in makyevellist bir şekilde maçı kazanmak için her şeyi yapabileceğini anladık..
http://static.guim.co.uk/sys-images/Admin/BkFill/Default_image_group/2010/4/28/1272486969483/Barcelona-006.jpg
(geçen sene barcelona'da oynayan eto'o inter sezon başında alıyor, ismini yavuz veya midilli olarak değiştirmek istiyor ama uefa buna izin vermiyordu)

29. dakika'da motta busquets'i tokatlayıp ikinci sarı kartını görüyor ve taraftar için korku dolu anlar başlıyordu. inter kapanacaktı.. busquets yerde "ağlıyor numarası" inter taraftarı stadın üstlerinden "ayağa kalkın adam gibi oynayın" tezahuratını italyanca söylüyordu..
http://static.guim.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2010/4/28/1272486665595/Thiago-Motta-lets-Sergio--012.jpg
(senin ananı avradını severim doğru konuş moduna giren motta!)

ilk yarıda şunlar oldu, bunlar oldu demek isterdim. sonuçta şampiyonlar ligi maçı izliyorsun, sahada bir oyun gormek istiyorsun.. ama maşallah wagner'in 3 saat süren türk dizileri gibi bir oyun sergilenmeye başladı bu dakikadan sonra.. 3 saat dizi izliyorsun sonra msn'e girdiğinde arkadaşın "nasildi" diye soruyor ve sen sadece "behlül bihter'e çakmaya çalıştı" diyebiliyorsun.. ayni şekil.. futbol oynandı işte.. barcelona ceza alanına girmeye çalıştı inter izin vermedi.. hikmet karaman bu arada guardiola'ya akıl veriyor, "şimdi böyle oynatilmaz" kivaminda bir şeyler söylüyordu.. bu adanalılar gerçekten çok garip insanlar.. galile adanali falan olsa "dünya adananın etrafında dönüyor" derdi yemin ki..
http://static.guim.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2010/4/28/1272486668601/Barcelonas-Dani-Alves-arg-015.jpg
(dani alves'den "hocam napalim tiryakisiyiz" pozu)
devre arasında pep guardiola "ibram, bak koçum oradan giriyorsun buradan atiyorsun, vururmuş gibi yapip "bacına kayıolar!" diyip defansı ekarte edip golu atiyorsun" diye anlatirken mourinho arkadan sokuluyor "özet geç lan" ayarinda komiklik yapip gidiyordu.. guardiola'nın o anki yüz ifadesini bulursam, duvar kağıdı yapicam "alın lan bunu başımdan" cümlesini bir insan bakışları ile kurabilir mi? kuruyormuş işte..

ikinci yarı'da interli oyuncular sahaya çıkarken zanetti "beyler herkes defansa yardima geliyor" diye takımını uyariyordu.. kale arkasındaki skorbord "55." dakikayi gösterirken maçı tv'ye veren yönetmen "yaz anasini satayim ekrana inter'in gol atma şansı: %0 barcelona'nın gol atma şansı:%0" diye cinnet geçiriyor, 5 saniye sonra "sigara içmeye çıkıorum ben" diyerek olayı geçiştiriyordu.. tamam bundan zevk alanlar olabilir.. yani oturup "aha nasil ortanın açılmasını engelledi" "bravo nasil etten duvar oldu" diyenler olabilir.. ama açık konuşayım, ben ikinci yarıyı 80. dakikaya kadar izlemektense ayazağaspor ile haznedarspor'un "olm ayağınla orta yapican götünle değil" bağırışmaları arasında geçen maçını izlemeyi tercih ederim..

http://static.guim.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2010/4/28/1272491858938/Inter-defender-Maicon-rea-016.jpg
(korneeeeer)
71. dakikada milano yer yerinden oynuyordu.. inter ilk kornerini kazandı.. milano'nun tüm kahveleri ve iddia bayilari yikilmisti sanki.. "korneeer" diye sevinçten bir kişi balkondan atlıyordu.. sonra gol falan olmadı..

açıkça farkediliyordu ki, guardiola'nın bir b planı yoktu.. a planı hep işe yaramıştı, hiç b planı'na ihtiyacı olmamıştı o da hazirlamamıştı bir tane.. sonuçta bir senelik teknik direktordu sadece.. ama 84. dakikada golü pique vals yapar gibi atiyordu.. top penaltı noktasının az sağında pique'ye geliyor, para maçı yaparken dönen para gibi dönen pique topu iki tane kayan interli arasından (yıldız kayması olacağını söylüyordu televizyonlar) ağlara gönderiyordu.. dünyanın farklı yerlerinde 54 farklı dilde "nihayet" kelimesi kullanılıyordu ama gol çok geç gelmişti.. 168. dakikada bir gol daha atabilirdi ancak barcelona..

http://static.guim.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2010/4/28/1272491863146/Lionel-Messi-rues-another-020.jpg
(golden sonra messi iki rekat şükür namazı ihsan eyledi)

barcelona taraftarı zafere kaçış filmindeki alman taraftarı gibi ayaklanmıştı.. zira durum acaip garipti.. 100 sene önce "no pasaran/geçiş yok" diyen halka bugun mourinho "no pasaran" diyordu.. 95 bin kişinin bir şekil olayi epikleştirmesi gerekiyordu, işte o anlarda aynı ağızdan söylenen şarkılar geldi.. böyle durumlarda ben ispanyol iç savaş şarkilarini bekliyordum "a la barricadas" falan söylensin mesela.. ama tabi oraya en az 50 euro verip giren taraftarın o tarz sarkilarla işi olmaz..

90+1 de bojan golu atiyordu ama golun öncesinde hakem troure'nin topu elle aldığını söylüyor "buranın çakali sen misin artiz!" diyip troure'ye madik atiyordu.. oysa "pliz hocam ya" ekolunden gelen troure haklıydı, top eline carpiyordu evet, ama eli olmasa çüküne çarpacaktı.. şahsen ben hakem olsam verirdim golu..

http://static.guim.co.uk/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2010/4/28/1272491865086/Bojan-Krkic-fires-the-bal-022.jpg
(buz gibi gol!!)

hülasa maç bitiyor, 2004 yılında yunanistan'ın futbola yaptığını inter bu maçta yaparak finale çıkıyordu.. mutlak bir galibiyetten sonra stadyumda çalacak "çelik - güle güle yavrum" şarkısı bir kenara atiliyor, yerine şampiyonlar ligi şarkısı çalınırken, yerde braveheart filminde ölen iskoçyalilar gibi yatan barcelona'lıların arasinda bir uzun bacaklı mourinho beliriyor, tribunlere "önce allah, sonra cengiz kurtoglu, sonra ben!!" hareketi çekiyor valdes "bilader hastam olursun yapma böyle işler" diyip mourinho'yu tribunden uzaklaştırmaya çalışıyor, mourinho hiç bozmuyordu.. interlilerin saha ortasinda sevinmesine kızan barcelona yönetimi "barcelona merkez akıllı olsun herkez!" tavrını sergileyerek fiskiyeleri açıyor "sie lan!" diyerke interlileri sahadan kovuyordu..

bir şampiyonlar gecesi de burada noktalandi.. evet futbolda yenmek de yenilmek de yani herşey var.. hatta ilker yasin bile var.. iyi geceler efendim..

2010 lionel messi:4 arsenal:1

Salı, Nisan 06, 2010 zaman: Salı, Nisan 06, 2010

http://www.arsenal.com/assets/_files/images/sep_09/gun__1252666642_messi_lionel.jpg

hafta sonunda real madrid maçına çıkacak olan barcelona için durum kötüydü aslında, 15 gündür hatrick yapmayan messi'nin form düşüklüğü, puyol ile pique cezalı, yeni tanju çolak (yeni maradona diyince oluyor ama) `ibrahimoviç` ise sakattı.. öteki tarafta arsenal'de fabregas sakattı, gallas, van persie gibi geçen seneki 5-2 lık kadiköy maçının adamları hepten sakattı ve arşavin sakız ciğnemekten yorgun düşmüştü..

tüm bu eksiklikler içersinde, güzel bir barcelona akşamında akşam namazından az evvel maç başladı.. valdez arkadan "beyler hocamızın dediklerini yapiyoruz, savunma oynuyoruz, adam gördük mü basıyor, rus gördük mü çakıyoruz!" diye bağırıyordu.. 10 dakika geçmişti ki arsenal topa bir iki kere "beyler bi durun ya ısınalım" diyerek dokunmuştu.. arsenalde bir şaşkınlık bir "nereye geldik anasını satayımlık" duruşu gözüküyordu..

ama 19. dakikada arsenal Bendtner ile buldu golu. diaby den aldigi topu walcott ortaya açarken, birden önünde biten valdes'in mudahalesiyle yilmayan bendtner golu atiyordu.. şimdi böyle anlatinca olmadı tabi, ama tipik fifa golu desem anlarsınız heralde.. kanattan kaleciyi cikar, tam o sirada yerde pas ver bos kaleye adam atsin.. o tarz..

tabi sahada bir messi vardi.. tam bir dakika sonra emre tilev'e "messi messi bu adam neyin nesi" dedirtecek kivamda tipik bir messi golu atti.. türkiye'den bir messi çıkmamasını şuna bagliyorum ben: mahallede, şahsen benim mahallemde bir adam böyle bir gol atsin, acaip döverim onu.. "buranın artizti sen misin len?" derim dayak arsızı yaparim..

açın bir yerden gollere bakin, ama 43. dakka olduğunda messi 3'ü golunu atmıştı bile.. bu arada golden sonra çaktırmadan bir el işareti yapmış, ve taraftarlar "beyler bundan sonra gol yokmuş, cocukları işetelim gelelim" diyip devre arasını beklemeden tuvalete gitmişlerdi.. 80 bin kişilik stadda olacak tuvalet kuyruklarını gelin siz düşünün.. işte messi böyle büyük yürekli bir topçu..

arsen wenger'in yapabileceği tek bir hamle vardı, o da messi'yi oyundan almak.. `jedi mind trick` ile guardiola'ya "messi'yi oyundan alacaksın" demeye çalışsa da işlemiyordu tabi bu..

ikinci yarıya arsenal başlıyor ve topu ayaklarında tam olarak 14 saniye tutuyorlardı.. ikinci devre top bir orda top bir burda eşek kadar 22 adamın topun peşinde koşmasıyla geçip gitti dostlarım.. (böyle anlatiyorum ki, bende yayın gitti.. link aradim durdum.. buldugumda 82. dakikaydi) aman o kaçırdı, bu kurtardı, ah o sert girdi derkene dakkalari 80'e getirdik..

87. dakika gibi messi ortadan girip arsenal defansını ipe dizdi, sonra "hadi artik kaleye vuram" diyerek bir şut aşketti ama almunyadan döndü.. adam ayaklarına miknatis taktirdigi icin, top geri geldi bu kez almunyanin apışından topu aglara atti..

şimdi bu noktada eğer ben arsenalde oynuyor olsam, önce topu fileden alıp, degaj çekme mahiretiyle uzaylardım bi.. sonra almunia'ya "çık lan kaleden ver eldivenleri ben geçicem kaleye" derdim. sonra da messi'yi dövmeye koştururdum peşinden..

velhasil kelam, karabuk demirçelikspor, bucaspor maçından daha fazla keyif veren bir mucadele olmadı bu maç bana.. messi'yi izledik işte bitti.. çıkar messi'yi koy altay'a onun da maçları bu kadar zevkli olur.. na yaziyorum buraya.. maçın golleri altta:


0-1 Bendtner 18



1-1 Messi 21



2-1 Messi 37




3-1 Messi 42



4-1 Messi 88

Galatasaray -Atletico Madrid son baskı

Cumartesi, Şubat 27, 2010 zaman: Cumartesi, Şubat 27, 2010

başrolde ,on tane ultraslanın boyadığı "allah diyen aslan" motifi ve hoş bir kareografi ile başlayan gecedir. -Başkan Önenç arkadaşımıza kişisel şükranlarımızın yanında ayrıca teşekkür ediyoruz.

İtalyan düdük yardımcılarına maç öncesi son taktikleri verirken objektiflere böyle yakalandı.İtalya bahis skandalında en populer isimlerindendi. Uefa'nın sakat maçlarda "bişey olacaksa buna olsun " mantığıyla ateşe attığı isimlerden biri olduğundan turu geçen takıma bile sevimsiz görünmeyi başarabilmiştir.



derken yeşilliği gören koştu. Aralarında üçerli beşerli gruplar yapan futbolcular baya baya alman kale ,dokuz aylık, ortada sıçan tarzı binimum attraksiyon eşliğinde ısındılar. Bi ara Sabri'nin gazına gelip ciddi ciddi japon kale oynayan futbolcuları hakemin" evet 8 oldu beyler , örtüyü çekinde başlayalım ,saat yazıyo" tarzı serzenişi ile kendine getirdi.

santos da ısındı . kendi topunu getirip rahat rahat top sektirdi , dizinle 20 sektirdi , sabri abisi " küçük!! at bakam topu!! " diye bağırasaya kadar gönlünce koştu, terledi ,hevesini aldı..









kameraların sevineni çektiği dakikalarda, gol sevincini ne kadar abartırsanız ,olayın rakip için o kadar eziyete döndüğünü idrak ettiğimiz 2 karedir.




"maçın özeti".

Milyon adet insan ,çekilen kurayı "abi keita yaparsa yapar" olarak çözümlerken Madrid heyeti başının kel olmadığı kanıtladı. Galatasaray'ın yekpare hucum anlayışı ve Madrid'in bu anlayışa yaptıgı sert muhalefet dikkatlerden kaçmadı. O da insan sonuçta. Gerçi çok net konuşmamak lazım.


Caner kırmızıdan sonra secdeye gelip günahları için tövbe etti, 20bin küsür kişinin beddualarına karşı tek başına dayanmaya çalıştı.

ilk maçın akıbetinden sonra favorisi süprizi kalmayan eşlemenin sonunda, Leo Franconun dediğinin çıkması , Keitanın 2 gol ve 18km aldıgı yolun heba olması gibi moral bozan hatıralar eşliğinde ,Jo transferine yapılan "avrupada oynamıyor,ne anladım o işten" eleştirileri sona ermişti . Zira artık hiçbiri avrupada oynamıyor. Görünen kamyon farıymış arkadaşım.

LUCAS NEILL the BIRD HUNTER

Çarşamba, Ocak 13, 2010 zaman: Çarşamba, Ocak 13, 2010

 
         ister istemez, arkadaş hakkında "doğuştan kanarya düşmanı" ," kartal kanarya farketmez , kuşlardan hazetmez" gibilerinden espriler yapılacaktı. Tez elden buyrun , sonra başka bi yerde görünce "haa görmüştüm ben bunu çekirdekçide" falan diyin

-gel topraam gel!?


Bunun dışında, kendisi Tony Hibbert ve Phil Neville ve Heitinga'ya ragmen 12-13 maç kadar oynama şansı bulabilmiş birisi. Muhtemelen ermeA, emreG, servet ve gökhan ile rotasyona girmeye uğraşacak baktı olmadı sabri yada uğur ile kaynaşmaya çalışacaktır. Reykart sıkışınca Topal nassı defansın ortasında oynayabiliyorsa , bu arkadaş da yer yer orta sahada defansif olarak rol alabilmekte. Uefa'da kayıtlı olmaması diğer artılarından.Bunun dışında Westham'da kaptanlık yapmış birisi olmasından ötürü, taraftar, ateşli taraflar, yanarlı döner pıçaklı taraftar gibi konularda yeterli tecrubesi bulunmakta. Bu konuda bi sıkıntı yaşamaz sanmıyorum.

       Sonuçta 10 üzerinden; video olarak 9, profil olarak 6.5-7 puan kapabilir. Ama finans olarak 4buçukta bırakırım, 5 yapmam. Neticede sene başında beleşti kendisi. Çok maaş istiyor diye alınmadı. E şimdi ne kadar az istiyorsa muhtemelen o fark kadar Everton'a bonservis verilecek. Everton'ı, bedavaya hatta sadece bi senelik sözleşmeyle aldığı bir insanı ,5-6 ay sonra(hali hazırda bosmanda iken) 750ye okutabildiği için tebrik ederiz. Bildiklerimiz bunlardan ibaret ama genede haddimizi bilip "Reykart tamam dediyse vardır bi bildiği " diyoruz. Uefa'da gol yedirtmesin ,hep attırsın hadi işallah yarebbim.  

Barcelona 1-0 Real Madrid

Pazar, Kasım 29, 2009 zaman: Pazar, Kasım 29, 2009

-soda varsa içeriz. hatta pellegrino olsun.içimi güzel, lıkır lıkır ,..


          Hatıra bırakmaya değer bir iki enstantane bulma adına, el clasico'nun güzel bir bahane olabileceğini düşünmüştük. "İNİESTA MARCELO'NUN BACAK ARASINDAN PAS VERDİ!!!" Panayır gibi bi maçtan sonra, girizgah olarak böyle kallavi başlıklarla hatta ağzımızı şapırtada şapırtada maç gününü anlatmak isterdik. Lakin sadece isminin hatrına kendimizi mecbur hisseder olduk. Gördüğümüz duyduğumuz kayda değer hadiselerde işte "2 tane bacak arası oldu abi maçta!?" şeklinde zorlama ünlemlerden öteye geçemedi. Şimdi böyle buluşmalar "yaa o 2009da nou camp'taki maç nasıldı be abi??" dedirtecek potansiyellere sahip olması, hislerimizi manuple eden yegane unsurdur. Şunu bunu bodoslama eleştiricek kadar aman aman bir isyan bir yoğunlaşma bile olmadı yenilmiş bünyede. Yok raul niye oynamadı , efendim kaka 90 dakka nasıl sahada kaldı, gol de zaten ofsayt kokuyordu, Guardiola'ya sorsak Ronaldo çıksın derdi yahu( hadi içimde kalmasın bunlar) vs vs.  

        Artık alıştığımız kaliteli kadro-dandik teknik direktör kombinasyonundan dolayı totalde illaki bir başarı yakalanıyor fakat bugunkü gibi kritik maçlarda bir türlü sevindirik olamıyoruz. Barca 10 kişi kaldığı anda bir avuç Madrid taraftarının bile zerre ümitlendiğini zannetmiyorum. Zira Barca 10 kişi kaldıktan 5 dk. sonra Madrid, teknik traktörünün hamlesiyle 9 kişi kalmıştı bile. Ronaldo'nun çıkması başka(10 kişi kaldık) , Benzema'nın girmesi bambaşka oldu(9kişi kaldık).Son 20 dakka Topu Barca'ya vermeden , o orta sahadaki yayın barca kalesine yakın tarafında 2-3 pas yapıcak, ortalama 2 dakikada bir ara pası, frikik,orta ,şut, korner kısacası tehlike yaratacak bir madrid izlemek isterdim. Ama orta sahanın bahsettiğimiz tarafında bahsettiğimiz türden oyunu kıvırabilecek adamlardan ziyade, civan gibi forvetler diziliverdi. Ümit bağladığın bir tek insan evladı Kaka'da başından sonuna kadar Elona'ya özenince (10 numara giyip ekseriyetle toptan uzak durmak) o civan gibi forvetler hangi pası alıpta hangi golu atıcak peki diye sormak istedim.(bkz: gs-hamburg son 10dk.) Yani şimdi ,yenmek yenilmekten öte,böyle yaparsanız güzel futbol olmuyor arkadaş. Yazık günah millet sinemalarda doluştu şu münazara için.

       Ha bide Raul bu günlerde yaşı başı itibariyle bir takım rekorları tıkır tıkır tazelemekle meşgul. Hatta 4-5 hafta önce yedek kaldı. sonraki hafta yine yedek kaldı. İşte o hafta "raul 2006dan beri ilk defa 2 hafta art arda yedek kaldı" diye bangır bas haberler olmuştu. Raul o gün bügündür halen yedek kalarak bu alandaki rekorunu da 6 maça çıkardı. Valdano'dan ricam, bize Raul'a sergen muamelesi yaptırmasınlar. "bu takıma koy Raul'u, oynamaz mı aga? " dedirtmesinler. Sonuçta 5-3 yada 3-2 değil de 1-0 yeniliyorsan sebebi gol atamamak olur. 

Maşallah de..

Cumartesi, Eylül 12, 2009 zaman: Cumartesi, Eylül 12, 2009



yeni takım, yeni teknik patron ,yeni başkan,bol yıldız, uyum sorunu falan filan dedik. antin kuntin maçlarda 0-0lık sonuçlar , 1-0lık kısır malubiyet yada gelibiyetler olabilir dedik. Bütün bunlar olsa da bişey demeyiz dedik. Sonuçta artık o formanın yakışmadıgı bir adamı sahada görememek de güzel bişeydir dedik. Amma lakin ki , harcanan 300milyon mudur , yoksa Casillas'ın kirli sakalı mıdır? ugurlu gelen şey nedir tam bilemiyoruz. Bilinen şey, bismillah ilk 2 haftadan 3er 3er sallamaya başladı beyazlılar. Gerçi tarihe baktıgımız zaman, bu beyazlıların şampiyon oldukları sezonlara da ,5. bitirdiği sezonlara da her daim gümbür gümbür girdiğini görürüz. Belkide adettendir olan biten.
Olsun ,maşallah deyin..

Hadi bakalım...

Perşembe, Ağustos 27, 2009 zaman: Perşembe, Ağustos 27, 2009

SeriA;
Seri A’dan 3 futbolcu saysak bunlardan bir tanesi muhtemelen Pato olur. İtalya liginin marka değerini sırtında taşıyan önemli neferlerden biri bu delikanlı. Öte yandan bu seneki asıl görevi İbrahimovic yada Henry’i dinlendirmek olacak olan 19 yaşındaki Bojan ,muhtemelen farklı galibiyetlerin rövanşında ilk 11de yer bulabilecektir. Şimdi baktığımız zaman Pato ve Bojan’nın hemen hemen aynı ayarda futbolcular olduğunu görüyoruz. Hatta kimine göre(ben dahil) Bojan daha donanımlı ve daha yeteneklidir.
Hadi biraz daha abartalım. Palmerias’tan alınıp “ulen kimse almasın diye biz aldık ama nerde oynatacaz arkadaş bu adamı” denerek Benfica’ya kiralanan Kerrison’un , SeriA‘da major takımlar dahil yedek kalabilceği bir takım yoktur. Çok aman aman olmamakla beraber 3-5 seneye kalmaz bir Adriano yada bir Fabiano tadında bir golcu olacaktır. Daha Madrid’e sıra gelmeden aradaki fark dramatik boyutlara ulaştı ise vay Berlusconi’nin haline diyoruz. İkide bir Perez’i eleştirmek ,hele hele “piyasayı yukseltiyorr, bir topçuya 90 milyon verilirmi??” gibilerinden mızıklamak yakışmıyor sizin gibi baronlara. Adam efendiliğini bozup “pardon da ronaldo alıyoruz,,kaka alıyoruz,, kaç para verseydik? 10milyon+sabri ‘mi teklif etseydik??” demedi ya ,bir kez daha taktir ettim kendisini.

Premier lig;
Bildim bileli Premier Lig tanrı katına yakın oturur. Mühürü ise Manchester Utd. adında bir futbol klubunun çekmecesinde duruyor. Bu klubun 7 nömrolu formasının nasip olduğu nev-i şahsına münasır üstadlar malumunuz. hepsini bir kenara koyup listeden taze ayrılan ile yeni eklenen arasındaki farkı tartışmaya kalksak, münazara 3 dakka sürmez sanırım. G. Best – B.robson – E.Cantona - D.Beckham - C.Ronaldo – ve M. Owen... evet bildiğimiz Owen. En parlak dönemini ,Madrid’in yedek klubesinde Grevesen ile 1-1 biten viking istilasını ,Solari ile Farkland meselesini çözümleyerek geçiren Michael James Owen. Tabi Ronaldo’nun 7 numara olayında Raul’un kudretine boyun eymesi de aslında başka bi dava konusu.(‘hattini bil hattini’ reklamı güzel olmuş) Bir de Valencia diye yetenekli bi çocuk aldılar ki, bir iki gün önce futbolla pek arası iyi olmayan bir arkadaş “öyle takım yok mu yav ispanyada?? Valencia diye takım var yav ,hayret...” gibisinden bu transferi şiddetle eleştirince ,hak vermek zorunda kaldım. Kırılmasın, gönlü olsun dedim.
Öte yandan, artık Premier lig camiasının önde gelenlerinin ezber yapmış gibi durup durup aynı şeyleri gevelemesini istemiyoruz. Hele hele lig başkanı’nın “100 ronaldo gitse belki ozaman şey olur” açıklaması bambaşkaydı. Şimdi ufak bi hesapla;

Premier ligin değeri yaklaşık 3.2€ milyar,
100 adet Ronaldo,tanesi 95€ milyondan toplamı 9.5€milyar eder,
Hadi toptan aldınız diye 8milyar olsun. 8 >3.2 denkleminden yola çıkarsak, demekki zaten Premier lig’ten 100 adet Ronaldo gidemezmiş.Demekki sen baya bi saçmalamışın. Gitse gitse bir adet gidermiş. Onu da alsa alsa Perez alırmış. Neymiş neymiş? Zaten Dunya’da marka değeri olan yanlızca 2 adet Ronaldo varmış. Onların da bi tanesi şu aralar yaklaşık 105 kiloymuş. Haa ayrıca o da 75 kilo filinta gibi olduğu zamanlarını beyaz forma ile geçirmişmiş.

Diğer açıklamalar da tamamen “premier lig hala en iyi ligtir” , “premier lig yıldızları hala yıldızdır”(??) formatında şeyler zaten. Bir Ferguson ,bir Wenger olmak kolay değil ,yapmayın, yakışmıyor beyler!!. Aslında her açıklamada ki o “hala” baskısı nelerin değiştiğinin kanıtı gibi. Tabi görmeden inanmam diyenler için Cumartesi gecesi Bernabeu‘da “hala madrid!!” seslerine kulak vermelerini tavsiye ediyoruz. Zira Cumartesi saat 21.00’da santrada Benzema ve Raul olacak. Düdükten sonraki 2 sn içinde Benzema topu Raul'a, Raul ise Kaka'ya verecek. Bu sırada Ronaldo eli havada ,sağdan sağdan ,yaldır yaldır... Biraz futbol izleyelim..



**Bahis severlere küçük bir not; bu sene ilk maç dahil madrid maçlarından ekseriyetle kaçınız ,nasibinizi başka maçlarda arayınız. Gassaray üstt ,trabzon 0-2 çifte falan takılın işte, zira William Hill bu sene fazla mesayi yapar. Bu mesai size yansımasın .aman diyim..

Arsene Wenger Theo'nun milli takıma gitmesini istemiyormuş

Çarşamba, Haziran 10, 2009 zaman: Çarşamba, Haziran 10, 2009


oldu olasi bu milli takim hadisesine karşı arsene wenger.. theo walcott'un da milli takimlara gitmesine, u-21 de mac yapmasina tav olmus.. yok demis gitmiceksin. ama walcott bir deli oglan, tutturmus gitcem oynicam diye.. haberin devami burada merak ederseniz..

olur da theo walcott'a milli takimda bir sey olursa benim korkum arsene wenger'in kendisinden gecmesidir..

arsene wenger: burda dureydim böyle tam burda böyle gollerimi açeydim iki yena duteydım onu, duteydım onu ben, getme deyeydim, getme theooo.. getmeee... beniiim yüzümdeen beniim yüüzümdeeeeeennn,benim yüzümdeeeeeeen, theoooooooo, theoooo, tutaamaadıııııım, tutamadııııııım ....

na bu sahne olsun direk atlarim ucaga giderim.. tutarim adebayor, cekerim kenara...

"yık gec hocani.. yık gec yoksa vallahima düzelmez.." derim.. na buraya yaziyorum..

gattuso'yu sevmeyip de bu adamı sevmeyenleri anlamıyorum ekolu

Pazar, Mayıs 31, 2009 zaman: Pazar, Mayıs 31, 2009


şöyle gerzek bir uslup kullanılıyor "ya bu adamı sevmeyip de gattuso'ya hayran olanları anlamıyorum" ismail güldüren'den tutun, barış özbek'e kadar bir çok insan için kullanılıyor bu. allaşkına kim seviyor gattuso'yu yahu.. şurada "gönlümdeki dünya karması" postu açsak, kaç kişi gattusoyu yazar takimina!

ben fellianiyi seviyorum ama.. yani barış özbek'i de severim fellianiyi de.. saçına başına kurban olduğumun.. yaşasın felliani ve afro harekat!

2009 Şampiyonlar Ligi Finali Manchester Barcelona

Çarşamba, Mayıs 27, 2009 zaman: Çarşamba, Mayıs 27, 2009


leylekler bir kaç hafta önce geri dönmüş, çilekler ve kirazlar mutlu mesut bir şekilde pazarda yerlerini bulmuşken, eriklerin bile çekirdekleri sertleşmişken, ülkede mayınları kimin temizleyeceği konusu almış başını gitmiş, beşiktaş ise şampiyonluğa koşarken, roma’da roma atatürk olimpiyat stadı’nda oynanıp, barcelona’nın 2-0 kazandığı musabakadır.


maçtan evvel roma sokakları katalanlar ve ingilizler ile dolmuş bir kaç yerde hırlaşmalar yaşanmış olaya mudahale eden italyanlar bir iki zavallının bacaklarına emanetleri ekleştirmişlerdi. stadın önü maç saatine yakın 500 metrelik kuyruklar olmuş, hatta bir kaç italyan ortama kaynayıp sıralarını 5 euroya satmaya çalışmış, jandarma olaya mudahale etmek zorunda kalmıştı. yine de roma olimpiyat stadı göz kamaştırıyordu. sahanın ortasında kıp kırmızı bir şampiyonlar ligi çarşafı serilmiş, etrafına bir kaç tane roma tanrıçası gibi giyinen kız serpilmişti. andrea botacelli şampiyonlar ligi şarkısını söylerken kadrolar sahaya şu şekil çıkıyordu:

barcelona: 1-victor valdes; 5-carles puyol, 24-yaya toure, 3-gerard pique, 16-silvinho; 28-sergio busquets, 6-xavi, 8-andres iniesta; 10-lionel messi, 9-samuel eto'o, 14-thierry henry.
yedekler: pinto, caceres, muniesa, keita, gudjohnsen, bojan, pedrito.

manchester united: 1-edwin van der sar; 22-john o'shea, 5-rio ferdinand, 15-nemanja vidic, 3-patrice evra; 13-park ji-sung, 16-michael carrick, 8-anderson, 11-ryan giggs; 7-cristiano ronaldo, 10-wayne rooney.
yedekler: kuszczak, rafael da silva, evans, nani, scholes, berbatov, tevez


saatler önce kurt hoca alex ferguson “bir dandik durum olursa, bizim yedeklerimiz daha iyi. tak koyarım berbatov’u ne bileyim efendim, tevez’e çık oyna derim. ama bence barcelona kazanır. “ diyordu. bu yaştaki bir teknik direktorun hala ve hala rakip takıma gaz vermek namına “bence onlar daha iyi” demesini ben sineye çekemiyorum açıkcası.


her neyse, andrea botacelli şarkısını söylemiş, kırmızı çarşaf ortadan alınmış, koşu pistli olimpiyat stadında her şey futbol için hazırlanmış, giggs ve puyol birbirlerine kulub flamalarini vermiş, eski manchester’lı pique rooney’e gidip “hafta sonu gel de pes’te çakayım” rahatlığında konuşmuş, giggs “vatikan tarafındaki kaleyi alalım hocam” diyor ve maç barcelona’nın başlama atışı ile başlıyordu.

manchester maça hızlı başlıyor, keyiflenen manchester seyircisi park’ın bindirmelerinden birinde “"park! park! wherever you may be! you eat dogs in your home country! but it could be worse, you could be scouse! eating rats in your council house!" (park, nereli olursan ol, memleketinde köpek yiyorlar.. ama liverpool’lu olabilirdin ve belediye binanızda sıçan yiyebilirdiniz!) diye çirkinleşiyorlardı. hayır bu ingiliz taraftarını neden sevmediğimi belirteyim diye bu tezahuratı söyledim.


ronaldo kaleye 3 şut çekiyordu, manchester alenen bastırıyordu ama iniesta süper bir topla ceza alanının sağ tarafında topu etoo ile buluşturuyor, etoo süper bir vucut çalımı ile andersen’i geçiyor ve pis burun vurarak topu ağlara bırakıyordu. golden sonra bir liverpool barında, bir liverpool’lu “gool” diye bağırıyor, etrafındaki falkland gazisi yaşlı bir amca “ayıptır, ingilizsiniz siz!” diyip ortamı geriyordu. şükür ki aralarından birisi çıkıp ingiliz korkma sönmezini söylüyor, ve ortam yatışıyordu.

bundan sonra manchester’ın balonu acaip sönüyordu. hatta golden sonraki santra vuruşundan topu kornere atmayı başardılar. xavi ve iniesta’nın şovlarını yapmalarına izin veriyorlardi, ferdinand ve vidiç defanstan top çıkartırken balıkesirspor defansı misali riskli hareketler yapiyor, giggs ikinci bir forvet gibi oynadığından orta saha acaip boş kalıyordu. anderson ise sanırım roma havalimaninda benzeri ile karıştırılmıştı ve sahaya çıkan futbolcu anderson değildi.


ikinci yarıda da ilk yarıdaki durum değişmemişti. vidiç ve ferdinand resmen barcelona’lı oyuncuların gölgesinden bile korkuyordu, xavi’nin serbest atıştan bir topu direkte patlıyordu. tevez ile ronaldo ilerde oynuyordu rooney ve park kenarlarda duruyorlardı ama manchester’ın bir ışık verdiği yoktu. barcelona çok net bir şekilde pas yapıyordu. hatta tribundeki katalanlar her pasta “oley” demeye bile başlamışlardı. sivasspor da bu kadar oynardı barcelona’ya. zira defansın gerisine top atmak üzerine kurulu bir taktik yapıyorsa alex ferguson 16 senede, bülent o taktiği 3 senede yapabiliyor yahu!


60. dakika gibi berbatov da oyuna giriyordu. berbatov, ronaldo, tevez ve rooney oyundaydı. bu dörtlü bu sezon toplamda sadece 110 dakika birlikte forma giymişlerdi. alex ferguson sanırım sakinleştirici almış bu maç için ve o sakinleştiriciyi fazla kaçırmış. barcelona pas-koştur-pas oyununu oynayıp manchester defansında açıklar bulmaya çalışıyordu ve nihayetinde, 70. dakikada, xavi’nın sağ taraftan, aut çizgisine 35 metre uzaktan penaltı noktasının civarına bir muz orta çıkartıyor, messi de maçtan sonra “sağolsun xavi abi bir orta açtı, ben de güzel yükseldim, tabii ki bugün benim gol atmam önemli değildi barcelonamızın kazanması önemliydi, bu sene katıldığımız tüm kupaları kazanan bir takım olduk, hatta geçen aydın doğan şirketler arası halı saha turnuvasını bile kazandık mutluyuz. seyirci çok güzeldi, bu kupayı tüm katalanlara armağan ediyorum!” diyecekti..


ikinci gol yenince manchester’ın umudu kalmamıştı pek. ronaldo hırs küpü olup çirkinleşmeye başlamış, ama tüm emekleri kendisini daha antipatik göstermekten öteye gidememişti. son dakikalarda manchester’ın karamboldeki bir pozisyonunu valdes çıkarsa da pek bir şey olacağı yoktu.

velhasıl maç 2-0 bitiyordu. katalanlar sevinç göz yaşlarına boğuluyor, alex ferguson guus hiddink’in planından farklı bir şey denemenin ceremesini çekiyor, ronaldo’nun fevri oyunu, kapalı çarşıdan husui kupanın üzerine isim yazsın diye getirilen artin usta’nın kupanın üstüne “fc barcelona, artin gümüş kapalıçarşı/istanbul,her türlü gümüş işi yapılır, yüzük küçültülür.” yazmasına neden olmuştu. ve en sonunda bir sezon finalı çok da süpriz olmadan yaşanıyordu.


kupa töreni ise platini’nin göreve gelmesinden beri olduğu gibi yine tribunde olacaktı, pique üzerine göztepe bayrağı giyinmiş “bir gün elbet göztepe’de oynayacağım” diyip gönül almış (bu konuda yemin etsem başım ağrımaz, sarı kırmızıysa sarı kırmızı) ronaldo’ya gümüş madalya takılırken tüm ispanyollar kendisini ıslıklamış, berlusconi içinden “guardilanın apış arasına doğru muck yapsam nolur ki len?” demiş, platini messi’yi samimi bir şekilde kucaklamış ve kupa s.p.q.r arması önünde puyol’un ellerinde yükselmişti. o platformun s.p.q.r. armasının hemen ortasındaki armanın beni benden aldığını belirtmek istiyorum ama. bi de sonunda andrea botacelli çıkıp yine korkuttu beni. bu maçta kimse küfür etmesine kızanlara “burası opera mı, tiyatro mu? küfür etmeye geliyoruz buraya” diyememiştir sanırım. zira yaşayan en şahane tenorlerden biri oradan. en sonunda da freddi merkuri’ye bir ayıp yapılmıştır ama. “we are the champions” yerine sanırım “rossini’nin track:6” adlı eseri yayınlanmıştır stat hoporlorlerinden (bende ismi öyle kayıtlı o şarkının)

maçtan sonra konuşan alex ferguson “erken gelen bir gol tüm konsantrasyonumuzu dağıttı. sabaha kadar oynansa sabaha kadar barcelona topu ayağında tutardı ve maç 1 olurdu. bir şey yapamadık, tüm ingiltereden ve yavru vatan avustralya’dan özür dileriz” diyordu. bir ingiliz gazetecinin “yani liverpool her zaman roma’da kazanir diyebilir miyiz?” sorusunu ise “alın bunu buradan, kasti gelmiş bu, liverpoollu bu” şeklinde karşılıyordu sir.

Villarreal :3 Real Madrid :2 Raul:700

Cumartesi, Mayıs 16, 2009 zaman: Cumartesi, Mayıs 16, 2009

bir REAL MADRİD C.F. hocasının şu şekilde pozu olmamalıdır. " azizim vallahi üzülüyorum halinize ,gelen koyyor giden koyyor, biz de koyduk ama inan rahat değilim." böyle mi dedirtiyosun kendine?
     
       Şiddetle puana ihtiyacı olan Villarreal , şiddetle Perez’e ihtiyacı olan Mardid’i evinde konuk etmiş. Gago’yu yokluğunda orta sahada sorun yaşayan bir Madrid sahaya çıkmış.( bugün Beşiktaş Gago’nun yokluğunda sorun yaşamıyor)  Neticede  Madrid ,amaçsız ,sebepsiz, sadece angaryadan ibaret olan Madrigal deplasmanında 3 gol yemeyi problem yapmamıştır.(yine de 90da yenilmek kötü birşey) Zaten taraftarından futbolcusuna, yöneticisine kadar butun camiada asıl gündemin her haftasonu yapılan rutin maçlar olmadığı aşikar. Maç öncesi muhtemel taktik “efendi gibi oynayın, 4-5 yemeyin ,rezil olmayın yeter” gibilerinden birşeydir sanıyorum. Maç için tarihe geçilecek tek not  ise Raul üstadımızın 700. maçına çıkmış olmasıdır.(bröhhhh!!) 



       Daha seçimler yapılmadan kimin başkan seçileceği ,kimlerin gidip kimlerin kalıcağı belli olmaya başladı. Zira Perez’in rakibi olan aday, seçim propagandasında “Brezilya’dan, Kaka’nın velihatı olan Kerrikson’u getireceğim” vaatinde bulunmuştu. Buna karşılık Perez “ ben bizzat Kaka’yı getireceğim,aslı varken taklite gerek yok” şeklinde cereyan verince diğer adayın seçme ve seçilme hakkını ister istemez elinden almış oldu. 
         Neticede Cannavaro valizlerini toplamış ,yuvasına hatta Juve’sine döneceği günü bekliyor. Pepe kendisine takım ararken Casquero’nun hala hayatta olmasını koz olarak kullanmakta. Gago’nun “beni kimse almaz lan” diye tesislerin kantininde ezik ezik dolaştığı duyumunu aldık. Heinze, Van der vaart, Guti, Salgado, m.diarra ve Saviola da seneye beyaz formayı giyemeyecekler. Bunların yanında kadroya katılıcak yeni yıldız yüzünden seneye hakettiği dakikaları alamayacağını hisseden Higuain’in ve yaş haddinden ötürü Nistelroy’un da takımdan ayrılması muhtemel. 
           Öte yandan Kaka için 60 milyon avrupa eurosu karşılığında Milan ile anlaşıldığı söyleniyor. Defans hattının Ramos hariç tamamen değişmesi kesinleşti. Forvete ise İbrahimovic yakışır demiş büyük başkan. Benim bildiğim Perez aynı sene birden fazla yıldız alıp getirisini böldürmez. Ama şartlar gerektirirse itinayla editöre girip takımı Kaka ,İbrahimovic, Ronaldo şeklinde doldurabilir. yapar... yapmışlığı vardır. Dua edin Messi’ye niyeti bozmasın.  

2009 chelsea barcelona

Çarşamba, Mayıs 06, 2009 zaman: Çarşamba, Mayıs 06, 2009


barcelona'nin her zaman madrid gibi kolay rakiplere karsi oynayamayacagin ve zorlu rakiplere karsi 12 kisi mucadele ederse ancak kazanabileceginin bir göstergesidir bu musabaka..

guus hiddink maçtan evvel oyunculari otomatik portakal'daki misali bir odaya kitleyip gecen seneki manchester united barcelona maclarini izletmis gibi oynatti acikcasi.. hoş sag kanadi eger alvesden kurarsan (ki sabri bu alves'e beş basar.. hayir kötü ortaysa buyur sabride de var, maç başına gol kazandiran bir ortaysa, buyur sabri, daglara taşlara şutsa aynen sabri.. daha niye dani alves israri bilemiyorum) forvet hattinda eto gibi "şut atsam işe yarar mi acaba" diye düşünen bir adami biriktirirsen ve mavilerden korkan bir messi'n olursa boyle hakeme sıgınmak makul karsilanmali..

hoş barcelona kendi secmiyor hakemleri.. hentbol hakemliginden bozma bir kel hakem sahada olunca insanlar cileden ciktilar sanirim.. öyle sinir olmuslar ki hakeme, sahaya girmek için otobuslere atlayip stanford bridge gitmeye calisan adanalilar vardır eminim.. bu baglamda ben böyle geniş, boyle rahat futbol seyircisi görmedigimi soylemeliyim.. hakem orada ingiliz futboluna tecavuz ederken siz "vay olur mu? vay yapilir mi?" yaziklar olsun britanya halkina, yaziklar olsun londrali dadaşlara.. bir tatanga bir texas kadar olamadiniz.. ulen bari sahaya bir şey atsaydiniz da tepkiniz belli olsaydi.. vallahi bravo.. boyle de kaypak bir seyirciymissiniz siz..

ha bu arada öyle taktiksel zeka, boyle taktiksel zeka diyenlere sözüm sudur ki 10 kisi kalmis bir barcelonaya karsi erdogan arica bile sakatlanan drogbanin yerine bir ön libero almazdi sahaya.. bir forvet alirdi hic bozmazdi sistemi.. atardi 2. yi rahatlardi..

nihayetinde guus hiddink şu sarkiyi söylüyordur "ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere, son dakkada gol yedim de gidemedim finale.."

21 Nisan Real Madrid 3-2 Getafe

Çarşamba, Nisan 22, 2009 zaman: Çarşamba, Nisan 22, 2009

     Usual Suspects’i izlediğim günü hatırlıyorum. İlk 15 dakikadan sonra heveslerim körermeye başlamıştı. Yarım saat sonra ise filmi kapatıp uyumak üzereydim.Sonraları vasattan orta halliye terfi etti filmimiz. Son 20 dakikaya girilirken ise işin rengi değişmişti. Yavaş yavaş izlemeye devam etmemden ötürü duyduğum pişmalık kayboldu. Ve tabiki final. Usta alicengizci Spency, topallamayı kestiği sahne ile film bitmesine 1 dakika kala golünü atıyor ve seyircisine koşuyordu. Film ise kalite final ile akıllarda kalıyor ve bu final sayesinde izlenesi bir film olarak hatırlanıyordu.



     Madrid, ilk yarım saatlik futboluyla tam da böyle bir izlenim bırakmıştı. “ ya maç var dediler geldik, oynamazsan olmaz şimdi..” mantıgındaki 8-9 kişi, tatsız tuzsuz bir futbol izletiyordu seyirciye. De Ramos, yakınından geçen her oyuncusunun poposuna ”koşsana oolum!!!” diye tekmeyi savuruyordu. Seyirci ise ses tellerini gözden çıkarmış “ madrid kudurdu!! kupa diye tutturdu!!!” gibilerinden futbolcular üzerinde baskı kurmaya çalışıyordu. Barnebau kale arkasında, yaklaşık 15 senedir elindeki o düdük gibi borazan gibi şeyi öttüren amca bile, daha bir hışımla,yanındakilere ilallah ettiresiye, yüzü gözü kıpkırmızı olasıya öttürüyordu elindeki o düzeneyi.

maça ardarda top kayıplarıyla başlayan küskün Guti, hocası "oynasa lan gundi!!" diye çıkıştıktan sonra kendine geldi ve futbolu hatırladı.

      Butun bu gayretler ,herkesin beklediği, gelse kimsenin şaşırmayacagı bir gol içindi. Derken sahaya bir gol indi, hatta golu de Madridli biri atmıştı. Ama bu gol kimseyi sakinleştirmedi. Aksine tansiyonu daha da yukseltmiş , ateşe benzin dökmüştü. Çünkü golu atan madrid alt yapısından çıkan ve bu gece Getafe forması ile sahada olan Soldado idi.(0-1) Soldado, komplike bir oyuncu olmamakla beraber hayatımda gördüğüm en rahat gol atan forvetlerden biridir(zaten komplike olsa, getafe ne?). Muhtemelen attıgı çoğu golden sonra “valla vurdum gol oldu” “ dokandım girdi” gibi yorumları vardır kendisinin. De Ramos’un golden sonra yedek klubesindeki Robben’e dönüp “ kak kak kak kak!!” diye bagırması aslında Madrid’teki asıl problemin ne oldugunu kanıtlıyordu bizlere. Sakatlıgından ötürü riske edilmemişti, zira bir sonraki maçlar Sevilla ve el-clasico idi. Fakat bu maç kaybedilirse clasiconun pek anlam ve önemi kalmayacaktı.(bkz:iki ucu boklu deynek)



   İlk yarının sonunda 4. hakem “2 dakika var gençler “ diye bagırdığı anda, Higuen “ bi dakka o zaman” diye cevap veriyordu. Çünkü hali hazırda kaleye bir metre uzaklıkta ve kaleciyi çalımlamış vaziyetteydi.(1-1) 



    Maça eksik bir kadroyla çıkan Madrid, maç içinde de eksilmişti. Robben’in yedek başlamasına sebep olan sakatlıgı, oyundan çıkmasına da neden oluyordu. Son 20 dakikaya girilirken “çakma davids” Drenthe sahada belirince “eyvah eyvah nelere kaldık” diye içimizden geçiriyorduk. Ama ilk yarı butun pozisyonları leblebi çerez gibi harcayan hucum hattı tamamen kimlik değiştirmişti. “5 dakkaya atarız” “gol geldi gelicek” gibi fısıltıların içinde maç izlerken, sahaya bir gol daha iniyordu. “atamayana atarlar “ olayına şahit oldugumuz dakikada, getafe defansının “yeter beaaa” diye uzaklaştırdığı top ,kontra atak olarak Madrid kalesine yöneliyordu. Albin’in gözlerini kapayıp yaradana sığınmasıyla tribündeki üstçüler hariç(içimizdeki danimarka) herkes şoke olmuş, kaç dakika kaldıgına bakıyordu. (1-2) Lakin 84. dakikada gelen bu gol Bison’u kızmırmıştı. 2 dakika geçmeden kazanılan serbest vuruş alicengizin işaretçisiydi. Hem yorgun hem dargın olan Guti’nin topu doksana astıktan sonra deRamos’a attıgı bakış gözlerden kaçmadı(2-2).



    Beyazlar,maç yeniden başlar başlamaz allah ne verdiyse rakip sahaya çullanıyordu. Casillas “ olm biriniz kalsın lan alovv” demeye kalmadan, sinsi getafe kanatlarından yine kontra kokusu geliyordu.Derken korkulan oluyor,golu önlemek pahasına Casquero’nun canına kasteden Pepe penaltıya sebebiyet veriyordu.(direk kırmızı)  Guti, Pepe'nin cinayete teşebbüs ettiği pozisyonda gördüğü karta itiraz etmesiyle izleyiciye "pes" dedirtiyor,  öte yandan  Pepe'yi ite kaka sahadan kovalayan Casillas  alkış topluyordu. 

Guti'nin bu kırmızı karta bile itiraz etmesi maçın hakemini hayrete düşürdü.  "noldu öldümü ya adam? bak yaşıyo işte" diye itiraz etmesiyle çileden çıkan hakem "hakkatten gundimişsin sen ama"  diye Guti'ye çıkıştı. 

     Maktul Casquero, gördüğü zulümün faturasını kendisi kesmek isteyince, seyirciler akıllara zarar bir penaltıya şahit oldular. Baldırına ve sırtına aldığı darbelerlerin etkisiyle bilincini yitiren, kendisini Totti, karşısındakini Volkan sanan Casquero “ bi haraket çekeyim butun stad mal gibi kalsın, bu an tarihe geçer offf büyüksün olm sen, evet büyüğüm ehheh” gibilerinden kendi kendine konuşuyordu. Lakin topu plaseyle aşırtmaya kalkınca kendi mala döndü. Gelen topa geri pas muamelesi yapan Casillas topu elinle yumuşatıp “ne şimdi bu?” gibilerinden bir bakış atıyor, ve topu direk öteki kaleye göndererek maçı kaldıgı yerden kaldıgı şekilde tekrar başlatıyordu.Bu noktada Casquero hem alenen dayak yemiş hem rezil rüsva olmuştu(yazık ya).


binimum forvet geceleri gizli gizli bir araya gelip Casillas'a penaltı atma olayını çözmeye çalışırken, Getafeli oyuncunun denediği taktik Casillas dahil herkesi hayrete düşürdü. Hayır o oyuncu Getafe'li olmasa yine bi nebze gol olma şansı var.Ama o formayla o gol olmuyor.



   Ve tabiki final. Bütün maç, topu dağlara taşlara diken Higuain ,uzatmanın son dakikasında bu sefer Guti’nin sol köşede açtığı delikten kaleyi tutturuyor ve seyircisine koşuyordu.(3-2) Maç ise kalite final ile akıllarda kalıyor ve bu final sayesinde izlenesi bir maç olarak hatırlanıyordu. Getafe deyince aklıma gelen ilk şey geçen seneki maçta yenilen evelere şenlik goldü. Ama bu gece yaşanan gag’lar herşeyi unutturan cinsten.Anladık ki bu iki takım aynı sahada tepkimeye girince enteresan şeyler oluyor.